ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Kullanıcılar dinleniyor
Kullanıcılar dinleniyor
RASAT 8 yaşında
RASAT 8 yaşında
'Yetenekli Çocuklar' TEKNOFEST'e katılma hakkı kazandı
"Yetenekli Çocuklar" TEKNOFEST'e katılma hakkı kazandı
Hobi olarak başladığı sanatta usta oldu
Hobi olarak başladığı sanatta usta oldu
Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü'ne Rıdvan Duran atandı
Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü'ne Rıdvan Duran atandı

İsmail CİNGÖZ

S-400’LER GELDİ, MÜTTEFİKİMİZ(!) ABD NE YAPACAK?
17 Temmuz 2019 Çarşamba

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi almak için girişim başlattığı 2017 yılının ilk aylarında duyulmuştu. NATO üyesi Türkiye’nin Rusya’dan bu sistemi almasına karşı çıkan Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin, dozunu sürekli arttırdığı yaptırım tehdidine rağmen S-400’ler’in 12 Temmuz 2019 günü Ankara Mürtet Hava Üssüne gelmeye başladığı canlı yayınlarla dünyaya servis edilmiştir.

Dikkatli gözlerden kaçmayan bir ayrıntı ise İkinci Dünya Savaşı’nın ardından “İki Kutuplu Dünya Sistemi” ne bölünen ülkelerin saflarını belli etmeye başladığı yıllarda Türkiye-ABD arasında imzalanan ilk silah anlaşmasının da 1947 yılının 12 Temmuz’u[1] olduğudur. Şimdi gelinen durum itibariyle; askeri ve ekonomik birçok alanda Türkiye’yi ambargo uygulamakla tehdit eden ABD’nin, S-400 hava sistemlerinin tesliminin ardından atacağı adımlar merakla beklenmektedir. Zira ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon), bu konuda gerçekleştireceği basın toplantısını “bilinmeyen bir tarihe” ertelediğini açıklamıştır.

ABD yıllardır Türkiye’yi daimî ve zorunlu müşteri olarak görmüştür. Fakat gelinen süreç itibariyle ticari ve askeri bağımlılık hususunda Türkiye’yi kaybetme aşamasına geldiğinin farkına varmıştır[2]. Hava Savunma Sistemine sahip olmaya çalışan Türkiye’nin taleplerine olumlu yanıt vermeyen ABD’nin hata yaptığını Japonya’nın Osaka şehrinde 28-29 Haziran 2019 tarihlerinde düzenlenen son G-20 Zirvesi’nde bizzat ABD Başkanı Donald Trump beyan etmiştir. Esasında İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bu güne kadar “Müttefik” seviyesinde yürütülen Türk-Amerikan ilişkilerinin ilk günlerden itibaren sorunlu başlayıp, sorunlu devam ettiği muhakkaktır. ABD’nin, Türkiye’de askeri veya sivil üretim yapan bir yatırım yapmadığı gibi Türkiye’deki uçak fabrikaları başta olmak üzere çoğunun da kapatılmasına sebep olduğu bilinmektedir. Çünkü hibe ve satış yöntemiyle Türkiye’yi kendine bağımlı hale getirme gayesiyle hareket etmiştir. Garip olan ise başta Amerika olmak üzere Batılı müttefikleri(!) Türkiye’ye yatırım yapmazken, karşıt bloklarda yer alınmış olmasına rağmen Sovyet Rusya’nın teknoloji transferiyle birlikte fabrikalar ve tesisler kurarak Türk ekonomisine büyük katma değer girdileri sağlamış olmasıdır.

Türkiye’ye S-400 sistemlerini satan ve uzun vadede teknoloji transferine de imkân tanıyacak olan günümüzü analiz etmeye başlarken Türk-Rus ilişkilerinin de çok iyi bir süreçten geçmediği bilinmektedir. Çünkü Kafkaslar, Doğu Avrupa, Karadeniz havzası ve tabi ki Türkistan coğrafyası üzerinde yüzyıllar boyu Türk-Rus mücadelesi yaşanmıştır. Bu topraklar üzerinde; Osmanlı Devleti’nin güçlü olduğu dönemlerde elbette ki ekonomik ve güvenlik hedefleri başta olmak üzere “fetih” düsturundan hareketle Türkler sınırlarını genişletirken, duraklama ve gerileme dönemlerindeyse Rusya’nın “sıcak denizlere erişme hedefleri” güzergahı üzerinde olması nedeniyle bu defa Osmanlı toprakları hedef durumunda olmuştur. 1945’te ise Sovyet Rusya Lideri Stalin Kars ve Ardahan’ı istemiştir.

Birinci Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılan Osmanlı Devleti’nin maruz kaldığı işgale karşı Mustafa Kemal önderliğinde Türk Milleti’nin başlattığı Millî Mücadele’nin başarıyla sonuçlanmasının ardından Türkiye Batı endeksli bir dış politika geliştirmiştir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 11 Şubat 1945 Yalta Konferansında belirlenen iki kutuplu dünya sisteminde Batı Bloğunda yer almayı tercih eden Türkiye, Doğu Bloğu lideri Sovyet Rusya ile yaklaşık 50 yıl farklı bir komşuluk ilişkisi içerisinde olmuştur. NATO üyesi olarak Batı Bloğunda yer alan Türkiye, ABD’nin eskimiş askeri teçhizatları ile yetinmek zorunda kalmıştır. Hatta 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından ABD’nin sert askeri ambargosuna maruz kalan Türkiye, yerli silah üretmenin gerekliliğini kavramış ve 1975’te Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ile ASELSAN kurulmuştur.

1952’den itibaren NATO bünyesinde ileri karakol görevi üstlenen Türkiye, ABD’den adeta müstemleke muamelesi görürken ilginçtir Türkiye’nin kuruluşundan itibaren 1990’lara kadar Rusya’nın gerek maddi gerekse teknolojik destekleriyle birçok sahada hafif ve ağır sanayi tesisleri kurduğu görülmektedir. Hatta yabancıların elinde olan Osmanlı Bankası’na karşılık 3 Ekim 1931 tarihinde kurulan T.C. Merkez Bankası da Sovyet Rusya’nın yardımları ile kurulmuştur.

21 Ocak 1934’te Denizli/Nazilli ve Kayseri’de kurulan iki tekstil fabrikası, 4 Temmuz 1935’te İstanbul Şişecam Fabrikası, 3 Nisan 1937’de temelleri atılan ve 1939’da faaliyete geçen Karabük Demir ve Çelik Fabrikası, 3 Ekim 1970’te faaliyete geçen İskenderun Demir ve Çelik Fabrikası, 1983 yılında kurulan ve Türkiye’nin en büyük sanayi şirketi (ilk petrol arıtım fabrikası) TÜPRAŞ, Konya/Seydişehir’de kurulan ilk Alüminyum fabrikası, Mersin ve İskenderun limanları dahil birçok liman, tarım ve ziraat sanayileri ile daha birçok alanda Sovyet Rusya’nın kredi ve teknolojik destekleri görülmektedir. Fakat Türkiye bu türden destek veya yardımları ABD’den görmemiştir.

Avrupa Birliği (AB) ve NATO üyesi Yunanistan ile Bulgaristan’da Rus yapımı S-300 füze savunma sistemleri olmasını sorun etmeyen ABD ve NATO, Türkiye’nin hava savunma sistemi edinmesinden rahatsızlık duymaktadır. Esasında sorun S-400’lerden ziyade Türkiye’nin NATO’dan bağımsız olarak bir savunma sistemine sahip olmasıdır onlar için. Çünkü çevre ülkelerden tehdit hisseden Türkiye’nin algıladığı bu tehditlerin geri planında ABD ve Batı ülkeleri olmasıdır esas mesele.

Yıllardır başta PKK olmak üzere yıkıcı ve bölücü terör örgütleriyle mücadele eden Türkiye’nin, NATO üyesi bazı dost(!) ve müttefikleri(!) tarafından bu terör örgütlerini lojistik olarak direkt/endirekt teçhiz ettikleri unutulmamalıdır. Ayrıca Türkiye’ye silah, askeri teçhizat ve sistemleri satan veya dostluk göstergesi(!) olarak hibe eden ülkelerden bu malzemeleri; Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde terör örgütleriyle mücadelede kullanılamayacağı yönünde (başta Almanya olmak üzere) şart koşanlar[3] dahi olmuştur.

Türkiye’nin S-400 sistemlerine sahip olması ile Irak’ta Barzani’nin Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKYB) ile Suriye’de faaliyet gösteren PYD/YPG/PKK terör örgütlerini teçhiz edip donatan ve Türkiye’ye karşı her an kullanmak üzere hazır bulunduran ABD’nin planlarının bertaraf edilebileceği bir durum ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda Türkiye’nin S-400 sahibi olması ABD’yi İsrail’in güvenliği için endişelendirdiği de unutulmamalıdır.

Son yıllarda ABD ve Batılı müttefiklerinden yeteri kadar destek göremeyen Türkiye Rusya ile ilişkilerini stratejik müttefikliğe doğru ilerletmektedir. Alımı tamamlanan S-400’lerin ardından S-500’lerin üretiminde yer almak istediğini açıklayan Türkiye’nin teknoloji transferiyle kendi milli hava savunma sistemlerini üretmek istediği görülmektedir. Fakat uzun vadede ilişkilerin nasıl gelişeceğini zaman gösterecektir. Zira Doğu Akdeniz ve Kıbrıs açıklarında yaşanan doğalgaz ve petrol arama çalışmaları nedeniyle Türkiye’nin sahaya gönderdiği arama ve sondaj gemilerinden dolayı Rusya’nın “Jeolojik araştırma için Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesine yeni bir Türk gemisinin daha girdiğine dair haberlerden dolayı bölgedeki gelişmeleri endişeyle izliyoruz” açıklamaları “can-ciğer kuzu sarması” bir ilişkinin gelişmeyeceğini ortaya koymaktadır.

Sonuç Olarak;

ABD’nin uygulamayı planladığı muhtemel yaptırımların Türkiye ekonomisini olumsuz etkileyeceği beklenmektedir. Uzun vadeli bir ekonomik krizi sürdürmekte zorlanacağı muhakkak olan Türkiye; harcama, yatırım ve tasarruf yelpazeleri üzerinden gerekirse sert ekonomik ve mali tedbirleri uygulamaya geçirmelidir.

S-400 füze savunma sistemlerinin Türkiye’ye gelmesi halinde başta F-35 Savaş Uçağı projesinden çıkartılmak dahil bir dizi ambargo uygulamakla tehdit eden ABD’ye ve “endişeliyiz” açıklamaları yapan NATO’ya karşı Türkiye’nin de karşı hamle yapabileceği kozları elbette vardır. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’nın ardından ambargo uygulayan ve diğer NATO ülkelerini de ambargoya iştirak ettiren ABD’ye karşı 1975’te zamanın Türkiye Hükümeti 25 Temmuz 1975 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesiyle; İncirlik Üssü’nü ABD kullanımına kapatarak cevap vermiştir. Bununla yetinmeyen Türkiye diğer 21 Amerikan üssünü de kapatmıştır. Hatta ABD’nin 1978 yılında ambargoyu kaldırmasına rağmen 18 Kasım 1980’e kadar Amerikan üslerinin açılmasına ve İncirlik Üssü’nü Amerika’nın kullanmasına müsaade etmemiştir.

Türkiye’nin İncirlik başta olmak üzere diğer üsleri 1975’te olduğu gibi kapatabileceğini kararlılıkla açıklaması halinde ABD’nin ve diğer NATO ülkelerinin tavırlarında değişme olabileceği değerlendirilmektedir. Çünkü Ortadoğu coğrafyasında yer alan ABD güçlerinin lojistik ve ikmali için kilit noktada yer alan İncirlik aynı zamanda Amerika’nın nükleer silahlarını da depoladığı bir merkezdir. Amerika tarafından “ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası” CAATSA’yı uygulamaya geçirmeden Türkiye karar alıcı mekanizmaları bu kozu ileri sürebileceğini duyurmalıdır.

                               :

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

 

[1] Murat BARDAKÇI; “S-400’lerin 12 Temmuz’da Gelmesi Tesadüf Olamaz! Amerika ile İlk Yardım Anlaşmasını da Bir 12 Temmuz’da İmzalamıştık”, Haber Türk, 13.07.2019.

[2] Murat KOÇ; “ABD’nin Silah Pazarı, S-400’ler ve Türkiye’nin Yüksek İrtifa Hava Savunması Üzerine”, South Security School, 09.07.2019.

[3] Barkın ŞIK; “Almanya’nın Vicdanı 16 Yıl Sonra Sızladı”, Haber 7, 05.05.2009.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EKOLOJİK DENGENİN BOZULMASI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Esra SARI
Esra SARI
SAĞLIKLI BESLENEMEME SORUNSALI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GERİ DÖNÜŞTÜR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
DÜNYADA TİCARET VE TÜRKİYE
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
İDEAL ROL MODELLER!
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SADE YAŞAMAK- 2
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
7 NEFS, 7 AKIL MERTEBELERİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
Cilt bakımında yapılan hatalar
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEKTE ALACAKLININ HAKLARI
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ÇİN ARTIK SERT OYNUYOR
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ATATÜRK EN BÜYÜK İKTİSATÇIDIR -2
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YENİ SAVAŞ SİLAHI: MÜLTECİLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TAKI TAKMA GELENEĞİ DEĞİŞİYOR MU?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YAZILI BASINDA ÇALIŞANLARIN SAYISI AZALIYOR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
ÇÖPTEKİ MİLLİ GELİR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
FAİL İLE FİİLİ ARASINDAKİ DENGE
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva