ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
100 Bin Sosyal Konut Projesi'nde başvuru tarihleri açıklandı
100 Bin Sosyal Konut Projesi'nde başvuru tarihleri açıklandı
Merkez Bankası politika faizi kararını açıkladı
Merkez Bankası politika faizi kararını açıkladı
Kar ve sağanak geliyor
Kar ve sağanak geliyor
'81 ilde 1,5 milyon konutun dönüşümünü başlattık'
"81 ilde 1,5 milyon konutun dönüşümünü başlattık"
İsrail'de erken seçim tarihi 2 Mart olarak belirlendi
İsrail'de erken seçim tarihi 2 Mart olarak belirlendi

Mustafa YILDIZ

İNSAN DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ 2
31 Ekim 2019 Perşembe

Varlığının devamını sağlamaya, kendi iradesi dışında cereyan eden gelişmeleri yorumlamaya ve içinde yaşadığı gezegeni tanımaya kendini mecbur addeden insanın, düşünerek ve tefekkür ederek çözüm ve çözümler üretmesi onun için aynı zamanda öncelikli yapması gereken bir görevidir aslında.

Hem kendi için hem de dahil olduğu toplumun dinamiklerini canlı tutma, hayatı sürdürülebilir kılma, tabiatta var olan nimetlerden yararlanma adına yeni fikirler ortaya atmak hayatın doğal akışının da icabıdır aynı zamanda.

Üstelik insan düşüncesini sabit bir noktada tutmak mümkün olmadığı gibi, tabiatı gereği daima dinamik olan insan beyninin de kabul edeceği bir şey değildir. Zira insanda doğası gereği gerçeği aramak, hakikate ulaşmak, hayallerini gerçekleştirmek, hayatına “Adrenalin” katmak gibi arzu ve isteği hep var olmuştur.

Ancak, düşünmede aslolan, tefekkür etmede gaye, sorgulamadan da beklenen toplum ve bireyin yararına yönelik pratik çözümler sunan/sunabilen sonuç odaklı düşünceler üretmek ve ortaya çıkarmak olmalıdır.

İnsan düşüncesi sağlıklı sonuçlar elde edebilmesi içinde “Vahyin” kaynağından haberdar olan aklın kontrolüne verilmiş, disipline edilmiş aklın bilinçli düşünebilmesini sağlamakla ile mümkün olabilir. Akla bu disiplini sağlama, insana doğru düşünebilme ölçüsü koyma/koyabilme ve belli bir metot çerçevesinde fikri egzersizler yapma/yapabilme yeteneği kazandırma, insan zihninde oluşan/oluşmuş dünyevi görüşleri sistem haline getirerek, düşünmeyi istikamet üzerine kanalize etme gibi kazanımların elde edilmesi için de “Felsefe”nin devreye girmesi gerekir.

Çünkü, Felsefe sorunları çözmede adres olarak aklı gösterir. Pek tabii olarak kimi zaman aklın da tek başına aciz ve yetersiz kaldığı/kalacağı hususlar da olur/olabilir. O zaman akıl; “Vahiy” ışığı altında çözüme dair yollar arar ve yeni şeyler keşfetmeye yönelir. Bu yönüyle akıl insana “Kılavuz olma” görevi yapar. “Vahiy”de akla harita görevi yaparak, hakikat yolunu bulması için ona doğru adresi ve takip etmesi gerekli yolları gösterir.

Akıl “Tek başına doğruyu, gerçeği ve hakikati bulamaz” diye kanaati olan düşünürler de olmuştur.

İslam dini de “Tefekkür etmeyi, sorgulama yapmayı, istişare etmeyi mutlaka yapılması gerekli bir vazife olarak vaaz eder. Hatta tabiata dair bazı ayetler beyan edilirken akabinde insanın düşünmesi, tefekkür etmesi ve sorgulama yapması da özellikle hatırlatılarak tavsiye ve teşvik edilir.

Bu açık beyanlar olmasına rağmen, kendini dinde yegane otorite gören kimi din alimleri, sürü olarak gördükleri toplumda doğabilecek muhtemel bir fikri dağınıklığın önlemini alma adına, “Aklı yetersiz, felsefeyi kötü ve din dışı” kabul ederek ret etmeyi toplum için daha yararlı görmüşlerdir. Hatta “Dinde artık içtihada gerek de kalmamıştır.” diyerek mevcut olana teslim olmayı ve doğabilecek problemleri de var olan mevcut metinler ile geleneklerde aramanın çözüm olarak yeterli olacağını savunmuş ve toplumu da böyle yönlendirmişlerdir.

Bu bakış açısıyla bakanlar aslında kişisel menfaat ve çıkarlarının kaybı söz konusu olacağı/olabileceği endişesiyle, toplumdan kaynaklı bazı yanlış anlama ve uygulamaları gerekçe gösterip abartarak yöneticileri bile etkilemişlerdir. Bu da sonuç olarak içe kapanmayı getirmiştir. Halbuki teknolojik gelişmelere paralel olarak talepleri de değişen toplumun sorunlarına zamanla öne sürdükleri fikirler çözüm olarak yeterli olmamış ve toplumu da tatmin etmemiştir.

Uzun süre devam ettirdikleri bu tavır ve tutum sonucu ilmi sahada duraklama başlamış, okur yazar oranı da son derece düşük olan toplumda bireysel arayışlar baş göstermiş, neticede başkasını taklit etme yaygınlaşmıştır. Üstüne üstlük çeşitli dini anlayışları, birbirine zıt görüşlerin doğmasına neden olmuştur. Ve bu tutum beraberinde anlamsız, ayrıştıran fikri bölünmelerin artmasının alt yapısını oluşturmuştur. Sancıları da halen devam etmektedir.

Kısıtlı ve dar çerçeveden bakmak zorunda kalan toplum bireyleri, ilim adamı denilince sadece medrese ve ilahiyat eğitimi görenleri akla getirmiş, bunun dışında kalan ilim dallarında eğitim görenler de adeta bunların alt birimleri olarak görülmüştür.

Dini argümanlar öne çıkarılarak “Dini ilim dışındaki tahsil hayatı kerih ve heba olmuş ömür” gibi gösterilerek, dini olanı sadece kendilerinin bildiği bir sınıf oluşmuştur. Zaman zaman yapılan faydalı çalışmalarda bazı din adamlarının itibar kaybı yapabileceği endişesiyle “Din dışı” sayılarak olası gelişmeleri de önlemişlerdir. Matbaanın yüzyıl (100) sonra ülkeye gelişinde itibar ve rant kabı olanların etkili olduğu da unutulmamalıdır. 

Oysa din ile felsefe arasında, varmak istedikleri amaç bakımından zaten benzerlikler vardır. Her ikisi de varlık ve deg?er bakımından en temel olanı (Hikmeti) bulmaya çalışırlar. Evreni ve insanı anlama ve izaha çalışma çabası içindedirler. Ancak din ve felsefe arasında beslendikleri kaynaklar ve kullandıkları yöntemler bakımından farklılıklar vardır. Din de ortaya sunulan/konan hakikat bilgilerine vahiy yoluyla Allah’ın gönderdiği elçiler vasıtasıyla iletilen sözlerle ulaşılır. Felsefe de ise gerçeğe ve doğrulara akıl ve akıl yürütme yoluyla ulas?ılır. Din kaynağı bakımından ilahi bir kaynaktan gelirken, felsefe ise tamamıyla insanın kendi ürünüdür. Keza din esasları bakımından deg?is?meye kapalı ve karşıdır. Ve dinde kesinlikle kuşkuya yer yoktur, olmazda. Bu yüzden de temel kural ve emirlere mutlak iman etmek gerekir. Oysa Felsefe soru sorar, şüphe eder,  araştırır ve eleştiriyi de önemser, kabul eder. Bu nedenle de sürekli yeni görüşler ortaya koyar ve değişime de açıktır.

Katip Çelebi derki, “Ne zamanki Osmanlı’da Felsefe dersleri kalktı, bilimin rüzgarı da durdu.” bunu tamamen doğru kabul etmek elbette doğru değildir ancak, aklı tamamıyla işin dışında tutmak da bir eksiklik olarak kabul edilmelidir.

Halbuki her ilim dalı gibi, doğru ve yerinde kullanılacak Felsefenin de yararları olacağı bir gerçektir. Çünkü Felsefe, “İnsana algılara ve olgulara bütüncül bakabilme yeteneği sağlarken, aynı zamanda eleştiri fikri oluşturarak hem eleştiriye eşlik eder hem de doğru yapma yollarını gösterir. Aynı zamanda yaratılışı itibariyle “Egoist” olan insana da “Tolerans etme” duygusu ve hasleti kazandırır.”

Halk nezdinde çoğu zaman “Hoşgörü” ile “Tolerans” eş anlamlı gibi anlaşılsada, kesinlikle son derece farklı anlamlara haizdirler. Zira hoşgörüde “Yanlışa güzel bakmak” varken, toleransta ise “Yanlışa katlanmak ve sabr etmek” vardır. Hoşgörü kimi yer ve zamanda toplum tarafından yanlış yorumlara neden olabileceği riski taşıdığından, sizin inancınızın sorgulanmasını bile söz konusu edebilir. Oysa bilinçli gösterilen “Tolerans” inancınızın zirvesi ve kemaletinizin göstergesi olarak işlev görebilir.

Düşünce üretmenin ne kadar önemli olduğu bugün gelişmiş Ülkelerin büyük çoğunluğu “Düşünce üretme merkezleri” (ARGE) kurarak, fikir üretme, faydalı her türlü düşünceden yararlanma, toplumu için en güzelini ve en doğrusunu bulmak için bu uğurda bütçeden büyük meblağlarda para ayırmalarından anlayabiliyoruz. Bizde ise düşünce merkezleri kurmanın gerekli olup olmadığı tartışılıyor. Hemde yapay zeka çalışmaları yapıldığı günümüzde biz hala mevcut aklı nasıl kullanacağımıza daha karar veremedik.

Üstelik bizde bırakın düşünce üretmeyi kurumsal hale getirmeyi, henüz neyin düşünce suçu olup olmadığının bile net bir şekilde tanımı yapılmadığından dolayı mahkeme kapılarını aşındıranların olması hoş görülmemelidir.

Hala nasıl düşüneceğimizi bile büyük oranda batılı felsefecilerden öğrenmeye devam ediyoruz. Halen yurt dışında kabul gören, geçerli bir makalemizi bile Türkçe yazamıyoruz. Konuştuğumuz dildeki yabancı kelimeler çoğunlukta, ödünç alınan yabancı kelimelerle cümle kurma gereği duyuyoruz, fikir üretmeyi geçtik, sağlıklı düşünmemiz bile güç hale gelmiştir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
‘BALIK’
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NASILSINIZ?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
EKONOMİDE AHVAL VE ŞERAİT!...
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KÜRESEL YAVAŞLAMA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AVRUPA VE ABD NATO’DAN VAZGEÇEBİLİR Mİ?
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ULUSAL TEKNOLOJİ GÜÇLÜ SANAYİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
HAYVANSAL ÜRETİM
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
GÜZEL ATLAR ÜLKESİNİ GÖRMEYEN VAR MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSAN HAKLARI
Esra SARI
Esra SARI
BİZ, ACABA 'YÜZEN ÖRDEK SENDROMU'NA MI YAKALANDIK?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB(D)’NİN ''LİBYA'' ISRARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ASGARİ ÜCRETTE BEKLENTİ AÇ KALMAMAK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
ENGELLER ENGEL DEĞİL
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TÜRK KADINI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYA 'ŞİRKİSTAN'A DÖNDÜ...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
KADIN CİNAYETLERİ VE KADINA SAYGI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
DÜŞÜNCE ÜRETMEYE FIRSAT VERİLMELİ
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva