ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Evde kalanlar için etkinlik önerileri
Evde kalanlar için etkinlik önerileri
ABD Uzay Kuvvetleri ilk roketini fırlattı
ABD Uzay Kuvvetleri ilk roketini fırlattı
Ayasofya'nın akustiği kayda alındı
Ayasofya'nın akustiği kayda alındı
Karantinadaki öğrenciye doğum günü sürprizi
Karantinadaki öğrenciye doğum günü sürprizi
Koronavirüse karşı 'Dezenfekte Tüneli'
Koronavirüse karşı 'Dezenfekte Tüneli'

Prof.Dr. Esat ARSLAN

TÜRKİYE NATO’DUR, NATO TÜRKİYE'DİR
22 Şubat 2020 Cumartesi

İdlip’teki askeri harekâta yönelik eleştirilerimizi sıralarken, politik hedef ortaya konulmadan askeri harekâta geçmek çok büyük yanlışlar getirir, bu büyük eksikliktir, demiştik. Eleştirilerimiz acımasız değildi, yerindeydi. Türkiye’nin şimdilerde sıkça başbaşa kaldığı “Değerli Yalnızlık” (worthy solitude), “Şuurlu Dinamizm” (Conscious Dynamism) politikası olsa amenna da bunu yapamazsan itilmiş, kakılmışlığa kadar gidilme riskini dillendirmeye çalıştık.  

Şimdi, birlikte anımsayalım, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Suriye’de, uluslararası hukuk temelli olarak, “1998 Adana Mutabakatı” çerçevesinde bulunmaktadır. Bu bakımdan TSK Suriye’de bir nevi çağrılı kuvvet mertebesindedir.  Ayrıca Mutabakat koşullarına göre, 1999’dan bu yana Türkiye’de tutuklu bulunan Abdullah Öcalan’ın liderliğindeki PeKaKa terör örgütü ve YPG’ de, PKK’nın Suriye uzantısı olarak görülmesi nedeniyle, Suriye PeKaKası YPG’nin de bir terör örgütü olduğu anlamına gelmekte ve kabul görmektedir. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ısrarlı bir şekilde Adana mutabakatını hemen her vesileyle ileri sürmesi TSK’nın bir çağrılı bir güç olmasını vurgulanmasının yanı sıra, aynı zamanda Suriye PeKaKası YPG’nin de bir terör örgütü olduğunu meşrulaştırmaktadır. Bu durum Türkiye’nin Suriye’de uluslararası zeminde bölgedeki muhalif güçlerin garantörü seviyesine yükseltmektedir. Adana Mutabakatı, TSK’nin Suriye’de bulunmasının gerekçesi açısından önemli bir ayırıcı özelliktir. Türkiye Cumhuriyetinin işte bu nedenle Suriye’de yapmış olduğu tüm operasyonlar yasaldır. Uluslararası zeminde meşrudur. Unutulmamalıdır ki, Türkiye Cumhuriyeti kurulduğu günden bu yana, yasal ve meşru hukuk zeminin bir temel olarak kabul etmiş ve uygulamıştır. Bu noktadan hareketle, TSK’lerin barış koruma, kollama ve de kurma adına yapmış olduğu bütün bu harekâtların tanımlanan, ifade edilebilen açık seçik politik amacı olmuştur. O zaman Suriye’de yapmış olduğumuz askeri harekâtların politik amacını, ya da siyasi hedefini nasıl tanımlayabiliriz? Şöyle tanımlayabiliriz: “Türkiye sınırının güneyinde,  Suriye’nin kuzeyinde, PeKaKa-PYD koridorunun oluşmasını ve bu koridorun denize açılmasını önlemek. Bunu neden ısrarla vurguluyorum. Politik hedef ile askeri hedefin iç içe olmasından dolayı. Gelin bunu, Prusyalı General Carl Von Clausewitz’in veciz ifadesiyle söyleyelim: “Savaş politikanın başka araçlarla devamıdır.” Bu konum öylesine sarmal bir durumu dikte ettirir ki. Neden? Çünkü siyasal hedefi açık seçik belli olmayan bir askeri harekâtın meşruluğu, hatta yasallığı bile tartışılır da ondan. Bu nedenle, askeri harekâtın planlamasıyla birlikte harekâtın siyasal hedefi de ortaya konulmalıdır. Bu durum olmazsa olmazlardandır ve de siyaset biliminde, askerlik sanat ve biliminde çok büyük önem ve değer arz eder. Bu şekilde siyasal hedef doğrultusunda milli gücün tüm unsurları yapılacak askeri harekâtın meşru zemini temelinde bütünleştirilmesine olanak sağlanılır. 

Evet, sevgili okurlar, bu genel kapsam ve çerçevede Türkiye Cumhuriyeti dünyanın hemen hemen tüm mahfilerinde yapılacak olan harekâtlarının öncelikle ortaya konulan siyasi hedeflerini anlatabilmiş, sadece Türkiye kamuoyunu değil neredeyse tüm dünya kamuoyunu içtenlikle ikna edebilmiştir. Gelelim yapılması elzem olan “İdlip” harekâtının politik amacına. Efendim, yapılması zorunlu olan bu harekâtın siyasi hedefi, bütün Suriye için, öncelikle sınırlarımızın, halkımızın ve Suriyeli kardeşlerimizin güvenliği, Suriye’nin toprak bütünlüğü, bölgenin teröristlerden arındırılması ve/veya radikalleşmelerinin önlenmesi, yeni Suriye anayasanın ve seçimin yapılması, meşru hükümetin kurulmasıdır. Yığınaklanma safhasında biraz göz ardı edilen bu siyasi hedef son günlerde ortaya konulan insanüstü gayretlerle ön plana çıkarılmıştır. Sevindiricidir. Bu politik amaç iletişimin tüm kanalları konularak hem kamuoyuna hem de muhataplara anlatılabilmiştir, bu bakımdan sevindiricidir. 

Yine bir eleştiri daha yönelterek demiştik ki, İdlip bölgesinde 14 asker ve 45 yaralıya sebep olan iki menfur saldırıdan sonra Türkiye Cumhuriyeti bir başına, kendi göbeğini kesecek tarzda İdlip’te yapacağı bir harekâtın uluslararası yasal zemini sadece Birleşmiş Millet Kuruluş Sözleşmesinin 51’inci maddesine göre icra etmemelidir. Neden? Nedeni açık? Türkiye Cumhuriyeti aynı zamanda 1952 yılından bu yana tüm vecibelerini yerine getiren NATO’nun daimi üyesidir. 

Hatırlayalım, BM kuruluş sözleşmesi müdahalenin yasal zeminlerinden bir tanesidir. Birlikte anımsayalım, 51’inci madde, BM üyesi ülkelere, silahlı saldırı halinde meşru müdafaa hakkı tanımaktadır. Ankara, Suriye’nin PeKaKa’ya destek vererek, Arap dünyasında Türkiye karşıtı cephe yaratmaya çalışarak, Türkiye’ye karşı üstü örtülü bir savaş yürüttüğünü de dillendirmektedir. Bu durumun da Türkiye’ye meşru müdafaa hakkı tanıdığını savunmaktadır. Sadece bu değil, Suriye’deki Baas Rejimi, 1951 BM soykırım Sözleşmesinin insanlığa karşı işlenen suçlar kapsamında insanlık aleminde trajik ve dramatik suçların neredeyse tamamını işlemektedir. Baas Rejimini yönetenler, Lahey Adalet Divanında hesap vermelidir, yargılanmalıdır. Evet, bütün bunlar doğrudur. Ama Türkiye aynı zamanda bir NATO üyesidir. Türkiye Cumhuriyeti, olası “İdlip” harekâtına NATO’ya tahsisli 2’nci Kara Ordusu ile yine bütünüyle NATO’ya tahsisli 2’nci Taktik Hava Kuvvetlerini görevlendirmiştir. Bu açıdan 1949 NATO Antlaşmasının 5’inci maddesi kapsamındadır. NATO Antlaşması’nın beşinci maddesi bir üyeye yapılan saldırının, hepsine yönelmiş kabul edileceğini öngörmüştür. İşte bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti tüm mesaisini NATO üzerine harcayınca meyvelerini almaya başlamıştır. NATO bir anda Türkiye NATO ’dur, NATO Türkiye’dir, terennüm etmeye başlamıştır. Hemen hemen bütün NATO ülkelerinden hem de liderlerin ağzından destek mesajları yanında NATO’nun twitterda paylaştığı “Türkiye NATO’dur” videosunun içeriğinde Türk ordusunun havada, karada, denizdeki güçleri yer alması politik hedefin nasıl dört başı mamur olması gerektiğini de gözler önüne sermiştir. 

Twitter’da yayınlanan videonun zamanlaması bu nedenle manidar olmuştur. İdlib krizi sebebiyle Rusya ile gerilimin tırmandığı bir döneme denk gelen video, sosyal medyanın da gündemine oturmuş, Video sosyal medya hesabından İngilizce alt yazılarla yayınlanırken, Youtube kanalına Türkçe versiyonu da yüklenmiştir. 

İzlemeyenler için söyleyelim, Videoda Türkiye’nin NATO’daki yeri ve önemi anlatılıyor. Türk Hava Kuvvetleri Pilot Yarbay Esra Özatay’ın sesiyle verilen videoda şu metin yer almaktadır:

“Müttefikler olarak ortak değerleri paylaşıyoruz. Hem bu değerleri hem de birbirimizi korumak için birlikte hareket ediyoruz. NATO’ya desteğimiz Türkiye’nin ittifaka katıldığı 1952 yılına dayanmaktadır. NATO görev ve harekâtlarına en fazla katkı sağlayan ülkelerden biriyiz. İttifaktaki ilk kadın jet Pilot Leman Bozkurt Altınçekiç’in Türk olmasından gurur duyuyoruz. Kendisi orduya katılmak üzere olan birçok genç kadın ve erkek için ilham kaynağı olmuştur. Her NATO üyesinin eşit derecede söz hakkı var. Kararları birlikte alıyoruz. Birlikte daha güçlüyüz ve daha güvendeyiz. Vatandaşlarımız için barış ve istikrarın sağlanmasına kendimizi adamış durumdayız ve NATO ortağı üyeleri aktif olarak desteklemekteyiz.” 

Ne diyelim bütün bunlardan sonra “Ey “İdlip” sen nelere kadirsin?” Bu da görüldükten sonra, Türkiye Cumhuriyeti esasen rotasını hiç değiştirmeden batıya giden o gemide, son zamanlarda doğuya doğru yürümeyi tecrübe ederken, kendisine yapılan haksızlıkları ve istismarı tüm DNA moleküllerinde hissettikten sonra acaba tekrardan batıya doğru mu yürümeye başlayacak? Bence doğrusu bu. Ya da Cumhuriyet Türkiye’si tekrardan fabrika ayarlarına mı dönecek? Ne dersiniz sevgili okurlar. 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KÜRESEL SALGIN GÜNLERİNDE ULUSAL KORUMA
Hatice Karataş
Hatice Karataş
SOKAĞA ÇIKMADAN EVDE NELER YAPABİLİRİZ?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YÜZDE 5 BÜYÜME HAYAL OLDU
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
KORONAYLA İYİLEŞMEK
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
GSM ŞİRKETLERİ NEYİ BEKLİYOR?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
HAYAT EVE SIĞAR MI?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSANLIĞI TEHDİT EDEN EN BÜYÜK TEHLİKE ‘ENTEGRİZM’ VE ROGER GARAUDY.
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
HERKESE İHTİYAÇ DUYULDUĞU GÜNLERİ YAŞIYORUZ
Esra SARI
Esra SARI
SİGARA VE TÜTÜN BAĞIMLILIĞI SORUNU
Hüseyin Alpaslan
Hüseyin Alpaslan
İKİ ŞEHİT
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
HİZMET SEKTÖRÜ DURMA NOKTASINDA
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
PAKET
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
M-4 KARAYOLUNDAKİ SALDIRIYI HANGİ ÖRGÜT YAPTI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KENDİMİZLE ZAMAN GEÇİRMEYİ ÖĞRENEMEDİK
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
İNSANLIK SONA DOĞRU MU KOŞUYOR?
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
EVDE KAL TÜRKİYE
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SALGIN TÜM SEKTÖRLERİ ALT ÜST ETTİ
Büşra Çinkaya
Büşra Çinkaya
KORONAYA KARŞI KOLONYA
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva