ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Cumhuriyet 97 yaşında
Cumhuriyet 97 yaşında
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Marmaray 7 yaşında
Marmaray 7 yaşında
Binlerce vatandaş Anıtkabir'e koştu
Binlerce vatandaş Anıtkabir'e koştu
Nijerya’da silahlı grup cami bastı
Nijerya’da silahlı grup cami bastı

R.Bülend KIRMACI

YAZI TURA GİBİ EKONOMİ
30 Eylül 2020 Çarşamba

Türkiye ekonomisinin bir anlamda her ekonomi gibi; olumlu ve olumsuz yönleri var. Bir paranın iki yüzü gibi birbirine benzemeyen ancak gerçekte birbirini tamamlayan bu özellikler dikkatle incelenmelidir. Ekonomide kısa, orta, uzun erimli planlar yapılmazsa, aklın yolu izlenmezse; işler rastlantıya kalır. O zaman yazı-tura ekonomisi geçerli olur, hele ki, gerçekler ortaya serilmezse ya da gizlenirse, o zaman da “zar tutar” gibi hep “olumlu yanlardan” ve yönlerden konuşulmuş olur… Elbette hiçbir ekonomi her zaman, her alanda mükemmel olamaz. Sürekli “yazı” veya sürekli “tura”; sürekli maksimizasyon veya sürekli minimaller yoktur. Ancak asıl olan, olumsuz yanları en aza indirgemek, olumlu yanları artırmaktır. Bu takdirde, paranın yani ekonominin olumlu ve olumsuz yanlarıyla “bütünü” değerlenmiş olur.

Bu yazımızda Türkiye ekonomisinin “olumlu” ve “olumsuz” yanları üzerinde duracağız. Ekonomimizin, paramızın, üretimimizin, sektörlerimizin ve emeğimizin değer kazanması umuduyla…

SEKİZ BAŞLIKTA EKONOMİDE ARTILAR

Öncelikle şu tespiti yapmalıyız: Her türlü güç koşula karşın sanayi kesimi direnmektedir. Küçük ve orta ölçekli işletmeler ayakta kalmaya çalışmaktadır. Birçok ülkede bu bile mümkün olmamıştır; dünya tam anlamıyla bir durgunluğa sürüklenmiştir.

Sanayimiz direniyor, KOBİ’ler savaşıyor…

Bizim sanayimiz ise deyim yerindeyse bir anlamda “şerbetlidir”. Nice krizler görmüş, nice badireler atlatmıştır. 1994’lerde, 1999’larda, 2008’lerde ve daha nice çevrimde, üstelik devletten de yeterince destek alamadığı halde, çok az fire verilmiş, işler normale döndüğündeyse, buna en çabuk küçük ve orta ölçekli işletmeler yanıt vermiştir.

Savunma sanayi yüz güldürüyor…

İkinci olarak savunma sanayi alanında son derecede başarılı gelişmeler kaydedilmektedir. SİHA’lar, İHA’lardan tutun da, kendi korvetlerimiz ve helikopterlerimizin yanı sıra, füzelerimiz ve yazılım sistemimizle de hatırı sayılır bir ivme yakalanmıştır.

Tarımın önemi keşfediliyor

Üçüncü tespitimiz şudur: Türkiye tarımın önemini giderek keşfetmektedir… Gerçekten 6 pilot ilde 60’ar dönüme kadar Hazine arazilerinin çiftçilere 10 yıl süreyle kiralanarak üretime katkı yapılması kararlaştırıldı. Umarım bu adım, ziraat mühendislerimizin önerisinde olduğu gibi, yerli tohum ıslahı, gübre ve mazot desteğiyle taçlanır, o arada, hayvancılık ve su ürünleri tarımına da destekler sağlanır… Tarım alanında üreticinin yüzünü güldüren ve tüketiciye aracısız ulaşan bir tedarik zinciri, kendi kendimize yeterlilik ve gıda güvenliği açısından da yaşamsal önemdedir.

Mobilya sektörü doping yaptı…

Bir başka ve dördüncü notumuz; mobilya alanında ihracatımızın % 124 oranında artmış olmasıdır. Bu durum, ekonomiye can suyudur. Bu zor koşullarda bir sektör çıkıyor, dış satımını yüzde yüz yirmi dört artırıyor! Bu gerçekten diğer alt-sektörler için de büyük bir moral ve motivasyon kaynağıdır.

Faizsiz konut inşaata can suyu…

Beşinci olarak önemli bir gelişme daha yaşama aktarılmaktadır: Faizsiz konut kredisi! İnşaat sektörüne de katkı yapacak ve ivme katacak bu gelişme bir başka anlamıyla faiz açısından bankaların sınırlandırılmasına da yarayabilir. İşler arzu edildiği gibi giderse; “demek ki faizsiz de olabiliyormuş” denilmesi, çok değerlidir… Öte yandan, geçenlerde basına da yansıdığı gibi bir kamu bankasının esnaflara yönelik “desteği” ekonomi açısından çok olumlu örneklerden birini oluşturmuştur.

Esnafa, sanatkara destek…

Altıncı olarak işte bu yeni gelişmeyi ele alıyoruz: Söz konusu kamu bankamız, 735 bin esnafımıza 18,2 milyar TL nakdi işletme kredisi sağlamıştır. Umarım ki, bir milyon dokuz yüz kırk beş bine yakın esnaf ve sanatkarın Bağ-Kur prim borçları da “affedilir” ve kredi borç “faizleri” olsun bir defaya özgü olarak silinir. Esnaf ve sanatkarımızın ayakta kalması ekonomimizin de hayatta kalmasıdır.

Sağlık ordumuza katkı…

Yedinci olarak geçenlerde uygulanan sağlık çalışanlarına ve aile hekimlerine yönelik maddi destek çok yerinde bir uygulama olmuştur. Sağlık ordumuzu ne kadar güçlendirsek, sağlık emekçilerini ne denli desteklesek; azdır!

Sosyal yardımdan sosyal devlete…

Sekizinci olarak unutmayalım ki Türkiye’miz, iki milyon aileye muhtaçlık yardımı yapıyor ve salgın sürecinde 1000’er TL de olsa altı milyon haneye nakdi yardım ulaştırılmış bulunuyor. Bu sosyal yardımların devamını diliyorum. Bunun yanı sıra insanımıza iş bulunması ve insanca emeklilik sağlanması bakımından sosyal devlet anlayışının ve de kurumlarının ihya edilmesini diliyorum…

Bu yukarıdakiler ekonomideki olumlu yanlar. Gelelim olumsuz yanlara…

SEKİZ BAŞLIKTA EKONOMİDE EKSİLER

Ödemeler dengesi sorunumuz…

Birinci olarak ve öncelikle cari açık, ödemeler dengesi ciddi sorundur. Açık pozisyonumuz milli gelirin yarısına erişmiştir. Tasarrufun kurumsallaşması ve ara mal ve hammaddede ithalata bağımlılığın kırılması şarttır…

Merkez Bankası rezervleri azalıyor…

İkinci olarak Merkez Bankasının elindeki rezervler bir yıl önce 135’ten bugünlerde 90 milyar dolara inmiştir, ki bunun, 45 milyar doları döviz, 43,6 milyar doları altın rezervlerindendir. Altının yastık altından çıkması tamamen bir güven sorunudur. Dolayısıyla ekonomide genel güven endeksinin yükseltilmesi kadar, vatandaşın da ekonomi yönetimine güven duygusunun artırılması esas olmalıdır…

Döviz kıskacı ve TL kullanmak…

Üçüncü olarak, Türkiye, halen dolar, avro kıskacındadır. Buna karşı üretken ekonomik yatırımları artırmak, her işimizde TL kullanmak, üçüncü ülkelerle ticarette kendi para birimimizi devreye almak zorundayız…

İşsizlik yaman mesele…

Dördüncü olarak, işsizlik en yakıcı sorun halindedir. Bu yılın Nisan ayında ülkemizde resmi olarak 4,2228,000 işsiz olduğu ve tarım dışı hesabıyla işsizlik oranının %15,4 olduğu ifade edilirken, bağımsız değerlendirmeler yapan sendikalara göre gerçek işsiz sayımızın 17 milyon kişiyi aştığı belirtilmektedir. Hem işsizlik hem de istihdam oranı birlikte düşmektedir. Türkiye özellikle gençlerine yeni iş alanları açmak zorundadır. Ekonomimiz iş sağlama konusunda oldukça yetersiz kalmaktadır. Yıllara yayılan ve ithalata dayanan büyüme, kapanan iş yerleri, tarım dahil ana sektörlerin ihmal edilmesi ve yatırımlar konusundaki yetersizlikler bu tabloyu doğurmuştur…

İşsizlik fonu ve fonların yerindeliği…

Beşinci olarak ekonomimizdeki bir başka olumsuzluk konusu, fonların yerli yerinde kullanılmamasıdır. Yine işsizlik üst başlığı içinden örnek verecek olursak; İşsizlik Fonu geride kalan on sekiz yılda, her zaman amacına uygun olarak kullanılmamıştır. Örneğin, bu fondan, geçen sekiz ayda, yani Ocak-Ağustos 2020 arasında, işsizlere 1 TL verildiyse, işverene de 1 TL tahsis edilmiştir. Öte yandan belirtilen süre içinde anılan fonun 131 milyar TL olan birikimi, 112 milyar TL’ye inmiştir. Bu da İşsizlik fonunu yeterli, etkili ve amacına uygun kullanmadığımızı kanıtlamaktadır. Oysa içinde bulunulan koşullarda Türkiye’nin böyle bir lükse hakkı yoktur…

İhraç amaçlı ithalatta dışa bağımlıyız…

Altıncı olarak; ihracat amaçlı ithalatımız maliyet enflasyonu açısından ciddi sorunlar yaratmaktadır. Döviz kazanmak için döviz harcayan bir ülke konumundayız. Oysa, ara malları ve hammaddeyi kendi kaynaklarımızdan temin etmeli, ürün süreçlerinden geçirip, kullanılabilir hale getirip, daha karmaşık nihai mal ve üretim süreçlerine teslim etmeliyiz… Daha önce de belirttiğim gibi bu döviz açığımızı da giderecek ve enflasyonu da dizginleyecek bir yönelim ve yapılandırma olacaktır…

Teknoloji geliştirmeliyiz…

Yedinci olarak, ekonomimizde bir başka olumsuz yan; teknoloji geliştirmede, araştırma-geliştirme; AR-GE çalışma ve yatırımlarında yıllara dayanan eksikliğimizdir. Türkiye patent üretme ve marka geliştirme açısından savunma sanayi ve bir iki sektör hariç oldukça yetersiz bir noktada bulunmaktadır. Son yıllarda bu konuya verilmeye çalışılan önemin kısa erimde sonuç vermesi mümkün değildir. Yine de bu konuda kararlı, dirayetli, cesaretli olmalıyız…

Sacayağı: Vergi, Ücret, Gelir Dağılımı…

Sekizinci ve son olarak ülkemizde; vergi adaleti, ücretlerde hakkaniyet ve gelir dağılımında iyileşme açısından yeterli noktada ve kıvamda değiliz. Bu üçleme birbirini tamamlar, modern devlet-çağdaş toplum için tek geçerli anahtardır. Daha da ötede, üretebilmek, iç talebi canlı tutmak, rekabet edebilmek için, insanlarımızın adil bir vergi sistemine, hakça bir ücret düzenine, ahlaken kabul-edilebilir bir gelir bölüşümünün geçerliliğine ihtiyacı vardır… Ötesi “yazı-tura ekonomisi”, “kumar kalkınması”, “tombala rekabet”, “zar tutan ekonomi kurumlarından” başka bir şey değildir.

Planlı yatırımlarla kalkınma…

Evet, olumlu ve olumsuz yönleriyle ekonomimizi tahlil etmeye çalıştım. Bu tablonun bu bilançonun aktif ve pasif taraflarına isteyen istediği daha nice veriyi ve olguyu ekleyebilir. İsteyen bardağın boş ya da dolu tarafına bakıp; havalara uçan bir ekonomiden ya da yerin dibine batan aile bütçelerinden söz edebilir. Gerçek hiç değişmeyecektir. Bugünün yakıcı gerçeği ve gereği: kalkınan, 7/24 yaşanılan, insanca ücretler ve emeklilik sağlayan, eğitimin, sağlık hizmetlerinin dert olmaktan çıktığı, barınma ve ulaşım olanaklarıyla çağdaş devletlere yaraşan bir sistemin işlediği bir ekonomiyi kurmaktır. Onun dışındaki her laf, her sayı, her veri, her konuşma “boştur”! Türkiye, planlı kalkınmaya yönelmek, özelleştirmeyi yana bırakıp kamucu yatırımları her alanda teşvik etmek, enerji ve tarımı milli güvenlik kertesinde ulusal anlamda değerlendirmek, milli ilaç ve aşı sistemini güçlendirmek, devlet okullarını ihya etmek, hiçbir öğrencinin bilgisayardan yoksun olmayacağı koşulları sağlamak, uzaktan eğitime rağmen özel okulların haksız tahsilatını frenlemek, tarımda tarladan-üreticiye tedarik zincirleri kurmak, gıda güvenliğini sağlamak, her mahalleye yeşil saha ve spor tesisi yapmak, amatör sporcuyu desteklemek, sanat ve kültür alanında üretimi artırmak, bu alanlarda çalışan ve okuyan insanları desteklemek zorunda olan bir ülkedir. O arada Türkiye, vergide adaleti, ücretlerde hakkaniyeti, gelir dağılımında ahlaki bir bölüşmeyi sağlamak zorunda olan bir ülkedir. Tüm bunları yapabilmek için eğitim başta kurumlarımızı yenilemeli, yasalar dahil yaşamsallığını yitiren kurumlarımızı da gözden geçirmeli, bir yandan mevcut iktisadi ilişkilerimizi en üst düzeye eriştirip, diğer yandan Asya’nın yükselen ekonomileriyle ilişkilerini geliştirmeliyiz. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
DİKKAT!
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
CUMHURİYET NASIL İLAN EDİLDİ?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BU KIŞ ZOR GEÇECEK
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BİR BREXİT VARDI, N’OLDU ONA?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
HİZMET-İÇİ EĞİTİM VE YÜKSELEN MESLEKLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AŞI SAVAŞLARI
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
MÜLTECİ VE SIĞINMACI SAYISI HER GEÇEN YIL ARTTI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ASKIDA EKMEK, EĞİTİM SİSTEMİ VE CUMHURİYET
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
HATAY YANARKEN BAYIR-BUCAK'IN DA YAKILMASI ANIMSANIYOR MU?
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
GERİDE BİR ÇANTA BOLCA ACI
Esra SARI
Esra SARI
MEME KANSERİNİN FARKINDA MIYIZ?
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİNDE SON DURUM
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
KIŞA HAZIR MIYIZ?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
AYDINLIK GELECEK
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SİYASİ TERCİHLERDE TOPLUM VE ÇEVRENİN ETKİSİ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
GIDA İSRAFININ BOYUTLARI ARTIYOR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEREYE GİDİYORUZ?...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUKLU MU, ÇOCUKSUZ MU HAYAT?
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva