ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Erbil'de Türk diplomatlara saldırı: 1 diplomat şehit oldu
Erbil'de Türk diplomatlara saldırı: 1 diplomat şehit oldu
Bu paralar dilencinin üzerinden çıktı
Bu paralar dilencinin üzerinden çıktı
YKS sonuçları açıklandı
YKS sonuçları açıklandı
Ünlü et lokantasının sahibine FETÖ'den 5 yıl hapis
Ünlü et lokantasının sahibine FETÖ'den 5 yıl hapis
Irak, Erbil'deki silahlı saldırıyı kınadı
Irak, Erbil'deki silahlı saldırıyı kınadı

Mustafa YILDIZ

İNSANDA DİN VE DİNDARLIK ÖLÇÜSÜ
20 Haziran 2019 Perşembe

Bazı insanların “Din”e ve dinlere mesafeli durması, kimi zamanlarda iç dünyasında dini ilke ve söylemlere karşı mukavemet ve muhalefet etmesi, “Din” mevzubahis olunca tavır ve tepki koyması hemen hemen insanlık tarihi kadar eskidir diyebiliriz.Tepkilerin şekli, kullanılan araçlar farklı olsa da, dozu/şiddeti ve muhtevası benzer oranlarda olup, süreç farklı aktörlerle tekerrür edilerek günümüze kadar sürdürülegelmiştir.

Her toplum içinde “Din” söz konusu edildiğinde muhtevası/içeriği hakkında bilgi sahibi olmadıkları halde peşinen tepkisel refleksleri devreye giren, antipati duyan hep var olmuştur.Ancak dindar olduğunu iddia edenlerin de çoğunlukla sağlıklı bir dini anlayışa, idrake ve izana sahip olmamaları ve özellikle yeterli bilgi sahibi olmamaları nedeniyle, inandıklarını söyledikleri “Din” ile ilgili yanlış yorumlarda bulundukları, keza mensubu olduğu dinin dışında “Ritüeller” sergileyenler geçmişte de mevcuttu. Bu gün de bu örnekleri görmek fazlasıyla mümkündür.Yani, tarih boyu “Din” tanımında ve dine yüklenen anlam ve insanlardaki “Din” algısı hususu hep sorunlu olmuş hatta ayrışmaların nedeni bile olmuştur.İnsan ile “Din” arasında sürekli bir sürtüşme yaşanmış, halen yaşanıyor ve yaşanmaya da devam edecektir.

Herkesin ittifakla kabul ettiği/edeceği bir “Din” tanımı yapmanın oldukça zor olduğunu kabul ediyoruz.Ancak, ilgisiz, alakasız, tutarsız, “Din” tanımının tamamen dışında kalan inanış biçimlerinin tefrik edilmesi hayati önem arz ettiği de bir gerçektir.Bu nedenle, önemine binaen şu ana dek yapılan/yapılmış bazı “Din” tariflerini derleyerek buraya aktarmamızın nedeni; yanlışları en aza indirebilmek, doğruya en yakın olana ulaşmayı sağlamaya yardımcı olmak ve hiç değilse asgari müşterek bir zeminde buluşabilmeyi teşvik gayesidir Mesela; bazı ilahiyatçılarımız daha işin başında “Allah katında din islamdır.”[*1] Bir çok “Din” var, ancak Allah katında makbul/geçerli “Din” bir tanedir.O da “İslam dini”dir. Dolayısıyla “Dinler” diye bir ibare kullanmak doğru değildir.Kabul görmeyen şey de zaten “Din” değildir. Öyleyse, bir tane olan dini çok “Din” varmış gibi göstermek doğru değildir!” diyerek tartışma ve yorum yapma zeminini baştan kapalı tutmuşlardır.

Bazı ilahiyatçılar da “İslam dini” haricinde insanlar tarafından kabul görmüş/gören, mensubu bulunan inanışları da (Hristiyanlık, Yahudilik vs.gb.) “Tahrif edilmiş dinler” olarak ayrı kategorilerde değerlendirmişlerdir.”Semavi dinler” diye ayrı başlıklar altında gösterilen bu dinleri de; “Bunlar da Hak dinlerdir ama bozulmuş, tahrif edilmişlerdir” denilerek, şablonlaşmış klasik bir tanımlamayla ayrı bir çatı altında değerlendirmişlerdir.

Kimi ilahiyatçılar da semavi dinleri “İbrahim-i Dinler” başlığı altında toplayarak mevcut inançları eşit görüp, insan faktörünü öne çıkartarak (Hümanizma) mensubu bulunan dinleri aynı çatı altında değerlendirmişlerdir.Bu görüş Avrupa menşeli felsefik bir görüş olduğundan müslüman coğrafyada fazla kabul gördüğü söylenemez. 

Kimileri  “Din” tanımı yaparken kontrol dışına taşmadan endişe ederek, dar kapsamda tutarak sınırlar belirlerken, kimileri de hacmi oldukça büyük tutmuş, çerçeveyi de genişleterek farklı tarifler yapmışlardır.Öncelikle konunun daha iyi anlaşılması için evvela “Din” nedir sorusuna nasıl cevaplar verilmiş ona bakalım.

Çok çeşitli din tariflerinden bazılarını aktaracak olursak şayet, Din “Allah/İlah tarafından konulmuş bir kanundur. İnsanlara, yaratılış gayesini ve varoluş hikmetini bildirir. Yüce Rablerine karşı ne şekilde ibadette bulunacaklarını öğretir. İyi ve faydalı şeyler yapmaya sevkeder, zararlı işlerden de alıkoyar.Din; insan aklının kendi kendine sorup durduğu, “Ben kimim, nereden gelip, nereye gidiyorum?” suallerinin de tatmîn edici yegane cevab kaynağıdır.Din; imkânların tükendiği, ümitlerin söndüğü yerde başlayan imkan yolu ve ümit ışığı, ilaçların dindiremediği acıların ilacı, yıkık gönüllerin sığınağıdır.Din; adalet, iyilik, fedakarlık, doğruluk, fazilet gibi duyguların hayat menbaı, insan vicdanındaki inanma ihtiyacının tam karşılığıdır” diye tarifleri yapılmıştır.
Ayrıca din, sözlükte; “Hüküm, ceza (karşılık), mükafat, hesap, itaat, teslimiyet, hizmet, ibadet, adet, yol, kanun, şeriat, millet, mezhep, üstün gelme” vb.gibi anlamlara da gelir.[1]

İslâm alimlerinin de din tarifi çeşitli şekillerde olmuştur.Mesela; Seyyid Şerif Cürcani dini şöyle tarif eder: “Din, akıl sahiplerini Peygamberin bildirdiği gerçekleri benimsemeye çağıran ilahî bir kanundur.”[2] Zebidi şöyle tarif eder: “Din, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahî bir kanundur.”[3] Tehanevi şöyle tarif eder: “Din, akıl sahiplerini kendi iradeleriyle dünyada salaha (iyiliğe), ahirette felaha (Kurtuluşa) sevk eden, Allah tarafından konulmuş bir kanundur.”[4] diye tarif etmişlerdir.

El-Maturidi de Dini;”İnsanın Hak olsun, Batıl olsun inandığı, benimsediği şey, manevi yol” diye tanımlamıştır.[5]
Yukarıda bir kısmını verdiğimiz ve benzeri tarifler göz önünde bulundurulduğunda dini kapsamlı olarak şöyle tarif etmemiz mümkün olabilir. Din; “Allah-u Teala tarafından konulmuş, insanlara dünya ve ahiret mutluluğuna ermenin yollarını gösteren, akıl sahibi insanlara yaratılıştaki gayeyi öğreten, böylece kendi iradeleriyle hayırlı ve güzel işlere yönelten, Allah-u Teala’ya nasıl ibadet edileceğini öğreten, peygamberleri (Elçileri) aracılığıyla insanlara ulaştırdığı ilâhî kanun ve nizamın tümüdür.” diye tarif edebiliriz.Daha kapsamlı tarifler yapmak elbette mümkündür.Bu kadarıyla yetinmiş olalım.

Kur’an-ı Kerim’de, İslam dışındaki inanç sistemlerine de “Din” adının verildiği görülür.Nitekim Kafirun Suresi’nde: “Sizin dininiz size, benim dinim bana!”[6] diye buyurulmasını buna delil sayabiliriz.Bunun yanısıra hususi manada din kelimesiyle “İslâm Dini” kastedildiği anlaşılmaktadır.Nitekim Kur’an’da şöyle buyurulur: “Allah katında din, şüphesiz İslam’dır.”[*2] “Kim, İslâm’dan başka bir din ararsa, bilsin ki kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o âhirette ziyan edenlerden olacaktır.”[*3]

Yapılan/yapılmış din tariflerinin hemen hemen hepsinde görülen ortak nokta, uyulması gerekli kuralların ilahi yasalara dayanması şartının mutlaka belirtilmiş olmasıdır.Bugün din diye kabul gören “Kur’an” dışındaki kitaplar (İncil, Tevrat, Zebur) incelendiğinde, içinde; ilahi kaynaklı olma ihtimali olan bölümler oldukça az yer tutarken, çoğunluklu olarak; adeta iki insan arasında geçen dialog şeklinde bazı mevzuların konuşulduğu, ikili ilişkilerin söz konusu edildiği metinlerin daha fazla hacimde yer aldığı/kapladığı görülür.Bugün elde mevcut “Kur’an” dışındaki diğer kutsal kitapları okuyan/inceleyen her akıl sahibi insan, burda bir tahrifatın yapıldığını, insan ürünü metinler olduğunu görmemesi/anlamaması mümkün değildir.

Din hakkında yapılan tarif ve tanımların ortak bir başka yanı da, ancak dinlerin tüm insanlara maksada doğru gidişin, hakikata varmanın, saadete ulaşmanın yollarını gösteriyor olmasıdır.İşte insan ile din arasındaki sorun da bu noktada başlıyor.Zira, İnsan; gücünün sınırlı olduğunu bildiğinden, gücü dışında meydana gelen olaylara anlam yüklemesi yapabilmesinin yolu, her şeye gücü yeten biri ile mümkün olabileceğini kabullenir.Bu nedenle de bir yaratıcının var olduğunu kabul etmek zorunda kalır. 

Yapılmış/yapılan “Din” tariflerinde anlaşılacağı üzere insana yol, kural ve metod belirleme kuralları ilahi kaynaklı olunca “Din” olarak makbül ve kayda değer kabul ediliyorsa, öyleyse, kural koyma, yol belirleme insan kaynaklı olursa bu da “Din” olma anlamına gelir diye görüş ileri sürenlerde olmuştur.Bu tanımlamayı muteber görüş olarak kabul edenler kıyas yoluyla; “Öyleyse kendi başına yol-yöntem belirleyen ya da insan ürünü bir ideolojinin belirlediği yolu kendine rehber edinen veya herhangi bir felsefi düşünceyi hayatın belirleyicisi olarak kabul edip inanan da bir yönüyle kendine “Din” tayin etmiştir.” diyerek bireysel olarak da din oluşabilir derler.Zira “Kurallarını kendi belirleyen, yaşamına bir başkası tarafından sınırlar koyulmasına istemeyen, itiraz eden içinden gelen nefs-i dürtülerle hayatını formatlayan da bir yönüyle kendine “Din” seçmiş olur.” demektir.. 

Zaten insanların ekseriyetinin Allah’ın varlığı ile ilgili bir problemi pek yoktur/olmamıştır.Problem; “Allah bizim işimize karışmasın”, “Bize müdahalede bulunmasın”, “Kurallarımızı biz tespit edelim”, “Özgürlüğümüzün sınırlarını kendimiz belirleyelim” vs.gibi konularda Allah’ı yetkili kılmada dışlama, kararlarına ortak etmeme problemidir.Bugün de tüm dünyada yaygın olan, kabul gören görüş de aşağı-yukarı budur.(Deizm) Buna “Şirk” müşrik inancı da diyebiliriz.

Bu bakış açısı, dil ile söylenmese de “Ben müslümanım” diyenlerde de fiilen uygulamada tatbik edilmektedir.Mesela; namazını islam dinine uygun kılmaya çalışan birinin, aynı zamanda ticareti gayri islami şekilde olabiliyor, oruç hususunda islam dini normlarına uyarken, düğününü islam dışı adet ve göreneklerle yapmayı mahsurlu görmeyebiliyor.Selam verirken islami örflere uyarken, giyinişte Avrupalıyı taklit edebiliyor, fıtır sadakası hesaplarken islama danışırken, “Ticaretin gereğidir.” diyerek fahiş fiatlar uygulayıp rahatlıkla kul haklarını ihlal edip çiğneyebiliyor.Zekatı mevzu bile etmezken, şans oyunlarını gayet doğal karşılayabiliyor vs…

Müslümanlarda da maalesef belki de bilmeden, “Allah bazı işlerimize karışsın, bazı işlerimize de karışmasın” şeklinde kabul gören yaygın dini bir anlayışın tezahür ettiği ve tatbik de edildiğini görüyor ve izliyoruz.

Bir kısım insan da Allah’a inanıp, Allah’ın yetki kullanmasını, kendi üzerinde tasarrufta bulunmasını kabul etmezken, bir kısım insan da Allah’a kendi müsade ettiği kadar yetki ve selahiyet vermektedir.Bütün bunlar din adına yapılan doğru kabul edilenlerdir.Şimdi bunlardan hangi kesimi dindar sayacağız? Yahut işlenen bu fiilleri yapılmış “Din” tariflerinin hangisiyle eşleştirmemiz gerekir? Her insanın yeniden düşünmesi gerekir.

Bugün dünyada kendini dindar veya herhangi bir dine mensup diye tanımlayan yaklaşık; 2.3 Milyar Hristiyan (%31,2), 1.8 Milyar Müslüman (%24.1), 1.2 Milyar Herhangi Bir Dine Bağlı Olmayan (Ateist/Dinsiz) (%16), 1.1 Milyar Hindu (%15.1), 0.5 Milyar Budist (%6.9), 0.4 Milyar Yerel Dinler (Halk Dinleri) (%5.7), 0.1 Milyar Diğer Dinler (%0.8), 0.01 Milyar Yahudiler (%0.2) din mensubu insan olarak yaşamaktadır.[7]

Kendini dindar hanesine yazdıran bu insanlar, acaba gerçekte inandıkları dinin gereğine göre mi inanıp yaşıyorlar yoksa kendilerince katkı maddeler katarak yoğurdukları yeni oluşmuş, kendine has bir dinemi inanıp ona göre mi yaşıyorlar okuyucunun takdirine havale ediyoruz?

Kaynakça;
[1] Cevherî, Sıhâh, “dyn” ; İbn Manzûr, Lisânu’l-arab, “dyn” md.
[2] Seyyid Şerif el-Cürcânî, et-Ta’rîfât, “Dîn”
[3] Zebîdî, Tâcu’l-Arûs, “dyn”
[4] Tehânevî, Keşşâfu ıstılâhâti’l-fünûn, “Din”
[5] El-Maturidi Te’vilatül Kur’an Çev.Bekir TOPALOĞLU
[6] Kâfirûn, 109/6
[7] https://www.tech-worm.com/dunyaki-musluman-sayisi-2018/ erişim mayıs 2019
Kaynak: Prof Dr. Mehmet Bulut, Delilleriyle İslam Akaidi, Erkam Yayınları
[*1], [*2]  Al-i İmran suresi. 19 Diyanet meali.
[*3], Al-i İmran suresi 85 Diyanet meali.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
S-400’LER GELDİ, MÜTTEFİKİMİZ(!) ABD NE YAPACAK?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAL PARALARDA YENİ DÖNEM
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
DÜNYA'YI OLUMLU ETKİLEYENLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜRK DERİCİLİK SEKTÖRÜ HIZLA İLERLİYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
15 TEMMUZ'UN ARDINDAN...
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
DOĞAYA DÖNÜŞ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YOLA DEVAM ETMEK
Esra SARI
Esra SARI
“NE EKERSEN, ONU BİÇERSİN ”
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
DELİRDİK Mİ BİZ?
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
DOĞRUSUYLA YANLIŞIYLA SOSYAL MEDYA
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GÜNÜMÜZDE OLUŞAN SEÇMEN PROFİLLERİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
MERKÜR RETROSU
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYAYI ATEŞE VEREN, CEHENNEME KAPI AÇAN TAMAH (AÇGÖZLÜLÜK) ÜZERİNE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva