ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Sayıştay denetim raporlamalarını sürdürüyor
Sayıştay denetim raporlamalarını sürdürüyor
Kutlu fethin 567. yıl dönümü kutlanıyor
Kutlu fethin 567. yıl dönümü kutlanıyor
İstanbul'da 4 hastadan alınan Kovid-19 virüsünün genomu dizilendi
İstanbul'da 4 hastadan alınan Kovid-19 virüsünün genomu dizilendi
Otobüsçüler, seyahat sınırlamasının kaldırılmasından memnun
Otobüsçüler, seyahat sınırlamasının kaldırılmasından memnun
HSK'dan yargıda normale dönüş eylem planı
HSK'dan yargıda normale dönüş eylem planı

R.Bülend KIRMACI

YANGIN YERİ
8 Nisan 2020 Çarşamba

Şu son virüs salgını nedeniyle Dünya adeta bir yangın yerini andırıyor. Her şeyi parayla ölçen sistemler çöküyor, yaşlısını barınakta, yoksulunu sokakta unutan düzenler yürekleri de yakıyor. Depremler, sel baskınları, toprak kaymaları, salgınlar… Nükleer ve biyolojik silahların test edildiği, ozon tabakasının delindiği, çocuk emeğinin sömürüldüğü bir dünyanın bize cevabı gibidir. Tabiat ana isyan ediyor. İnsanlık, feryat ediyor. Böyle giderse 41 yıl sonra petrol biterken yaşam da bitecek sanki… Buna izin vermemeliyiz. Tanrının bahşettiği akılla, bilimle, şimdiye kadar doğamızı yıkan, insanı ezen bütün bu işleyişi değiştirmeliyiz. İnsanca hakça bir düzen kurmalıyız. Bu yolda siyasetin yeri kadar, toplumun tüm kesimlerinin ödevi vardır. Ulusal gelişme ve uluslararası dayanışma ile, savaşsız, sömürüsüz bir dünya kurulmalı, nimet külfet, yetki sorumluluk, hak görev dengeliliği içinde kaynaklarımızı, eğitime, sağlığa, kalkınmaya aktarmalıyız. Bütün bunları dillendiren milletler-arası kurumları da ele almalı, yeniden organize etmeliyiz. Yeni bir Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Güvenlik Konseyi yapısı gerekmekte, gelişen ülkelerin borçlarının dörtte birinin bir defaya özgü olarak silinmesi zorunluluğu belirmektedir. Hükümetlerin, siyasi angajmanları ne olursa olsun, her yıl kendi ülkelerinde belli düzeyde alt yapı, eğitim, sağlık, ulaştırma harcamaları yapmasını garantiye alacak, bunu yapmayanı ve de öte yanda, doğayı kirleten çok-uluslu şirketleri de cezalandıracak bir mekanizmayı beraberce kurmalıyız. Yolsuzluklarla mücadelede, kadına şiddetin önlenmesinde, her türlü ırkçılık ve ayrımcılıkla savaşımda dünya birleşmelidir. Alyan bebekler ölmesin, mülteci botlarındaki insanlara ateş açılmasın diye, ülkelerdeki doğal zenginliklerin en başta bulundukları topraklardaki insanlara ait olduğu ve belli bir orandaki nemasından bu halkların yararlanması zorunluluğunu getirmeliyiz. Getirmeliyiz ki, yoksulluktan, açlıktan insanlar yollara veya terörün tuzağına düşmesin. Bunu aynı zamanda “gelişmiş” ülkeler için de sağlamalıyız ki, en görkemli şehirlerde evsizler, açlar, sokaklarda yatmasın, insanlık yanmasın!

Salgın Dünyayı yakıyor

Bu salgının ekonomik yaşam üzerindeki zincirleme etkileri günden güne daha iyi kavranılmaktadır. Geçenlerde Standard&Poor’s, iş yerlerinin aylarca kapalı kalma ihtimalinin, avro bölgesi ekonomisinde % 10’lara varan düşüşlere neden olabileceğini açıkladı. Bu nedenle “bölgenin” yani Avrupa genelinin, en az yüzde 2 daralacağını, ancak 2021’de yüzde 3’lük bir toparlanma beklenebileceğini de belirtti. Bu kriz bağlamımda 2020’de 420 milyar avro’lık bir kayıp -belki de artacaktır- beklenmektedir. ABD’nde yakın zamanda 500 bin insan işini kaybetmiş durumda. “Ekonominin esirgenmesi” için Başkan Trump, milyar dolarlık bir paket açıkladı, ancak, eleştirmenler, bu pakette sosyal yardım anlamında bir önceliğin olmadığının altını çiziyorlar. Gerçekten FED’in yani Amerika Merkez Bankasının yaklaşık bir ay önce, piyasaları rahatlatmaya yönelik önlemlerinde de öncelik işletme sermayelerinin zarar görmesini engellemek idi… İspanya’nın, İtalya’nın durumları ortada. İngiltere de yalpaladı. Almanya biraz daha sağlam durmaya çalışıyor. Ancak küresel krizin dünya savaşlarından bile daha yakıcı etkileri olduğunu IMF Başkanı da gizlemiyor; 1 trilyon dolarlık bir fon toplandıklarından, 80 ülkenin yardım almak için kuyruğa girdiğinden dem vuruyor. Kısacası Batı ve çevresindeki yapılar, çözülmekte ve çökmekte. O kadar öyle ki, şaşırmışlar; bunca sorun arasında çıkmışlar; hala İran’a ilaç dahil ambargoyu savunuyorlar. Venezuela’yı dillerini dolamış, seçilmiş başkanlarının başına kovboy devrinde olduğu gibi utanmadan ödül koymuşlar… Tabii, bu salgın dolayısıyla daha “başarılı sınavlar” veren hatta Batının bile yardımına koşan ülkeler de ekonomik anlamda etkilenmektedir. Ancak kamucu iktisadi ve sosyal yapılarıyla Çin, Rusya, Küba gibi ülkelerin o arada sosyal devlet olarak Norveç gibi kimi ülkelerin de salgınla ve ekonomiye etkisiyle savaşımda daha başarılı oldukları bir gerçek olarak beliriyor. Nerden bakılırsa bakılsın,  Dünya’nın bu salgın dolayısıyla 7 trilyon dolar ve belki de giderek artacak şekilde,(10 trilyon dolar) iktisadi kaybı olacak. Bu durum büyümeyi, refahı, istihdamı, sosyal yardımları, dış ticareti etkileyecek. İnsanlık, ancak bir bilinç sıçramasına ererse ve bu olumsuzluklardan ders çıkarırsa, esenliğe erebilecek.

Kim yaya kalacak, kim başaracak?

Evet DTÖ, G-7, DB, finans kurumları, hepsi sorgu altında… BRICS, Şangay İş Birliği Örgütü, Afrika Kalkınma bankaları, OPEC, OECD, ne kadar iktisadi kurum ve birliktelik varsa, onlar da belli bir durum değerlendirmesi yapacaklar. Üretim, paylaşım, mülkiyet kavramları yeniden sorgulanacak. Yeni meslekler gelişecek, bazı meslekler üretim dışında kalacak. İş ve çalışma yaşamına dair süre, ücret, izin, sigorta, tazminat, emeklilik hakları belki de gözden geçirilecek. Yerli üretimin önemi artacak. Taşımacılık sektörü önem kazanacak. Küçük ve orta ölçekli işletmeler revaçta olacak. Otomasyondan azami yararlanan ve AR-GE’ye önem veren firmalar, liderliğini koruyacak veya “şampiyonlar ligine” çıkacak. Tüm bunlar olurken Türkiye’mizde emek-yoğun işlere, küçük girişimcilere, kooperatiflere, denizciliğe, su ve su ürünlerine, rüzgar ve güneş enerjisine, yazılım sektörüne daha fazla önem vermememiz uygun olacak. Özellikle de tarıma ve tarım endüstrine ayrı bir önem vermemiz, iktisadi bağımsızlığımızla ve hedeflediğimiz refah düzeyine erişmemizde en büyük kaldıraç ve dayanak olacaktır. Beş milyona yaklaşan işsizimiz olduğu düşünülürse, bu süreçte işsizlik artışına asla ama asla izin vermemiz gerekmektedir. Tasarrufa yönelerek elde edeceğimiz birikimle borçlanmadan ve el oğluna avuç açmadan atölye, tezgah, tersane ve de özellikle Teknopark, organize sanayi bölgeleri yatırımlarımızı yapmak zorundayız. Bu anlamda planlamaya ihtiyacımız her zamankinden fazladır. Bizim dünya çapında deneyimi olan Devlet Planlama Teşkilatını yeniden kurmamız gereklidir.

Ekonomi tablomuz

Para en çok böyle zamanlarda lazımdır. Güç de öyle… Devletimiz bir çok önlemi başarıyla aldı. Ancak, kimi zorluklarımız var. TCMB Haftalık Para ve Banka İstatistikleri 20 Mart 2020 bültenine göre; TÜFE % 12.37 (Şubat, 2020), cari işlemler açığı 1.804 milyon dolar (Ocak, 2020), altın ve enerji dahil Dış Ticaret açığı 3.245 milyar dolar (Ocak, 2020) ve doğrudan yatırımlardan net girişler bir önceki Ocak ayına göre 26 milyon dolar azalmış durumdadır. Yine Ocak (2020) ayında bankalar ve diğer sektörler 1.503 milyon dolar ve ayrıca 219 milyon dolar net geri ödeme yapmış durumdadırlar. Orta direğin dayanma gücü ve piyasasının canlılığı açısından bir kestirme veri de; 2019 yılının 4. Çeyreğinde bireysel kredilerin, işletme ve konut kredileri arasında bir yerlerde (oransal olarak) seyrettiğidir… Türk-İş Ocak 2020 ayı araştırmasına göre 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 2,219 TL, bunlara giyim, eğitim, sağlık harcamaları eklenerek hesaplanan yoksulluk sınırı ise 7.229 TL’dir. Halen 10 bin doların altında kişi başına milli gelir sağlayan ülkemizde milli gelirden en fazla pay alan % 20’lik kesimle en az pay alan %20’lik kesim arasında neredeyse 8 kata yakın fark vardır. 20 milyon insanımız yoksulluk sınırının altındadır, resmi kayıtlara göre OECD’nin en kötü 3. sırasında olarak, 4 milyon 308 bin işsizimiz bulunmaktadır. İşte bu tabloda krize yakalanmış durumdayız.

Paket ve önlemler

Bu koşularda 18 Mart 2020 günü Hükümet, salgının yol açabileceği yıkıma karşı ekonomide bir istikrar kalkanı paketi açıklamıştır. Sanayicilerin, turizm, eğitim yatırımcılarının vergi, harç ve kamuya olan geri ödemeleri ertelenmiş, ancak, bireysel ve işletme kredilerinin ve kredi kartlarının ötelenmesi konusunda halen bankaların “ayak sürdüğü” görülmüştür. Yine paket kapsamında, yaşlılık, engelli yardım aylığı alan 2,1 milyon kişiye aylıklarına ek olarak 1000 TL verilmesi gerçekleştirilmiş, en düşük emekli aylığı 1.500 TL’ye yükseltilmiş, 131,5 milyar TL birikimi olan işsizlik fonunun işsizlilere yönlendirileceği açıklanmış, fakat kayıtlı işsizler ve tarımda mevsimlik işçiler için benim de önerdiğim hiç değilse bu zorlu süreç boyunca “asgari vatandaşlık maaşı” kabilinden 1000 TL bir ödeme henüz gündeme gelmemiştir. Söz konusu paketle istihdamın korunması bir prensip olarak vaaz edilmiş, “esnek çalışma”, “zorunlu ücretsiz izin” gibi yönelimler toplumdan gelen tepkilerle kısmen engellenmiş ve en son “kısa çalışma ödeneğiyle” 600 gün prim yatıranların ortalama maaşlarının % 60’ını 3 ay süreyle alabilecekleri bir sistem yeğlenmiştir. Bu kapsamda asgari ücretlinin alacağı miktar 1752 TL olup yeterli olmasa da yine de geçiş sürecinde iş kaybından daha iyi bir hal çaresi olarak görülebilir. Öte yandan, “saat başına ücret alan” 83 bin öğretmenin maaşları ise sonradan da olsa devlet tarafından garantilenmiştir. Bunlarla birlikte, ilk açıklanan pakette tarım neredeyse unutulmuş ancak daha sonra bakanlık eliyle destek primlerinin yarısının tevdi edildiği ve hazine arazilerindeki kira mükellefiyetinin birkaç ay ertelendiği beyan edilmiştir. Tarım zaten ülkemizde gayrı safi milli hasıldan alması gerekenin “yarısını” alırken destekleme primiyle aldığı miktarın beklenilenin yarısına denk geldiği ifade edilmektedir. Çiftçinin, üreticinin, bankasıyla kooperatifiyle, mazotu, ilacı, gübresiyle desteklenmesi gereği düşünüldüğünde, tarım için başlı başına bir paket gerektiği de kavranılabilecektir.

Bu yangını söndürmeliyiz

Evet dünya ve ülkemiz bir krizi yaşamaktadır. Bu krizden en az hasarla ve en az zararla sıyrılmak için gereken önlemler alınmaya çalışılmaktadır. Fakat bu kriz olsun olmasın bizi bazı temel ve yapısal değişikliklerin beklediği unutulmamalıdır. Türkiye’nin hızla üretime, üretken kamu yatırımlarının öncülüğüne ihtiyacı vardır… Bu amaçla “planlama” yapılmalıdır. DPT, hemen tekrar devreye sokulmalıdır. Teknoparklar, OSB’ler ve KOBİ’ler banka, bilgilendirme ve finans sektörleriyle desteklemelidir, “istihdam odaklı” bir kalkınma anlayışını devreye almalıyız. O arada vergide adaleti, ücretlerde hakkaniyeti sağlamalıyız. Tarım ve enerjinin milli politikalar olarak ele alınması ve yürütülmesi esasından asla ayrılmamalıyız… Özelleştirmelerden kalıcı olarak vazgeçmeliyiz… Bir Sümerbank’ın, bir kırsal kalkınma kooperatiflerinin, bir Hıfzısıhha Enstitüsünün varlığının ne kadar önemli olduğunu bu zorlu süreçte anlamış olmalıyız… Kısacası yanlışlarımızdan ders alarak, sonuç çıkarak; kamucu, halkçı, insancıl bir yaşamı kurmalıyız. Bunun için aklı bilimi rehber edinen bir eğitim sistemine gereksinmemiz olduğunu asla unutmamalıyız. Bizim ve insanlığın ihtiyacı olan insanca ve hakça bir düzendir. Bu yaşamın anlamı kadar doğanın sürdürülebilirliği açısından da elzemdir… Umarım ki, insanlık onuru bu zor günleri aşacak ve yeni bir dünya kurulacaktır... Bu yangını söndürmenin tek yolu, budur!

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
DİJİTAL DÖNÜŞÜM İLE DEĞİŞİYOR MUYUZ?
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUKLARIN GÜVENLİ İNTERNET KULLANIMI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
RESESYONDAN ÇIKIŞ
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
KUVA-Yİ MİLLİYE SAFLARINDA BİR ERMENİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB(D)’NİN “SURİYE PeKaKa'sı” UYDU DEVLETÇİĞİ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
“YENİ NORMAL” HAYATIMIZ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BİN ATLI AKINLARDA ÇOCUKLAR GİBİ ŞENDİK
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
İKİ BAYRAM ARASI, EKONOMİ YARASI
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
CENEVRE HAZIRLIKLARI VE SURİYE’NİN BÖLÜNME SENARYOLARI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
YENİ GELİR KAPISI SOSYAL MEDYA
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
BARIŞ VE ÖZGÜRLÜK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
''NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR''
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
NİCE BAYRAMLARA
Esra SARI
Esra SARI
EVDE SÜTLÜ TATLI YAPABİLİRİZ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
NİCE 87 YILLARA THY
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
GENÇ NÜFUS MUTLU MU?
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SAVUNULANI TEMSİL ÇOK ÖNEMLİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
ÖZÜ KAYBEDENLER, HAKİKATİ ŞEKİLDE ARARLAR
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva