ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Bisiklet Konya'da rağbet görüyor
Bisiklet Konya'da rağbet görüyor
Haliç Sahili'ne güzellik dokunuşu
Haliç Sahili'ne güzellik dokunuşu
'Bir Düş Gördüm'e bir ödül daha
'Bir Düş Gördüm'e bir ödül daha
'Bir ay çocuklarımdan uzak kaldım'
'Bir ay çocuklarımdan uzak kaldım'
Türk Tarih Müzesi’ne tam not
Türk Tarih Müzesi’ne tam not

Hüseyin ALPASLAN

TÜRKLERDE İSTİHBARATIN KISA TARİHİ-I
24 Eylül 2020 Perşembe

Türklerde İstihbaratın tarihi Orta Asya’nın derinliklerine kadar gitmektedir. Türklerin sürekli mücadele içinde bulundukları Çin tarafından İstihbarat; devleti yöneten hanedanlar için her dönemde çok mühim bir faaliyet olarak görülmüştür. Çin İstihbaratı, Çaşıt veya Çaşut dedikleri casuslularını Şamanlar ve Budist rahiplerden seçmişledir[1]. Casuslarının, Türklerden elde ettikleri bilgileri kullanan Çinliler zamanla Türklere zarar vermeye başlamışlardır. İstihbaratın ve casusluk faaliyetlerinin önemini fark eden Türkler de düşmanı kendi silahı ile vurmaya karar vererek istihbarat örgütlerini kurmuşlardır. Türkler, ilk zamanlarda Çin’e ticaret için giden tüccarları ve kervanları kullanarak İstihbarat yapmaya başlamışlardır. Türklerin Çin’e gönderdiği casusların Kağan’a tam teslimiyet içinde işini sanata dönüştürerek görev yapması bir müddet sonra Türk istihbaratının Çin istihbaratına karşı üstünlük kurmasını sağlamıştır.

Hunlar, Kök (Gök) Türkler, Uygurlar, Karahanlılar, Selçuklular ve Osmanlılarda İstihbaratçılık; az bilinenlerin aksine devletlerin kuruluşlarında, iktidarların el değiştirmesinde, yabancı ülkelerin yöneticilerinin izlenmesinde ve savaşların kazanılmasında çok önemli işlevler görmüştür[2]. Örneğin; Osmanlı Devleti’nin yeni filizlenmeye başladığı dönemde 1302 yılında meydana gelen Bafeus (Koyunhisar) savaşı sırasında bir Bizans birliğinin Bizans idarecilerine yardım etmek maksadıyla Yalova tarafına geçtiklerinde beklemedikleri anda karşılarında Osman Bey ve askerlerini görmelerinden[3] ve yine Sultan II. Mehmet ile II. Bayezid döneminde Osmanlı Devleti’nin İstihbaratının başında bulunan gerçek ismini bilmediğimiz kod adı  ile bilinen Kıvami Bey’in Cem Sultan’ı Avrupa’da takip etmesi için gönderdiği casuslardan Burak Reis’e “Bu gece Monaco Prensi’nin vücudunun bir yerinde sivilce çıksa yarın sabah haberim olur”[4] şeklinde yaptığı konuşmasından da anlaşılacağı gibi ortada ciddi ve güçlü bir  istihbarat olduğunu iddia etmemiz yanlış olmaz.

Türklerin dışarıya karşı sürdürülen istihbarat faaliyetleri Karahanlılar ve Gazneliler’in İslamiyet’e geçişi ile beraber içeriye de yönelmiştir. Türklerin İslam’a geçmeden önceki iç istihbaratı sadece kağan ve ailesinin erkek bireylerini takip etmekle kalmışken, İslam’a mensubiyetle beraber mezhep savaşlarının bir parçası durumuna düşen Türkler; Şia ve Sünniliğin kesintisiz iç savaşları sırasında mezhep olarak bölünmeyi önlemek maksadıyla ağırlığı iç istihbarata vermiştir.

Selçuklularda İstihbarat

İslam dünyasında yaşanan çatışmaların etkilediği Türk Devletleri, Büyük Selçuklu Devleti ile birlikte batıya doğru ilerleyerek dikkatini dış istihbarata yöneltmiştir. Anadolu’nun kapılarını Türklere açan Selçuklular düşmanla savaşmadan önce istihbarat yaparak Anadolu’yu ele geçirmiştir. Büyük Türk denizcisi Çaka Bey, Ege Denizi’ne ulaşana kadar Anadolu’da bulunan Bizans askerleri ve yerel yöneticilerden aldığı haberleri Selçuklu Sultanı’na bildirmiştir. Çaka Bey, Ege Denizi’ne açıldığında; adaların, deniz ulaşımının, ticaretin ve limanların durumunu Selçuklu Devleti’ne ayrıntılı şekilde rapor etmiştir[5].

Selçuklular, aldıkları istihbaratlar doğrultusunda kuvvet merkezi ortadan olmak üzere Bizans’ı güneyden de sıkıştırarak Ege Denizi’ne doğru sahalarını genişletmiş ve Anadolu’da hakimiyet kurmuşlardır. Büyük Selçuklu Devleti’nin İstihbarat anlayışını Anadolu Selçuklu Devleti’nin de devam ettirdiğini görmekteyiz. Selçukluların hızlı yükselişinden rahatsız olan İran ile Bizans ortaklıklar kurmaya yönelmişlerdir. Ancak, Anadolu’da kurulan tekke ve dergahlarda Türkmen ajanlar önemli faaliyetler göstererek İran-Bizans ortaklığına karşı büyük bir istihbarat üstünlük sağlamışlardır.

1239’da İran ajanı Baba İshak’ın başlattığı isyan Selçukluları bir yıl kadar uğraştırmış ve büyük kayıplar verilmesine yol açmıştır. 1240’ta Amasya Kalesi’ne sığınan Baba İshak yakalanarak öldürülmüştür. Baba İshak isyanının ardından başlayan Moğol istilasında Anadolu’da ajan olarak bulunan çok sayıda eren ve dervişin göç etmesiyle istihbaratın yapısı ve etkisi derinden sarsılmıştır. Moğollara karşı duramayan Selçukluların Anadolu’da hem istihbarat hem de asker açısından zayıf duruma düşmesinden sonra devlet dağılmıştır. Söğüt civarında Selçukluya bağlı bir uç beyliği olan ve Selçuklu Devleti’nin dağılmasıyla 1299 tarihinde devlet olduğunu ilan eden Osmanlı Beyliği’nin Anadolu’da bulunan diğer Türk Boylarının çoğunu içine almasıyla beraber yeni bir Türk Devleti doğmuştur.

Osmanlılarda İstihbarat         

 Osmanlı Devleti’nin kuruluş döneminde Osman Bey’in çevrede bulunan tekfurları takip ve kontrol için casus kullanmasıyla başlayan İstihbarat faaliyetleri, ilerleyen dönemlerde; Martolos (Osmanlı askerî teşkilâtında çeşitli hizmetler gören özel bir sınıf) ve Voynuk (Hıristiyanlardan, özellikle Bulgarlardan oluşturulan, savaş zamanı ordunun ve yüksek komutanların atlarına bakan, barışta sarayın ahır hizmetlerinde çalıştırılan bir sınıf) asker teşkilatlarını kurarak modern anlamda istihbaratçılığa dönüşmüş olup, içeride ve dışarıda sıkı bir şekilde faaliyetlerine devam etmiştir[6]. Bu teşkilatlarda ajan olarak çoğunlukla gayri Müslimler kullanılmışlardır.

Osmanlı casusluk faaliyetlilerine vakanüvis ve şehnamecilerin çok değinmediklerini görmekteyiz. Topkapı Müzesi’nde yapılan çalışmalarda; Fatih Sultan Mehmet ve Yavuz Sultan Selim dönemindeki casusluk faaliyetlerinin bugünün Birleşik Krallık haber alma servisi Intelligence Service’yi aratmayacak düzeyde olduğunu kanıtlayan belgelere ulaşılmıştır. Belgelere göre; çok özverili çalışan Osmanlı casusluk teşkilatı düşmana ait bütün bilgileri ayrıntısıyla öğrenmeden Devlet savaş ilan etmezdi[7]. Yazar M. Raif Ogan’a göre; “Türklerin; Selçuklular dönemi ile Osmanlı Devleti’nin Orhan Gazi ve I. Bayezid dönemlerinden beri İstanbul ve Doğu Roma’nın şehirlerinde İngiliz Intelligence Servis teşkilatının aynısının bulunduğu kesindir. Fatih mevcut durumu devam ettirmiştir” [8].

 Fatih Sultan Mehmet döneminde tutulan mühimme defterleri istihbaratın kurumsallığı konusunda bize ışık tutmaktadır. Doğu ve batıdan gelen binlerce istihbaratın Divanda toplanıp değerlendirildiğini, İstihbarattaki kurumsallığın IV. Murad ve Köprülü Mehmet Paşa dönemi de dahil olmak üzere başarı ile sürdürüldüğünü görmekteyiz. Hatta IV. Murad döneminde Osmanlı ekonomisi bozulmasına rağmen başarılı istihbarat ile yeni fetihler yapılmıştır. Osmanlı Devleti’nde batılı anlamda istihbaratçılık III.Selim döneminde ortaya çıkmıştır. Fransız ihtilali ile başlayan ulus devlet oluşumları Avrupa İstihbarat sistemine yenilikler getirmiştir. III.Selim ’in Sultan Ahmet Camii’nde bir Cuma namazı sonrası esir edilmesi ve isyancıların isteklerine boyun eğmesinden sonra, istihbarat teşkilatı yeniden değerlendirilerek; Avrupa tarzı olan devlette resmi kadro ve yetkilerle donatılmış çekirdek bir istihbarat örgütü kurulmuştur.

III.Selim, oluşturduğu istihbarat örgütünü kontrol altında tutacak ve alacağı kararlarla ülkenin sorunlarına çözüm olacak nitelikte devrin MGK’sı sayılacak bir komite oluşturmuştur. Bu komite iç ve dış meselelerde devreye giriyor ve istihbaratı yönlendiriyordu. Fransa’dan gelen subaylar “Nizam-ı Cedit” ordusunu eğitirken aynı zamanda istihbarat yaparak devletin çekirdek kadrosu olan komiteyi de kontrolleri altına almışlardır. Bu tarihten sonra Osmanlı Devleti istihbaratı faaliyetlerini içe yönelterek ülke içinde yönetimden hoşnut olmayanları tespit ve susturmak görevini yerine getirmiştir.

 Yaptığı yenilik hareketlerinden ve Nizam-i Cedit ordusunu kurmasından rahatsız olan Yeniçerilerin çıkardıkları isyan sonucunda III.Selim boğularak öldürülmüş yerine 1808 tarihinde II. Mahmut geçmiştir. II.Mahmut dönemi; 1826 yılına kadar, yönetime, idarecilerin kokuşmuş uygulamalarına ve vergilere isyan edenlerin çıkardıkları ayaklanmalar ve kaos içinde geçmiştir. Yeniçeriler bu karışık durumdan en iyi yararlanan, durumu her zaman kendi lehlerine çeviren kesim olup, güç kullanarak, tehdit ederek Padişah’a istediklerini yaptırmışlardır.

II. Mahmut, en güvendiği kişi olan danışmanı ve kethüdası Halet Efendi’nin tavsiyeleri doğrultusunda Osmanlı İstihbarat örgütünün çekirdek kadrosunu kendine bağlı kişilerden yeniden oluşturarak etrafında güçlü bir ağ meydana getirmiş ve Yeniçeriler hakkında istihbarat toplamaya başlamıştır. Gelen istihbaratlar ile Yeniçerilerin en zayıf olduğu anı belirleyen II. Mahmut, iyi hazırlanmış başarılı bir plan ve operasyonla 1826 yılında Yeniçeri Ocağı’nı tamamen ortadan kaldırmıştır.

Sultan Abdülmecit döneminden başlayarak II. Abdülhamit dönemine kadar iç istihbarat II. Mahmut’tan sonra kurulan “Gizli Polis Teşkilatı” ile yürütülmüştür. Özellikle 1860’lardan sonra gazetelerin çoğalmasıyla beraber basının ve muhalefetin Hükûmete yaptığı eleştirilerden rahatsız olan Sadrazam ve Nazırların Gizli Polis Teşkilatı’nı devreye soktuğunu görmekteyiz. Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz dönemlerinin devlet aklı olarak görebileceğimiz eylemleri gerçekleştiren Gizli Polis Teşkilatı; 1860’lardan sonra kontra örgütler kurarak Monarşiye karşı olan kesimi operasyonlarla etkisizleştirme faaliyetlerini yürütmüştür[9]. Anayasayı ve Parlamenter sistemi getirerek ülkedeki tüm sorunları ve yabancı müdahalelerini çözebileceklerine inanan Jön Türklerin (Genç Osmanlılar) Sultan Abdülaziz’i tahttan indirmeleri ve Anayasayı getirme sözü alarak II. Abdülhamit’i Padişah ilan etmeleri sonrasında Osmanlı Devleti’nin istihbarat yapılanması yeni bir şekle bürünmüştür.

II. Abdülhamit’in kendi döneminde istihbarat teşkilatını geliştirilerek kurduğu Hafiye ağı, Monarşinin ve devlet mekanizmasının güçlenmesinde en önemli faktör olmuştur. II.Abdülhamit döneminde çalışan ve mensup sayısı 4000 civarında olan “Yıldız Hafiye Teşkilatı”; devletin merkezinde kurumsallaşmış, kayıtsız şartsız ve kesintisiz varlığını devam ettirmiştir. Alman İmparatoru Wilhelm’in İstanbul’u ziyareti sırasında Alman polis şefinin tavsiyesi üzerine yeniden şekillenen Yıldız Hafiye Teşkilatı’nın başına İmparator Wilhelm’in teklifi ile Alman Polis Şefi getirilerek, teşkilat uzun yıllar Alman uzmanlara emanet edilmiştir[10].

Yıldız Hafiye Teşkilatı jurnalciliği İstanbul’da adeta terör estirmiştir. Toplumun her kesiminde “aramızda jurnalci var” korkusu ve iftiraya uğrama endişesi had safhaya ulaşmıştır ki; jurnallerden dolayı İstanbul hapishaneleri neyle suçlandığını, neden tutuklandığını bilmeyen insanlarla dolmuştur. II. Abdülhamit’in hafiye teşkilatından en büyük beklentisi; tahtına yönelik darbe ve komplo girişimlerini önlemesi olmuştur. Bu amaca yönelik yapılan faaliyet ve operasyonlar sadece ülke içinde değil Avrupa’ya kaçan Jön Türklerin bulunduğu şehirlerde de yapılmıştır. 1908 yılında Balkanlar’da çıkan ayaklanmaları önleyemeyen II. Abdülhamit, İttihatçıların baskısı ile II. Meşrutiyet’i ilan etmek zorunda kalmıştır. Yıldız Hafiye Teşkilatı’nın etkisinin ve gücünün asgariye düşmesiyle beraber, 13 Nisan 1909’da meydana gelen ve “31 Mart Vakası” olarak bilinen, meşrutiyetin ilanına karşı çıkan ayaklanmaya sessiz kalarak önlemek için girişimde bulunmayan II. Abdülhamit; Harekât Ordusu’nun isyanı bastırmasından sonra 27 Nisan 1909’da hal edilerek Selanik’e gönderilmiştir. Bu tarihten sonra Yıldız jurnalleri ve hafiye teşkilatının dağıtılarak, İttihat ve Terakki’nin çekirdek yapıyı bozmadan kendi üyeleri ile oluşturduğu yeni bir istihbarat teşkilatlanmasının meydana geldiğini görmekteyiz.

Sevgili okurlar, “Türklerde İstihbaratın Kısa Tarihi” başlıklı yazımız haftaya bugün ikinci bölümde “İttihat ve Terakki dönemi, Millî Mücadele dönemi ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki istihbaratın anlatımı” ile DEVAM EDECEK…

Hüseyin ALPASLAN; Tarihçi- Yazar. alpasker.84@hotmail.com

[1] Ergun HİÇYILMAZ; “Teşkilatı Mahsusa”, s.230, Kaynak Yayınları, 2016, İstanbul.   

[2] Erdal ŞİMŞEK;” Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, s.16, Kum Saati Yayınları, 2004, İstanbul.

[3] Emrah Safa GÜRKAN; “Sultanın Casusları”, s.14, Kronik Kitap, 2019, İstanbul.

[4] Roderick Conway MORRİS; “Cem Sultan Sürgündeki Veliaht”, (Çev. Hakan TÜKKUŞU), Epsilon Yayıncılık Hizmetleri, 2006, İstanbul.

[5] Erdal ŞİMŞEK;” Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, s.17.

[6] Erdal ŞİMŞEK;” Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, s.20.

[7] “Yedigün Mecmuası”, C.8, sayı:194 Şubat 1938.

[8] M. Raif OGAN; “Fatih sultan Mehmed’in Bizans’taki Intelligence Service’i”, Alkaya Matbaası, 1957, İstanbul.

[9] Erdal ŞİMŞEK;” Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, s.33-34.

[10] Erdal ŞİMŞEK;” Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, s.35.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 2 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kamil Sarıcı 2 Ekim 2020 Cuma  15:40

Güzel Aydınlatıcı bir makale

Yorumu oyla      0      0  
Feramuz Küçük 24 Eylül 2020 Perşembe  10:11

Hocam yine kimsenin değinmediği bir konuyu Tarihsel süreç içerisinde okurlarınıza sundunuz.Emeğinize sağlık,yeni çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Esra SARI
Esra SARI
ÇAĞIN HASTALIĞI: KANSER
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
OKUMA(MA) ALIŞKANLIĞIMIZ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
EKMEK DAVASI…
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
HÜR NESİL
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SEYAHAT VERİLERİ NEYİ ANLATIYOR?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSAN NEDİR?...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
CUMHURİYET KADINLARI
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
DİKKAT!
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
CUMHURİYET NASIL İLAN EDİLDİ?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BİR BREXİT VARDI, N’OLDU ONA?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
HİZMET-İÇİ EĞİTİM VE YÜKSELEN MESLEKLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AŞI SAVAŞLARI
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
MÜLTECİ VE SIĞINMACI SAYISI HER GEÇEN YIL ARTTI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ASKIDA EKMEK, EĞİTİM SİSTEMİ VE CUMHURİYET
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
HATAY YANARKEN BAYIR-BUCAK'IN DA YAKILMASI ANIMSANIYOR MU?
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
GERİDE BİR ÇANTA BOLCA ACI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SİYASİ TERCİHLERDE TOPLUM VE ÇEVRENİN ETKİSİ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
GIDA İSRAFININ BOYUTLARI ARTIYOR
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva