ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Başkan Yaşar Karşıyaka Mahallesi’nde
Başkan Yaşar Karşıyaka Mahallesi’nde
Ankara İtfaiyesi'ne anlamlı ziyaret
Ankara İtfaiyesi'ne anlamlı ziyaret
Çankaya'da Trabzon fırtınası
Çankaya'da Trabzon fırtınası
ABD ve Rusya'nın özel temsilcileri Ankara'da görüştü
ABD ve Rusya'nın özel temsilcileri Ankara'da görüştü
PKK eylemlerinde HDP'lilerin rolü ifadelerde
PKK eylemlerinde HDP'lilerin rolü ifadelerde

Mustafa YILDIZ

KİŞİ KENDİNİ HESABA ÇEKTİĞİ GİBİ, TOPLUMDA KENDİNİ HESABA ÇEKMELİDİR
31 Ocak 2019 Perşembe

Tarihin hemen her döneminde yönetimden veya toplumun hal ve gidişatından şikayetlerin sürekli var olduğunu biliyoruz. Belkide tarihinin en rahat, en bereketli dönemini yaşayan “İslami Camia”ya mensup cemaat, dernek, vakıf vs. gibi organize olmuş Sivil Toplum Kuruluşları’nda son dönemlerde bir şikayette bulunma hastalığı zuhur etmeye başladı.
Grupların hemen hemen hepsinin “Şekva” ettikleri, endişe duydukları hususların da ekseriyetle benzeri şeyler olduğunu, özelde de “Kardeş birimler” diye vasıflandırdıkları camialardan daha fazla yakındıklarını/muzdarip olduklarını gözlemleyebiliyoruz.

Halbuki, dini sorumluluk taşıyarak bir araya gelmiş, gerek ülke ve gerekse Orta Doğu ölçeğindeki Müslüman kitlenin içinde bulunduğu mevcut hazin/zelil vaziyeti bir problem olarak görerek, çözüm üretmeye çalışan yüzlerce grubun (Dernek, Vakıf, Tekke, Parti vs.) var olduğunu da biliyoruz. Bu grupların belli zamanlarda “Vahdet’e çağrı” ismi altında birbirlerine davetlerde bulunduklarına da şahit oluyoruz.

Ancak, yapılan şikayetlere ve önerilen çözümlere bakıldığında takip edilen metodun, yine tarih boyu akıp gelen geleneksel damarın devamı niteliğindeki tutum ve tavırların adeta kopyaları şeklinde, bir nevi başka versiyonlarla tekrarları olduklarını görüyoruz.
Şayet maksat, yerinde “Patinaj” yapmak değilde, çözüm bulma, sonuç alma odaklı olacaksa eğer; demokrasi ile idare edilen ülkelerde sesini gür çıkaranların, sayısal çoğunluğa sahip olanların, organize olabilenlerin iktidarlara karşı sorunlarını dile getirebildiklerini, muhatap kabul edildiklerini ve sonuç alma ihtimallerinin daha yüksek olabildiğini herkesin biliyor olması gerekir sanırım.
Yani, hak arama, talebini duyurabilme, yaptırım gücü elde etme, baskı unsuru olabilme, yanlışlara set çekebilme  vs. gibi gaye ve amaç ile faaliyet gösterenlerin güçlerini birleştirmeleri, istemeyerek de olsa “Voltran” oluşturmaları zorunlu olmaktadır.

Bu zorunluluk sadece sistemin yönlendirmesi ile vatandaşın mecburen bu yola sevk edilmesinden kaynaklı değil, aynı zamanda inanç temelli olup, zorunlu ve yapılması gerekli olan bir davranıştır.
Mesela, Enfal: 46; “Birbirinizle çekişmeyin kuvvetiniz gider”, Al-i İmran: 103; “Allah’ın ipine topluca sarılın, parçalanıp ayrılmayın” emirlerinin herkesin anlayacağı şekilde ayan-beyan ortada olmasına, nelere işaret ettiği de bilinmesine rağmen, ısrarla adeta yok hükmünde farz edilerek dikkate alınmaması, ayrışmaların/bölünmelerin devam ediyor olması, geçmişten de ibret alınmamasını anlamak mümkün değil.
“Vahdet”in (Birliğin) oluşumunu engelleyen sebepleri oluşturan, eksik bırakılan, yapılması veya yapılmaması gerekenlerin birkaçını özet olarak öneri babında şöyle sıralayabiliriz;
-“Geçmişte de olduğu gibi her örgütlenmiş oluşum toplanma adresi “Benim bulunduğum yer” derken, reçete olarak da “Bizim sunduğumuz görüş”tür diyerek, yıllardır bütünleşmenin önündeki en büyük engel olarak görülen basit ama önemli bu tavır ve geleneğin günümüzde de aynen devam ettirildiğini görüyoruz.

-Zaman zaman karşılıklı yapılan dostane çağrıların “Adet yerini bulsun” babında olup, samimi bir niyetle yapılmadığından, yapmacık ve göstermelik olduğundan pek karşılık bulmadığı da ortadadır, bulduğu vaki de değildir. Bireysel bazda böyle olduğu gibi, büyük organizasyonlarda da durum aynıdır. 
-Bir zamanlar bir camia için şikayet ve küçümseme kastıyla söylenen “Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur.” tekerlemesinin şimdi bütün İslami hizmet yapan gruplarda da benzeri şekilde tekerrür ettiğini söyleyebiliriz.
-Bu “Kısır döngü” nedeniyle yıllardır İslami faaliyetlerde bulunan birçok cemaat sadece üyeleriyle kendini sabitlediğinden, farkında olmadan “Getto”laşarak kendileri gibi düşünmeyenleri kafir, münafık, zındık, fasık gibi… sıfatlarla itham etmeye başladılar. (İstisnalar tabi ki var.) Artık kendileri dışındakileri “Ötekiler” olarak gördüklerinden, dar bir alana sıkışarak, etraflarını da örerek toplumdan soyutlandılar. Sayıları da hiç artmadı/artmıyor da, bilakis her geçen gün azalıyorlar. 
- “Küçük olsun benim olsun” felsefesi çöktü artık. Sürekli karşıdan fedakarlık yapmayı bekleme dönemi de bitti. “Bana göre” literatürden kalktı artık. “Bize göre” dönemi şimdi.  “Bana gel”in karşılığı da yok, sen herkese gideceksin. “Her şeyi bilen bir liderin kararları işi götürür” yok artık, müşterek alınan kararların daha bağlayıcı ve daha kapsamlı olabiliyor. Al-i İmran:159 ; “İşlerinde onlara danış” emrini insanımız görmeli, “Müşterek akıl”ın aldığı kararları devreye sokmalı.
-Cemaat olup sınırlı kalıplar içinde “Marjinal” kalma dönemi de bitti. Artık cemiyet olup herkesi kucaklama zamanı.  “Adresimiz belli olsun”, “Oturacak yerimiz olsun” gayesiyle edinilen mekanlardaki hizmetlerin de o niyetlerle sınırlı kaldığını, topluma yayılmadığını, beklenen faydanın da elde edilmediğini görmek/görebilmek gerek artık.

-Sadece kendine yapılan zulmü görmekte yetmiyor, kim olursa olsun, kimden gelirse gelsin, nerede yapılırsa yapılsın bütün zulümlere karşı aynı tavrı takınmak ve aynı tepkiyi göstermek gerek. 
-Aktif görev yapan makamları “Bizden olan”a dağıtır, “Ehil olan”a vermezsen, Nisa:58 ; “Allah emaneti ehline vermeyi emreder” hükmünü ihmal edersen, zamanla yanında ehliyetli ve liyakatlı kimseyi bulamaz başarı da elde edemezsin.
-Mensuplarını sadece kendi kaynaklarınla beslersen, ufku dar kalmaya mecbur ve mahkum olursun. Zira  “Amatörce düşünmek” şiarımız olmalı ancak “Profesyonel” olarak çalışmak zorunda olduğumuzu da kabul etmek gerek.
-İlmi sadece “Meal”i okuma ve “Tefsir”den yorumlamadan ibaret sayar, Fen ilimlerinden bi haber kalırsan “Yobaz” olmaya mecbur ve mahkum olursun.
-Sadece kendi işinle değil de, her işle meşgul olmaya kalkarsan da hiç bir işini bil hakkın yapmazsın/yapamazsın. Günümüzde olduğu gibi birçok İslami grup, “Ticaret mi yapıyor, yoksa İslami faaliyet mi yapıyor?” beklenti “Manevi kazanç mı?” yoksa “Rant mı?” belli olmadığı gibi…”

  Bunlara ilaveler yapmak elbette mümkün. Uzatmama adına bu kadarını yeterli görüyorum. Yukarıda sayılanların tamamı yaşanan/yaşanmış, sonra da “Keşke” yapmasaydık denilen şeylerdir.
 Sonuç olarak diyorum ki; (1) bir’in daima değeri birdir. Ama üç tane bir yan yana gelirse (111) yüz on bir eder yekün teşkil eder. Bin keşke, bir para etmez. Düştüğümüz hataları tekrar etmenin, denenmiş şeyleri de tekrar denemeye kalkmanın faydası olmaz/olmuyor. Sürekli “Kurban”lar veren neden hep biz oluyoruz? Mü’min, bir delikten iki sefer ısırılmaz/ısırılmamalı artık.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
BAHARIN MÜJDECİSİ CEMRE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
TÜRKİYE ‘GÜVENLİ BÖLGE’ DEĞİL, “‘GÜVENLİ(K)Lİ BÖLGE’ İSTİYOR…
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YETMEZ AMA “EVET”
Halil YATAR
Halil YATAR
NEREYE KADAR ÖZGÜRLÜK?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
KONUŞMA AHLAKININ VAROLUŞSAL ZORUNLULUĞU
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
“GÖRGÜ” ÖNEMLİ..
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YÜREKLERİMİZİ DAĞLAYAN HİKAYESİYLE CÜNEYT ÖZDEMİR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KONUT SATIŞLARI YILA DÜŞÜŞLE BAŞLADI
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ENDÜSTRİ TOPLUMU
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DÜNYA'NIN GÖRMEDİĞİ UZAK DİYAR : DOĞU TÜRKİSTAN
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
KONGRE TURİZMİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
KOKUŞMUŞ ZİHNİYETLERDEN NE ZAMAN KURTULACAĞIZ?
Esra SARI
Esra SARI
YOZLAŞIYORUZ HEM DE BİR HİÇ UĞRUNA
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
KİŞİ KENDİNİ HESABA ÇEKTİĞİ GİBİ, TOPLUMDA KENDİNİ HESABA ÇEKMELİDİR
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva