ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Kullanıcılar dinleniyor
Kullanıcılar dinleniyor
RASAT 8 yaşında
RASAT 8 yaşında
'Yetenekli Çocuklar' TEKNOFEST'e katılma hakkı kazandı
"Yetenekli Çocuklar" TEKNOFEST'e katılma hakkı kazandı
Hobi olarak başladığı sanatta usta oldu
Hobi olarak başladığı sanatta usta oldu
Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü'ne Rıdvan Duran atandı
Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü'ne Rıdvan Duran atandı

R Bülend KIRMACI

ŞUNDAN BUNDAN
13 Şubat 2019 Çarşamba

Bu yazımda gündemdeki çeşitli konulara değineceğim. Tarzım pek değil ama bir deneyeceğim. Bakalım beğenecek misiniz? Durun bir yerlere gitmeyin lütfen. Şöyle çayınızdan kahvenizden bir yudum alın, arkanıza yaslanın ve bir okuyun. Okuma kararı genelde ilk dört saniyede verilir. Bu türden bir makale ortalama üç saatte yazılır, sekiz dakikada okunur. Bakalım sekiz dakika sonra hangi bölüm aklınızda kalmış, sizi en çok hangi konu etkilemiş? Ben de merak ediyorum… Görüş ve önerilerinizi r.b.kirmaci@gmail.com e-posta adresime bekliyorum. O arada hemen belirteyim ki, yeni konu sıkıntım yok, benden alışık olduğunuz analiz/ inceleme tarzında konu çok ama ben yine de sizden de yazı konusu önerilerinizi bekliyorum. Şimdiden iyi okumalar değerli okurlarım. Her şey Türkiye için!

Yerel Seçime Doğru Adaylar

Ülkemiz yeni bir yerel seçime gidiyor. Sürecin bu aşamasında adaylar belirlendi. Tartışma başladı. Bizim sistemimizde adayların neredeyse tümü genel başkanlar ve yakınlarının iki dudağı arasındadır. Ağzınızla kuş tutsanız, gereken yağlama ve yıkamayı yapmazsanız aday olmazsınız. Hayatın bir gerçeği “tarlada izi olanın hasatta sözü olması” şeklindedir. Maalesef partileri genelde üyeler finanse etmez, ayda bir sigara parası kadar (örnek kötü ama idare edin!) üyelik aidatını ödemekten ve yılda bir parti toplantılarına katılmaktan genelde imtina edilir. Bu durum lider hegemonyasının da işine gelir. Öte yandan siyasi partiler yasasını ve seçim sistemini tam anlamıyla demokratikleştiremedik. Ağzını açana kapı gösterilir. Üzerine bir de başkanlık düzeni bindi, gerçekte seçimler sonrasında beklenen koalisyonların yerini seçim öncesindeki ittifaklar aldı. Aldı da ne oldu? Yine parti değiştirme yaşanmıyor mu? Demem o ki işin doğallığını kaçırdık, işi dengeleme noktasında da acayip bir medya yapısı nedeniyle fazla olanağımız yok. Şimdi gelelim adaylara… En çok tartışma ana muhalefet partisi üzerine… CHP’nin kurduğu ittifaklar ve HDP ile ördüğü “dayanışma” (!) en başta bu partinin tabanında ciddi rahatsızlık yaratmış durumda. Öte yandan bir örnek vermek gerekirse Beyoğlu’nda belirlenen adayı bir başka partinin genel başkanı… Açık açık diyor ki; “parti adına değil, kendi eski partim adına adayım”… Diğer yanda temel meselelerde yalpalayan Meral Hanımın partisinde de istifalar durmuyor… Saadet de o tarafta! O arada Demokrat Parti tedricen yükseliyor… MHP ve Ak Parti biraz daha rahat gibi ama onları da iktidarda ‘olmanın yıpranmışlığı kısmen etkiliyor… Osman Pamukoğlu’nun HEPAR’ı bu seçimlere girmiyor, ancak tavrı merak ediliyor… Vatan Partisi ise genç adaylarla vitrine çıkmış görünüyor… Her iki partinin ana akımdan seslenmesine imkan tanınmıyor. Tüm bunların yanı sıra Türkiye gerçekten içte ve dışta ciddi bir mücadele veriyor. Yerel seçimler nasıl tecelli eder, göreceğiz.

Partilere Hazine Yardımı

Bütün Dünyada partileri halk yaşatır. Siyasi parti tarihsel, sosyal, sınıfsal, ekonomik bir tabana dayanır ve kendi kültürünü geliştirir. Bizim sistemimiz belki de devleti de bir parti (CHP) kurduğu için ve 12 Eylül’e giden fetret döneminde yaşanılan acı deneyimler nedeniyle partilere Hazine yardımını öngördü. Genelde çalışanların, emeğiyle geçinenlerin “partisinin” siyasetteki finansmanı açısından bakıldığında demokrasinin erken dönemlerinde bu edime çok olumsuz bakılmayabilirdi. Özellikle emeği savunan partinin parasal açıdan kimi çevrelere muhtaç olmaması bağımsız politika izlemesi açısından elzem görüldü. Ancak pratikte hem hazineden para alıp hem de halkın çıkarını korumakla yetinen (yetinmesi beklenilen) bir akım genelde merkez sol akım, bu anlamda başkalaşma yaşadığı ve artık endüstri toplumunda işçi-işveren kümeleşmesi olgunlaştığı için partilere hazineden yardım konusu giderek tartışılır hale geldi. Kaldı ki, parti ideallerle yaşayan bir organizmadır. Siz en az oy alan bir partiyi çevirin sorun onlar elbette maddi olanakların azlığından ama daha çok da medyadaki eşitsiz kullanımdan yakınırlar. O halde Hazine yardımından evvel düzeltilmesi gereken eşitsizlikleri unutmamak gerekir. Şimdi dönelim Partilere Hazine Yardımı konusunda güncel pratik temelinde düşündüklerimi paylaşmaya: Hazine yardımı irili ufaklı iktisadi çıkar bağımlılığı ile yetersiz parti içi iktidarın yeniden üretilmesi ve toplumsal fikirlerin siyasal yarışında büyük eşitsizlikler demektir… Denge, denetim, doğallaşma ve değişim gereği açısından siyaset üzerinden topluma büyük haksızlıktır… İlla yardım yapılacaksa seçime girme yeterliği kazanmış tüm partilere iki genel seçim için mütevazi ve eşit miktarda yardım yapılması düşünülebilir. (Bunu da uzmanların tartışması gerekir)… Bu cümleden olmak üzere bir yandan da siyasetin finansmanın saydamlaştırılması, aday harcamalarının denetlenmesi ve siyasi partilerin iktisadi tablolarının, gelir-giderlerinin en etkin şekilde denetlenmesi gerekir.

İş Bankası Tartışmaları

Son haftada başlayan bir tartışmada İş Bankası’ndaki CHP’nin denetiminde bulunan hisseler ve bu nedenden dolayı Partinin banka yönetim kuruluna üye belirlemesi üzerine oldu. Ancak geçmişte yaptığım görevler nedeniyle gayet iyi biliyorum ki, bu işleyiş nedeniyle İş Bankası kurumsal bilançosundan veya varlığından CHP Tüzel Kişiliğine aktarılan bir tek kuruş yoktur. Sadece Parti tavassutu ile atanan yönetim kurulu üyeleri, denetiminden sorumlu oldukları hisse payına karşılık gelen gelirin Atatürk’ün vasiyeti gereği Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu’na aktarılmasına ilişkin bir sorumluluk taşırlar. Bu sorumluluğa karşılık maaş ve huzur hakkı alırlar. Ülkemizde kamu bankalarına siyasi tasarruflarla yapılan nice atama olduğu söylenmektedir. Bu bankaların ne yazık ki batık ve geri dönmeyen kredi ve tahsislerinde siyasi nüfuzun kötüye kullanıldığına dair iddialar da malumdur. Fakat bir kez İş Bankası ile ilgili tartışma başlatıldığı (ki bunda da Y-CHP’nin bankayla ilgili değil ama maalesef genel siyasette saygınlığı zorlayan uygulamalarının yarattığı ortamın etkisi vardır) için şöyle bir tespit yapmak ve bir öneri geliştirmek istedim: Sonuçta, İş Bankası’nda tasarrufa konu uygulama bir partinin (CHP) savunduğu ve diğer bir partinin (Ak Parti) karşı çıktığı bir olgudur. Vasiyet hukuku çiğnenmeden şöyle bir çözüm düşünülebilir mi?: 1.Bundan böyle yönetim kuruluna bir tek gün bile herhangi bir siyasal partinin üyesi olmuşların atanmaması. 2.YK’na parti tarafından atanacak ve TBMM’ nin onay verdiği kişi sayısının fiilen 4’den 2’ye indirilerek bunların bankacılık alanında mutlaka akademik kariyerinin olmasına bakılması. 3. Diğer iki üyenin doğrudan özerk Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu tarafından belirlenerek partiye önerilmesi ve yukarıda belirttiğim 3. Aşamanın işlemesi. 4. Atatürk’ün vasiyeti gereği görev alacak bu 4 üyenin üyelikten kaynaklı yıllık bireysel kazançlarının yarısının bir söz-verimle Çocuk Esirgeme Kurumu ve Mehmetçik Vakfı arasında paylaştırılması. Ne dersiniz?

Eğitim Tabanlı Gelişmeler

Bizzat sayın bakan açıkladı: Temel Liseler kaldırılacakmış. Yani, dershaneden bozma özel liselerin yerini başka bir düzenleme alacak. Son diyeceğimi baştan söylemek isterim: Ben, eğitim ve sağlık alanında kamuculuktan yanayım. Köklü vakıflara dayanmayan özel kurumların -eğitim ve sağlık alanında acımasız rekabet ortamının da etkisiyle- birer para tuzağı haline dönüşme olasılığı vardır. Bu olasılık söz konusu hizmetleri gerçekte sosyal devlet ilkesince ve Anayasaya göre bedelsiz alması gereken vatandaşlarımızı, aileleri, çocukları ve hatta öğretmenleri tedirgin etmektedir. O nedenle daha genel bir bakış açısıyla eğitim sistemi ele alınmalıdır… Öte yandan mesleki ve teknik öğretime ihtiyacımız olduğu açık bir gerçektir. Yapılacak düzenlemelerin bu genel bakış açısından özele ve toplumun tümüne hitap edecek şekle bürünmesine özenilmesi gerekir.

Öte yandan hafta içinde basına da yansıyan haberlere göre; gazete, kitap, dergide KDV’nin kaldırılmasından söz edilmektedir. Bu çok olumlu olacaktır. Çünkü her şey “Oku” diye başlamıştır. Bir diğer olumlu edimi, adımı Andımız konusunda beklemekte ve Andımız’ın tekrar okullarımızda söylenmesinde yarar görmekteyim. Andımız da geçen “Türk Milleti”, Anayasamızda belirtilen bu memlekete vatandaşlık bağıyla gönülden bağlı herkesi kucaklayan asla ırkçı olmayan tam tersine birleştirici bir sesleniştir. Kaldı ki, ANDIMIZ, Ulusumuzun tarihinden esen ve ortak bilincimize seslenen bir metindir. Şu parçalanmak istenilen Dünyamızda, bizi kültürel olarak birleştiren bir coşkunun selidir... Okulda, fabrikada, tarlada, her sabah birbirine kenetlenen ruhların, dimağların, barışçıl ve yapıcı toplumsal enerjinin yeniden uyanışıdır...

Futbolda Skandal!

Futbolu seviyorum… Gençlerbirliği’nin Kongre üyesiyim. Üstelik bu üyelik rahmetli efsane Başkan İlhan Cavcav’ın ömrünün son deminde gerçekleştiği için benim için ayrı bir değer de taşıyor. Fakat kulübümüz Sayın Murat Cavcav’ın Başkanlığında maalesef etkin yönetilmiyor… Geçenlerde Altınordu’ya yenildik… Bu yenilgi sonrası şu tespiti yapmak durumunda kaldım: Bugün Altınordu’ya, sahada yalnız futbolun gereklerini yapamadığımız için değil, aynı zamanda alt yapı ve kulüp yönetim performansında onlar bizden daha etkili olduğu için de yenildiğimizi düşünüyorum…  Gerçekten yaşını başını almış bir Sayın Hasan Şenkal Başkanın ve fedakar taraftarların heyecanını, vefasını görmek istiyoruz tüm kulüpte… Gelelim konumuza; geçen hafta bir de ne göreyim; Galatasaray, Trabzonspor maçına on biri de yabancı futbolcu ile çıkmış! Galatasaray da tarihi bir kulübümüz, sevgimiz, saygımız var… Ama yaptıkları iş olacak gibi değil… Gerçi onlar da alt yapıya önem veriyorlar ama bu üst yapıya yansımıyor. İyi bir örnek teşkil etmiyor, gençleri özendirmiyor…  İnsaf sahibi hiç kimse futbolumuzun böyle gelişeceğini söyleyemez! Mutlaka yabancıya sınırlama (bence %25) getirilmelidir. Türk futbolu «Türklerin olmadığı» futbol demek değildir! Gerçi kimilerine göre, futbol tarihinin en başarısız federasyonu sayılan Sayın Demirören federasyonu bunu duyar mı, bilemem! Ama duyulması gereken bir konu daha var: Futbolda elde edilen havuz gelirlerinden mutlaka amatörlere daha çok pay aktarılmalıdır. Futbolda ve sporda gelişmenin başka yolu yoktur!

Ankara’yı sarsan Cinayet!

Adı: Şule Çet... Gencecik bir üniversite öğrencisi… Yetim bir kız… Okurken çalışmaya muhtaç… Kendisini işten çıkaranın ortağı bu durumu fırsat biliyor, “gel hallederiz” diyor, kızcağız hem parasını almak hem de bir umuttur diye söyleneni yapıyor… Gece yarısı bir plazanın bilmem kaçıncı katından aşağıya “uçuyor”! Artık, yok! Tüm bulgular cinayeti işaret ediyor. Çok iyi yetişmiş dedektiflerimiz ve gelişmiş kriminal tesislerimiz var ve konu kolaylıkla açığa çıkabilir. Çıkacaktır da… Dava, sürüyor fakat orta yerde bir Adli Tıp Raporu. İçeriğinde mealen “o saatte orada ne işi vardı, ‘bayan’ olarak…” falan abuk sabuk ortaçağsal tespitler yer alıyor. Eğer böyleyse bu adli tıp raporu tam anlamıyla bir insanlık suçu teşkil ediyor. O arada toplumsal vicdan kanamaya devam ediyor. Sosyal medya başta her yerde “Şule Çet için Adalet” paylaşımları çığ gibi büyüyor. Ülkemizde genç kızların, kadınların çektiği çile bini aştı. Yakında Özgecan’ımızı benzer bir vahşette yitirdik. Daha uzak bir tarihte Münevver kızımızı unutmadık. Münevver deyince o gün katilin zengin ailesini savunan ve anlı şanlı meslek kurumunda boy verenler, hak hukuk halk diye ahkam kesenler, bugün “Şule’nin davasına” acaba neden müdahil olmazlar diye sorası geliyor insanın. Acaba “milyon dolarlık ‘taraf” bu zavallı kızın ailesi olmadığı için mi? Evet, beyler bayanlar, bayrak, kitap diyenler; Şule için adalet bekliyor bu toplum! Bu cinayet aydınlatılmalıdır. Katil ve/veya katiller ve yardım edenler ve görevini kötüye kullananlar varsa, hepsi ama her biri hukuk karşısında hesap vermelidir… O güne kadar Ankara’da kış biter, kar kalkar belki ama Şule’nin kanı kalkmayacak; Şule’nin kanı ve ruhu hepimizi muazzep edecektir.

Suriye ve TSK

Birkaç cümle ile bitirelim… Türkiye kendi toprak bütünlüğüne olduğu kadar komşularının da topraklarına saygılıdırBir vatan savaşıdır. Haklıdır. Meşrudur. Suriye’nin Kuzeyindeki koridoru dağıtmak için mutlaka kendine güvenini devam ettirerek gereken adımları gün yitirmeden atmalıdır, atmaya devam etmelidir. Bu doğrultuda Suriye yönetimi ile artık üst düzeyde temasa geçmelidir... Unutmayalım ki desteklediğimiz Venezuela’da Maduro hangi oyla seçilmişse Suriye’de de Esad aynı şekilde halkının oylarıyla seçilmiştir… Yaşanılanlardan kendisinin de sonuçlar çıkardığını düşünmek, ABD veya diğer bir gücün her zaman bizimle “bire bir” aynı düşündüğünü düşünmekten daha az risklidir… Unutmayalım ki, komşuluk kalıcıdırAtatürk’ümüzün bölge merkezli dış siyaseti son derece yerinde ve geçerlidir… Er ya da geç emperyalizm kullandığı bütün terör aparatlarıyla yenilecek ve iktisadi, ticari, sosyal ve kültürel ilişkiler temelinde, talih ve tarih her daim bizimle olacaktır…

Evet geldik bu yazıda sona… Bu yazıdan hangi bölümü beğendiğinizi, sizi en çok hangi bölümün etkilediğini bir kez daha düşünmenizi rica ediyor, yazımı okuduğunuz için çok teşekkür ediyor, en içten selam, sevgi ve saygılarımı arz ediyorum değerli okurlarım…

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EKOLOJİK DENGENİN BOZULMASI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Esra SARI
Esra SARI
SAĞLIKLI BESLENEMEME SORUNSALI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GERİ DÖNÜŞTÜR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
DÜNYADA TİCARET VE TÜRKİYE
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
İDEAL ROL MODELLER!
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SADE YAŞAMAK- 2
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
7 NEFS, 7 AKIL MERTEBELERİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
Cilt bakımında yapılan hatalar
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEKTE ALACAKLININ HAKLARI
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ÇİN ARTIK SERT OYNUYOR
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ATATÜRK EN BÜYÜK İKTİSATÇIDIR -2
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YENİ SAVAŞ SİLAHI: MÜLTECİLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TAKI TAKMA GELENEĞİ DEĞİŞİYOR MU?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YAZILI BASINDA ÇALIŞANLARIN SAYISI AZALIYOR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
ÇÖPTEKİ MİLLİ GELİR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
FAİL İLE FİİLİ ARASINDAKİ DENGE
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva