ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
22 yıldır köy okullarına renk veriyorlar
22 yıldır köy okullarına renk veriyorlar
Farklı devletlerce kullanılan paralardan koleksiyon yapıyor
Farklı devletlerce kullanılan paralardan koleksiyon yapıyor
Dede yadigarı mesleği sürdürüyorlar
Dede yadigarı mesleği sürdürüyorlar
Kadın akademisyen motosikletiyle dünyayı geziyor
Kadın akademisyen motosikletiyle dünyayı geziyor
Jacob Collier, 26. İstanbul Caz Festivali'nin son gününde sahne aldı
Jacob Collier, 26. İstanbul Caz Festivali'nin son gününde sahne aldı

R Bülend KIRMACI

LAFLAMALAR
10 Nisan 2019 Çarşamba

Belediye seçimleri geride kaldı. Fakat seçim bizi çok sevdi ve bırakmadı! İstanbul hala belirsiz… Seçimdir; bu da gelir bu da geçer, önemli olan genç kuşakların güven duygusudur dedik ama belli ki, partiler, birbirlerine güvenmiyorlar! Bir şey çok açık; hayat devam ediyor. Dış siyasette ve ekonomide çetrefilli bir dönemden geçiyoruz. Yakın gelecekte ve ufuk çizgisinde bir ferahlama görüntüsü de yok. 4 kişilik ailenin açlık sınırı 2 bin 550 TL, yoksulluk sınırı 8 bin 877 TL olmuş. İşsizlik tırmanıyor. “Okumuş gençler” arasındaki işsizlik giderek dramatik hale geliyor.

Öte yandan Türkiye, Akdeniz’de, Ege’de menfaatlerini, güneydoğusu dahil sınır güvenliğini korumak konusunda ciddi sorunlarla yüzleşiyor. Amerika, 2. İsrail devleti konusunda ricat etmiş değil. İran, olası bir kuşatmaya karşı tüm gücünü seferber etmek durumunda kalacak. Türk Akımı projesine Avrupa’dan dost olan da var düşman olan da. Dolayısıyla, yazımızı gündemden ve güncelden oluşturuyor “laflamalar” diyoruz ama,, ortadaki tabloya göre, ne laf etsek ya hep eksik, ya da hep yetersiz kalacak gibi görünüyor.

Ne Federasyon Ne Eyalet !

Seçim sürecinde birden bire Sayın Devlet Bahçeli, mealen, “ilçe belediye başkanlarını da il belediye başkanları seçsin” şeklinde bir demeç verdi. Bu konuyu daha geniş bir görüş açısıyla ve seçimler pratiğinde irdelemek istiyorum… Öncelikle şunu ifade etmeliyim; mevcut Cumhurbaşkanlığı Sistemi yani Başkanlık sistemi ile belediyeler de birer başkanlık olduğu için yerel seçimlerde bir tür ters tepkime ve çekişmeye konu olmuştur. Eğer seçimden gelen bakanlar kurulu üyeleri görev yapıyor olsaydı belediye seçim süreçleri ve sonrasına denge ve denetleme açısından daha işlevsel katkılar sunabilirlerdi. Belediye seçimleri de göstermiştir ki uygulamaya koyduğumuz sistemimizi bir kez daha ele almak durumundayız.

Öte yandan yerele “aşırı” yetki devrine karşılık gelen özerklik ülkemizde federasyon arayışlarını kışkırtabilir ve ilçe belediyelerinin il belediyelerince seçilmesi eyalet düzeneğine zemin hazırlayabilir. Her ikisi de Anayasa’mızın nüvesine aykırıdır. İşte o nedenle seçim sistemleri ve yürütmenin icra yetkileri,, üzerinde titizlikle durulması ve çok ciddi olarak hesaplanarak öneri geliştirilmesi gereken konulardır. İki partili değil çok partili, tekelci değil çoğulcu, pasif değil katılımcı bir demokrasiyi; güçler ayrımına dayanan parlamenter demokrasiyi geliştirmek, ulusal bütünlük içinde kalkınmamıza en büyük katkıyı yapacaktır inancındayım.

Vergiyi Veren “Helal”, Alansa Hak etmeli !

Türkiye vergisini kaynaktan ödeyen veya prensip olarak vergi borcuna sadık olanlar için adeta bir cehennem. Sadece vergi yükünün adaletsiz dağılımı ve vatandaşın sırtına zamlarla dolaylı vergilerin binmesiyle oluşmuyor bu tablo… İki de bir vergi ödüyoruz! Evet tam anlamıyla 2 ayda bir vergi ödüyoruz. “2 ayda 1 vergi”… nasıl mı? Anımsayalım; motorlu taşıtlar vergisi 1-2; gelir vergisi 1-2; emlak vergisi 1-2; bir de üstüne sigorta primleri, harçlar vesaire… İster bireysel mükellef olsun ister tüzel kişi mükellef; ortalama iki ayda bir vergiyle ilgili bir olgu karşısındadır.

Peki vergi neden toplanmaktadır? Devletin yol, su, okul, hastane, hatta sosyal güvenlik hizmetlerini en kaliteli şekilde vatandaşa sunması için… İyi de bu hizmetlerin kalitesi giderek düşerken ve bu hizmet alanları olabildiğince özelleştirilmişken, vergilerin yeterince amaca uygun sonuç verdiği söylenebilir mi? Hayır! Dahası vergi ve harçlardaki artışlara bakılınca ve bazen bunun enflasyon oranını bile aştığı izlenimine kapılınca, aslında bir “araç” olan verginin kendisinin bir “vergi” haline geldiği ve “vergi meselesinin” adeta amaç halini aldığı görülebilmektedir.

Diğer yandan bir kalemde vergi borcu “sıfırlanan” kimi kuruluşların varlığı da bilinmektedir. Türkiye gerçekten vergi konusunu helal ve hak hale getirmek durumundadır. Öyle ki veren helal etsin alan hak etsin! Tabana yaygın, kayıp-kaçağı en aza indirgeyen, beyana esas, ihlali affetmeyen, saydam bir vergi sistemi gerekmektedir.

Saraçoğlu Mahallesi Üniversiteliler Mahallesi Olsun

Madem yerel seçimlerden konuşuyoruz, yaşadığımız kentimiz Ankara hakkında bir iki laf etmemiz de gerekir… Belirgin bir konuyu ele almak istiyorum: Tarihi Saraçoğlu Mahallesi! 1944 yılında temeli atılan ve Alman mimar Paul Bonatz’ın imzasını taşıyan o dönemde 434 konuttan oluşan bu mahalle, devletin üst düzey bürokratları için yapılmış ve yıllarca yaşamıştı…

1979 ve 1993 yılında Kültür Bakanlığı tarafından ağaçları dahil tüm yapılarıyla korumaya alındı. Fakat bu tarihi mahallenin son yıllarda giderek kabaran “yağmalama” iştahına hedef olduğu anlaşılmakta… Bakanlıkların ve Genelkurmay binasının ortasında bir alanda Başkentin kalbindeki bu bölge bu mahalle asla ranta feda edilemez. Gerçekten belediye seçimlerinden önce tüm başkan adaylarına bir çağrıda bulunmuştum, o çağrımı bugün burada bir kez daha tekrarlıyorum: Ankara Saraçoğlu Mahallesi mevcut tasarımı korunarak ve yenilenerek, kütüphanesiyle, bilgi işlem üniteleriyle, mini parklarıyla, resim atölyeleriyle, müzik odalarıyla, üniversiteliler için düzenlenmeli ve yaşatılmalıdır.

Bu mahallenin Üniversiteliler Mahallesi olmasını öneriyorum. Çünkü kuruluş amacına geriye dönmek ne denli zorsa, koskoca ve tarihi bir mahalleyi ranta heba etmek, oralara ticari alanların açılması veya oteller kurulmasına izin vermek de bir o kadar incitici olur. Ankara’ya böyle bir kötülüğü yapmayacağımıza inanırım.

Dünya Bir Tiyatro !

Büyüme, kalkınma, gelişme kavramları içinde debelenip duruyoruz. Kültürel ürünleri üretmek ve tüketmek de gelişmenin önemli bir belirtisi ve hatta ölçütü. Kitap okuma, sinemaya, tiyatroya gidebilme, resim sergilerini izleme, müzik dinletilerine katılabilme gerçekte bir hak ve belki de kişinin kendisine ve ailesine karşı yerine getirmesi gereken bir ödev.

Fakat içinde bulunduğumuz ekonomik şartlarda kaçımız bunu yapabiliyoruz ki? Bu yazıyı okuyan yurttaşlarım şöyle bir düşünseler keşke; en son ne zaman bir sinemaya, tiyatroya gidebildiler? Yanıtları duyar gibiyim. Maalesef kendimize pek az kalan zamanın çoğunu da televizyonlar alıyor. Oysa televizyonlar, sanat ve kültür ürünlerine en az değer veren tarzda ticari yayın yapıyor. Kumandayı kapattığınızda sizin veya yetişmekte olan çocuklarınızın aklında en küçük bir bilgi kırıntısı bile kalmıyor, tam tersine reklam bombardımanının kırıntıları kalıyor. Kültürel ürünlerin üretimi derken arkasında ciddi bir edebiyat birikimi olan sahnelenmesinde eğitimli oyuncuların rol aldığı, o arada ses ve ışık düzeniyle önemli tekniklerin kullanıldığı tiyatroyu kast ediyoruz örneğin

Keşke ülkemizde her yerde tiyatro olsa… Belki her yerde değil ama özellikle büyük kentlerimizde tiyatrolar var ve biz hem bunların izleyici sayısını artırmak hem de turnelerle kasabalara daha çok ulaşmak zorundayız. Geçenlerde 27 Mart Tiyatrolar Günü de kutlandı. Şöyle demiştim o gün değerli sanatçıları ve sanata gönül verenleri kutlarken; “Tiyatro sahnesi bir yerde yaşamın ta kendisidir. Toplumsallaşma ve eğitim anlamında büyük işlevi vardır. Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insan kendi gerçeğini tiyatroda bulacaktır.” Evet hayat sadece siyaset veya işlerimiz değil aynı zamanda sanattır, aslında yaşamak bir sanattır ve bu sanatı uygulamaya çalışırken sanatı icra edenlerin ışığından da ilham almaya ihtiyacımız vardır. O halde hem kendimizi geliştirmek hem de gelişme hedeflerimize erişmek için daha çok kültür sanat ürünü üretmek ve tüketmek zorunda olduğumuzu unutmamalıyız.

Avukatlar Günü Kutlu Olsun

Hukuk hepimizin güvencesidir. Adalet büyük bir kavramdır. Avukatlar yani savunmanlar adaletin tecellisinde en değerli görevleri kamu adına yapan meslek sahipleridir. Geçenlerde Avukatlar Gününü kutladık. Evet 5 Nisan Avukatlar Günü bir kez daha kutlu olsun. Kanun vardır; ancak ‘hukuk’ esastır… Hukuk varsa da asıl ‘adalet’ bütün ‘varlığın’ teminatıdır. Hakim vardır ve de ‘bağımsızlığı’ esastır… Savcı kadar savunman asaldır; sav ile savunma birlikte kutsaldır.. Ve… “hukuk devleti” yaşamsaldır… Ne mutlu özgürce ve ulusal birliği gözeten biçimde hakka da demokrasiye de katkı veren tüm avukatlara ve de tüm hukukçulara…

Geçekten avukatlık mesleğinin sorunlarını ciddi olarak ele almalı ve yine avukatların meslek örgütlerinin katılımlarıyla bir çözüm takvimine bağlamalıyız… Bugün büyük adliyelerimiz vardır, teknolojinin kullanımı giderek etkin olmaktadır, ancak mesleğin icrasında sorunlar da vardır ve de bunların aşılması en başta avukatlara ama tüm hukuk sistemi dolayısıyla da topluma çok önemli bir katkı olacaktır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SOĞUK MEDENİYET FİNLANDİYA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
UMUT, DOLAYLI VERGİLERDE…
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
KUTSAL MÜCADELE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BAL, BADEM, BALIK VE DATÇA
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPACAK ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
S-400’LER GELDİ, MÜTTEFİKİMİZ(!) ABD NE YAPACAK?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAL PARALARDA YENİ DÖNEM
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
DÜNYA'YI OLUMLU ETKİLEYENLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜRK DERİCİLİK SEKTÖRÜ HIZLA İLERLİYOR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
DOĞAYA DÖNÜŞ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YOLA DEVAM ETMEK
Esra SARI
Esra SARI
“NE EKERSEN, ONU BİÇERSİN ”
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GÜNÜMÜZDE OLUŞAN SEÇMEN PROFİLLERİ
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYAYI ATEŞE VEREN, CEHENNEME KAPI AÇAN TAMAH (AÇGÖZLÜLÜK) ÜZERİNE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva