ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Eczacılara Kovid-19 aşısı yapılıyor
Eczacılara Kovid-19 aşısı yapılıyor
Mısır’da OHAL 15'inci kez uzatıldı
Mısır’da OHAL 15'inci kez uzatıldı
Çin'den Biden'a 'ilişkileri onarma' çağrısı
Çin'den Biden'a 'ilişkileri onarma' çağrısı
Endonezya'da 7,1 büyüklüğünde deprem
Endonezya'da 7,1 büyüklüğünde deprem

Mustafa YILDIZ

İNSANIN MUTSUZ OLMA SERÜVENİ
10 Eylül 2020 Perşembe

Henüz kendini tam olarak tanıyamamış insan, farklı özellikleri bünyesinde taşıyabilen, adeta “Alemin numunesi” olarak yaratılmış yegane varlıktır insan. Rab’bi tarafından ”Yaratılmışların en şereflisi” olma payesine mazhar olması da bu özelliklerine eklenince, insan haklı olarak kendini dünyanın merkezi konumunda görmeye başlamıştır.”Yeryüzünün Halifesi” sıfatı ile taltif edilmesi de o’nun aslında boşuna yaratılmadığı, bilakis sorumluluk bilinciyle üstlendiği, yapması gerekli birtakım görevleri olduğu, hesap verme ve hesaba çekilmeye muhatabın da kendisi olduğu/olacağı anlamına geldiğinden bi haber bu emaneti üstlendiğini, kimileri farkına varmadan kimileri de unutarak, gaflette bulunarak günlük yaşantılarını devam ettirdiklerini görüyoruz.

Hakikaten de içinde insan denilen varlığın olmadığı hiçbir ortamın tek başına bir anlam ifade etmediği de bir gerçekliktir. Sahiden de insan olmayınca diğer yaratılmış bütün canlı ve cansız varlıkların var olmalarının bir ehemmiyet kazanmaları, ancak insanla anlam kazandığı da inkar edilemez. Zira yaratılmış her şey insana göre dizayn edilmiş ve ona uyumlu olacak şekilde programlanmıştır. Çünkü; insana verilen “Adil olma” ve “Adaletle hükmetme” meziyeti ve kabiliyeti sayesinde yeryüzü yönetildiği takdirde her yaratılmış varlık o zaman bir kıymet ve değer ifade etmeye başlar.

İnsana verilen bu payeler karşılığında kendisinden istenen sadece bunları karşılık beklemeden “Vereni tanıma” ve bir “Teşekkür” iken bunu bile külfet gibi görmüş, yetmemiş çeşitli bahaneler üreterek “Nankör olma” vasfını öne çıkartıp sürekli şikayetlerde bulunmuş, verilen ni’metleri bir lütuf olarak görmemiş/görememiş, üstelik verilenleri yeterli olarak görmediğinden sürekli “Şekva” (Yakınma) halinde olmuş, “Huzursuz insan” profili çizmiştir.

Kendisine verilenlerin farkında olmadan toplumun her katmanında varlığını idame ettiren insan zahiren üstü örtülü “Ruh” dünyasında aslında huzursuz olduğu, mutlu olmadığı birebir ve yüzyüze yapılan görüşmelerde bile dile getirildiğine şahit oluyoruz. Halbuki daha birkaç yıl öncesine kadar insanın günlük hayatını bu kadar kolaylaştıracak ürünlere sahip olunacağı, yiyecek olarak damak tadının bu kadar çeşitleneceğini tahmin dahi edemiyen insanoğlunun hayal ettikleri, bazılarına da ancak cennette sahip olunabileceği söylenen şeylerin hemen hemen bir çoğu gerçekleşmiş durumdadır. İmkanı olmayanları bir kenarda tutsak bile, bugün her ni’mete ulaşma imkanı olanların bile gerçekte mutsuz olduklarını gözlemliyoruz. Akla hemen şu soru geliyor. Bedensel ihtiyaçları karşılanan insan, acaba neden hala mutsuz? Cevap olarak elbette onlarca neden sayabiliriz. Ancak biz bunlardan sadece birini ele almaya çalışacağız.Diğer saikleri de inşaallah başka seferlere.

Kanaatimizce insanın mutsuz ve huzursuz olmasının en önemli, belki de en önde gelen nedenlerin başında insanın bizzat kendisi gelmektedir diyebiliriz. Yani mutsuzluğun üretim merkezi ve menbası da bizzat insanın kendisi olduğu kabul edilmelidir.

Toplumda hemen hemen her şekvacı (Şikayet, Yakınma) kişisinden şunları duymuşuzdur. ‘‘Eşimden kaynaklanan sorunlar yüzünden mutsuzum”, ”Aslında benim pek bir sorunum yok, maaşım yetmediği için huzursuzum”, “Çocuklar olmasa benim hiçbir sorumun yok”, “Komşulardan dolayı mutsuzum”, “Öğrencilerden kaynaklı sorunlarım var”, “Kayın Validem olmasa”, “Kayın Babam olmasa”, “Kardeşlerim olmasa”, “İşyerindeki arkadaşlarımdan olmasa” vs. gibi çeşitli şikayetlerle mutsuzluklarını dile getirenleri duyarız hep.Bunları çoğaltmak da mümkündür.Şu tespiti yapmak için bu örnekleri veriyoruz; Hemen her insanda hakim olan kanaat şudur; “Sorunlar benim dışımda cereyan ediyor, huzursuz ve mutsuz olmamın nedeni de dışarıdan kaynaklı sebeplerden oluşuyor.” Yani benim dışımdakiler beni mutsuz ve huzursuz ediyor, demek istiyorlar.

Görüleceği gibi herkes pergelin sivri ucunu kendinde tutarak diğer ayağı ile daireler çiziyor. Yani her şey ona endeksli, her türlü ilşkide fedekarlık karşıdan bekleniyor.Oysa, Allah bile “Siz Allah’ın dinine yardım ederseniz, Allah’ta size yardım eder” diyor. Demekki beklentilerin gerçekleşmesi tek taraflı olmuyor. Karşılıklı müşterek gösterilecek fedekarlıklarla gerçekleşebiliyor. Ayrıca ”İnsan ihsanın kölesidir” derler. Yani, her insan yapılan iyiliğin karşısında bir mahçubiyet duygusu hisseder gerçeğine istinaden mutsuz olmayı kendi dışından kaynaklı ve hep karşı tarafa yükleyenlere şunu sorabiliriz; “Seni üzen kişilere, seni mutsuz eden şeylere karşı sen nasıl bir muamelede bulundun ve ne tür fedekarlıklarda bulundun/bulunuyorsun? yetmeyen maaşa karşılık sen nasıl bir kanaat sahibisin, insanlara karşı sabrını ne kadar kullanabiliyorsun, karşılık beklemeden kime/kimlere ne tür fedakarlıklarda bulundun/bulunuyorsun? diye soracak olsak, acaba soruların ne kadarına olumlu cevaplar verilebilir.

Halbuki, “Kendin için istediğini kardeşin için de istemedikçe kamil manada mü’min olunmaz.”, “Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma!” gibi erdemli davranışları sürekli karşı tarafdan beklemenin “Bencillik” (Egoistlik) sayıldığı, karşılıklı yapılan iyiliklerin de “Ticaret” yani alışveriş yapma olduğu bilinmelidir. Her iki halde de insan yapılanlardan pek de mutlu olmaz, bu davranışlar insana mutluluk da vermez/veremez de. Çünkü, kendi dışındakiler ile bağı beklentilere göre konumlandırmanın her an değişme ihtimali olacağı/olabileceği endişesi taşıma düşüncesi kişiyi içten içe huzursuz eder/edebilir.

Halbuki, hiçbir beklentisi olmadan, “Gelmeyene gitmek”, “Vermeyene vermek”, “Sormayanı sormak” gibi tutum ve davranışlar kişiyi beklenti içine sokmayacağından, yapılanlar hem kendini huzurlu eder, hemde bu davranışların sürekli hale dönüşmesi durumunda çevresinde kendiliğinden ona karşı bir saygınlığın oluştuğu görülür ki, bu da kişiyi  mutlu ve bahtiyar eder. Artık kişinin konuşmasına gerek kalmaz, zira  vermek istediğiniz mesajlar davranışlarınıza sirayet ettiğinden, artık sizi tanıyan insanlar zaten sizi “Rol model”, (Örnek İnsan) olarak görmeye başlarlar zaten. İşte bunları hissetmeniz, duymanız ve görmeniz sizi son derece mutlu eder. Yaşadığınızdan o zaman zevk almaya başlarsınız.

İnsan muhtaç olduğu şeyi başkasına vermek istemez. Zira ona kendisi muhtaçtır. Öyleyse birşey istenecekse şayet, ihtiyacı olmadığı gibi kimseye de muhtaç olmayan, kendisinde bolca bulunandan istenmelidir. Bütün insanlar huzurlu ve mutlu olmayı istediklerinden, kendileri zaten muhtaç durumdadırlar.Muhtaç olan biri senin ihtiyacını nasıl karşılasın ki. Hem kendisi muhtaç hem de yaratılışında “Cimrilik” olan birisinden niye birşey isteyelim ki, herhese hiçbir ayırım yapmadan sürekli verecek kadar “Cömert” olan biri varken. Öyleyse, kişi önce istediği şeyin ne olduğunu bilmeli, sonra da müracaat edeceği yeri ve başvuracağı mercii iyi bilmelidir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
ÇOK MU ZOR?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
KUR’AN SÜRÜ PSİKOLOJİSİNDEN İNSANI KURTARMAYA ÇALIŞIYOR
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ERKEĞİN ÖZ GÜVENİ
Esra SARI
Esra SARI
BAKAMAYACAĞINIZ HAYVANI, SAHİPLENMEYİN!
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
KARADENİZ’İN KUZEYİNDE YAŞAMIŞ KADİM TÜRK KAVİMLERİ-1
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
ŞİDDET VİRÜSTEN DE BETER
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
GIDADA ZAM ŞAMPİYONLUĞU!
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SALGIN KONUT SATIŞLARINA YARADI
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
İNGİLİZ AKLI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
KAMUCU ANLAYIŞ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSANDAN BAŞKA KİM DOĞAYI HOYRATÇA KULLANIR?
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
YOK-SULLUK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB'YLE FLÖRTÜN BEDELİ, YİNE YUNANİSTAN'A ÖDÜN MÜ?
Halit Aydıngöz
Halit Aydıngöz
YABANCI YATIRIMCI TÜRKİYE'YE 2022 YILINDA GELECEK
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ÇÖZÜM, TEMİZ ENERJİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
YERLİ VE MİLLİ DİN ANLAYIŞI
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SANAL MÜZELER BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
YENİ YIL YAZISI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva