ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Beşşar Esed ve eşi Kovid-19'a yakalandı
Beşşar Esed ve eşi Kovid-19'a yakalandı
Myanmar'da 3 protestocu öldü
Myanmar'da 3 protestocu öldü
Evlat nöbetine bir aile daha katıldı
Evlat nöbetine bir aile daha katıldı
Zonguldak'ta ekmek zammı durduruldu
Zonguldak'ta ekmek zammı durduruldu

Mustafa YILDIZ

YERLİ VE MİLLİ DİN ANLAYIŞI
14 Ocak 2021 Perşembe

Atalar yoluyla devrederek gelen, görsele dayalı, örfün ve geleneğin hakim olduğu bir çevrede yetişmiş, bu ortam içinde de dini tercih yapma zorunda kalmış, kimlik Müslümanı topluluklarda söz konusu din, dindarlık olunca ilk etapta akla gelen genel kabul görmüş/gören ve hafızalarda canlanan Müslüman tipi; kişinin namaz kılması, oruç tutması, hacca gitmesi, zekat vermesi vs. gibi günlük ifa edilen ibadetler akla gelmektedir. 

Kişinin iyi bir dindar olup olmadığının ölçüsü de kişinin namaz kılıp kılmadığı ya da oruç tutup tutmadığı ile değerlendirilir. Kur’an ve peygamber bilgileri de kulaktan dolma dost sohbetleri ile çeşitlilik kazanmış, aile ortamında konuşulan/konuşulmuş ve eski dönemlere ait olup sonradan ilave edilen/edilmiş izleri taşıyan israiliyat katkılı, harmanlanmış bilgilerle öğrendikleri gizemli, abartılı ve dram yüklü içerikli peygamber kıssalarıyla öğrenilen bilgilerdir.

Halk arasında benimsenen ve geçerli din haline gelen/gelmiş bu anlayış sahiplerinin anladıkları ve halka dayattıkları peygamber ve peygamberlik kavramı da; insanlara namaz kılmayı, oruç tutmayı, zenginlere de ilave olarak zekat verme ve hacca gitmeyi öneren/tebliğ eden kişi olarak tanınır.

Kişiliği hakkındaki kanaatleri ise; Peygamberlerin en üstünü, normal bir insanın yapmadığı/yapamayacağı insanüstü doğa güçlerine sahip, hayatının neredeyse her anı adeta mucizelerle dolu geçmiş, sadece şahsına münhasır özel meziyetleri olan erişilmez, ulaşılmaz yegane bir varlık olarak bilinir. Ekseri insanımızda hakim olan İslam anlayışı ve dindarlık algısı aşağı yukarı halen böyledir.

Bunun sebebi de çokta uzaklarda aranmamalıdır. Zira, idare edenler şuursuz, bilinçsiz insanları sevk ve idare etmenin daha kolay olduğunu zannettiklerinden, yaptıkları/yapacakları muhtemel yanlışların halk tarafından fark edilmemesi için, bazı din bilginleri de iktidarlara yakın olmak, itibarlarını korumak ve olası kazanılan/kazanılmış haksız maddi kazanımları da kaybetme korkusuyla idarenin de onayı alınarak birlikte hareket ederek, anlatımlarında dinin kapsamı/muhtevasını oldukça dar kapsamda tutmuşlar.

Kimi zaman şahsi emelleri uğrunda kimi zaman da gerçeği gizleyip söylemeyerek toplumun dini algısını da kendi kontrollerinde tutma adına bilerek ve isteyerek eğitim seviyelerini kendi istedikleri noktada tutmaya çalışmışlardır.

Müslüman halkın yoğun yaşadığı ve hem de Müslüman idareciler tarafından idare edilen coğrafyalarda kadın erkek herkese ilmin farz (zorunlu) olduğu bilindiği halde halkın okur-yazar oranının düşük olması hakikaten düşündürücü olmalıdır.

Özellikle toplumun bilinçli, şuurlu ve dindar bireyler olmasının belki de temelini oluşturan/oluşturacak ve mutlaka bilinmesi gereken peygamber ve misyonu, gönderilme nedenleri, insanlığa getirdikleri evrensel mesajları doğru okuma, insanı “Kamil Mü’min, Erdemli insan” yapan değerleri, salih ve saliha bireyler yetiştirmeyi hedefleyen ulvi ve evrensel değerler topluma yeterince verilmeyip konu edilmezken, amirlere itaat etme, yanlışları sorgulamama, bir lokma, bir hırka diyerek kanaat etme şuuru verme ısrarla konu edilip işlenmiş ve halkın sürüleşmesine adeta bilerek destek olunmuştur.

Müslümanlar; Peygamberlerin ilahi mesajlara dayalı getirdikleri ve insanlık yararına sundukları çözüm yollarına dair söylemler ve gösterdikleri fiili eylemler her döneme ışık tutacak mahiyette olduklarından, insanlığın bunlardan istifade etmesi beklenir.

Buna karşın maalesef peygamberlerin insan olma hasletleri öne çıkartılarak, Nasıl yattı? Nasıl kalktı? Neyi yedi? Neyi sevmiyor? Nasıl güldü? İhtiyaçlarını nasıl giderirdi? vs. gibi davranışları gündem edilmiştir. Hatta bazı insani davranışları bile ibadetmiş gibi Müslümanlara dayatılmıştır.

Peygamberi örnek almak demek yüklendiği misyonu da yüklenmek olacağı, bu göreve talip olma fedakarlık yapmayı da gerektireceği bilindiğinden, bu mevzuların üstü örtülerek toplum şekle yönlendirilmiş giyim-kuşam, sakal-bıyık gibi ritüeller öne çıkartırılıp din hafife alınmış, asıl amaca yönelik yapılması gerekenler de hep ötelenmiş, tali meselelere indirgenmiş hatta bazı çevrelerce din; adeta başkasından alınma, ithal edilmiş yabancı bir kültür gibi algılanmıştır. Yani; kimi dini birkaç ibadeti yerine getirmeyle sınırlayıp bütünü gözden kaçırırken, kimi de dini ithal görüp yüksek sesle söylemesede zımmen kendimize ait, milli bir dinimiz olsun demek istemiştir.   

Halbuki, Hz. Musa Firavuna namaz kılması, oruç tutması için tebliğe gitmedi. Aksine, Firavun’un İsrail Oğullarına acımasızca uyguladığı soykırımı ve halka yaptığı zulme dayalı politikaları terk etmesini ve bu tutumundan vazgeçmesini bildirmek üzere örnek bir çırpınışı sergilemiştir.

Hz. İbrahim Nemruttan halka karşı adalete dayalı bir yönetim şekli sergilemesini ve adil bir sistem düzenlemesi yapmasını ısrarla istemiş, Hz. Lut, kavmine musallat olan cinsel saplantı ve işledikleri çirkin işlerden el çekip dönmelerini ve bu işlerden vazgeçmeleri uğrunda gayret göstermiş, Hz. Şuayb Eyke ve Medyen kavmi tacirlerine ticari konularda uyguladıkları haksızlıkları, ölçü ve tartılarda yapılan yanlı tutum ve davranışları terk etmelerini isterken, Hz. Muhammed de(a.s); Mekke’nin elebaşılarından, kabile reislerinden kullara kul olmaktan, vatandaşlar arasındaki gözetilen statü farkından, zayıflara reva görülen zulüm çarkından, yaygınlaşmış şirk sarmalından kurtulmaları gerektiğini tebliğ etmiş ve mücadelesini bu minval üzere ömrünün sonuna kadar devam ettirmiştir.

Yapılan/yapılmış bu mücadele örnekleri varken. Yıllarca bu ilkeler uğruna sürdürülen ömürleri, dinin kemâle ermesi için gönderilen/gönderilmiş binlerce vahyin muhtevasını sadece birkaç bireysel ibadetle sınırlamak kuşkusuz dinde aşırı kolaycılık olur. Yeryüzünde karışıklık, kargaşa, huzursuzluk, zulüm, adaletsizlik, arabozuculuk kısaca fitnenin ortadan kalkması[Enfâl:39], bütün insanlık için de iyinin, güzelin, doğrunun, adaletin, hakikatin ve faydalının hakim olması için çaba sarf etmek, peygamberlerin görevi olduğu kadar Müslümanların da asli görevidir.

Bunlar biliniyor olmalarına rağmen, gönüllülük esasına dayalı bireysel tercihler sonucu ifa edilen ibadetleri yeterli görüp dinin bütünü budur! diye yapılan bir tanımlama insanı itikaden yanlış ve eksik bir anlayışa götüreceği de bilinmelidir.

Bir karikatüre gösterilen haklı tepki ve hassasiyet, başörtüsü için ortaya konan ve takdire şayan infial sonucunda elde edilen/edilmiş kazanımlara sahip olma Müslümanların görevlerini bihakkın yaptıkları anlamına gelmez, gelmemelidir de.

Ayrıca, her hakkın sadece sokakta aranacağı şeklinde de anlaşılmamalıdır. Oysa çoğu zaman gücün/kuvvetin bir emirle birçok sorunu çözdüğü/çözeceği de unutulmamalıdır. ‘‘Onlara gücünüz yettiği kadar kuvvet ve savaş atları (savaş araçları) hazırlayın.Onlarla Alah’ın düşmanını, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah’ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Allah yolunda her ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir.Size zulmedilmez.”[Enfâl:60] demek ki, İslamın öngördüğü görevleri yerine getirmek sadece dua ve bireysel ibadetleri yerine getirmekle olmuyor. Caydırıcı bir güce sahip olmanın da gerekli ve aynı zamanda dinin bir emri olarak anlaşılması da önemlidir.

Zira kuvvet bazen barışı temin eden bir araçta olabiliyor. Barış, sadece hoşgörü gösterme ve gülümseme ile sağlanmayabiliyor.

Müslümanların yeryüzünü adaletle donatma gibi görevleri olduğu da unutulmamalıdır. Hatta, her olumsuz davranış, her yapılan haksızlık da kendinin de payı olduğunu, kendisinin de sorumlu olduğunu bilmelidir.Çünkü, bu hakikatlerden haberdar olma bahtiyarlığı ve şerefi sadece Müslümanlara nasip olmuştur. Öyleyse, kötülükten men etme, önleme araçlarına sahip olma, temin etme hedefi de dinin Müslümanlara yüklediği bir görev olduğu da bilinmelidir.

Yoksa, başkasının koyduğu kurallarla doğru davranışlar sergilediğini zannedenler, şunu bilmeliler ki ancak başkasının onlara verdiği avans ve müsaade ettikleri kadarıyla var olduklarını bilmelidirler. Maalesef bir çok Müslümanın halen bu olanları böyle görmediği/göremediği de bizim bir gerçekliğimiz olarak ortada durduğunu da kabul etmeliyiz.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
GRAMAJ HİLELERİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
ELİM HELİKOPTER KAZASI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
PANDEMİDE GAZETECİ OLMAK
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
KONTROLLÜ NORMALLEŞME
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
NORMALLEŞME VE ENFLASYON
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TAŞKAFA KAMİL
Murat BALCI
Murat BALCI
ÇİN AŞISINDA FATURA SALVOLARI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
ALLAH’IN KULLARI, NEFSİN KULLARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
TOKSİK ANNE BABALAR
Esra SARI
Esra SARI
HAREKETSİZ YAŞAMAYA ALIŞTIK VE ŞİŞMANLADIK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
SÖMÜRGECİLİK TARİHİ-III: FRANSIZ SÖMÜRGECİLİĞİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SALGINA RAĞMEN
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
GELECEĞİN PLANLANMASI VE GENÇLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ERMENİSTAN’DA GÜÇ MÜCADELESİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SALGIN GENÇLERİ KARAMSARLIĞA SÜRÜKLEDİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
UZAKTAN EĞİTİMİN YÜZ YÜZE SINAVLARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SUYU VERİMLİ KULLANMAK
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ XII (İYİNİN VE KÖTÜNÜN TESPİTİ)
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva