ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Bakan Yardımcısı trafik kazasında hayatını kaybetti
Bakan Yardımcısı trafik kazasında hayatını kaybetti
İstanbul için sağanak yağış uyarısı
İstanbul için sağanak yağış uyarısı
Brezilya’da silahlı saldırgan 17 yolcuyu rehin aldı
Brezilya’da silahlı saldırgan 17 yolcuyu rehin aldı
Hemşin’de festvial sona erdi
Hemşin’de festvial sona erdi
AB'den İngiltere'ye tepki
AB'den İngiltere'ye tepki

Ömer AĞAÇLI

NEFS MERTEBELERİYLE, KÜLTÜR VE MEDENİYET SEVİYESİ ARASINDAKİ DOĞRUDAN İLİŞKİLER ÜZERİNE KİMİ DÜŞÜNCELER
19 Nisan 2019 Cuma

İnsanın hep maddi boyutu üzerinde durulur ve  maddi ölçülerle onun hayatı ölçülür. Oysa insanın manevi yönü maddi yönünden daha üstün ve önemlidir. İnsanın mahiyeti tamamen özü olan ruhtur. Beden, ruhun kabı, kalıbı mesabesindedir.

Modern dönem diye ifade edilen son asırlar, tamamen insanın bakışlarının yön değiştirdiği dönemlerdir. İnsan, ruhtan maddeye, nesnelere, Allah’ın yarattığı maddi nimetlere yüzünü dönmüş, onlarla ilişkilerini gittikçe artırmış ve böylece özünden, ruhundan, kısaca maanevi boyutundan uzaklaşmış, dünyaya kapaklanmıştır. Dünyaya yönelen insanın zihin ortamı, bilgilerinin kaynağı da değişmiş, tamamen maddi nesneleri bilgileriyle dolmuştur.

Günümüzde “ bilgi” denilince, “ ilim” denilince genelde maddi nesnelerin bilgileri anlaşılmaktadır. Ruh ve maneviyatla ilgili bilgiler ise metafizik diye nitelendirilerek anlamsız, boş, spekülatif bilgiler olarak kabul edilmiştir. Modernizmin bilgi paradiğması materyalizm, pozitifizimdir. Modernizmin bilgi paradiğmasına göre varlığa bakanların ölçüleri de elbette buna göre madde merkezli olacaktır. Modernizmin yaklaşık 150 yıllık tecrübesi sonucu insanı, toplumları ne hale getirdiği akıl sahiplerinin gözünden kaçmamaktadır.

Konumuz modernizmi eleştirmek değildir. İnsanın maddi durumlarının ötesinde manevi durumlarından söz etmek ve manevi durumlarla, kültür ve medeniyet konusu arasındaki ilişkileri ortaya koymaktır.

Kur’an’a göre Allah, tüm varlıkların varoluşlarını sağlayan ve her an onları yönetendir. Yani Alllah hayatın içinde hayatı bizzat yaşayan ve varlıklara hayat bahşedendir, insanları da çekip çevirendir. İnsanın düşünceleri, niyetleri ve fiilleri ne yönde olursa, Allah bunlara anında karşılık verendir. İnsan akıl ve irade sahibidir. Akıl tercih yapar, yönü seçer, irade onu uygular. Allah ise bu tavra karşılık verir. Bu da insanın maddi, manevi pozisyonunu belirler. Bu maddi, manevi pozisyon Kur’an’da dereceler, mertebeler diye ifade edilir ki Allah nezdinde istisnasız bütün insanlar derece derecedirler.

3/163 : “ İnsanlar, Allah katında derece, derecedirler.”

Ahkaf 19: “ Her insanın yaptıklarından dolayı derecesi vardır.”

70/30: “ Yükselme derecelerinin sahibi Allah’tır.”

56/3: “ Allah, alçaltıcı, yükselticidir.”

Şimdi insanın manevi seviyesi nefs mertebeleri konusuna gelirsek; insanın ruh dünyasından sadece din söz eder. Psikoloji bilimi insanın ruh dünyasını, ruh dünyasındaki alçalış ve yükselişleri çözemez. İnsanın ruhsal halleri ancak din alanında ortaya çıkanlardan ibarettir. Din zaten insanın Allah ile ilişkilerini düzenleyen manevi öğretidir. Çünkü insan ruh ile Allah’a bağlıdır. Ruha ilişkin tüm işler Allah’ın işleridir.

Kur’an insanın nefs durumlarını ve bu durum ve mertebelerdeki halleri 7 kategoride açıklamıştır. Bunlar “ Nefsi Emmare”, “ Nefsi Levvame”, “ Nefsi Mülhime”, Nefsi Mutmaine” , “ Nefsi Radiye” , “ Nefsi Mardiye”, “ Nefsi Kamile” olarak.

Kur’an insanı en alt düzeydeki “Emmare” den kurtularak, diğer üst nefs düzeylerine doğru manevi olarak yükselterek “ Kamile” ye kadar gelmesini ve sonunda Kamil bir insan olmasını ister. Çünkü “ Nefsi Kamile” Allah’a en yakın mertebedir.

Kur’an bir manevi rehberdir. O’nun manevi rehber olması insanın olgunlaşarak İNSANI KAMİL olması, en yüksek manevi düzeye çıkmasıdır.

Hz. Muhammed bu olgunlaşma, manevi yükselişi bizzat yaşayarak bu tecrübelerini Kur’an’da açıklamıştır. Daha sonra “ Yolum basiret üzeredir. Ben ve bana uyanları bu yola davet ederim.” diye kendisinden sonra bu davete icabet edenler de onun yolunun takipçileri olmuşlardır, onlarda bu manevi yolculuğa çıkmışlar, manevi tecrübeler yaşamışlardır. Peygamberden sonra bu yolu takip edenlere sufiler, veliler denilmektedir.

Kur’an’a göre her nefs seviyesinin halleri, huyları vardır. İnsan hangi nefs mertebesindeyse kişilk, karakter ve davranışları da ona uygun olarak ortaya çıkar. Aslında bu haller kişilik ve davranış olarak ele alınamaz. Akıl ve idrak seviyesi olarak ele almak lazımdır. Yani her nefs seviyesinin akıl ve idrak seviyesi vardır.

TOPLUMSAL HAYAT, KÜLTÜR VE MEDENİYET KONULARINI DA ORTAYA ÇIKARTAN HEP BU NEFSİN SEVİYELERİDİR.

Çünkü nefs boyutunda yükselmek, akıl ve idrak bakımından yükselmek demektir. Aklın da kendi içinde açılımları vardır. Akıl, statik, durağan değil, dinamik bir yapıdadır. En yüksek akıl kamile seviyesindeki “ külli akıl” dır. En alt seviyedeki akıl da  “ maişet akıl” dır. Nefsi emmaredeki insanın aklı geçim aklıdır. Toplumsal hayat farklı akıl seviyelerindeki insanlardan oluşur. Eğer bir toplumda akıl düzeyi yüksek insanlar yok ise o toplum karanlıklarda yaşamaya mahkum olur.

Tarih bize şunu öğretmiştir. Kültür ve medeniyet yüksek akıl sahibi yaratıcı bireylerin eseridir. Önümüzdeki en büyük örnek Hz. Muhammed’dir. O, hem maddi hem de manevi olarak insanlığı ayağa kaldırmıştır. Ayağa kalkan insanlık, her iki alanda kültür ve medeniyet yaratmıştır.

Bu gün peygamber yok ama O’nun tamamlayarak bize, bütün insanlığa miras bıraktığı evrensel ilkelerden müteşekkil kitabı vardır. Kur’an’ karşımıza alıp ondan manevi olarak yararlanmak zorundayız. Hem itikat hem de ahlak boyutunda toparlanmak zorundayız. Kur’an’ı doğru okumadan itikat ve ahlaki boyutumuzu düzeltmeden ve ondan manevi enerji almadan hiç birşey elde edilmez. Çünkü, kültür ve medeniyetin yaratılmasında, yapılanmasında ve süreklilik kazanmasında din çok önemli bir unsurdur. Dinin rol oynamadığı hiç bir kültür yoktur. Sosyal ve kültürel norm ve değerlerin üretiminde din, merkezi bir role sahiptir.

Din, insana ve topluma yaşam ve davranış çerçevesi çizer. Dinden kültüre eklenen kültür değerleri davranışları biçimlendirir. Bunlar insanın kişliğinin inşaasında çok büyük bir etkendir. Ancak bu yolla din, nefse sağlıklı gem vurur, insanı kendi fıtratı sınırlarına çeker. Din insanları ahlaki değerlerle yüceltir ve tüm soysyal ilişkileri sağlıklı bir zemine çeker.

Bütün kültür alanları beşeridir. İnsan bu alanların üretimine kendi varlığı ile katılır. Yani varlığında içselleştirdiği manevi inanç sistemi ile. İnanç sistemlerinin farklılıkları kültür alanlarının biçimlendirilmesinde farklılıklar yaratmaktadır.

Şu kadar ki kültür ve uygarlıkların manevi zemini dindir.

Kültür ve medeniyeti yaratan manadır, maneviyattır. Bu da yaratılış amaç ve gayesini, hayatın anlamını kavrayamayanlar, tarih yapamadığı gibi tarihi de değiştiremez ve tarihe özne olamazlar. ŞU KADAR Kİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİN MANEVİ İÇERİĞİ İNANÇLARDIR. Bu inançlar bir hakikat olan dine ne kadar yakınsa kültür ve medeniyette o kadar sağlıklı, dinamik olarak ortaya çıkar.

Toplumların aynı insanlar gibi dört damarı vardır. BUNLAR DİN, BİLİM, FELSEFE VE SANATTIR. BU DÖRT DAMARIN AÇIK OLMASI ZORUNLUDUR. DİN BEŞERİ BİLGİ TÜRLERİNİN ÖNÜNÜ AÇAN VE ONLARI BESLEYEN İLAHİ MEMBA SUYU GİBİDİR. BU DÖRT DAMARDAN BİR EKSİK OLURSA İSTENİLEN SONUÇ ELDE EDİLEMEZ.

DÜŞÜK NEFS MERTEBELERİNDEKİ TOPLUMLARDA KÜLTÜR VE MEDENİYET AÇILIMI BEKLEMEK HAM BİR HAYALDİR. İSTEK VE ARZULARLA AÇILIM ELDE EDİLEMEZ.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
KİRAZ, FINDIK, İNCİR, KAYISI ÜRETİMİNDE İLK SIRADAYIZ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
ENFLASYON BEKLENTİLERİ ÜZERİNE
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
İNSANA CAN OLMAK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
DOĞAYA MÜDAHALE EDERKEN YOK OLAN BİZLERİZ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EKOLOJİK DENGENİN BOZULMASI VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ
Esra SARI
Esra SARI
SAĞLIKLI BESLENEMEME SORUNSALI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GERİ DÖNÜŞTÜR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
İDEAL ROL MODELLER!
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SADE YAŞAMAK- 2
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
7 NEFS, 7 AKIL MERTEBELERİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
Cilt bakımında yapılan hatalar
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KARŞILIKSIZ ÇIKAN ÇEKTE ALACAKLININ HAKLARI
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ÇİN ARTIK SERT OYNUYOR
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ATATÜRK EN BÜYÜK İKTİSATÇIDIR -2
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YENİ SAVAŞ SİLAHI: MÜLTECİLER
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
FAİL İLE FİİLİ ARASINDAKİ DENGE
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva