ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
3 PKK'lı terörist sınır kapısında teslim oldu
3 PKK'lı terörist sınır kapısında teslim oldu
Hac ön kayıtlarında son 3 gün
Hac ön kayıtlarında son 3 gün
'Roman açılımı' Resmi Gazete'de
'Roman açılımı' Resmi Gazete'de
Irak kuzeyinde PKK’ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Irak kuzeyinde PKK’ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Kastamonu'da trafik kazası: 3 ölü, 2 yaralı
Kastamonu'da trafik kazası: 3 ölü, 2 yaralı

Şira Yıldız ASAN

YURT DIŞI VE YABANCI HAYRANLIĞI
29 Kasım 2019 Cuma

Geçen hafta New York’ta olmamdan dolayı yazımı yetiştirememiştim ve sizlerden uzak kalmıştım. Bu hafta her yurt dışına gidişimde bana aynı şeyleri hissettiren ve düşündüren bazı konular hakkında yazmak istedim ki hayatımın en önemli 12 yılı aslında yurt dışında okuyarak geçti. Bunun haricinde birçok ülkeyi de gezme şansını buldum ve hiçbir zaman bende oluşan farkındalığım ve kanaatim değişmedi şimdi yazacağım görüşlerim hakkında. Öncelikle tüm dünyaya Amerika’nın yaydığı “Amerikan Rüyası”nın ne kadar saçma olduğunu görmek için oraya bir kez gitmeniz bile yeterli; çünkü “Amerikan Rüyası” diye bir şey yok aslında. O Hollywood filmlerindeki gibi bir rüya hiçbir zaman olmadı orada ve olmayacak. Zengin ve fakir aralığının çok uç olduğu, köleliğin halen gizli var olduğu, pazarlamanın ve acımasızlığın önderliğini yaptığı bir ülke tabi ki de kendini “ışıltılı ve güçlü” kılmak için tüm gerekli kuralları koyacak ve kendini pazarlamada dahi rolünü oynayacaktır. Aslında sistem içerisinde sizi en iyi kullanan ve bunu yaparken de size müthiş fırsatlar ve olanaklar sunuyormuş gibi gösteren fakat diğer tarafta sizi iyice yalnızlaştıran ve bencilleştiren bir ülkeden söz etmek mümkün. Ben o dünyanın hayran olduğu “Amerikan rüyasında” asla yaşamak istemem mesela.

Konumuz esasen bizim ülkedeki yurt dışı ve yabancı hayranlığı... Nedense bitmek bilmeyen bir yurt dışı hayranlığımız ve gözümüzde büyüttüğümüz o “Avrupa ülkeleri ve Amerika” var. Çocukluğumdan beri net bir şekilde gözlemlediğim ve halen devam eden yabancı uyruklulara gösterilen özel ilgi ve hak ettiklerinden daha fazla değer verme ne zaman bitecek acaba derseniz ne zaman bitecek biliyor musunuz? Biz toplum olarak ne zaman kendimize olan güvenimizi tam olarak kazanırsak ve hak ettiğimiz değeri kendimize verirsek bitecek. Kendimizi sevip, yabancıların bizlerden daha üstün olmadığını kabul ettiğimiz ve toplum olarak üzerimize yapışmış olan “yabancılara karşı kendimizi ezik hissetme” durumunu ortadan kaldırdığımız an, işte o vakit onlara da gereğinden fazla anlam yüklememeyi, gereğinden fazla değer biçmemeyi ve gereğinden fazla misafirperver olmamayı öğreneceğiz. Böylelikle de onların da bize saygı duymasını ve bizleri kendilerinden daha üstün görmelerini engellemiş olacağız. Bu yabancı hayranlığını ve gereğinden fazla anlam ve değer yüklemeyi yabancı kadınlarla evlenen Türk erkeklerinde de görüyoruz maalesef ki.

Bu Amerika gidişimde beni sinir eden bir olayı kısaca sizlerle de paylaşmak isterim. Yeni havaalanımız olan İstanbul Havalimanında New York’a uçmak üzere bekleme salonunda beklerken, tahminim sonradan Amerikan vatandaşı olan bir kadına “haddini” bildirmekten hiç ama hiç çekinmedim. Uçuşum sabah saatlerinde olduğunda ne olur ne olmaz diye erkenden havalimanında oldum dolayısı ile alanda vakit geçirecek bir hayli zamanım oldu. Duty Free’nin pahalandığına şahitlik ederek, bir sandviç ve suya 45 TL ödeyerek, git git bitmek bilmeyen yürüyen merdivenleri kovalayarak uçuşumun bekleme salonuna geldim. Amerika uçuşu olduğundan son bir özel güvenlik aramasından geçiyorsunuz ki artık uçağa binmeden önce son kez el çantanızı ve el bagajınızı kontrol ediyorlar. Tüm güvenlik işlemlerini geçtikten sonra, pamuk gibi olan bekleme salonunda sakince beklerken ve uçağa biner binmez uyuma hayalleri kurarken benim tepemi arttıracak olan kadını duydum...

Kadın sürekli bağırıyor ve kendi kendine konuşuyordu. Malum uçuş rotamızdan ötürü bir hayli kilolu yolcular vardı ve bazıları körükten uçağa kadar tekerlekli sandalye ile götürülmeyi bekliyordu. Sırayla alınıp son model elektrikli sandalyelerle de uçağa kadar götürülüyorlardı. Bu arada New York havaalanındaki tekerlekli sandalyeler tahminimce 50 yıllık falan, fakat bizim havaalanımızdakiler son model ve elektrikli; bunu da belirtmeden edemeyeceğim. Kadına geri dönersek, sırasını beklemek istemiyor ki (bunu kendi ülkesinde asla yapamaz, kurallar orada uygulanmak için vardır çünkü) bu yüzden de sürekli etrafa bağırıyordu. Biraz bekledim fakat kimse kendisini uyarmadı ve ikaz etmedi. O an orada bulunan hiçbir görevli kadını susturmadı ki etrafını da rahatsız ediyordu. Bendeki patlama ise en son “işte siz Türkler böylesiniz şöylesiniz, neyi becerirsiniz ki, neyi doğru yaparsınız ki...” demesiyle oldu ve var olan o güzel İngilizcemi şakırdattım. Kadın tek kelime edemedi ve doğru dürüst cevap bile veremedi bana. Kızardı, bozardı ve sustu.

En son uçağa binerken gördüğümde ise sus pus koltuğuna ulaşmayı bekliyordu. Zannedersem hayatının dersini almış oldu, bir daha kolay kolay kimseyi hatta bir ülkeyi bu şekilde aşağılayamaz ve hor göremez. Ona ana dilim gibi konuştuğum İngilizcemle verdiğim cevap şu olmuştu; “Sen kimsin ki benim ülkemde benim vatandaşlarımı ve ülkemi aşağılıyorsun. Sen kimsin ki burada bağırıp çağırıyorsun. Git kendi ülkendekilere bu şekilde davran. Haddini bil, kibar ve nezaketli ol. Bu terbiyesiz ve önyargılı tavrına devam edeceksen de bir daha ülkeme gelme ve asla bir daha Türkler hakkında böyle konuşma.” 

Diğer tüm yolcular film izler gibi bakakaldı ve hiçbir Türk destek vermedi, yabancılar ise sus pus olup zannedersem sergilemiş olduğum özgüvenden ve çıkıştan dolayı şok olmuş bir şekilde bakakaldılar. Şimdi size soruyorum halen neden bu kadar yurt dışına karşı ezik duruyoruz ve neden çekiniyoruz? İnanın hiçbiri bizden daha iyi değil ve hiçbir yer ülkem kadar güzel değil. Öyle güzel, öyle sıcak, öyle misafirperver, öyle güler yüzlü, halen öyle paylaşımcı bir ülkem var ki; bunun değerini bilmemiz gerek. 

Öncelikle de en fazla değeri kendi vatanımıza, kendi vatandaşımıza ve kendimize vermemiz gerek ve bunu savunmaktan ve göstermekten de çekinmememiz gerek. İnsanın kendi ülkesinde yaşaması kadar güzel bir duygu yok ki, hele birde cennet gibi güzelse... Haftaya kadar sevgiyle.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 4 yorum var, 4 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Mahmut Baştuğ 30 Kasım 2019 Cumartesi  15:45

Düşüncelerini aynen katılıyorum önce Vatan

Yorumu oyla      0      0  
Ayşe 30 Kasım 2019 Cumartesi  11:34

Tebrikler gözlemleriniz çok doğru türkiyem her yönüyle güzel bir ülke

Yorumu oyla      0      0  
Türkan 30 Kasım 2019 Cumartesi  11:31

Yazdıklarınız çok doğru ve anlamlı bende yurt dışında yaşamış biri olarak vatanımı vevatandaşlarımı hiç bir ülkeye değişmem kaleminize sağlık

Yorumu oyla      0      0  
Zekeriya Erdoğan 30 Kasım 2019 Cumartesi  00:03

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda? Elinize emeğinize yüreğinize sağlık güzel insan selamlarımla..

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KÜRESEL YAVAŞLAMA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AVRUPA VE ABD NATO’DAN VAZGEÇEBİLİR Mİ?
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ULUSAL TEKNOLOJİ GÜÇLÜ SANAYİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
HAYVANSAL ÜRETİM
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KAHRAMAN BAKKAL SÜPERMARKETE KARŞI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
GÜZEL ATLAR ÜLKESİNİ GÖRMEYEN VAR MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSAN HAKLARI
Esra SARI
Esra SARI
BİZ, ACABA 'YÜZEN ÖRDEK SENDROMU'NA MI YAKALANDIK?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB(D)’NİN ''LİBYA'' ISRARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ASGARİ ÜCRETTE BEKLENTİ AÇ KALMAMAK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
ENGELLER ENGEL DEĞİL
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TÜRK KADINI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYA 'ŞİRKİSTAN'A DÖNDÜ...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
KADIN CİNAYETLERİ VE KADINA SAYGI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
DÜŞÜNCE ÜRETMEYE FIRSAT VERİLMELİ
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
DOĞRU BESLENME DEPRESYONU AZALTABİLİR
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
AMAN DİKKAT!
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva