ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Kapadokya kanunla korunacak
Kapadokya kanunla korunacak
Denizli'de motosiklet ambulanslar göreve başladı
Denizli'de motosiklet ambulanslar göreve başladı
Kilis müzesi tarihi binaya taşınıyor
Kilis müzesi tarihi binaya taşınıyor
600 megavat batarya kapasitesine ihtiyaç duyabilir
600 megavat batarya kapasitesine ihtiyaç duyabilir
KPSS kampı Yenimahalle’de başlıyor
KPSS kampı Yenimahalle’de başlıyor

İsmail CİNGÖZ

YENİ ZELANDA KATLİAMI VE TÜRK DÜŞMANLIĞI
20 Mart 2019 Çarşamba

15 Mart 2019 Cuma günü Yeni Zelanda’nın Christchurch kasabasında Cuma namazı esnasında iki camiye düzenlenen silahlı saldırı olayı son zamanlarda Batı’da yükselen İslam düşmanlığının veya “İslamofobi” olarak değerlendirilen bakış açısının geldiği korkunç seviyeyi göstermesi açısından önemlidir. Hastanede hayatını kaybedenlerle birlikte 50 kişinin katledildiği, 48 kişinin de yaralandığı olayın ardından açıklama yapan Yeni Zelanda Başbakanı Jacinda Ardern, Avustralya vatandaşı saldırgan Brenton Tarrant ile birlikte 2 kişinin daha tutuklandığını açıklamıştır. 
Saldırının vahşeti kadar saldırganın saldırı öncesi yaptığı hazırlık, kullandığı simgeler, tarihi şahsiyetler ve canlı yayın yaparak gerçekleştirdiği eylem değerlendirildiğinde olayın ne kadar planlı yapıldığı görülmektedir.

Olayı değerlendiren bazı siyasiler, akademisyenler veya gazetecilerden olayın Batı’da aşırı sağ görüşlerle paralel olarak yükselen İslam düşmanlığından kaynaklandığını dile getirenler olmuştur. Bir kısmı ise İslam düşmanlığının 1071 Malazgirt Zaferi’nden itibaren Türk-İslam düşmanlığı sentezinde süregelen bir akıma dayandırmaktadır.
Fakat Batı’nın Türk düşmanlığının son yıllarda yükselişe geçen aşırı sağ söylemlerle veya Türklerin Anadolu kapılarına dayanmalarıyla birlikte başladığı tezleri her ne kadar doğru var sayılsa da tarihi akış içerisinde ele alındığı zaman büyük resmin görülemediği, olayın çok daha eskilere dayandığının gözden kaçırıldığı ortaya çıkmaktadır. Zira saldırgan Brenton Tarrant’ın manifestosundan, olayda kullandığı silahların üzerine işlediği isimler ve simgelerden hareketle İslamofobiden ziyade Türk düşmanlığının ön plana çıktığı görülmektedir. 

Esasında da Batı’nın İslam’dan çok Türk korkusu olduğu tarihi vesikalarla sabittir. Çünkü 28 Nisan 711 tarihinde İspanya’ya çıkan Tarık Bin Ziyad komutasında Avrupa’ya ayak basan İslam ordularıyla karşılaşan Batı, 756 yılında kurulan ve 1031’e kadar varlığını sürdüren Endülüs Emevî Devleti vasıtasıyla İslam dünyasını tanıyor olsa da İslam’ın yılmaz savunucusu olarak Türkleri bilmektedirler. Haçlı Seferlerine karşı duran Selçuklu Türkleri ile İstanbul’un fethi ve Viyana kapılarına dayanan Osmanlı Devleti ile İslam eşittir Türk olayı Batı’nın hücrelerine kadar işlemiştir. Fakat Batı’nın İslam’dan önce Türk korkusu vardır ve Türk korkusu çok daha eskilere, Milattan Önce (M.Ö.) 3. yüzyıla kadar dayanmaktadır.

M.Ö. III. Yüzyılda Finlandiya kıyılarına kadar göç eden Kıpçak Türklerinden yaklaşık 100 yıl sonra M.Ö.VII yüzyıldan itibaren Tuna ile Volga ırmakları arasında var oldukları bilinen ve Türklerin batı kolu olan İskit/Saka Türkleri Karadeniz’in kuzeyinden Avrupa ve Balkanlar istikametine göç etmiştir. Tarihe “Kavimler Göçü” olarak geçen olayı başlatan Hun Türklerinin IV. yüzyılda Avrupa içlerine kadar sürecek olan akınlarını ve 452 yılındaki Hristiyanlığın ve Roma İmparatorluğunun merkezi Roma Seferinde Papa I. Leo’nun “Tanrı’nın Kılıcı” olarak anılan Büyük Türk Hakanı Attila’nın ayağına gidip, elini öperek merhamet ve af dilemesini Batı unutmamıştır.
Türk boylarının Batı’ya olan göç ve akınları V. Yüzyılda Avarlar, IX. Yüzyılda Peçenek, XI. Yüzyılda Kuman/Kıpçak, Bulgar ve Oğuz Türklerinin Karadeniz’in kuzeyinden olmak üzere sürekli olarak devam etmiştir. Bu boyların bir kısmı zamanla Asya istikametine dönmüş olsa da büyük çoğunluğu Slavlaşarak benliklerini kaybetmişlerdir. Fakat Batı’nın bilinç altında Türk korkusu yaşamaya devam etmiştir. Batı’nın bir türlü unutamadığı Türklerle tekrar karşılaşması 1071 Malazgirt Meydanı’nda olmuştur. Nihayetinde korktuğu başına gelen Batı Türkleri durduramamış, sürekli geri çekilmek durumunda kalmıştır. 

Osmanlı Padişahı Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Süleyman Paşa’nın 1352’de Gelibolu Yarımadasına geçişinin ardından fetihler devam etmiştir. 1361’de Edirne, 1362’de Filibe ve 1364’te Stara Zagora’yı ele geçiren Sultan I. Murad’ın Kosova Meydan Muharebesinin bitiminde savaş alanını gezerken Miloş Obiliç tarafından şehit edilmesinin ardından tahta geçen Yıldırım Bayezid döneminde ise Bulgaristan tamamen Osmanlı egemenliğine geçmiştir. Fatih Sultan Mehmet’in 1453’te İstanbul’u fethetmesi ve bin yıllık Doğu Roma İmparatorluğu’na son vermesi Avrupalılar için adeta kırılma noktası olmuştur. Zira Hristiyanlığın Ortodoks mezhebinin de merkezi olan İstanbul’un Müslüman Türkler tarafından ele geçirilmesi Batı için utanç vesikası olmuştur.
Özellikle bu tarihten itibaren “Yenilmez Türk İmajı” ve “Türk Tehdidi” etkisini daha bir hisseden Avrupalıların, el ilanlarıyla din, devlet ve savaş propagandalarıyla, Türkler aleyhine basma kalıp sözlerle “Düşman Türk” algısı oluşturmaya başladıkları görülmektedir[1]. Fakat bir taraftan da ihtişamlı Türk Ordusu, Yeniçeriler’in ihtişamı ve mehter müziğinin estetiğine hayranlık duymaktan kendilerini alamamış olsalar da diğer taraftan hiç Türk görmeyen ressamlar tarafından “despot” imgeli “Türk Hükümdar” resimleri çizilmeye başlanması[2] ayrı bir çelişki olarak tarihteki yerini almıştır.

Yeni Zelanda’nın Christchurch kasabası katili Brenton Tarrant olayına tekrar dönecek olursak; katilin listesindeki isimlerin ve olayların genelinin Türklerle ilgili olduğu görülmektedir. Yeterli tarihi bilgi birikimi ve akademik olarak desteklenmeden oluşturulması kolay olmayacak şekilde her milletin kendi tarihindeki önemli şahsiyetleri o dilde kaleme alması[3] dikkatli gözlerden kaçmamıştır. Fakat Batı’nın yüzyıllara dayanan Türk düşmanlığı özellikle XV. Yüzyıldan itibaren din, bilim ve devlet adamları ile akademisyen ve sanatçılar tarafından din ve sanat öğretileriyle gelecek nesillerin bilinçlerine işlenerek bu günlere gelinmiştir.

Türk karşıtlığını, düşünce ve eyleminin temeline yerleştirerek sistemleştiren kişinin Alman papaz ve Protestanlığın babası Martin Luther (1483–1576) olduğu[4] görülmektedir. Luther’e göre Türkler Katolik Kilisesi’nin yanlışlarına, yolsuzluklarına karşı “Tanrı’nın gönderdiği ceza” olarak görülmektedir. Hatta “Türkler, Tanrı’nın öfkeli kırbacı, yakıp yıkan şeytanın uşağıdır. Türk’ün tanrısı olan şeytanı yenmeden Türk’ü yenmek kolay olmayacaktır. Tanrı, işlenen sayısız günah ve nankörlük nedeniyle şeytan Türkleri Almanların başına bela etmiştir. Bir Türk’ü öldüren vicdan azabı duymamalı, tersine Hristiyanlığın düşmanını yok ettiği için vicdanı rahatlamalıdır”[5] dediği görülmektedir. 

Yine bir din adamı Viyana Piskoposu Johann Fabri’nin “Dünyada yaş ve cinsiyet ayrımı yapmadan çocuk, yaşlı herkesi kesen, hatta ana rahmindeki bebeği bile katleden Türkler kadar acımasız ve kaba bir ırk yoktur” sözleri Avrupa’nın Türklere bakışının[6] nasıl olduğunu göstermesi açından önemlidir. Eserlerinde Türk düşmanlığı veya aleyhtarlığı alenen görülen belli başlı tanınmış Batı’lı yazar ve şairler olarak; İngiliz William Shakespeare, İspanyol Miguele de Cervantes, Rus Aleksandr Puşkin ile İvan Turgenyev[7] ilk akla gelen örneklerdendir.
İspanyolca “coco” yani umacı ile eş anlamlı olarak “Türk” adının kullanılması, İtalyanların korku belirtisi olarak “Mama, i Turchi” yani “Anneciğim, Türkler” cümlesini kullanıyor olmaları Türklere olan düşmanlığı gösteren diğer örneklerdir.

Sonuç Olarak; 
Yeni Zelanda katliamı failinin eyleminden önce yayınladığı 70 sayfalık manifestosunda Türkleri ve Türkiye’yi hedef alan tehdit mesajları, I. Murad’ı şehit eden Sırp askerinin ismini silahına kazıması, Türklerin Haçlı Seferlerine karşı mücadeleleriyle alakalı simgeleri kullanması, katilin Türk düşmanlığı ile yetiştirildiğini bariz olarak göstermektedir. 
Yeni Zelanda’da yaşanan katliamın geri planında Türk düşmanlığı vardır. Batı’nın Türk düşmanlığının kökleri ise İslamiyet öncesi Türk tarihinden başlamaktadır. Daha sonra bu düşmanlık, Türk=İslam tezinden hareketle din eksenli olarak devam etmiştir. Ve maalesef bu köklerin Hristiyan din adamları başta olmak üzere, Batı devletlerinin ileri gelenleri ile şair ve yazarları tarafından da sürekli olarak beslenmiş olduğu görülmektedir. 

Bugün “İslami Terör” tabiri Batı literatürüne girmiş olmasına rağmen “Hristiyan Terörizmi” nitelemesi yapıl(a)mamaktadır. Fakat Bosna’da, Hocalı’da, Doğu Türkistan’da, Arakan’da ve dünyanın daha birçok bölgesinde Hristiyanlar tarafından yapılan soykırım ve katliamlar uluslararası kamuoyu tarafından görmezden gelinmektedir. Daha acı tarafı ise İslam İşbirliği Teşkilatı, Müslüman Alimler Birliği ile Türk Dünyası maalesef üzerlerine ölü toprağı serpilmiş gibi ısrarla sessiz kalmaya devam etmektedirler. Ne kendi içlerinde ne de birlikte tek ses, tek yürek ol(a)madıkları Batı tarafından da gayet iyi bilinmektedir.
Son söz; Yeni Zelanda katliamı bir Türk veya başka millete mensup bir Müslüman tarafından kilise veya sinagoga yapılmış olsaydı dünya kamuoyu nasıl bir tepki verirdi?

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.
[1] Erhan AFYONCU; “Alman Basınında Asırlardır Bitmeyen Türk Düşmanlığı”, Sabah, 09.07.2017.
[2] Soner YALÇIN; “Avrupalıya Göre Biz Kimiz”, Hürriyet, 01.04.2007.
[3] Erhan AFYONCU; “Yeni Zelanda’da Katliam Yapan Manyağın Tarihi Kodları”, Sabah, 17.03.2019.
[4] Abdurrahman DİLİPAK; “Luther’e göre Türkler”, Yeni Akit, 28.08.2017.
[5] Güneri CIVAOĞLU; “Türk Düşmanlığı Gen Haritası”, Milliyet, 03.02.2012.
[6] Osman DİYADİN; “Geçmişten Günümüze Avrupa’nın Türk Düşmanlığı (1)”, Karadeniz, 30.03.2017.
[7] Soner YALÇIN; “Avrupalıya Göre Biz Kimiz”.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
ABD’NİN TÜRKİYE UYARILARI
Esra SARI
Esra SARI
SOKAKLAR ÇÖP KUTUSU MU?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SURİYELİLER AĞAÇ DİKSİN
Halil YATAR
Halil YATAR
SAĞLIKSIZ ÇAĞDA SAĞLIKLI KALMA ÇABALARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SAĞLIĞIMIZ ÇOK GÜZEL OLSUN
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
''KİBİR'' VE ''KİBRİYA''
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GEZİ İZLENİMLERİ III SLOVENYA'DAN SONRA 2. DİNİSİZ ÜLKE OLAN ÇEK CUMHURİYETİ(ÇEKYA), ESKİ ÇEKOSLOVAKYA-2
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
DÜNYANIN EN ETKİLEYİCİ YERLERİ BELLİ OLDU!
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
GENÇLİK HAFTASININ ARDINDAN
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
GÖRÜNENLER VE GERÇEKLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ABD'NİN İRAN'DAN SONRAKİ HEDEFİ TÜRKİYE
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜRK SÜRÜCÜLERİN ELEKTRİKLİ OTOMOBİLLERE OLAN İLGİSİ ARTIYOR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SAHİP OLANLAR VE OLAMAYANLAR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
İSTANBUL SEÇİMLERİ YENİLENİYOR, PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva