ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Bakan Çavuşoğlu Suriye'de siyasi çözümü işaret etti
Bakan Çavuşoğlu Suriye'de siyasi çözümü işaret etti
3 ilde toplam 7 terörist etkisiz hale getirildi
3 ilde toplam 7 terörist etkisiz hale getirildi
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 59 uzman yardımcısı alıyor
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 59 uzman yardımcısı alıyor
Lüks otomobille sigara kaçakçılığı
Lüks otomobille sigara kaçakçılığı
8 yılda 4 bin 800 doktor adayına ışık tutan kadavra toprağa verildi
8 yılda 4 bin 800 doktor adayına ışık tutan kadavra toprağa verildi

Şira Yıldız ASAN

SINAMADIKÇA DOSTUNA GÜVENME
28 Haziran 2019 Cuma

Son yıllarda hepimiz gerçek arkadaş, dost arar olduk. Eminim hepimizin etrafında bir sürü kişi vardır görüştüğü, fakat beynimiz ve kalbimiz bu bir sürü arkadaştan bir türlü tatmin olmuyordur. İçsel olarak arzu ettiğimiz samimiyeti gösteremiyor ve alamıyoruzdur; çünkü güven ve samimiyet eksikliği vardır. Çevremizde ne kadar fazla kişinin olduğundan ziyade, kaç güvenilir ve sevdiğimiz kişinin olduğu çok daha önemlidir. Kısacası az olsun öz olsun ama iyi olsun derler ya, çevremizi de o şekilde tutmak aslında ruhumuza daha iyi davrandığımız anlamına gelir.

Son zamanlarda gerçek arkadaşlıkların ve dostlukların tükenme noktasına geldiği bir dünyada, artık sadece çıkar ilişkileri devreye girmiştir ve bunu da birçok kişi normalmiş gibi algılamaya başlayarak kendisi de bu düzenin bir parçası haline gelmiştir maalesef. Bir bakarsınız ki, yıllarca tanıdığınız ve görüştüğünüz o arkadaşınız aslında sizi hiçbir zaman çekememiş, sevmemiş ve hep samimiyetsizce davranmıştır. Bunu fark etmek üzücü olduğu kadar, bir de size yılların arkadaşlığını kaybettirir. Bazen daha saf ve temiz duygularla “bu kişi” benim uzun süredir sevdiğim arkadaşım diyerek gerçekleri görmezden gelmişizdir veya onun bu kadar fesat bir kişiliğe sahip olduğunu kabul etmek istememişizdir. Ta ki, bu gerçekler net bir şekilde gözümüze sokulana dek.

“Başkalarını kıskanarak kendine hakaret etme.” 

Bizler hayatımızda belirlediğimiz istekleri ve hedefleri gerçekleştirdiğimizde son derece mutlu hissederiz kendimizi, ancak çevremizdeki bazı kişiler bu mutluluğu bize zehir ederler. Bu kişilerin bize iyi dilekte bulunan insanlar olduğunu düşünürüz, ancak bu kişiler aslında bizi deli gibi kıskanırlar. İyi, başarılı, huzurlu ve mutlu olmamız onları son derece huzursuz eder ve aslında bizim mutsuzluğumuzu görmek isterler. Peki, bu dost veya arkadaş sandığımız kişilerin aslında bizim gizli düşmanlarımız olduğunu nasıl anlarız?

Bizi taklit ederler. Kariyerimizi, ilişkilerimizi, kıyafetlerimizi, hobilerimizi, eşyalarımızı, evimizi ve daha nicesini kıskanan bir insan bize benzeyebilmek için elinden gelenin en iyisini yapar; bizi taklit eder. Oscar Wilde diyor ki; “Taklit yağcılığın en samimi halidir ancak çoğu zaman başkaları sizin düşüncelerinizi çaldığında sinir bozucu bir şeydir. Ancak sinirlenmektense, bu insanlara kendi kişiliklerini bulmaları için yardım edin. Bir şeyleri başarabilmek için kendileri olmaları gerektiğini öğretin.” Bizi sahte iltifatlara boğarlar.

Kıskanç insanlar bizi övüyormuş gibi görünmek isterler ancak arkamızı döndüğümüzde arkamızdan art niyetli konuşurlar. Hiçbir şeyi umursamıyormuş gibi davranırlar. Başarılarımızı sürekli küçümserler, hatta çok daha ileriye bile gidebilirler. Unutmayın onlara bunun aksini söylemenin bir faydası yok çünkü böyle davranmaya devam edecekler. Hatalarımız onları çok mutlu eder. En küçük hatamız bile onları mutlu etmeye yeterlidir. Hiçbir zaman iyi gün dostu olmazlar. Kıskanç insanlar kötü gün dostudur. Bizim iyi olmamız onların kıskançlık duygusunu arttırdığı için, ancak kötü durumda olmamız onları mutlu eder. Kıskanç kişiler bizi rakibi olarak görür çünkü bizden daha iyi olmak isterler ve kendilerini daima bizden üstün görmek için ellerinden geleni yaparlar. Bu tarz bir düşmanlık asla sağlıklı değildir ve bizi alt edebilmek için kötü taktikler kullanmaktan bir an bile tereddüt etmezler.

Ayrıca dedikoducudurlar ve fırsatını buldukları an arkamızdan kötü konuşmaya başlarlar. Kendileri de yalan olduğunu bildiği halde hakkımızda yalan yanlış söylentiler yayarlar; sakın bunlardan etkilenmeye kalkmayın. Yaptığımız her şeyde bir kusur bulurlar, bizi şans eseri bir şeyler başarmış ve kendilerinden daha aşağı bir birey olarak görmekten haz alırlar. Şüphesiz ki, her hareketimizi eleştirmek için ellerinden gelenin en iyisini yaparlar. Çok yetenekli olmamız veya çok çalışıyor olmamız onlar için bir anlam ifade etmez. Onlar sadece bizi nasıl aşağı çekebileceklerini düşünürler. Sebepsiz bir şekilde bizden nefret ederler.

Ona karşı bir yanlış yapmamış olsak dahi bizden nefret ederler. Gerçek şu ki, başarımıza imrenirler ve onu elde edemediklerinde hemen bizden nefret ederler. Bu durumla uğraşmanın tek yolu onlara nazik olmamızdır aksi takdirde bize kin ve intikam kokan bir şeyler yapabilirler. Kıskanç arkadaşlar en güçlü savaşlarını ve zararlarını yakın ilişkilerimizi zedelemek için verirler. Arkamızda hiçbir güç kalmaması için bizi yakınlarımızdan uzaklaştırmak için çaba harcarlar ve bu sayede bizi daha kolay alt edebileceklerini düşünürler. Birde bize karşı olan hislerinde asla dürüst değillerdir. Yüzlerinde sahte bir maske ve gülümseme ile mutluluğumuzu paylaşan ve bizim için en iyisini isteyen bir arkadaş gibi davranmaktan çekinmezler. Bizi çekemeyen kişilerin vicdanı bizi aşağı çekerken asla sızlamaz. Başarısız olalım diye emin olun bize en kötü tavsiyeleri verirler.

Sonuç olarak insanız ve tabi ki hislerimizle yaşıyoruz. Sevmek, kızmak, kıskanmak, sevmemek, sevinmek, üzülmek, mutlu olmak, mutsuz olmak, sinirlenmek gibi duyguları da kararında yaşamamız gerekiyor. Bazen ’Ben gülemiyorum o da gülemesin’ gibi tepkiler verilebiliyor hatta karşımızdaki kişinin sinirlenebileceği şeyleri yapabiliyoruz. Fakat bütün bunlar kararında yapıldığı zaman sorun teşkil etmez. Bazı kişiler ise “Bu kişi gülmeyi nasıl başarıyor, ben de başarmak için ne yapabilirim” diye düşünür. İşte bu düşünce tarzı doğru bir yaklaşımdır.

Kişilerin fesat düşünce durumu ileri seviyeye ulaştığında, kıskançlık artık karşı tarafa zarar verme boyutuna gelmiş demektir ve bir süre sonra da yönetilmez hale gelir. Ruh sağlığı dengeli olan kişiler başkalarında gördüğü iyi ve güzel şeyleri taklit etme, zorunda olma duygusunu hissetmez. Taklit ve özenti davranışı, özgüveni düşük kişilerde olur. Şayet kıskançlık duygusu kişide ileri bir seviyeye ulaştıysa ve artık rahatsız edici bir boyuta geldiyse, profesyonel destek alınarak çözümlenmesi gerekir.

“Dostluk illa yan yana, diz dize olmak değildir. Asıl can cana, kalp kalbe olmaktır.” demiş Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî.

Dolayısı ile arkadaşlarımızı seçerken kişileri daha dikkatli gözlemlememizde fayda var. Bizi aşağı çekecek değil de, gönülden bizim yanımızda olacak kişileri arkadaş edinmemiz bizi daha sağlıklı ve huzurlu kılacaktır. Sevgiyle, dostlukla kalın..

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen 3 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
MERKEZİ BÜTÇE KANUNU
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NEDEN İADE EDİYORUZ?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SINAV BASKISI BAŞARISIZLIĞIN NEDENİ
Esra SARI
Esra SARI
KREDİ KARTI KULLANIMI ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
PEKİ, ŞİMDİ MÜNBİÇ'TE NE OLACAK
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BÜTÇE HEDEFLERİ ÜZERİNE
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
DÜŞÜNCE DÜNYAMIZ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEFSİN KÖTÜ HUYLARININ HAMMADDESİ “HASETLİK” ÜZERİNE
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KİTAP PATENTLENEBİLİR Mİ?
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
“GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR”
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
ROMEO VE JULİET
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
JİLET GİBİ DEĞİŞİM
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
TÜRKLÜĞÜNÜ UNUTMAYAN MACARİSTAN VE BARIŞ PINARI HAREKATI
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
GENEL VE GÜNDEM
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EHLİYET, LİYAKAT VE ADALET
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN-DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
MEVSİM GEÇİŞLERİNE DİKKAT
Halil YATAR
Halil YATAR
ANKARA'NIN BAŞKANLARI UMUT VERİYOR
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva