ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
3 PKK'lı terörist sınır kapısında teslim oldu
3 PKK'lı terörist sınır kapısında teslim oldu
Hac ön kayıtlarında son 3 gün
Hac ön kayıtlarında son 3 gün
'Roman açılımı' Resmi Gazete'de
'Roman açılımı' Resmi Gazete'de
Irak kuzeyinde PKK’ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Irak kuzeyinde PKK’ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Kastamonu'da trafik kazası: 3 ölü, 2 yaralı
Kastamonu'da trafik kazası: 3 ölü, 2 yaralı

İsmail CİNGÖZ

YÜZ YILLIK ENERJİ KORİDORU PLANI
13 Kasım 2019 Çarşamba

Suriye’de yaşanan olayların ulusal güvenliğe olan tehlikeleri karşısında uluslararası hukuka uygun olarak kara harekâtı gerçekleştiren Türkiye, 22 Ekim 2019’da Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve 29 Ekim 2019’da Rusya ile ayrı ayrı mutabakat yaparak güney sınırlarının 30-40 km derinliğe kadar güvenliğini sağlamaya çalışmıştır. Mutabakat çerçevesinde güvenli bölge gerisine çekilmesi gereken ABD askerleri ve PYD/PKK unsurlarının tamamen çekilmediği zamanla ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte ABD’nin çekilirken bazı bölgeleri planlı bir şekilde Rusya’ya devrettiği görülmektedir. ABD karar alıcı mekanizmalarının bu vesileyle, kendileriyle müttefiklik ilişkileri sarsılan Türkiye’nin Rusya ile iş birliğini önlemeye çalıştıkları değerlendirilmektedir.

ABD askerlerinin çekilme faaliyetlerinde, riskli olacağını değerlendirdikleri bölgeleri terk ederek daha az riskli bölgelere yerleştikleri görülmektedir. Zira hem riski az hem de uzun vadede Irak petrol sahası ile daha kolay bağlantı sağlayabileceği bir bölgede yer alan ve petrol sahasına sahip Rakka ile Deyrizor’a konuşlanırken, başka bir petrol sahasını, Haseke bölgesini ise Rusya’ya bıraktığı görülmektedir. Büyük resme bakıldığında Suriye olaylarının uzun soluklu bir enerji sahası ve güvenli enerji koridoru oluşturma savaşı olduğu hususu netlik kazanmaktadır.

Birinci Dünya Savaşı’nın emperyalist devletlerinin yaklaşık yüzyıl önceki Orta Asya, Kafkaslar, Hazar Bölgesi, İran, Irak ve Suriye petrollerinin güvenli bir şekilde Akdeniz’e ulaştırmaya çalıştıkları enerji koridoru planını günümüzde aktif etmeye çalışan ABD[1], gelinen süreç sonucunda Türkiye’yi bertaraf ederek Rusya ile işbirliği yapmayı tercih etmiştir. Tabi ki bu plana İsrail’in güvenliği ile Büyük İsrail’e giden yol haritasını da dahil etmeyi ihmal etmiş olamaz. Çünkü ABD için İsrail’in güvenliği olmazsa olmaz ilkelerdendir. Türkiye’yi oyunun dışına itebilmek ve dışarıda tutabilmek için YPG/PKK kozunu elinde tutmaya devam eden ABD’nin, bu unsurların tamamını güvenli bölge dışına çıkartmadığı görülmektedir.

ABD çıkarlarına uygun hizmet etmesi ve Suriye petrollerine ABD adına bekçilik yapması için PYD/PKK terör örgütünü yanında tutan ABD, Büyük İsrail planına uygun olarak 30 Eylül 2019 günü Suriye-Irak arasındaki Ebu Kemal Sınır Kapısı’nı tekrar açmıştır. Beş yıl önce DEAŞ’ın bölgeyi kontrolü altına alması üzerine kapanan ve halen Suriye rejiminin kontrolü altında olan Ebu Kemal Sınır Kapısı’nın açılmasına Suriye Demokratik Güçleri (SDG), PYD/PKK, Rusya, İran ve Suriye rejiminin de destek vermesi ve hatta tarafların Ürdün ve İsrail üzerinden Hayfa Limanı ile Akdeniz’e çıkılması planlanan enerji koridoru planını destekliyor[2] olmaları çok ilginçtir. Çünkü bu kadar çok tarafı olan plan etrafında uzlaşılması dikkatle takip edilmesi gereken bir gelişmedir. Bir diğer ilginçlik de ABD ve İngiliz üssü bulanan El Tanf bölgesinde yer alan İngilizlerin de planlanan bu petrol hattına bekçilik yapmak üzere sessiz sedasız bekliyor olmasıdır.

ABD, İngiltere ve İsrail’in Suriye planlamalarında yer alan Tanf bölgesi konum itibarıyla Golan Tepeleri’nin güneyinde ve Suriye muhaliflerinin elinde olan küçük ama çok stratejik bir öneme sahiptir. Türkiye ve ÖSO tarafından kabul görmeyen ama ılımlı muhalifler(!) olarak tanımlanan gruplar yer almaktadır. Tanf bölgesinde yer alan ılımlı muhaliflerin(!) ABD tarafından para ile teşkil edildikleri ve “operasyonel eğitim” verildiği iddia edilmektedir. Ayrıca ilginç olan bir husus ise ılımlı muhalifler(!) ile El Kaide uzantısı muhaliflerin ve DEAŞ’lı teröristlerin bir arada olmalarıdır. Türkiye’nin Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekatlarından sonra önemi artan Tanf bölgesi[3], Barış Pınarı Harekatı’ndan sonra ise Deyrizor-Tanf hattının kilit bölge haline geldiği muhakkaktır.

ABD, Rusya, İngiltere ve İsrail hattında bahsedilen enerji koridorunda gizli anlaşmalar yapılırken Fransa’nın devre dışı kaldığı görülmektedir. Yıllardır PYD/PKK terör örgütüne yeraltı tünelleri inşa eden Fransa, Suriye’de söz sahibi olmak ve Suriye petrollerinden pay kapmak için PYD/PKK terör örgütüne her türlü desteği verirken bir taraftan da Türkiye’nin Suriye içlerine kara harekâtı yapmasına da en fazla itiraz eden ülke olmuştur.

Suriye’nin Celabiye kentinde bulunan Fransız Lafarge çimento fabrikası tarafından verilen betonlar ile onlarca tünel inşasına ve Fransa sivil toplum kuruluşlarından temin edilen 200 milyon dolar destek verilmesine rağmen Türkiye’nin Barış Planı Harekâtı son noktayı koymuş ve Fransa’nın Suriye’deki varlığını bitirme noktasına getirmiştir[4]. Ayrıca Suriye’de terör örgütlerine desteklerinden dolayı “insanlığa karşı suçlarda suç ortağı olmaktan” yargılanan ama şaibeli şekilde dosyaları kapatılmış olsa da Lafarge üzerinden Fransa’nın terörü finanse ettiğinin ortaya çıkması açısından önemlidir.

Suriye’de hali hazırda gelinen sürece bakıldığında ABD’nin koşullu mutabakata uymayacağı daha baştan bekleniyor olacak ki Türkiye, oluşabilecek güvenlik açıklarını bertaraf edebilmek amacıyla Rusya ile de mutabakat yapma gereği duymuştur. Barış Pınarı Harekâtı başladığı gün itibarıyla Suriye toprakları üzerinde 22 üs ve askeri noktaya sahip olan ABD, harekât süresi boyunca Münbiç, Aynelarab, Rakka, Haseke bölgelerindeki 16 noktadan çekilmiştir fakat daha sonra Münbiç hariç terk ettiği bölgelere tekrar döndüğü hatta ABD’nin Deyrizor bölgesine yeni üsler kurduğu görülmüştür.

Ağır silahları ile birlikte zırhlı araçlarla tekrar dönen ABD, YPG/PKK kontrolünde olan petrol sahalarında devriye görevlerine çıkmaktadır[5]. Askeri varlığını sürdürmek ve bölgede kalmanın bahanelerini arayan ABD’nin aradığı bahane tam da bu arada gelivermiştir(!): 8 Kasım 2019 günü ABD askerlerinin konuşlandığı Musul’daki Kayyara Askeri Hava Üssü’ne 17 katyuşa füze atılarak saldırı düzenlenmiştir. Bu ve benzeri eylemleri de bahane edecek olan ABD’nin iç ve dış kamuoyuna yeni bir kalma sebebi sunacağı anlaşılmaktadır.

Bu arada Suriye’de oluşturulmaya çalışılan güvenli bölge hattında Türk askerlerine de taciz ve saldırılar sürmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Barış Koridoru tesisine yönelik mevcut mutabakatlara tam olarak uyulurken, PKK/YPG’li teröristlerin Barış Pınarı Harekât bölgesine yönelik olarak havan, roket ve keskin nişancı atışıyla saldırı gerçekleştirdiği basında yer almaktadır.

Sonuç olarak;

Mutabakatlara rağmen PYD/PKK terör örgütü unsurlarının güvenli bölgesine tam manasıyla çıkmadıkları görülmektedir. Üstelik Türk Askerlerine saldırı ve tacizlerin sürekli olması yeni bir harekât beklentilerine sebep olmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinde alınacak kararların ve sonrasında yaşanacak gelişmelerin, harekatın tekrar olup/olmamasını belirleyecektir. Bir süredir ikili ilişkilerini geliştiren Türkiye ile Rusya arasında Rusya’nın PYD/PKK terör örgütünü kendi kontrolüne alma ve çıkarları ekseninde kullanmaya dönük çalışmaları ile Suriye rejimi eksenli hareket etmesi nedenleriyle ters düşmeler yaşandığı görülmektedir. ABD ile adeta yol ayrımına doğru seyreden bir ilişki yaşayan Türkiye’nin Rusya ile çok hassas bir ilişki içerisinde olması hareket kabiliyetini zorlamaktadır fakat Türkiye karar alıcı mekanizmalarının her türlü gelişmeye karşı hazırlıklı olması gerekmektedir. Zira süreç bunu gerektirmektedir.

30 Ekim 2019 günü Cenevre’de BM Suriye Özel Temsilcisi Geir O. Pedersen’ın girişimleriyle yapılan Suriye Anayasa Komitesi toplantısının bir benzerinin 3-4 Aralık 2019’da Londra’da düzenlenecek olan NATO zirvesi kapsamında da yapılacağı Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın tarafından yapılan basın açıklamasında duyurulmuştur. Son zamanlarda artış gösteren Suriye konulu zirvelere hazırlıklı olması gereken Türkiye karar alıcı mekanizmaları, bir oldu-bitti ile karşı karşıya kalmamalıdır. Karar alıcı mekanizmalar; 1960 Kıbrıs Antlaşması örneğinde olduğu gibi Türkiye, güney sınırlarının uzun vadeli güvenliğini temin için “GARANTÖR DEVLET” statüsünü uluslararası antlaşmalar ile elde edebilmenin imkanlarını zorlamak için dersini iyi çalışmalıdır. ABD başta olmak üzere Suriye’nin ekonomik değerlerini sömüren ülkelerin uluslararası sahada yaptırıma tabi tutulmaları için gerekli suç dosyaları ile toplantılara katılım yapmalı, Suriye’nin zenginliklerinin yine Suriyelilere aktarımı sağlanmalıdır. Elde edilecek gelirlerin takip ve taksimi için bu konuda uluslararası bir oluşum girişiminde bulunulmalı ve Suriye halkı ile Türkiye gibi sığınmacı kabul eden ülkelere; gelir/sığınmacı oranında dağıtımının sağlanması üzerinde çalışılmalıdır. Zira 2011’den bu yana Türkiye’ye gelmiş olan Suriyelilerin Türkiye ekonomisine olan yükünün bu vesileyle biraz hafifletilmeye çalışılabileceği değerlendirilmelidir.

Son söz olarak; ABD Başkanı Donald Trump’ın daveti üzerine ABD’ye çalışma ziyaretinde bulunacak olan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindeki heyet, son zamanlarda iyi gitmeyen ikili ilişkileri ele alacaklar. Programda Trump-Erdoğan ikili görüşmesi de vardır. İki ülke ilişkilerinin yeniden gelişebilmesi için çok önemli olan bu ziyaretin, ABD’nin kuvvetler ayrılığı ilkesiyle hareket eden devlet yapısı içerisinde nasıl bir karşılık bulacağını zaman gösterecektir.

Trump’ın mektup skandalının nasıl çözüleceği de Türkiye kamuoyu tarafından beklenen ayrı bir gündem konusudur.

Kaynak: Star Gazetesi, 08.11.2019

                                          :

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

[1] Star; “85 Yıllık Plan Deşifre Oldu: Kerkük Petrolü İsrail’e Akacak”, 08.11.2019.

[2] Star; “85 yıllık plan deşifre oldu: Kerkük petrolü İsrail’e akacak

[3] Kıymet SEZER; “Yeni Terör Üssü Tanf”, Yeni Şafak, 30 Mayıs 2018.

[4] Akıncılar Dergisi; “Fransa Bölgeden Kovuldu”, 11.10.2019. http://akincilardergisi.com/dergi/fransa-bolgeden-kovuldu.html

[5] Cumhuriyet; “Suriye’den Çekileceğiz Diyen ABD Petrolün Peşini Bırakmıyor!”, 09.11.2019.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KÜRESEL YAVAŞLAMA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AVRUPA VE ABD NATO’DAN VAZGEÇEBİLİR Mİ?
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ULUSAL TEKNOLOJİ GÜÇLÜ SANAYİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
HAYVANSAL ÜRETİM
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KAHRAMAN BAKKAL SÜPERMARKETE KARŞI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
GÜZEL ATLAR ÜLKESİNİ GÖRMEYEN VAR MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSAN HAKLARI
Esra SARI
Esra SARI
BİZ, ACABA 'YÜZEN ÖRDEK SENDROMU'NA MI YAKALANDIK?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB(D)’NİN ''LİBYA'' ISRARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ASGARİ ÜCRETTE BEKLENTİ AÇ KALMAMAK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
ENGELLER ENGEL DEĞİL
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TÜRK KADINI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYA 'ŞİRKİSTAN'A DÖNDÜ...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
KADIN CİNAYETLERİ VE KADINA SAYGI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
DÜŞÜNCE ÜRETMEYE FIRSAT VERİLMELİ
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
DOĞRU BESLENME DEPRESYONU AZALTABİLİR
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
AMAN DİKKAT!
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva