ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Cumhuriyet 97 yaşında
Cumhuriyet 97 yaşında
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Marmaray 7 yaşında
Marmaray 7 yaşında
Binlerce vatandaş Anıtkabir'e koştu
Binlerce vatandaş Anıtkabir'e koştu
Nijerya’da silahlı grup cami bastı
Nijerya’da silahlı grup cami bastı

Hüseyin ALPASLAN

TÜRKLERDE İSTİHBARATIN KISA TARİHİ- II
1 Ekim 2020 Perşembe

Sevgili okurlar hatırlayacağınız gibi sizlere bir önceki köşe yazımda; Göktürkler, Hunlar, Selçuklular ile Sultan II. Abdülhamit’in hal edildiği 1909 tarihine kadar Osmanlı dönemindeki İstihbaratın tarihini anlatmıştım. Bugün ise İttihat ve Terakki dönemi ile Millî Mücadele dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki İstihbaratın kısa tarihini okuyacaksınız.

İttihat ve Terakki Döneminde İstihbarat

İttihat ve Terakki liderleri istihbarat kadrolarına kendi üyelerini getirmekle kalmamışlar, “kutsal devlet” geleneğinden hareketle istihbarat faaliyetlerini kendilerine özgü bir şekilde uygulamaya dönüştürmüşlerdir. İttihat ve Terakki Cemiyetinin güçlenmesi ve devlet yönetiminde etkin hale gelmesi ile beraber istihbarat faaliyetleri ilk zamanlar da fedai ve gönüllüler vasıtasıyla yürütülmüştür. 1911-1913 yılları arasına gelen tarihlerde, İttihat ve Terakki Cemiyetine bağlı gönüllü ve fedailerin bulunduğu gizli örgütlenmenin adına, gayri resmî olarak “Teşkilat-ı Mahsusa” adı verilmeye başlanmıştır [1]. 1912-1913 tarihlerinden sonra ayrı bir grup halinde faaliyetlerde bulunan Teşkilat-ı Mahsusa; Enver Paşa’nın 4 Ocak 1914’te Harbiye Nazırı olmasıyla beraber, giderleri Harbiye Nezareti’nden karşılanan bir istihbarat örgütü olarak çalışmıştır [2]. Enver Paşa, teşkilatın bütün çalışanlarını yeni bir nizamname ve yeni bir örgütlenme ile bir çatı altında toplamış ve Teşkilat-ı Mahsusa ’ya 5 Ağustos 1914 tarihinde yayınladığı gizli bir emirle resmi bir kimlik kazandırmıştır.

Enver Paşa, ilk önce teşkilatın başına Kıdemli Yüzbaşı Süleyman Askeri Bey’i getirmiştir. Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Balkan Savaşı’nda bulunmuş olan Süleyman Askeri Bey sonraları Yarbaylığa kadar yükselmiştir[3]. Teşkilat-ı Mahsusa resmi olarak faaliyetlerini Harbiye Nezareti’ne bağlı olarak yürütürken, siyasi alanda gayrinizami savaşın gereklerini daha işler ve verimli hale getirebilmesi maksadıyla isim değişikliğine gidilmiştir. 1915 yılının başlarında Süleyman Askeri’nin Basra Körfezi’ne gönderilmesinin ardından, Teşkilat-ı Mahsusa’nın ismi Umur-ı Şarkıyye Dairesi (Doğu İşleri Dairesi) olmuş ve teşkilatın başına Şura-yı Devlet üyesi olan Ali Başhampa getirilmiştir. Ali Başhampa’nın 5 Nisan 1915 tarihli göreve başlama yazısında “Doğu İşleri Dairesi Başkanı” olarak göreve başladığı anlaşılmaktadır[4].

Teşkilat-ı Mahsusa’nın ülküsü; İslam birliği ve Pantürkizm fikirlerine uygun politika ve faaliyetler yürütmektir. Gayesine ulaşmak için bütün İslamları bir bayrak altında toplamak, Türk ırkını siyasi bir birlik içerisinde bulundurmaktır. Bu ülkü ve gaye doğrultusunda ülke içinde ve dışında Osmanlı Devleti’ne zarar verecek yıkıcı bölücü unsurlarla mücadele etmeyi görev edinmiştir. Teşkilat-ı Mahsusa, Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştığı tüm cephelerde yeraltı yapılanması ile gayri nizami harp usullerini uygulayarak nizamı orduya destek olmuştur.  Savaşta kullandığı yöntemleri ise şöyledir: Gayrinizami harp kurallarına uygun düşmana saldırı yapmak, yeraltı unsurları ile halkı kendi ülküsüne ikna ederek yanına çekmek, casusluk ve sabotaj eylemleri ile propaganda ve karşı propaganda, şaşırtma, istihbarat toplama, araziyi lehine kullanma gibi faaliyetleri yürütmektir. Birinci Dünya Savaşı’nın sona ermesinin ardından İttihat ve Terakki liderlerinin ülkeden ayrılması ile teşkilat yeraltına çekilecek ve Millî Mücadele süresince birçok yararlı işe imza atacaktır.

Millî Mücadelede ve Cumhuriyet’in İlk Dönemlerinde İstihbarat

Osmanlı Devleti’nin içeride ve dışarıda gayri resmi ve resmi olarak son on yılına damga vurmuş olan Teşkilat-ı Mahsusa; Enver, Cemal ve Talat Paşaların 2 Kasım 1918 tarihinde yurt dışına kaçmalarından sonra resmi olarak son bulmuştur. Ancak Teşkilat-ı Mahsusa ajanlarının hepsi ülkede ve halen dimdik ayakta görev beklemekteydiler…

İstanbul’un işgalinden sonra İngilizler ve Damat Ferit Hükumeti İttihatçı ajan avına çıkmışlardır. Komitacı ve direnişçi bir örgüt olan Teşkilatı Mahsusa’nın “vatan kutsaldır” düşüncesini yüreklerine kazımış olan mensupları için ülkenin işgaline ve arkadaşlarının imhasına karşı sessiz kalmaları beklenemezdi. İstanbul’da bir araya gelen Teşkilat-ı Mahsusa ajanları son başkanları olan Hüsamettin Ertürk ve önemli İttihatçı üyelerin içinde olduğu yeni bir teşkilat kurdular. Teşkilatın adı Kara Kemal ve Kara Vasıf’ın isimlerinden esinlenerek “Karakol Cemiyeti” olmuştur. Cemiyet ajanlarını Anadolu’nun her yerine göndererek; tekkeleri, aşiretleri ve tüccarları yerlerinde örgütlemiştir.

Teşkilatlanma şöyledir;

-Karakol Cemiyeti’nin kurucusu ve Başkanı: Kara Vasıf Bey,

-Üsküdar grubu Başkanı: Yenibahçeli Şükrü (Oğuz), üye: Yarbay Mustafa (Muğlalı),

-Topkapı Grubu Başkanı: Süvari Yarbay Hüsamettin (Ertürk), üye Topkapılı Cambaz Mehmet,

-İslam Kadınlar Birliği Başkanı: Naciye Faham Hanım,

-Yahya Kaptan müfrezesi başta olmak üzere yurdun birçok bölgesinde teşkil edilmiş ve cemiyete bağlı faaliyet gösteren müfrezeler.

İzmir’in işgali üzerine aylardır halkı örgütleyen cemiyet; devletin çekirdek kadrolarının içinde bulunan Fevzi Paşa gibi vatanseverlerin de yardımıyla İstanbul’dan Anadolu’ya silah sevkiyatı yapmış ve İşgal kuvvetlerinin cephaneliklerine baskınlar düzenleyerek, ele geçirilen silahları Anadolu’da oluşturulan çetelere ulaştırmıştır. Karadeniz’de Rumların Müslümanlara yaptığı tedhiş ve yıldırma faaliyetlerine karşı Trabzon’da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’ni kurarak bölgede bulunan halkı örgütlemiştir. İngilizlerin tutuklamak ve sürgüne göndermek için aradığı birçok mebus ve aydın, oluşturulan menzil hattından Anadolu’ya kaçırılmıştır. Mustafa Kemal, Anadolu’ya geçtikten sonra cemiyetin Topkapı grubu ile irtibat halinde olmuş ve aldığı bilgiler doğrultusunda çalışmalarına yön vermiştir.

Erzurum ve Sivas Kongrelerinde, Karakol Cemiyeti Başkanı Vasıf Bey’in Amerikan mandasını savunması ve 1920 yılının nisan ayında Karakol Cemiyeti üyelerinin Mustafa Kemal ve Milliyetçi liderlerden habersiz ve bağımsız bir şekilde Bolşeviklerle irtibat kurmaları üzerine; Mustafa Kemal ve arkadaşları ile Karakol Cemiyeti arasında anlaşmazlıklar çıkmıştır[5]. Karakol Cemiyeti’nin bir süre sonra deşifre olması üzerine Milliyetçi liderler tarafından Karakol Cemiyeti dağıtılarak yerine Mim Mim grubu kurulmuştur.

3 Mayıs 1921 tarihinde TBMM tarafından resmen tanınan “Mim Mim (Müsellahı Müdafaa-i Milliye) grubu”; İstanbul’da Hüsamettin Bey ve Topkapılı Mehmet tarafından toparlanarak yeniden teşkilatlanmıştır. Mim Mim grubu başta İzmir olmak üzere Anadolu’da üyelerinin çoğunu askerlerin oluşturduğu teşkilatlanmasını tamamlayarak, Karakol Cemiyeti’nin kaldığı yerden faaliyetlere devam etmiştir. Mustafa Kemal önderliğinde kahraman Türk Milleti’nin Anadolu’yu işgalden kurtarmak ve bağımsızlığa kavuşmak için mücadele verdiği tarihlerde; Mim Mim grubu örgütlenme, haber toplama, silah, cephane, insan kaçırma ve propaganda gibi çok değerli faaliyetlerde bulunmuş ve İstiklal Savaşı’nın kazanılmasında inkâr edilemez faydalar sağlamıştır.

Büyük Taarruz ve zaferden sonra 1922 yılında Ankara Hükûmeti, işgal altındaki şartlarda farklı çalışma ve hareket etme yeteneği kazanan istihbarat gruplarının dağınıklığı ve koordinasyonsuzluğu yüzünden aksamalar meydana geldiğini tespit etmiştir. İstihbaratı bir merkezde toplamak isteyen Mustafa Kemal, Fevzi Paşa ile durumu değerlendirerek kısa adı “P” olarak bilinen Askeri Polis Teşkilatı’nın kurulmasını sağlamıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra Fevzi Paşa’ya bağlı Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti (EHUR) adlı teşkilat, İstihbarat dairesine bağlı olarak kısa bir süre faaliyet yürütmüştür. 1926 yılında Mustafa Kemal’e karşı İzmir’de düzenlenen suikast girişiminin ardından Teşkilat-ı Mahsusa’nın küllerinden doğan, İlk reisi Şükrü Âli Ögel olan Millî Emniyet Hizmeti Riyaseti (MEH, ya da bilinen adı ile MAH) kurulmuştur. 1926 ve 1965 yılları arasında Türkiye’nin istihbarat teşkilatı olan MAH’ın yerini 22 Temmuz 1965 tarihinde kurulan “Millî İstihbarat Teşkilâtı” (MİT) almı?t?r.ştır.

Sonuç        

İstihbaratın tarihi M.Ö. 5000’lere kadar gitmektedir. Yazılı kayıtlardan, Mısır Kralı III. Tutmosis tarafından hazırlanan Yafa’nın işgal planının okunması ile tarihte ilk kez istihbarat yapıldığına dair bilgiler karşımıza çıkmıştır. Dünyanın ilk organize istihbarat örgütünü ise Çinliler tarafından Göktürk’lere karşı uygulanan İstihbarat faaliyetlerinden bilmekteyiz. Çinlilerden sonra İstihbarat örgütlenmesine giden Türkler organize bir şekilde geliştirdiği istihbarat faaliyetleri ile Çinlilere karşı üstünlük kurmuşlardır. Orta Asya’dan göç eden Türkler için zamanla istihbarat daha da önemli hale gelmiştir. Selçuklunun istihbaratta üstünlüğü Anadolu’nun kapılarını Türklere açmış, Osmanlı Devleti’nin modern anlamda istihbarat örgütlerini kıskandıracak tarzdaki organizasyonu ise Avrupa’ya üstünlük sağlamasında en önemli faktörlerden birisi olmuştur.

19’uncu ve 20’nci yüzyıllarda Osmanlı Devleti’nin gerileme ve dağılma evresine girdiği bir dönemde bile Türk istihbaratı Avrupa’ya ders verir şekilde çalışmıştır. Türklerin köklü ve geleneksel bir istihbarat geçmişine sahip olması, modern anlamda Türk istihbaratçılığının geçmişten aldığı mirasla ne kadar güçlü bir yapılanmaya ulaşabileceği olgusunu göstermektedir. Günümüz dünyasında ülkelerin içeride ve dışarıda izledikleri strateji ve siyasetleri ile dış ilişkilerinin arkasında; onlara güven veren, organize ve yaptığı işi sanat haline getiren güçlü bir İstihbarat örgütünün varlığı çok önemli bir hale gelmiştir.

Keyifli okumalar, Sağlıklı günler diliyorum…

Hüseyin ALPASLAN; Tarihçi- Yazar. alpasker.84@hotmail.com

[1] Erdal ŞİMŞEK;” Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, s.78, Kum Saati Yayınları, 2004, İstanbul.

[2] Erik Jan ZÜRCHER; “Millî Mücadelede İttihatçılık”, (Çev. Nüzhet SALİHOĞLU), s. 97, İletişim Yayınları, 2018, İstanbul.

[3] Samih Nafiz TANSU; “İki Devrin Perde Arkası”, s.130, İlgi Kültür Sanat ve Yayıncılık, 2016, İstanbul.

[4] BOA: D. 2376.G.33:1-3.

[5] Erik Jan ZÜRCHER; “Millî Mücadelede İttihatçılık”, s. 133.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kamil Sarıcı 2 Ekim 2020 Cuma  15:47

Yazarımızı teşekkürler

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
DİKKAT!
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
CUMHURİYET NASIL İLAN EDİLDİ?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BU KIŞ ZOR GEÇECEK
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BİR BREXİT VARDI, N’OLDU ONA?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
HİZMET-İÇİ EĞİTİM VE YÜKSELEN MESLEKLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AŞI SAVAŞLARI
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
MÜLTECİ VE SIĞINMACI SAYISI HER GEÇEN YIL ARTTI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ASKIDA EKMEK, EĞİTİM SİSTEMİ VE CUMHURİYET
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
HATAY YANARKEN BAYIR-BUCAK'IN DA YAKILMASI ANIMSANIYOR MU?
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
GERİDE BİR ÇANTA BOLCA ACI
Esra SARI
Esra SARI
MEME KANSERİNİN FARKINDA MIYIZ?
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SANAYİ ÜRETİM ENDEKSİNDE SON DURUM
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
KIŞA HAZIR MIYIZ?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
AYDINLIK GELECEK
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SİYASİ TERCİHLERDE TOPLUM VE ÇEVRENİN ETKİSİ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
GIDA İSRAFININ BOYUTLARI ARTIYOR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEREYE GİDİYORUZ?...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUKLU MU, ÇOCUKSUZ MU HAYAT?
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva