ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Başkan Yaşar Karşıyaka Mahallesi’nde
Başkan Yaşar Karşıyaka Mahallesi’nde
Ankara İtfaiyesi'ne anlamlı ziyaret
Ankara İtfaiyesi'ne anlamlı ziyaret
Çankaya'da Trabzon fırtınası
Çankaya'da Trabzon fırtınası
ABD ve Rusya'nın özel temsilcileri Ankara'da görüştü
ABD ve Rusya'nın özel temsilcileri Ankara'da görüştü
PKK eylemlerinde HDP'lilerin rolü ifadelerde
PKK eylemlerinde HDP'lilerin rolü ifadelerde

İsmail CİNGÖZ

YEMEN: GİDENİN GEL(E)MEDİĞİ UZAK DİYAR
6 Şubat 2019 Çarşamba

Yemen denilince akla acılarla dolu nağmeler gelmesi, söylenirken ve dinlenirken çilekeş Anadolu ve Rumeli insanının gözlerinin dolması tesadüf veya sadece nağmelerin içeriğinden ileri gelmez. Mazisi, taa 15. Yüzyıla uzanan Anadolu’nun en ücra yerlerine ve Rumeli’ye kadar neredeyse her hanede yürekleri yanan ana, baba, eş, evlat, yar ve oğul hasretiyle ciğerleri-yürekleri yana yana söylene gelmesinden kaynaklanır. 


Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi ile 22 Ocak 1517 Ridaniye Savaşı’nda Memluk Devleti’ni (1250-1517) yenmesi ve Memluk topraklarını Osmanlı Devleti’ne dahil etmesiyle Türk idaresine geçtiği yazılan Yemen’in, esasında yine bir Türk Devleti olan Memlûkler döneminde de Türk idaresinde olduğu gerçeği genel olarak es geçildiği görülmektedir. 
Mısır’ın Osmanlı Devleti’ne geçmesiyle birlikte Yemen’e kadar Arabistan toprakları da Osmanlı toprağı olmuş ve Memlûk Yemen Emiri İskender, Osmanlı Devleti’ne bağlı olduğunu iletmiştir. 1520’den itibaren Yemen’e Vali ataması yapan Osmanlı Devleti, 1538 yılında Hint Seferi’nden dönen Hadım Süleyman Paşa’nın; Maskat, Hadamut, Aden, Mukalla ve Kızıldeniz sahillerini de fethetmesiyle topraklarını genişletmiştir. Kıyı bölgelerinde Sünniliğin kolu Şafiilerin yer aldığı bölgelerde sorunlar olmasa da Şii mezhebinin Zeydiyye koluna bağlı olanların yoğunluklu olduğu iç kesimler ve dağlık bölgelerinde yaşayan halkın sık sık ayaklanmaları nedeniyle Yemen’i kontrol altına almanın zorlukları da kısa zamanda ortaya çıkmıştır. Çünkü Mısır’ın fethiyle birlikte Halife unvanını da alan Osmanlı Padişahlarını kabullenmeyen Zeydiyye’ler,Sünni Osmanlı idaresini de benimsememişlerdir.[1] 
Yaklaşık 400 yıl süren Osmanlı idaresinde kalan Yemen, Osmanlı idaresindeki topraklar içerisinde en fazla isyan olayının yaşandığı, uzaklığı ve ikmal yollarının güçlüğü nedeniyle her isyandan sonra adeta yeniden fethedilen bir bölge olarak görülmektedir.1545 yılında görülen ilk Zeydi isyanları1911’e kadar defalarca yaşanmıştır. 1911 yılında Zeydiyye İmamı Yahya ile yapılan anlaşma isyanları durdurulabilmiş,  fakat bu defa da Birinci Dünya Savaşı yaşanmıştır. 30 Ekim 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Birinci Dünya Savaşı’ndan mağlup olarak ayrılan Osmanlı Devleti bölgeyi terk etmek durumunda kalmıştır.


Halkın isyan etme sebeplerinden birisinin de bölgede görevli Osmanlı valilerinin birbirleriyle çekişmelerinden ve idari problemlerden kaynaklanan sorunların halk üzerindeki olumsuz etkileri olduğu da unutulmamalıdır. Ayrıca 19. Yüzyıldan itibaren Arapça bilen İngiliz misyonerleri başta olmak üzere Batı ülkelerinin Osmanlı hakimiyeti aleyhine halkı kışkırtma faaliyetlerinin de son dönem isyanlarda etkili olduğu görülmektedir.
Dolayısı ile idaresinde kaldığı süre zarfında Anadolu’nun her köşesinden, Rumeli topraklarından buralara gelen yüzbinlerce Türk askerine mezar olan Yemen çöllerine şehit vermeyen hane kalmamış denilse abartılmış olmayacaktır. Zira Yemen üzerine hangi çalışma incelense, hangi hatırata bakılsa yaşanan acı olaylardan bahsedilmeyen bir tanesine bile rastlanılmayacaktır. (Annemin dedesi Yusuf Çavuş’un uzun bir Yemen esaretinden dönüşünde aile büyüklerime anlattıklarından öğrendiklerim de dahil)
Mondros Mütarekesi’nden sonra son Osmanlı Valisi Mahmut Nedim Bey, 15 Kasım 1918 günü idareyi Sana’nınZeydiyye İmamı Yahya’ya teslim etmiş ve 15 Şubat 1919’da başlayan çekime işlemleri 20 Mart 1919’a kadar devam etmiştir. İmam Yahya tarafından alıkonulan Vali Mahmut Nedim Bey ile 200 sivil ve yaklaşık 400 asker valiliğin ve askeri birliklerin borçları nedeniyle alıkonularak 1924’e kadar gönderilmemiş oldukları görülmektedir.
Bazı akademisyenlerce Yemen’in hukuken hala Osmanlı Devleti’ne bağlı olduğu[2] iddiaları günümüzde heyecan verici olsa da unutulmamalıdır ki Osmanlı Devleti tarih sahnesinden çekilmiş, yerine küllerinden doğan Türkiye Cumhuriyeti kurulmuştur.


Millî Mücadele’nin başlamasıyla birlikte “TBMM Yemen Valisi” unvanı ile defalarca Ankara Hükümeti’nden kendisi ve diğer rehineler konusunda yardım talebinde bulunan Mahmut Nedim Bey’e o günün şartlarında cevap verilememiştir. TBMM’nin Millî Mücadele’deki başarılarını tebrik eden İmam Yahya, Lozan görüşmeleri döneminde Yemen’in de kaderinin tayininde yardımcı olunmasını talep ettiği görülmektedir. Fakat Ankara Hükümeti yokluklar içerisinde ama başarıyla sonuçlandırdığı Millî Mücadele’nin ardından yardım isteyen Yemen’i sahiplenememiştir. Günün şartlarını dikkate alarak 13 Ekim 1923 tarihli cevabı ile “Yemenlilerin kendi idari yapılanmalarını kurmaları tavsiye edilerek, maddi yardımın mümkün olmadığı fakat maaşlarının karşılanması kaydıyla uzman ve memur ihtiyaçlarının karşılanabileceği” iletilerek Osmanlı mirası Yemen’den adeta vazgeçtiğini[3] bildirmek durumunda kalmıştır.


Türkiye Cumhuriyeti’nin günün şartlarına göre reel dış politika yürütmesi karşısında Yemen’de re’sen yönetici durumunda kalan İmam Yahya Anadolu’ya dön(e)meyen Osmanlı memurlarından istifade etmesini bilmiştir. Bu memurlardan olan ve Fransızca bilen Son Hudeyde Mutasarrıfı Ragıp Bey’i kâtip olarak istihdam ederek Yemen’in uluslararası alanda tanıtmaya gayret edildiği görülmektedir. İmam Yahya idaresinde Monarşik bir idare ihdas edilmiş olan Yemen bu gayretlerin bir sonucu olarak nihayet 1934 yılında İngilizler tarafından nihai sınırları belirlenerek bağımsız bir devlet olarak tanınmıştır.
1517’den 1918’e uzanan süreç içerisinde yüzbinlerle ifade edilen Türk askerine mezar olan Yemen’i kıymetli kılan neydi ki, Osmanlı Devleti ısrarla buradan vazgeç(e)memiştir?
Öncelikle Yemen coğrafi olarak stratejik bir konumdadır, fakat 15. Yüzyıl ve sonraki dönemlerde Osmanlı Devleti için başka açıdan değerlendirildiği görülür: Kutsal Toprakların korunması.
Portekiz Kralı II. Joao’nın, denizci Bartolomeu Dias’ı Hindistan ve Çin’in baharatlarına deniz yoluyla ulaşabilmenin keşfi için görevlendirmesi üzerine 1488’de Ümit Burnu’nun keşfedilmesi ve geçilmesiyle Yemen bölgesi Portekiz tehdidi ile karşı karşıya kalmıştır. Saldırılar karşısında yardım istedikleri Memlûk Devleti bu saldırılara karşı başarılı olamayınca Osmanlı Devleti’nden de yardım istenilmesi üzerine Selman Reis idaresinde donanma gönderilerek destek verilmiştir[4]. Fakat 1517’den sonra Halife unvanını da alan Osmanlı Padişahları için Zeydilerle anlaşan Portekizlilere karşı İslam’ın kutsal şehirleri Mekke ve Medine’nin savunulması görevini de omuzlarında hissetmişlerdir. Dolayısı ile Osmanlı Devleti artık doğal olarak bütün İslam coğrafyasının savunucusu ve muhafızı konumuna da gelmiştir.

Sonuç olarak;
Osmanlı arşiv belgelerine göre Yemen’in elde tutulma gerekçesi olarak sadece ülkeye gelir amacının olmadığı, Mekke ve Medine gibi kutsal toprakların korunup, kollanmasının birinci önceliği olduğu görülmektedir. Dolayısı ile son ana kadar elde tutabilmek için ne gerekiyorsa yapılmış, 400 yıl boyunca gidenin geri gelmediği,dönmek isteyenin gelemediği bir bölge olarak sürekli asker sevk etmekten geri durulmamıştır.
Arap Baharı olaylarının Ortadoğu ülkelerine olan olumsuz etkilerinden nasibini alan Yemen’de Amerika Birleşik Devletleri’nin desteklediği Suudi Arabistan’ın; Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Kuveyt, Sudan ve Mısır başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinin de desteği ile yaşanan iç savaş ve adeta soykırım halini alan insanlık dramı hala devam etmektedir. İran ile Suudi Arabistan destekli karşıt gruplara bu iki ülke tarafından sık sık fiili yardımların da görüldüğü çatışmalara Türkiye kayıtsız kalamamaktadır. Yüzyıl öncesine kadar idare ettiği bir bölgeye karşı kayıtsız kalması da beklenmemelidir.


Ayrıca savaş öncesi yaklaşık 29 milyon nüfusu olan Yemen’in Lozan görüşmelerine kadar hukuken Türkiye’ye bağlılığının devam ettiği görülmektedir. Mondros Mütarekesi’nin ardından bölgeden çekilen Osmanlı Devleti oradaki memur ve askerlerinin tamamını getirememiştir. Aileleriyle kalan evlilerin ve bekar olan Türk askerlerinin yerel halk ile evlilikleri olmuştur. Günümüzde 4 milyon gibi ciddi bir nüfusa ulaştığıdeğerlendirilen bu kesim[5] her ne kadar Arapça konuşuyor olsalar da kendilerini Türk olarak tanıtmaktadırlar. Osmanlı bakiyesi Yemen’deki Türklerin gönüllerini ve ümitlerini bağladıkları Türkiye’den yardım umdukları unutulmamalıdır. 
İran’ın Şii Hilali projesi içerisinde kalan ve Türk insanı tarafından acı türkülerle yâd edilen Yemen’in, İran-Suudi Arabistan güç mücadele sahasında masum insanların soykırım boyutunda katledilmesine suskun kalınmamalıdır.Yemen’de yaşanan olaylar nedeniyle son üç yılda hayatını kaybedenlerin 10 bin kişiyi geçtiği değerlendirilmektedir. Türkiye, akan kanın durdurulması ve iç savaş nedeniyle açlık çeken milyonlarca masum sivile yardım ulaştırılabilmesi için uluslararası kamuoyunu harekete geçirecek hamlelere öncülük edecek girişimler başlatmalı ve bölgesel bir güç olduğunu göstererek barışın sağlanmasında aktif olarak yer almalıdır. Müteakiben Yemen’in yeniden inşasında da yer almaya hazırlıklı olunmalıdır.
----------------------------------------------:
İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.
[1] Ayşe HÜR; “En Büyük Osmanlı Mezarlığı: Yemen”, Radikal, 29.03.2015.
[2]Aynur ERDOĞAN “Yemen Hala Osmanlı’ya Bağlı...”, 20.06.2011.https://www.dunyabulteni.net/tarih-ve-toplum-konusmalari/yemen-hala-osmanliya-bagli-h164059.html
3] Ayşe HÜR; “En Büyük Osmanlı Mezarlığı: Yemen”
[4]Erhan AFYONCU; “Yemen’e Türkü Boşuna Yakılmadı”, Bugün, 16.01.2011.
[5] Yeni Akit; “Yemen Hukuken Osmanlı’ya Bağlı”, 27.03.2015.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Halil YATAR
Halil YATAR
NEREYE KADAR ÖZGÜRLÜK?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
KONUŞMA AHLAKININ VAROLUŞSAL ZORUNLULUĞU
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
“GÖRGÜ” ÖNEMLİ..
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YÜREKLERİMİZİ DAĞLAYAN HİKAYESİYLE CÜNEYT ÖZDEMİR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
EŞEL MOBİL VE TANZİM SATIŞ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KONUT SATIŞLARI YILA DÜŞÜŞLE BAŞLADI
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ENDÜSTRİ TOPLUMU
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DÜNYA'NIN GÖRMEDİĞİ UZAK DİYAR : DOĞU TÜRKİSTAN
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
KONGRE TURİZMİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KOKUŞMUŞ ZİHNİYETLERDEN NE ZAMAN KURTULACAĞIZ?
Esra SARI
Esra SARI
YOZLAŞIYORUZ HEM DE BİR HİÇ UĞRUNA
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
SAĞLIK İÇİN EN ETKİLİ İLAÇ AŞK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
MACRON'UN GÜNEY KIBRIS AŞKININ KÖKLERİ
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
KİŞİ KENDİNİ HESABA ÇEKTİĞİ GİBİ, TOPLUMDA KENDİNİ HESABA ÇEKMELİDİR
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva