ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Hatanın durumunu takip etmeyen doktor suçlu sayılabilecek
Hatanın durumunu takip etmeyen doktor suçlu sayılabilecek
Askerlik süresi 6 aya indi
Askerlik süresi 6 aya indi
Araklı'da selin bilançosu: 3 ölü 7 yaralı
Araklı'da selin bilançosu: 3 ölü 7 yaralı
Kırmızı listede aranıyordu, etkisiz hale getirildi
Kırmızı listede aranıyordu, etkisiz hale getirildi
Türk polisi istihbarat sağladı, 12 ton uyuşturucu ele geçirildi
Türk polisi istihbarat sağladı, 12 ton uyuşturucu ele geçirildi

İsmail CİNGÖZ

YOL AYRIMINDAKİ TÜRKİYE NE YAPACAK?
12 Haziran 2019 Çarşamba

Petrolün bulunmasından bu güne uluslararası ilişkiler enerji kaynaklarına göre dizayn edilmeye başlanmıştır. Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin Pensilvanya eyaletinde 1859 yılında açılan ilk petrol kuyusunun faaliyete geçirilmesinden itibaren küresel güç petrol endeksli olarak değişime uğramıştır. İngiliz şirketlerinin 1908’de İran’da petrol çıkartmaya başlaması gözlerin Ortadoğu coğrafyasına çevrilmesine sebep olmuştur. Zira kısa zamanda bölgenin zengin petrol yataklarına sahip olduğu anlaşılmıştır. 

İran dışındaki Ortadoğu sahasının Osmanlı Devleti idaresinde olması ise zamanın büyük devletlerinin bölge üzerindeki paylaşım planlarının çakışmasına sebep olmuş ve Birinci Dünya Savaşı’na varan çatışmalara sürüklemiştir. Çünkü İngiliz siyasetçi Winston Churchill’in 1911 yılında Denizcilik Bakanı olması ve İngiltere’de gemilerin kömürden petrol ile çalışır motorlara geçiş yaptırması, emperyalist devletler arasındaki rekabeti de beraberinde getirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın rövanşı olan İkinci Dünya Savaşı’nın da dünya enerji paylaşımlarının yeniden düzenlenmesi amacıyla yaşandığı bir gerçektir. Hatta İki Kutuplu Dünya Sistemi de enerji temelli küresel paylaşım endeksli olmuştur. 

Son zamanlarda Doğu Akdeniz havzasında keşfedilen petrol ve doğalgaz yatakları ise yalnızca emperyalist devletlerin değil enerji tüketicisi devletlerin de bu sahaya odaklanmasına sebep olmuştur. Doğu Akdeniz’in kuzeyinde (İskenderun Limanı’nın güney bölgesi) yer alan Kıbrıs Adası çevresinde ve Girit Adası’nın güneydoğu sahasında peş peşe petrol ve doğalgaz yataklarının tespit edilmesi deniz sınırı ve münhasır ekonomik bölge anlaşmazlıkları çerçevesinde dünya gündemini teşkil etmeye başlamıştır. 

Amerikan Jeolojik Araştırma Merkezi tarafından 2010’da yayınlanan bir rapora göre Doğu Akdeniz kıyı şeritlerinin petrol ve doğalgaz yatakları açısından paha biçilemez değere sahip olduğu hatırlanacak olursa; Birleşmiş Milletler (BM) Deniz Hukuku Sözleşmesine göre, Doğu Akdeniz’deki yataklarda kıyı devletlerinin (Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Lübnan, Suriye, Mısır, İsrail ve Gazze Şeridi) söz hakkına sahip olması gerekmektedir. Fakat konuya taraf olan ülkeler dışında bütün dünyanın Doğu Akdeniz’e odaklandığı görülmektedir. Çünkü yeni keşfedilen doğalgaz ve petrol yataklarıyla birlikte Ortadoğu enerji yataklarına yakınlığı, dünya ticaret yollarının kesişim noktasında yer alması ve jeostratejik öneme sahip olması bölgeyi dünyanın güvenlik sigorta sahası haline getirmiştir.

Başta Rusya olmak üzere enerji zengini ülkelerin yakın gelecekte pazar paylarını bir şekilde olumlu ya da olumsuz etkileyecek olan yeni enerji üretim sahaları aynı zamanda ilki Çin olmak üzere enerji alıcısı ülkelerin yoğun talepleri ve Doğu Akdeniz münhasır ekonomik alan ile üretim sahalarında Türkiye ve KKTC’nin yok sayılması bütün dünyayı etkileyebilecek sıcak çatışmalara dahi sebep olabileceği değerlendirilmektedir. 

2018’de İtalyan ENİ şirketinin 220 milyar m3 rezervli doğalgaz sahasının keşfedildiğini açıklaması üzerine Avrupa şirketleri ile ABD’den Exxon-Mobil şirketinin GKRY ile arama anlaşmaları imzaladıkları görülmektedir. Türkiye’nin de bu şirketlerle ve diğer uluslararası şirketlerle sondaj anlaşmaları imzalama çalışmaları ise sonuçsuz kalmıştır[1].

Bütün girişimlerine rağmen Türkiye ve KKTC dahil edilmeden ABD desteğinde; Yunanistan, GKRY, İsrail, Mısır ve Avrupa Birliği (AB) üyesi diğer ülkelerden müteşekkil ittifaklar karşısında Türkiye’nin geri adım atmadığı görülmektedir. Türkiye, Deniz Kuvvetleri korumasında KKTC tarafından verilen arama ruhsatları kapsamında sondaj ve arama gemileriyle faaliyetlerini yürütmektedir. 

Türkiye’nin sondaj ve arama faaliyetleri karşısında artan gerilimin ardından GKRY lideri Nikos Anastasiadis, Türkiye’yi BM’ye şikâyet etmiştir. Bu süreç yaşanırken ABD ve AB’nin de GKRY ile birlikte İsrail ve bazı Avrupa ülkeleriyle Türkiye’ye karşı ortaklıklar kurmaları çok taraflı sorunlar yumağı halinde büyümeye devam etmiştir. AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’un, AB ülkelerinin tek vücut halinde, (Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama faaliyetleri nedeniyle) Türkiye ile sorun yaşayan GKRY’nin arkasında olduklarını açıklaması ve “Türkiye’den, AB’ye üye bir ülkenin (GKRY) egemenlik haklarına saygı duymasını beklediklerini” söylemesi[2] süreci daha da gerilimli hale getirmiştir.

Gelişmeler karşısında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun; “… O bölgede bizsiz bir şey yapılamayacağını, o bölgeye uzaklardan gelenler de onların şirketleri de görsün. Akdeniz’de Türkiye’siz hiçbir şey yapılamaz, buna müsaade etmeyiz” sözlerinin ardından ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Margan Ortagus’dan “ABD, Türkiye’nin, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin (Güney Kıbrıs Rum Yönetimi) münhasır ekonomik bölge olarak tanımladığı alanda sondaj faaliyetlerini yapma niyetini duyurmasından derin kaygı duyuyor” açıklaması[3] gelmiştir.

Eski Rum Dışişleri Bakanı Nikos Rolandis’in bir etkinlikte Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj çalışmalarını durduracak bir ülke olmadığını belirtmesi ve “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan oyunu akıllıca oynuyor. Türkiye’yi kim durdurabilir ki? Bizim için hangi filo Türkiye ile savaşacak?” demesinden[4] bir hafta sonra GKRY’nin doğalgaz arama çalışmalarının Türkiye tarafından engellenmesini önlemesi karşılığında Fransa’ya daimî deniz üssü tahsis anlaşmasının imzalandığını açıklaması[5] dikkat çekicidir.

Gelinen süreçte “ABD, İsrail ve Yunanistan, Doğu Akdeniz’deki doğalgaz rezervlerinin, Türkiye’yi baypas ederek, Kıbrıs, Yunanistan, Mısır ve İsrail üzerinden çıkarılmasını tercih ettiği” görülmektedir. 

Doğu Akdeniz’den çıkarılacak doğalgaz ve petrolün Avrupa ülkelerine sevkini öngören boru hattı projesinde iş birliği için bir araya gelen Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’in mutabık kaldıkları görülmektedir. Mutabakata göre Kıbrıs-Girit-Mora-İtalya arasında deniz altına döşenecek olan East-Med boru hattının[6] ekonomik olmadığı bilinmektedir[7].
 

Sonuç Olarak; 
Türkiye’nin Kıbrıs’ta Garantör Devlet hakkının ne kadar önemli olduğu günümüzde daha iyi anlaşılmaktadır. Keza yıllardır Kıbrıs Müzakerelerinde “Garantör Devlet uygulaması kaldırılmalıdır” dayatması ile Türkiye’nin neleri kaybedeceği gün yüzüne çıkmıştır.
    

Türkiye’nin Doğu Akdeniz ve Ege kayalıklarındaki haklarının hayati öneme haiz olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bazı verilere göre Doğu Akdeniz bölgesinden çıkartılacak doğalgazlardan Türkiye’nin payına düşecek kısmının 572 yıllık ihtiyacına karşılık geldiği vurgulanmaktadır. Bu nedenledir ki Kıbrıs’ta mevcut şartlar değişmeden Türkiye bir an önce Doğu Akdeniz sahasından kendi gaz üretimine başlamalıdır. 
    

Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ile birlikte 2018 Kasım ayında Libya’ya gerçekleştirdiği ziyaret çok önemlidir. Sayın Akar ziyaretinde Yunanistan’ın bölgede planladığı işgal planlarını gündeme taşımıştır. Bu ziyaretin ardından Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Fayez Mustafa Al-Sarraj’ın da Türkiye’ye gelmesi Kaddafi sonrası ikili ilişkiler için büyük öneme haizdir. Başlayan iyi ilişkilerden hareketle Türkiye zaman geçirmeden kendi Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) ilanını yaparak Doğu Akdeniz’de sınırı olan Libya ile ikili bir anlaşma imzalamalı ve sahanın MEB sınırları belirlenmelidir.

Mevcut duruma göre Yunanistan, GKRY, İsrail, Lübnan ve Mısır ile yaşanan sorunlar dikkate alınarak Türkiye’nin bölgenin önemli ülkelerinden olan ve unutulan ülke Libya ile deniz yetki alanı sınırlandırma anlaşmasını ivedilikle gerçekleştirmelidir. Böylece Libya’nın kuzeyinden ve Girit’in doğu bölgesinden Kıbrıs’a kadar olan saha iki ülke arasında varılacak anlaşma ile diğer ülkelere kapatılabilecek ve böylece Türkiye ve Libya’nın diğer taraflar karşısında önemli kazanımlar elde edeceği unutulmamalıdır. 

ABD ile yaşanan S-400 füze savunma sistemi ile F-35 Savaş Uçağı krizinin geri planları içerisinde Doğu Akdeniz bölgesinde yaşanan güç mücadelesinin de olduğu bilinmektedir. Şimdi Türkiye çok önemli bir yol ayrımına doğru ilerlemektedir. 
 

-ABD’nin baskılarına boyun eğerek S-400’lerden vaz mı geçecek? 
Eğer Türkiye ABD’ye boyun eğecek olursa; Çok önemli doğalgaz sağlayıcısı Rusya ile ekonomik ve ticari ilişkilerle birlikte Suriye sahasında da karşı karşıya gelecektir. Defalarca bittiği açıklanan S-400 anlaşmasının iptal edilmesi, daha önce de Çin ile varılan anlaşmanın iptal edilmesi de birleştirilerek uluslararası kamuoyunda “Güvenilmez Ülke” statüsüne maruz kalacaktır.
 

-ABD ile ipleri tamamen kopartarak gerekirse NATO’dan ayrılmayı mı tercih edecek? 
Böyle bir durum savunma ve işbirliği için uzun vadede büyük askeri ve ekonomik kayıpları da beraberinde getirecektir. Fakat 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında kalınan ekonomik ve askeri ambargolardan dersler çıkartması gereken Türkiye cesur olduğunu, boyun eğdirilecek, diz çöktürülecek bir ülke olmadığını bir kez daha göstermekle karşı karşıya olduğunu bilmelidir.

Türkiye karar alıcı mekanizmaları ABD’nin eski muktedir ABD olmadığını bilerek hareket etmeli ve uluslararası ilişkilerde “Korkak Tavuk Oyunu” denilen stratejiyi çok iyi idare etmelidir. Bu strateji cesaret ve aynı zamanda rakibin çok iyi etüt edilmesini gerektirmektedir. Dolayısı ile Türkiye dersini iyi çalışmalı, kararlı olmalı, alternatif müttefik ve stratejik ilişkiler kurabileceği planları olmalıdır. 

Türkiye reel dış politikalar üretmeli ve gerekirse kısmi seferberlik ilan etmeye hazır olduğunu duyurarak; Şanlı Türk Tarihinden ve damarlarındaki asil kandan güç alarak dik durmayı başarmalıdır. 
            :

[1] Mithat YURDAKUL; “Doğu Akdeniz’de Enerji Yarışı - Donanma Nöbetinde Sondaja Devam-”, Milliyet, 02.06.2019.

[2] Mithat YURDAKUL; “Doğu Akdeniz’de Enerji Yarışı - Donanma Nöbetinde Sondaja Devam-”.

[3] Haber Türk; “ABD Dışişlerinden Kıbrıs Açıklaması”, 06.05.2019.

[4] Hürriyet; “Eski Rum Bakan’dan İtiraf Gibi Sözler: Türkiye’yi Durduracak Bir Ülke Yok”, 13.05.2019.

[5] Sabah; “Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Fransa’ya Deniz Üssü Veriyor”, 19.05.2019.

[6] Haber Türk; “Yunanistan-İsrail-Güney Kıbrıs Üçlüsü Doğu Akdeniz’de İşbirliğini Artırıyor”, 09.05.2018

[7] İsmail CİNGÖZ; “Kıbrıs, Doğu Akdeniz Doğalgaz Yatakları ve Güç Mücadalesi”, Ticari Hayat Gazetesi, 28.11.2018.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KONUT SEKTÖRÜNDE NELER OLUYOR?
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ASIL GÜNDEM
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DÜNYA YENİDEN KURULUR TÜRKİYE YERİNİ ALIR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BUGÜNÜN ÇOCUKLARI ROBOTİK KODLAMAYI ÖĞRENİYOR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ÇORAK TOPRAKLARDA UMUT YETİŞTİRMEK: RAHİM DEMİRBAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SU SARNIÇLARI GERİ GELEBİLİR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
BİR ELDİVEN BİR TORBA BİNLERCE GELECEK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ÜRETEN VE ÇALIŞAN KADINLARIN HAYRANIYIZ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Halil YATAR
Halil YATAR
TEKNOLOJİ Mİ YOKSA BEĞENMEMEZLİK Mİ?
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
YAZ DEPRESYONU
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
BİR İSTANBUL MASALI
Esra SARI
Esra SARI
SAHTE FOTOĞRAFLAR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
CEHENNEME KAPI AÇAN GIYBET(DEDİKODU) ÜZERİNE
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GEZİ İZLENİMLERİ III SLOVENYA'DAN SONRA 2. DİNİSİZ ÜLKE OLAN ÇEK CUMHURİYETİ(ÇEKYA), ESKİ ÇEKOSLOVAKYA-2
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva