ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Ağrı'daki saldırıda yaralanan asker şehit oldu
Ağrı'daki saldırıda yaralanan asker şehit oldu
Kırmızı bültenle aranan FETÖ firarisi eski savcı yakalandı
Kırmızı bültenle aranan FETÖ firarisi eski savcı yakalandı
Karadeniz'de hamsi bolluğu
Karadeniz'de hamsi bolluğu
Kayseri'de işçi servis midibüsü devrildi: 20 yaralı
Kayseri'de işçi servis midibüsü devrildi: 20 yaralı
Volkswagen, fabrika için Türkiye'ye alternatif aramıyor
Volkswagen, fabrika için Türkiye'ye alternatif aramıyor

İsmail CİNGÖZ

YENİ SAVAŞ SİLAHI: MÜLTECİLER
7 Ağustos 2019 Çarşamba

Anadolu; Asya-Avrupa-Afrika ana karalarının kesim noktasındaki stratejik konumu itibariyle tarihin her döneminde göç güzergahında olmuştur. Türklerin en son 11. yüzyıldan itibaren Asya üzerinden gelerek yurt edinmeleriyle yaşanılan göç dalgası, Osmanlı Devleti’nin Balkanlar ve Avrupa içlerine genişlemesiyle Asya’dan Avrupa’ya iskân edilen Türk oymakları için geçiş güzergahı olarak kullanılmıştır. Yüzyıllar boyu devam eden göç ve iskanlar Osmanlı Devleti’nin güç ve toprak kaybetmeye başlamasıyla birlikte Anadolu istikametine doğru tersine göçler yaşanmaya başlamış ve zaman zaman kesilse de 1989 Bulgaristan Göçü’ne kadar dalga dalga devam etmiştir. Cumhuriyet sonrası Balkanlar üzerinden devam eden göçler imkanlar ölçüsünde daha bir kontrollü ve bir plan dahilinde sürdürülmüştür.

Bugün Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri haline gelen Suriyeli sığınmacılar olayı; Tunus’ta başlayan halk olaylarının Suriye’ye sirayetinin ardından rejimi korumak adına devlet güçlerinin sert askeri müdahaleleri karşısında büyük bir halk kitlesi can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle Ürdün ve Lübnan’a geçmiştir. 29 Nisan 2011 günü Türkiye istikametine yönelen Suriyeli 252 kişiyi[1] “Türkiye’nin açık kapı politikası uygulaması nedeniyle” yenileri takip etmiş ve 24 Temmuz 2019 itibariyle resmi olarak 3 milyon 630 bin 575 kişi olduğu[2] açıklanmış olsa da kayıt dışı rakamlarla bu sayının çok daha fazla olduğu değerlendirilmektedir.

Suriye’de yaşanan olayların iç savaş halini alması ve şiddetinin artmasıyla doğru orantılı olarak artan Suriyelileri Türkiye “sığınmacı” veya “mülteci” statüsü ile değil, “misafir” konumunda “Geçici Koruma Saikiyle” kabul etmiş, kamplar ve barınma merkezleri kurmuştur. Fakat gelenlerin yoğunluğu karşısında bu merkezler yetersiz kalmış ve kamplar dışında kalanlar neredeyse bütün Türkiye’ye yayılmıştır.

Türkiye, Suriyelileri etnik, dini ve mezhepsel olarak bir ayrıma tabi tutmadan kabul etmiştir. Fakat bu durumun endişe verici olduğu ve 1915 yılında Osmanlı’nın tehcir etmek zorunda kaldığı Ermenilerden de gelenlerin olduğuna dikkat çekilerek, uzun vadede kötü sonuçlara sebep olacağının[3] değerlendirildiği görülmektedir. Türkiye ve Lübnan’ın uluslararası kamuoyu tarafından takdirle karşılanan Suriyelileri kabul politikası maalesef maddi olarak yeteri kadar destek görmemiştir. 8 yılı aşan süredir Türkiye ekonomisine ek bir külfet getiren Suriyelilerin, ilerleyen zamanda sosyal ve kültürel olarak da olumsuz etkilerinin olduğu gözlemlenmektedir. Sık sık asayiş olaylarına karışıyor olmakla güvenlik risklerini arttırmaları nedeniyle alınan klasik önlemlerde bile değişiklikler yaşanmaktadır. Dolayısı ile Türkiye tarihinde ilk defa bu kadar yoğun göç dalgasına maruz kalmanın maddi ve manevi etkileri kısa zamanda gündelik hayatı etkilemeye başlamıştır.

Arap Baharı olaylarının Suriye’ye sirayetinin hemen ardından Türkiye; diğer ülkelerde olduğu gibi Beşar Esad’ın da kısa sürede devrileceği ve yeni bir hükümet kurulacağı beklentisiyle hareket etmiştir. Fakat olaylar beklendiği gibi gelişmemiş ve her geçen gün Suriye toprakları birçok etnik, dini ve mezhepsel grubun mücadele sahasına dönüşmüştür. Vekalet Savaşları terimiyle tanımlandığı haliyle geri planda yer alan emperyalist devletlerin mücadele ettiği Suriye sorunu adeta anlık değişen ittifak ve çıkar ilişkileri nedeniyle içinden çıkılmaz bir sarmala dönüşmüştür.

Hal böyle olunca kısa sürede geriye dönecekleri beklenen Suriyelilerin Türkiye’de kalıcı olmaya evrilen düşünceleri karar alıcı mekanizmaları yeni politikalar üretmeye sevk etmiştir. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “Kimse öyle elini kolunu sallayarak gezemez. İstanbul’da gettolaşmanın önüne geçeceğiz. Kimsenin kamu düzenini bozmasına müsaade etmeyeceğiz” açıklamasının ardından İstanbul Valiliği tarafından; “ikamet izinli 522.381 yabancı uyruklu, 547.479 Suriyelinin de geçici koruma kapsamında olmak üzere 1.069.860 kayıtlı yabancının il dahilinde bulunduğu” basın yoluyla duyurulmuş ve “Düzensiz göçle mücadele” eylem planı adı verilen plan dahilinde İstanbul’da kaydı olmayan göçmenlerin 20 Ağustos 2019’a kadar, kayıtlı bulundukları illere geri gönderileceğinin duyurulması başta Suriyeliler olmak üzere bazı kesimleri rahatsız etmiştir.

İçişleri Bakanı ile İstanbul Valiliğinin açıklamaları kapsamında “Düzensiz göçle mücadele” eylem planına tepki olarak 27 Temmuz 2019 günü İstanbul Saraçhane’de toplanan Suriyeliler Türkiye’yi protesto etme(!) cüretini gösterdiler. Bazı dernekler tarafından da desteklenen mitingde açılan pankartlara ve yapılan basın açıklamasına Türk vatandaşlarından tepki gösterenler olduğu görülmüştür. Zira “Ensar-Muhacir” olgusu üzerinden yürütülen miting esnasında Türk Milliyetçiliğine karşı hakaret içeren sloganlar ve afişlerin tepki çektiği basında yer almıştır.

Suriyeli sığınmacılar olayı ile ilgili gelişmeler bu şekilde devam ederken basın yayın kuruluşlarında konunun daha fazla yer aldığı görülmüştür. Yapılan değerlendirmelerde genel olarak 5,5 milyon sığınmacının yer aldığı Türkiye’nin ekonomik, demografik ve asayiş olayları yönünden gelecekte daha fazla soruna gebe olduğuna dikkat çekilirken “Mülteciler silah olarak kullanılabilir mi?” sorusu gündeme gelmiştir. Banu Avar’ın “Zemberek” adlı kitabında[4] “Harvard Üniversitesi’nde yapılan “Bir savaş silâhı olarak tasarlanan göç olgusu” (Strategic Engineered migration as a weapon of war) başlıklı araştırmada, mülteciler olgusunun hedef ülkelerde savaş ve barış zamanlarında stratejik bir silâh olarak kullanılabileceği ve bunu kontrol eden devlete yarar sağlayacağı tespiti yapılıyor”[5] pasajı, karar alıcı mekanizmaların tedirgin olması için yeterli olsa gerekir.

Sivil Savaş/İç Savaş (Civil Wars journal) Dergisinde Kelly Greenhill imzasıyla 2008’de yayınlanan incelemeye göre;

-Mülteciler olgusu spesifik bir silah olarak kullanılabilir mi?

-Mülteciler olgusu savaş zamanında olduğu gibi, barış zamanında da silah olarak kullanılabilir mi?

-Mülteciler konusunu sömürmeye çalışan irade nasıl bir başarı sağlayabilir?

Sorularına yanıt aranmıştır. Yazara göre cevapların genel olarak olumlu sonuçlandığı[6] dikkate alınırsa göç eden/ettirilen mülteci/göçmen/sığınmacı unsurlarından teşekkül ettirilmiş küçük gruplar tarafından; tasarlanmış stratejik çatışmaların, yıkıcı/bölücü eylemlerin gerçekleştirilebilir olduğu kabul edilebilir.

Bu değerlendirmeler kapsamında Suriyeli sığınmacılar ve Ortadoğu coğrafyası irdelendiğinde Amerika Birleşik Devletleri, Rusya, Avrupa Birliği endeksli Avrupa devletleri ve İran’ın etki alan ve kapasitelerinin dikkate alınması bir zorunluluktur.

Sonuç Olarak;

İmparatorluk geleneğinden gelen Türkiye ve Türk Milleti, tarihin her evresinde Müslüman/Gayri Müslim ayrımı yapmadan kendisine sığınan her unsuru kabul etmiş, bağrına basmış, aşını, ekmeğini paylaşmıştır. Son olarak Suriyelileri de bu kapsamda “açık kapı” politikasıyla kabul eden Türkiye, Batı’nın 3-5 kişiyi bile kabul ederken seçici davranmasına rağmen sadece Suriye’den değil dünyanın birçok ülkesine mensup ve toplamda 5,5 milyon civarında bir sığınmacıya ev sahipliği yapmaktadır.

Saraçhane mitinginde olduğu gibi başka mecralarda da dile getirildiği şekliyle sığınmacılar olayını “Ensar/Muhacir” olgusu üzerinden değerlendirmek dini, bu konuya alet etmektir. Zira uluslararası ilişkiler reel politikalar üzerinden yürütülür. Fakat yine de “Ensar/Muhacir” olgusu üzerinden bir söylem geliştirilecekse Türkiye son ana kadar ve hala Ensar görevini fazlasıyla yerine getirmiş ve getirmeye de devam etmektedir. Fakat Suriyelilerin “tecavüz, hırsızlık, gasp, mafya vari yapılanarak suç örgütü kurmak…” başta olmak üzere karıştıkları türlü asayiş olayları kamuoyunu rahatsız etmektedir. Dolayısı ile Türkiye, Suriyeliler politikasında kısmen de olsa değişikliğe gitmek zorunda kalmıştır.

Dolayısı ile mültecilerin “silah” olarak kullanılabilirliğinin araştırmalara konu olduğu bir dönemde Suriyelilerin bazı güçler tarafından Türkiye’ye özellikle yönlendirilmiş olabileceği karar alıcı mekanizmalar tarafından mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Buradan hareketle kısa ve uzun vadede Türkiye’nin güvenliği ve bekası için; asayişi temin edilen Suriye sahasından gelmiş olan Suriyeliler zaman geçirilmeden geri gönderili. Bunun için çalışmalar ivedilikle tamamlanmalı, Türk vatandaşlığına geçmek isteyenler de çok ayrıntılı olarak araştırılmalıdır.

Son söz olarak; Her geçen gün gettolaşarak asayiş ve güvenlik kaygılarına sebep olan Suriyelilerin sınır dışı edilecek olmasından kaygı duyan kesim, Doğu Türkistan’a da duyarlı olmayı unutmamalıdır. Türkiye karar alıcı mekanizmaları da Türkiye-Çin ilişkilerini geliştirirken Doğu Türkistan’dan gelerek sığınmış Uygur Türkü kardeşlerini, katledileceğini bile bile Çin’e iade etmemelidir.

                               :

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

 

[1] İsmail CİNGÖZ; “Türkiye Suriye İlişkilerinin Dönüşümü Arap Baharı ve Hatay Faktörü”, ss.88-89, Yade Akademik, 2018, Ankara.

[2] Sözcü; “Suriyeliler Kayıtlı Oldukları İllere Gidecek… Peki Hangi İlde Kaç Suriyeli Var”, 24.07.2019.

[3] Ahmet TAKAN; “Halaçoğlu’ndan Tarihi ‘Suriye’ uyarısı...”, Yeniçağ, 01.08.2019.

[4] Banu AVAR; “Zemberek”, Remzi Kitabevi, 1. Basım, Kasım 2016, İstanbul.

[5] Arslan BULUT; “Suriyeliler Olgusu Daha Başlangıç!”, Yeniçağ, 01 Ağustos 2019.

[6] Leonid SAVIN; “Stratejik Tasarlanan Savaş Silahı olarak Mülteci Olgusu”, (Ç. Nizamettin Karabenk), 09.11.2015, https://www.voltairenet.org/article189216.html

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Füsun Nemutlu 7 Ağustos 2019 Çarşamba  11:15

Dulkadiroğlu Alauddevle (kuruluş 1513) ve İmamoğlu Âsar (kuruluş 1874) - Balkanlar ve Kafkaslar 93 Harbi Şehit ve Gâzi Aileleri Vakıfları evladı ve hizmetkârı,Adana Cephesi Kuvayı Milliye Komutanı Kamberlu Osman Bey''in torun çocuğu olarak; Türk ordusunun şerefli bir Gâzi subayı ve aynı zamanda ailesini ve soyunu yakinen tanıdığım değerli kardeşim İsmail Cingöz Bey''i çok değerli bilgiler aktaran bu değerli makakedi için kutluyorum. Gazetenizin yayın hayatında başarılarının devamını diliyorum, Adana''mız tarihi bağlarımız nedeniyle daima yakından takip ettiğimiz Vatanımızın çok kıymetli bir serhat şehridir.Allaha emanet olunuz.

Yorumu oyla      0      0  
Füsun Nemutlu 7 Ağustos 2019 Çarşamba  11:15

Dulkadiroğlu Alauddevle (kuruluş 1513) ve İmamoğlu Âsar (kuruluş 1874) - Balkanlar ve Kafkaslar 93 Harbi Şehit ve Gâzi Aileleri Vakıfları evladı ve hizmetkârı,Adana Cephesi Kuvayı Milliye Komutanı Kamberlu Osman Bey''in torun çocuğu olarak; Türk ordusunun şerefli bir Gâzi subayı ve aynı zamanda ailesini ve soyunu yakinen tanıdığım değerli kardeşim İsmail Cingöz Bey''i çok değerli bilgiler aktaran bu değerli makakedi için kutluyorum. Gazetenizin yayın hayatında başarılarının devamını diliyorum, Adana''mız tarihi bağlarımız nedeniyle daima yakından takip ettiğimiz Vatanımızın çok kıymetli bir serhat şehridir.Allaha emanet olunuz.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ASYA’DAN GELEN SOĞUK HAVA DALGASI
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
GÜÇLÜ DEVLET VE GÜÇLÜ EKONOMİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
KOŞULLU MUTABAKAT SÜRDÜRÜLEBİLİR Mİ?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BÜTÇEDE UMUT TRAFİK CEZALARI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
VERGİ UYGULAMALARINDA YENİ DÖNEM: ELEKTRONİK ORTAM
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
BAŞARI ODAKLI EĞİTİM Mİ, ÖĞRENME ODAKLI EĞİTİM Mİ?
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NEDEN İADE EDİYORUZ?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SINAV BASKISI BAŞARISIZLIĞIN NEDENİ
Esra SARI
Esra SARI
KREDİ KARTI KULLANIMI ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
PEKİ, ŞİMDİ MÜNBİÇ'TE NE OLACAK
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
DÜŞÜNCE DÜNYAMIZ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEFSİN KÖTÜ HUYLARININ HAMMADDESİ “HASETLİK” ÜZERİNE
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KİTAP PATENTLENEBİLİR Mİ?
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
“GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR”
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
ROMEO VE JULİET
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN-DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
MEVSİM GEÇİŞLERİNE DİKKAT
Halil YATAR
Halil YATAR
ANKARA'NIN BAŞKANLARI UMUT VERİYOR
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva