ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








Ankapark ihalesi sonuçlandı
Ankapark ihalesi sonuçlandı
Türkiye Rallisi Marmaris'te 'bayram' yaşattı
Türkiye Rallisi Marmaris'te 'bayram' yaşattı
Ulus Meydanı Projesi gelecek yıl tamamlanacak
Ulus Meydanı Projesi gelecek yıl tamamlanacak
TEKNOFEST İstanbul kapılarını açıyor
TEKNOFEST İstanbul kapılarını açıyor
Bedelli askerlikte 'adli tatil' talebi
Bedelli askerlikte 'adli tatil' talebi

Ömer AĞAÇLI

İSLAM’DA BEŞERİ OTORİTE YOKTUR
6 Temmuz 2018 Cuma

İslam’ın bir tebliğ dini olması, özellikle de insanla Allah arasındaki doğrudan, aracısız bağlantının kurulabileceğinin döne döne altının çizilmesi, merkezi bir dini otoritenin ortaya çıkmasına cevaz vermez.
İslam, dini otoriteyi kabul etmez. Kur’an’da genel olarak peygamberleri özel olarak da Hz. Muhammed’i takdim ederken, onu Allah’ın vahyini tebliğ etmekten ibaret bir misyonu olduğunu belirtir. Bu bağlamda peygamberlerin bile otorite olarak kabul görmediği bir dinde kimsenin otorite olma hakkı yoktur diye düşünüyorum.
Bu nedenle İslam’da “velayet” ilme dayandırılmıştır. İdari bir velayet yoktur. Çünkü idari, yönetsel velayet, dini otorite demektir. İslam’da velayetin ilme dayanması, toplumsal zeminde İslam’ın gelenekselleşmesinin ve kurumsallaşmasının da önü böylece kesilmiştir.


Otorite zorlamayı gerektirir. Daha başlangıçta 2/256 ayette: “Din de zorlama yoktur” diye kapıyı kapatmıştır. Zorlamayı kul yapacağına göre kula kulluk yoktur. Herkes Allah’ın kuludur. Başkasına tahakküm etmeye kalkmak, insanın kendini ilah konumuna yükseltmesi anlamına gelir ki Kur’an böyle insanın halini” despot”, “tağut” ve “firavun” olarak kavramlaştırır ve şiddetle reddeder ve bunu şirk olarak görür.
Tağut veya ilahlaşmış insan hali, Hz. Musa ile Firavunun karşılıklı konuşmalarında anlatılır.
79/24: “Firavunun, Hz. Musa’ya ‘Sizin Rabbiniz benim’ ” demesi, insanın ilahlık iddiası halidir. Bu hal, nefsin kendini Allah’ın yerine koyması halidir.
Şu kadar ki Allah, kendi mesajı karşısında akıl ve irade vererek yarattığı insanı tamamen serbest bırakmış ve dininde hiç bir otoriteyi kabul etmemiştir. İSLAM’DA dini otorite sadece Allah’tır, beşeri dini otorite yoktur.


İslam’da beşeri dini otorite demek, Allah adına hüküm vermek demektir. Bir anlamda Allah’ın temsili. Allah’ın mutlak ilahi otoritesinin eksik bir mahlukat olan insan tarafından temsil edilmesi muhal bir iştir. Yaratık yaradanı nasıl temsil edebilir? Peygamberlerin bile tebliğci olduğu bir dinde bunu kabul etmek mümkün değildir.
Anladığım kadarıyla, Hristiyanlıkta sorunların temelinde “Tanrı bilimsel” yani teolojik nedenler vardır. İslam’da ise tam tersi teolojik nedenler değil siyasi nedenler bulunmaktadır. Hz. Muhammed’den sonraki dönemde ortaya çıkanlar tamamen siyasi işlerdir. Dört halifenin dönemi ve onlardan sonraki dönemlere bakınca çok daha rahat anlayabiliyoruz. Halifelik kavramı, Peygamberden sonra çıkmıştır. Halifelik kavramının dini hiçbir yasallığı yoktur. Tamamen siyasi bir kavramdır.


İslam, dinsel yetkeye(otoriteye) kapılarını kapatınca, müslümanlar siyasi yetkeye yönelmişlerdir. Şu kadar ki İslam dünyasında tüm sorunlar siyasi yetke merkezlidir. Dinsel yetke olmayınca, dinsel yetke, siyasi yetke mücadelesinden de söz etmek mümkün değildir. Halifelik, tarihi bir olgu olarak daha sonra tebarüz etmiştir ve dini bir temeli yoktur, dünyevi bir kavramdır.
Din ve siyasetin kendisi bir amaç değildir. Din, insanın manevi dünyasıyla, siyaset de maddi dünyasıyla ilgilidir. BÜTÜN MESELE, HALKIN İNANCIYLA HALKIN EĞEMENLİĞİNİ UZLAŞTIRMAKTIR. SİYASETİN EN HAYATİ TARAFI DA BURADAN KAYNAKLANIR.
Hz. Peygamber’in, Medine’de oluşturduğu Medine Site Devleti örneğinde, halkın eğemenliği ile halkın inancını en güzel biçimde uzlaştırarak en güzel örneği vermştir.
Dinler tarihine bakıldığında her peygamber tarih boyunca düşünce özgürlüğünün, toplumsal ilerlemenin, hukuki haklarında yaratıcıları olmuşlardır.


Hz. Muhammed de Medine’de insanların bilinç dünyasında politik bir uyanışın ateşini yeniden yakmıştır. Bu bilincin temeli de ahlak ve adalet ilkeleri olmuştur.
Devlet, beşeri bir aygıttır. İnsan aklı ve iradesinin ürünüdür. Devlet, dünyevi bir otoritedir. Devlet, örgütleşmiş toplumdur. Siyasal toplumu insan aklı ve iradesi oluşturmuştur. Hürriyet, Allah’ın insana verdiği bir haktır. Hürriyet maddi, manevi ihtiyaçtır. Siyasal rejim, insan hürriyetleriyle ilgilidir. Din, insana ve topluma ahlaki bir yaşam ve davranış çerçevesi çizer. Devletin ve siyasetin tek bir nedeni vardır ki o da adalettir. Devlet hukukun yaratıcısıdır. Devlet hukuka tabi olur, dine değil. 4/58 ayette: “Allah, insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi emretmektedir” diye hukukun amacının adalet ilkesi olduğunu belirtir.


Bizce en önemli konu “şeriat” konusudur. Şeriat zannedildiği gibi hukuk değil, din kurallarıdır. Şeriat, ibadetler ve ahlak kurallarıdır. Şeriat, İslam kültür çevrelerinde bir hukuk sistemi şeklinde değil daha çok sosyalleşme ve kültürleşme süreci olarak işlev görmüştür. Şeriat devletten bağımsız işleyen bir toplumsal faktör olarak ortaya çıkmıştır. Bu da dini ve dünyevi sahaları pratikte birbirinden ayrı olarak çıkmıştır. Yani siyasi ve dini kurumlar birbirleriyle bütünleşmemiş, birbirinden bağımsız kalmıştır.


Benim anlayışıma göre İslam, özel alanda vardır, kamu ve devlet alanını bağlamaz. İSLAM, ÖZEL ALANDA VAR OLDUĞU İÇİN MENSUPLARINA DİNLERİNİ ÖZGÜRCE YAŞAMA İMKANI TANIMAKTADIR. BÖYLE VARLIĞINI HER ORTAMDA SÜRDÜRMEKTEDİR. BU ONUN VARLIĞINI SÜRDÜREBİLMESİNİN TEK NEDENİDİR.
Eğer İslam, devlet sistemine bağımlı olsaydı, siyasi rejime göre o da şekillenir ve özünden uzaklaşırdı. Şu kadar ki din bir tebliğdir. Aracıları ve baskıyı reddeder. İnsan düşüncesinin denetlenmesini ve yönlendirilmesini kabul etmez. İnsan düşüncesini kendi sığ beyinlerine göre yönlendirenler din adamlarıdır. Kur’an’ın en çok şikayet ettiği de din adamlarıdır.


Müslümanların tarihine bakıldığında dinsel yetkeye öykünmelerin olduğu bir gerçektir. Türkiye’de de bu öykünmeler olmuştur ve hala bu kafada olanlar vardır. Dinsel yetkeye öykünmeler ve hevesler, toplumda ayrıcalıklı konuma gelme çabalarından başka bir şey değildir. Bunların dinle ve imanla hiç ilgisi de yoktur. Bu çabalar tamamen nefsanidir. Bu çabalar toplumsal hiyerarşi de tepelere çıkma arzularından başka bir şey değildir. Cahil ve asalakların ataklarıdır bunlar. Şunu iyi anlamak gerekir. İslam, doğuştan ve edinilmiş statüyü kabul etmez. Sonuçta din, her insanı aynı haklara sahip bireyler olarak kabul eder. Hak ile ilişkileri takva, halk ile ilişkileri de ilim ve adalet temeline oturtmuştur. Kur’an’a göre kimse kimsenin inancına karışamaz, hüküm veremez. HÜKÜM ALLAH’INDIR. ALLAH’TAN BAŞKA KİMSE DİN ALANINDA HÜKÜM VEREMEZ. PEYGAMBER HAYATINDA KİMSEYE DİN, İMAN HAKKINDA HÜKÜM VERMEMİŞTİR.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YENİ AKIMLAR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
ŞİRKETLER BATMASIN
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
YENİDEN MERHABA!
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
MİSAFİRLİKTEN VATANDAŞLIĞA SURİYELİLER
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
GELİRİN YAKLAŞIK YARISI KİRA VE GIDAYA
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TRAFİK KÜLTÜRÜ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ÖNCELİK KİRLETMEMEKTE
Halil YATAR
Halil YATAR
HER ŞEYE ZAM
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SAYGIYI UNUTAN BİR TOPLUM OLDUK
Esra SARI
Esra SARI
EKONOMİK PROBLEMLER HAYATIMIZI STRESE SOKUYOR
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
TEYZE ANNE YARISIDIR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
AŞKIN BİLİNÇ, İÇKİN BİLİNÇ
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva