ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Beşşar Esed ve eşi Kovid-19'a yakalandı
Beşşar Esed ve eşi Kovid-19'a yakalandı
Myanmar'da 3 protestocu öldü
Myanmar'da 3 protestocu öldü
Evlat nöbetine bir aile daha katıldı
Evlat nöbetine bir aile daha katıldı
Zonguldak'ta ekmek zammı durduruldu
Zonguldak'ta ekmek zammı durduruldu

Hüseyin ALPASLAN

SÖMÜRGECİLİK TARİHİ-I: PORTEKİZ VE İSPANYOL SÖMÜRGECİLİĞİ
18 Şubat 2021 Perşembe

Sömürgeciliğin tarihi antik çağlara kadar gitmektedir. Günümüzde sömürgecilik kelimesi yerini emperyalizme bırakmıştır. Sömürgecilik genel anlamda; bir ülkenin başka bir devlet veya topluluk üzerinde maddi, manevi kontrol oluşturması, nüfuzunu dayatarak üstünlük sağlamasıdır[1]. Tarihin zaman dilimleri içerisinde uygulamaların değişiklik göstermesi üzerine sömürgecilik de farklı tanımlarla anılmıştır. İlk zamanlarda sömürülen toplumun aynı zamanda ezilmesi esas alınırken, modern sömürgecilik veya emperyalizm ise; ekonomisi iyi olan devletlerin, muhtaç durumda olan devletlerin ekonomi ve siyaset kontrol altında tutmaları, iç ve dış siyasetlerini yönlendirmeleri esası üzerine hareket etmektedir. Geçmişte sömürge kolonileri kurmak, geniş topraklar elde etmek, büyük devlet olmanın gereklerinden sayılırken, bugün ekonomik ve siyasal faktörler emperyalizmin uygulamalarında ana rolü üstlenmiştir.

Avrupa’da 15’nci yüzyılda başlayan coğrafi keşifler, gemicilikteki gelişmelerle beraber artmıştır. Avrupa’da nüfusun çoğalmaya başlaması, ekonomik zorlukların feodal sistemi zorlaması, iç savaşlar, dini gerekçeler ve misyonerlik faaliyetleri doğudaki zengin kaynaklara ulaşma isteğini arttırmıştır. Feodalizmin ana aktörü soylu sınıfı ile burjuvanın keşifleri desteklemeleri, para ve asker yardımı yapmaları gemicileri cesaretlendirmiştir. 15’nci yüzyılda başlayan sömürgeleştirme faaliyetlerini aralıksız sürdüren sömürge devletleri, ele geçirdikleri topraklardaki yerli halka karşı 19’ncu yüzyıla kadar aynı taktiği izlemişlerdir. “Bu (taktik), Güney Amerika’da İspanyollar, Orta Asya ya da Kafkasya’da Ruslar, Mağrip’te Fransızlar ve Hindistan’da İngilizler için geçerlidir: Örgütlü bir direniş hareketiyle karşılaştığında, fetihçi güç önce pazarlık eder ve sonrasında, rakiplerinin bir bölümünü yanına çekerek direniş hareketini çökertir. Yanına çektiği işbirlikçi kodamanlar, daha sonra halkın geri kalanı üzerinde fatihin egemenliğinin sürmesini sağlar”[2].

19’uncu yüzyılda Avrupa’nın büyük devletlerinde endüstri üretiminin inanılmaz artış göstermesi ve hammadde ihtiyacının artması üzerine Avrupa Devletleri, Avrupa’ya sığamaz olmuşlardır. Emperyalist istekler sonucu büyük devletler arasında çıkan sömürgecilik savaşları tüm dünyaya damgasını vurmuştur[3]. Portekiz ve İspanya ile başlayan Avrupa ülkelerinin sömürgeci faaliyetleri Hollanda, İngiltere, Fransa ve diğer ülkelerle ilerleyen tarihlerde devam etmiştir. Bugün sizlere, Portekiz ve İspanyol sömürgeciliğini anlatacağım;

Portekiz Sömürgeciliği

İber Yarımadası’nda 1143 yılında bağımsız bir ülke haline gelen Portekiz[4], daha 11’nci yüzyılın ortalarında Müslümanları Yarımada’dan çıkartarak yaptığı yeniden fetih hareketleri sonrasında 1095’te müstakil bir devlet haline gelmiştir. Kastilya Krallığı ile devam eden savaşlar ve Lizbon’un Müslümanlardan alınması sonrasında 13’üncü yüzyılın ilk çeyreğinde bugünkü sınırlarına ulaşmıştır. 15’inci yüzyıl ile başlayan gemicilik tekniğindeki gelişmeler sayesinde Afrika kıyılarına yönelmeye başlamışlardır. Portekiz Krallığı’na sömürgecilik yolunu açan gelişme 1415’te Sebte’nin ele geçirilmesi olmuştur.

Portekiz Kralının oğlu gemici Henry’nin 1418’den itibaren Afrika’nın batı kıyısını takip ederek yaptığı geziler Madeira, Azor Adaları ve Gine’nin keşfiyle neticelenmiştir. Henry, birçok keşif gezileri yapılmasına katkıda bulunmuş ve Sagres’te bir enstitü kurmuştur. Portekizlilerin Atlantik Adaları’na yönelik ilerlemeleri yine 1418 yılında başlamış; Atlantik adalarından Madeiralara 1420, Azorlara ise 1427 yıllarında ulaşılmıştır. Keşfettikleri yerlerde koloniler kuran Portekizliler, ülkelerine buğday ihraç etmişlerdir. Henry’nin girişimleriyle şeker kamışı tarımına yönelmiş olan Portekiz kolonileri, Avrupa’da şeker üretiminin yok denecek kadar az olması sebebiyle çok karlı bir iş yapmışlardır [5].

Portekiz keşifleri Batı Afrika kıyılarında aralıksız devam etmiş ve keşiflerde önemli aşama kaydedilmiştir. 1443’te Moritanya açıklarında bulunan Arguin Adası’na ulaşan Portekizliler, denizaşırı ilk ticaret merkezini 1445’te Arguin Adası’nda kurmuşlardır. Bu yolla bölgede faaliyet gösteren Müslüman tüccarların Ada’da ticaret yapmaları sağlanmak istenmiş ve beraberinde Afrika’nın batısı ile kuzeyi arasındaki ticaret yollarının kontrol altında tutulması amaçlanmıştır.1445’te Yeşil Burun’a, 1471 yılında Ekvator’a kadar ulaşan Portekizli kaptan Bartolomeu Dias (Bertelmi Diaz), 1488’de Afrika kıtasının güney ucuna varmıştır.  Dias tarafından “Fırtınalar Burnu” ismini verilen Afrika’nın güney ucuna Portekiz Kralı tarafından “Ümit Burnu” denilmiştir[6].

Portekizliler, Batı Afrika kıyılarının keşfini yaparken buraların haritalarını çıkartarak kayıt altına almışlardır. Portekizli denizci Vasco de Gama, Diaz’ın bilgilerinden yararlanmış ve 1497 yılında Ümit Burnu’nu geçerek Doğu Afrika kıyılarına ulaşmıştır. Hint Okyanusu’nun haritalarını çıkarmış olan ünlü Arap denizcisi Ahmet İbn-i Melik’in rehberliğindeki Portekiz filosu Hindistan’a gitmiştir. İlk kez deniz yoluyla Avrupa’dan Hindistan’a varılmıştır. Portekizlilerin Hindistan’a deniz yoluyla ulaşmaları İpek ve Baharat yollarında yürütülen ticarete de önemli ölçüde darbe vurmuştur. Bu yolların üzerinde bulunan Ortadoğu ülkelerinin gelirleri azalmış ve ekonomileri zayıflamıştır. Hint deniz yolunun keşfinden sonra Avrupa, Doğu Asya ülkeleri ile aracısız ticarete yapmasının yanı sıra Afrika’nın doğu ve batısı ile de ilişkiye geçmiştir. Portekizliler, Afrika kıyıları ve Hint Okyanusu’ndaki stratejik yerleri işgal edip deniz üsleri kurmuşlardır. 1545’te Japonya’yla ticari münasebete giren Portekizliler, çeşitli imtiyazlar elde ederek misyonerlik faaliyetlerinde de bulunmuşlardır. 1557’de ise Güney Çin’de kolonileşerek kalıcı bir Portekiz yerleşim alanı oluşturmuşlardır. 16’ncı yüzyılda Asya ülkeleri, Portekiz ve diğer Avrupa devletlerinin faaliyetlerini önemli bir tehdit olarak görmedikleri için onların sömürgeci yaklaşımlarına karşı bir mücadeleye girmemişlerdir[7].

Portekiz, Afrika ve Asya’da sömürgeler oluştururken 1500 yılında bir Portekiz filosu Brezilya’nın Porto Seguro sahiline ulaşmıştır. Burada direnişle karşılaşmayan Portekizliler, kolonileşerek Brezilya’da genel valilik oluşturmuşlar ve şeker kamışı üretimi yapmışlardır. Büyük altın madenleri bulunarak üretim yapılmış ve büyük yerleşim merkezleri oluşturulmuştur.1703 yılında Brezilya ticareti İngiliz tekeline girmiştir. 1820 yılında Brezilyalı büyük toprak sahiplerinin baskısı ile Portekiz hakimiyeti sona ermiş ve Brezilya bağımsız olmuştur.

Portekiz, 16’ncı yüzyılın ilk yarısında yapılan keşifler sonucu kontrolü altına aldığı sömürgelerinden elde ettiği gelirler sayesinde gücünün zirvesine ulaşmıştır. Ancak, Kuzey Afrika’da Fas’ın hakimiyeti için yapılan savaşta Portekiz Kralı Sebestian’ın öldürülmesi ile başlayan iç karışıklıklar ve salgın hastalıklarda nüfusun yarısının kaybedilmesi üzerine güçsüz düşen Portekiz, İspanya ile birleşme zorunda kalmıştır. 1580 yılındaki bu birleşmenin ardından Portekiz sömürgeleri Hollanda ve İngiltere tarafından işgal edilmiştir. 1640 yılında İngiltere’nin desteğiyle İspanya’dan ayrılarak İber birliğini bozan Portekiz’in bundan sonraki mücadelesi ve siyaseti sömürgelerini korumak üzerine olmuştur. Portekiz, savaşlara ve içeride yaşadığı tüm çalkantılı durumlara rağmen; 1960 yılında hala dünyanın üçüncü büyük sömürgesiydi. 1960 yılından sonra Portekiz sömürgelerinde başlayan ayaklanmalar 1973’te Karanfil devrimi ile ivmelenmiştir. 1974’te Gine, 1975’te Cabo Verde, Angola ve Mozambik bağımsızlıklarına kavuşmuşlar, Hindistan’daki Portekiz sömürgeleri ise Hindistan’a katılmışlardır[8].

İspanyol Sömürgeciliği

İspanya coğrafyasında iki büyük siyasi güç olan Aragon Kralı ile Kastilya Kraliçesi’nin 1479 yılında evlenmeleri, İspanya tarihinde bir dönüm noktasıdır. İspanya’da siyasi birlik sağlanarak krallıkların ortak hareket edeceği bir ortam meydana gelmiştir. Bu tarihten sonra deniz aşırı açılımlar yaparak, zenginlikleri ülkelerine getirmek isteyen ve bu nedenle yeni ticaret yolları aramaya girişen İspanya için Portekiz’in keşif faaliyetleri örnek teşkil etmiştir. 1485’te İspanyolların destek sağladığı Cenevizli denizci ve kâşif Kristof Kolomb, 1492 yılında İspanya ülkesi adına deniz seferlerine çıkmıştır.

İspanyolların desteğiyle yeni ve zengin yerlerin keşfi için sefere çıkan Kolomb, doğunun yeraltı ve yerüstü zengin kaynaklarına ulaşabilmek maksadıyla sürekli batıya doğru gitmiştir. Doğu Asya kıyılarına ulaşmak maksadıyla dört kere sefere çıkan Kolomb, farkında olmadan keşfettiği Amerika kıtasını Hindistan zannetmiştir Orta Amerika, Karayipler ve Honduras’taki tüm büyük adaları keşfeden Kolomb, ömrünün sonuna kadar doğuya ulaştığına inanmıştır. İspanyollar öncelikle Kolomb’un Hindistan olarak adlandırdığı Amerika kıtasını sömürgeleştirmeye başlamışlardır.

Güney ve Orta Amerika’da; Meksika, Guatemala, El Salvador, Nikaragua, Kosta Rika, Honduras, Panama, Kolombiya, Venezuela, Peru, Ekvator, Arjantin, Şili ve Paraguay İspanyol sömürgesine girmiştir. İspanyolların desteğiyle Doğu Hint Adaları’na sefer düzenleyen Portekizli kâşif ve denizci Ferdinand Macellan sayesinde Pasifik Okyanusu’nun batısında bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Filipinler İspanyol sömürgesi olmuştur. Bu topraklarla yetinmeyen İspanya, Hindistan’ın batısını sömürgeleştirmiş ve bu bölgede iki genel valilik ihdas ederek kendi yönetim düzenini kurmuştur[9]. İspanya Krallığı, Kolomb’un keşfiyle kalmak istemeyerek birçok denizciyi yeni kıtayı bulmak üzere teşvik etmiştir[10]. İspanya ve Portekiz Krallıkları yönetiminde keşif gezileri yapan İtalyan denizci Amerigo Vespucci, Amerika’nın yeni bir kıta olduğunu ortaya çıkarmıştır. Amerika olarak adlandırılan yeni kıtanın İsmini ise Amerigo Vespucci’den aldığı ileri sürülmektedir[11].

Keşif hareketlerini gerçekleştiren İspanyol denizciler, yeni kıtada karşılarında buldukları yerli halkın, içlerinde bulundukları 16’ncı yüzyılın çok gerisinde kalmış olduklarını gördüler. Amerika kıtasına ilk ayak basıldığında, bu topraklarda yaşayan üç büyük uygarlık bulunuyordu. Yeni kıtanın hâkimiyetini ele geçirme işine girişen İspanyol askerleri, Maya, İnka ve Aztek uygarlıklarının topraklarını ele geçirdiler Yeni kıtanın yerli halkının verdikleri kıymetli madenler ve hediyeler İspanyolları tatmin etmedi ve ilk zamanlarda büyük bir talan ve yağma girişiminde bulundular. Zamanla üç büyük uygarlığın varlığını sonlandıran İspanyollar, genel valilikler kurarak tamamen kontrolü ele geçirdiler Yağma ve talanla elde ettikleri zenginliklerin tükenme noktasına geldiği zaman Bolivya’da buldukları zengin altın ve gümüş yataklarını işleten İspanya, 1530 yılında dünyanın en zengin ülkesi olmuştur.

İspanya, sömürgelerinden elde ettiği zenginlik sayesinde 16’ncı yüzyılda Avrupa’nın en güçlü krallığı olmuştur. Diğer sömürge ülkeleri İngiltere ve Fransa, İspanya’nın özellikle Amerika ile olan ticaretini zayıflatmak ve güçsüz bırakmak için çalışmışlardır. Avrupa’da Protestanlığın ortaya çıkmasıyla Hristiyan dünyasında meydana gelen inanç ayrılıkları ve mezhep savaşları İspanya’yı da etkilemiştir. Katolik dünyasının temsilcisi olan güçlü krallık sıfatıyla İspanya, İngiltere, Fransa ve Hollanda ile uzun yıllar süren savaşlar yapmıştır. Protestanlığın ve reformist hareketlerin durdurulmasına yönelik savaşlardan iyi neticeler elde edilememiştir. İspanya’nın hakimiyetinde bulunan Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Fransa’nın güneyi ile Cermen prensliklerinin bir bölümü kaybedilmiştir. 1585 yılında İngiltere ile mezhep ayrılığına dayalı sebeplerden dolayı yapılan savaşta, İspanyol Donanması ağır bir yenilgiye uğramıştır. 16’ncı yüzyılın sonlarından bu tarafa süren Portekiz-İspanya birlikteliği, İngilizlerin girişimleriyle 1640 yılında Portekiz’in tekrar bağımsızlığına kavuşması üzerine sona ermiştir. 17’nci yüzyılda İspanya, “Otuz Yıl Savaşları (1618-1648)” başta olmak üzere sürekli meydana gelen askeri çatışmalarda yıpranmıştır. İspanyol Veraset Savaşları (1702-1713), İspanya’nın zayıflamasına ve önemli oranda toprak kaybetmesine yol açmıştır. İspanya 1808 yılında, Fransa Krallığı’nı İmparatorluğa yükselten Napolyon Bonapart tarafından işgal edilmiştir[12].

İspanya’nın Latin Amerika’da oluşturduğu idari düzen 19’uncu yüzyılın başlarından itibaren zayıflamıştır. Bu zayıflamanın en büyük nedeni İspanya’nın Fransız işgali altında olmasıdır. Yerli halk kölelik ve kötü muameleden kurtulmak amacıyla direniş hareketleri başlatmıştır[13]. İspanyol yönetiminin hukuksuz uygulamalarına karşı ilk karşı koymalar ise Kreol [14] denilen İspanyollardan gelmiştir. Bu sırada başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyada etkisini hissettiren Fransız ihtilalinin özgürlük, eşitlik ve kardeşlik sloganları, İspanyolların sansürüne rağmen sömürgelere de girmiştir. İspanya’nın Latin Amerika sömürgelerinde oluşan yönetim zafiyetleri, ayaklanmalara ve bağımsızlık savaşlarının başlamasına sebep olmuştur. İspanyol sömürgelerindeki ayaklanmalar, Avrupa’nın dikkatini çekmiş, özellikle İngiltere’yi endişelendirmiştir[15]. Bağımsızlık savaşlarında sömürgelerini bırakarak Latin Amerika’dan İber Yarımadası’na dönmek zorunda kalan İspanyollar, ABD ile 1898 yılında yaptığı savaşta elinde kalan önemli sömürgelerinden Filipinler, Küba ve Porto Riko’yu da kaybetmiştir. 20’nci yüzyılın başında İspanyol sömürge imparatorluğu sona ermiştir.

 

Hüseyin ALPASLAN

Tarihçi-Yazar

alpasker.84@hotmail.com

Kaynakça

[1] Fahir ARMAOĞLU; “20.Yüzyıl Siyasi Tarihi”, s.67, Kronik Kitap, 2019, İstanbul.

[2] Marc Ferro; “Sömürgecilik Tarihi”, s.229, İmge Kitabevi, 2002, Ankara.

[3] Enver Ziya KARAL; “Osmanlı Tarihi IX. Cilt”, s.358. Türk Tarih Kurumu,2011, Ankara.

[4] Refik ARIKAN, Halim DEMİRYÜREK; “Sömürgecilik Tarihi,1.Ünite, Portekiz ve İspanyol Sömürgeciliği”, s.3, Anadolu Üniversitesi Yayını, No.2029, 2014, Eskişehir

[5] Metin ÜNVER; “Sömürgecilik Tarihi” s.30, Tarih Lisans Programı, İstanbul Üniversitesi Açık ve Uzaktan Eğitim Fakültesi

[6] Ahmet Utku ÖZENSOY; “15 ve 16. Yüzyıllarda Sömürgecilik Hareketleri, Fiyat Devrimi ve Sömürgecilik İdeolojisi”, s.822, Tarih ve Gelecek Dergisi, Aralık 2019, Cilt 5, Sayı 3.

[7] Ahmet Utku ÖZENSOY, a.g.e., s.822-823.

[8] Refik ARIKAN, Halim DEMİRYÜREK, a.g.e., s.5.

[9] Metin ÜNVER, a.g.e., s.37.

[10] A. Kürşat GÖKKAYA, Cemil Cahit YEŞİLBURSA; “Yeni ve Yakın Çağ Tarihi”, s.40, Siyasal Kitabevi, 2011, Ankara.

[11] Ayşe YARAR; “Latin Amerika’da İspanyol Sömürgeciliği”, Uluslararası Politika Akademisi, 2017.http://politikaakademis.org/2013/07/02/latin-amerikada-ispanyol-sömürgeciliği/

[12] Metin ÜNVER, a.g.e., s.40-41.

[13] Stephen J.LEE; “Avrupa Tarihinden Kesitler 1494-1789”, s.138, Dost Kitabevi, 2009, Ankara.

 [14] Kreol: Orta ve Güney Amerika’da Avrupalı yerleşimcilerin soyundan gelen, dünyaya geldikleri kolonilerde atalarınkinden farklı bir kimlik edinen gruptur. Bu kimlikte yerel adetlerin ve kültürün benimsenmesi, yaşam ve tüketim alışkanlıklarının alınması söz konudur. Bkz. Metin ÜNVER; “Sömürgecilik Tarihi” s.15.

[15] Fahir ARMAOĞLU; “19.Yüzyıl Siyasi Tarihi”, s.690, Kronik Kitap, 2020, İstanbul.

[16] https://www.stratejikortak.com/2019/11/somurge-devletleri-somurge-haritalari.html.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Rifat Çakar 18 Şubat 2021 Perşembe  01:33

Kaleminize sağlık başarılar dilerim

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
GRAMAJ HİLELERİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
ELİM HELİKOPTER KAZASI ÜZERİNE DÜŞÜNCELER
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
PANDEMİDE GAZETECİ OLMAK
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
KONTROLLÜ NORMALLEŞME
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
NORMALLEŞME VE ENFLASYON
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TAŞKAFA KAMİL
Murat BALCI
Murat BALCI
ÇİN AŞISINDA FATURA SALVOLARI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
ALLAH’IN KULLARI, NEFSİN KULLARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
TOKSİK ANNE BABALAR
Esra SARI
Esra SARI
HAREKETSİZ YAŞAMAYA ALIŞTIK VE ŞİŞMANLADIK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
SÖMÜRGECİLİK TARİHİ-III: FRANSIZ SÖMÜRGECİLİĞİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SALGINA RAĞMEN
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
GELECEĞİN PLANLANMASI VE GENÇLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ERMENİSTAN’DA GÜÇ MÜCADELESİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SALGIN GENÇLERİ KARAMSARLIĞA SÜRÜKLEDİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
UZAKTAN EĞİTİMİN YÜZ YÜZE SINAVLARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SUYU VERİMLİ KULLANMAK
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ XII (İYİNİN VE KÖTÜNÜN TESPİTİ)
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva