ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA SAĞLIK YAŞAM VİDEOLAR
19 Mayıs coşkuyla kutlanıyor
19 Mayıs coşkuyla kutlanıyor
Elazığ'da PKK'ya perasyon başlatıldı
Elazığ'da PKK'ya perasyon başlatıldı
Aliyev, Bakanı Kirişci'yi kabul etti
Aliyev, Bakanı Kirişci'yi kabul etti
İngiltere'den Rus hava yolu sektörüne yeni yaptırım kararı
İngiltere'den Rus hava yolu sektörüne yeni yaptırım kararı
İsveç terör örgütlerini himaye ediyor
İsveç terör örgütlerini himaye ediyor

Mustafa YILDIZ

İNSAN DİN İLİŞKİSİ XIV (İNSANI HİKMETLE BULUŞTURMA)
30 Aralık 2021 Perşembe

Hikmet: Bilgelik, bilinmeyen neden, gizine akıl ermeyen sebepler, Allah’ın insanlarca anlaşılmayan amacı/gayesi, ilim ve akılla gerçeği bulma, işleri en doğru ve en uygun biçimde yapmak, eşyanın hakikatinden bahseden ilim, eşyada mevcut gizli ilahi sırlar ve gayeler, faydalı ilim ve salih amel vs. gibi anlamlarda kullanılır. 

Mesela ‘‘Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet et. Onlarla en güzel şekilde münazara, mücadele et.’’[1] tavsiyesi ile de Rabbimiz; düşünce üreten inanan insanlar başta olmak üzere, düşüncelerini toplumun istifadesine sunanlardan, ‘‘değişmez doğrular’’ olarak da kabul edilen hikmeti asli görev olarak kabul etmeleri istenmektedir. 

Mesela, ‘‘Rabbin sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa şayet onlara öf bile deme!’’[2] ayeti aynı zamanda hikmeti de esas almaktadır. Zira, her dönemde ve her zaman doğru olan öğüttür. 

Bir düşüncenin, bir fikrin ya da bir sözün toplumda kalıcı etkiler bırakması, hakikate dair bir gerçeği ortaya koyması ve her daim geçerli bir anlam ifade etmesi için hikmeti dile getirmeleri, sorumluluk bilinci taşıyan şuurlu her kişinin bir insanlık görevi olduğu gibi, topluma aleni görüşlerini sunabilen entelektüel ve bilge kişilerin de hikmeti esas almaları öncelikli görevleri olarak kendilerinden beklenen en doğru davranışlardır.

 Yoksa, hikmeti esas almayan fikir ve düşünce dünyasında henüz bir istikrarı yakalayamamış, rüzgar gülü gibi esintiye göre yön tayin eden, fikri bazda sürekli yalpalayan kişi veya kişiler hem kendilerine hem de kendilerinden yararlanan kişilere fikri bazda kaoslar yaşatacaklarını da unutmamalıdırlar.

Kimi zaman gerçekler bilinmesine rağmen, bilim adına söyleyecek sözü olanlar ile ilim adına hakikatleri yazdıklarını savunanlar, üzülerek söylemek gerekirse bazen söylediklerini ve yazdıklarını geçim kaynağı hatırına heba ederlerken, bazen de tanınma, bilinme uğruna, bazen algı oluşturma, bazen de birileri adına kılıç sallayarak, kimi zaman da; bir takım hakikatlerin üstünü bilerek ve isteyerek örtme, gizleme adına kalemlerini kullandıklarını söyleyebiliriz. 

Bu çeşit tutum ve davranış sergileyen yazar ve çizerlerin sayısı az da değildir. Bu cazibelere kapılanlar; genelde günümüz toplumundaki geçerli sosyolojiyi iyi takip eden, magazine merakı olanların çoğunluk teşkil ettiği, anı yaşayanların bazen bir müşteri olarak görüldüğü bazen de meze olarak kabul edildiği bu halk arenasında hiç kuşkusuz kendilerine yer de bulabilirler. Hatta, bazen de konjonktür gereği toplumda kahraman olarak da görülebilirler. Hatta, Mustafa Müftüoğlu’nun tabiri ile toplumun görmek istediği aslında cüce üretilmiş sanal devlerden de[3] olabilirler. 

Ancak, hakikatleri dile getirmeyen/getiremeyen, gerçeği gizleyen ve doğruları yazmayarak üstünü bir şekilde örtenler, tarihin gerçekleri er veya geç haykırdığı zamanlar da hiçte hayırla anılmayacaklarını da bilmelidirler.

Kişiyi bildiği halde hakikati gizlemeye, doğruyu yazmamaya iten nedenler arasında; gücün etkisini, iktidarların projeksiyonuna takılma korkusunu, akarını kaybetme endişesini, bazı kesimler nezdinde itibar kaybı yaşama ihtimali olmasını vs. gibi toplumun ürettiği bu psikolojik korkuların etkilerini elbette yabana atamayız. Ancak, mevcut durum böyledir diye, mesela; matbaanın bir asır sonra ülkeye gelişini; Müslüman din alimleri zarar görmesinler diye gerçek sebeplerini gizlemeye çalışan, arka planı bildiği halde mevzu edildiği zaman üstünü örterek süreyi uzatmak kime ya da kimlere hangi faydayı sağlamış oldu? 

Dini istismar etme pahasına nefsi ve kişisel çıkar ve menfaatlerine helal gelmesin diye, belki de bilerek yanlış fetvalar veren din bilginleri, hakikatleri gizleyerek başka nedenler ileri sürerek gündem değiştiren o günün Müslüman din adamları takındıkları bu tavırlarla insanımıza, ülkeye, bilim dünyasına acaba ne faydalar sağladı?

Keza, aslen Avusturyalı olan Alman Hammer’in, masonluğu tescilli Emin Oktay’ın yazdığı ve yıllarca devlet eliyle okutulan Osmanlı tarihinin çok sağlıklı bilgiler içerdiğini iddia etmek ne kadar inandırıcı olur? İmkanlar ölçüsünde araştırma yapmak, doğruluğunu tarihçilerimize onaylatmanın ne gibi mahsurları olabilir?

 Mesela Yugoslavya’nın 1980’lerin sonlarından başlayarak 2000’li yıllara kadar yaklaşık 20 yıl süren kanlı bir süreç sonunda yedi ayrı bağımsız ülkeye(Bosna -Hersek, Hırvatistan, Slovenya, Makedonya, Sırbistan, Karadağ, Kosova)[3] bölünmesinden sonra kendi aralarında ortaya çıkan sürtüşmelerin nedenini hangi ülke tarihçilerinin verdiği bilgiye inanacağız? Doğru/gerçek bilgilere ulaşmak için bir arayış içinde olmak, hikmeti bulmak adına yapılacak çalışmanın ilim adına niye mahsurlu sayılsın ki?

Halbuki dünyanın üçüncü büyük ekonomisine sahip olan Almanya’nın bu seviyeye gelişinin temellerini atan Alman Nazi Partisi ve idarecilerinin ülkelerine yaptıkları devrim niteliğindeki bu hizmetlerine rağmen, yeni bir savaş başlatmakla gereksiz ölümlere neden olduklarından dolayı Nazilerden utanç duyduklarını belirten Almanlar, bugün dahi Nazileri hayırla anmak bile istemezler. 

Peki Almanlar bizden çok mu onurlu? Resmi rakamların ışığı altında bu kıyaslamaları yazmak, zaman zaman kendimizde de kusurlar aramak niye mahsurlu olsun ki? Hatalarımızın üstünü örtmekle hangi sorunumuzu çözdük? Her yazılı bilgiyi olduğu gibi kabul etmenin çokta sağlıklı olmayacağını da bilmek gerekmez mi?

Halbuki toplumu aydınlatma, hakikatlerden haberdar etme gayesiyle yazan, çizen, yorum yapan, hayatı hakikatler üzerinden okuyan kişilerin sorunları çözme adına bilimsel çareleri varsa şayet, sorunların çıkış ve başlangıç noktalarını bilmeden, çıkış nedenlerini tespit etmeden çözüm sunmaları ne kadar gerçekçi olabilir ki? 

Üstelik ortaya çıkmış başarısız olduğu görülmüş sonuçların üstü örtülerek topu ortada döndürmekle veya topu taca atmakla, sorunun tarihi seyrini doğru takip edilerek günümüze bağlamadan, o günkü şartlarda konjonktür gereği çeşitli zorunlu şartlara binaen ve bazı endişelerden dolayı o günlerde söylenmemiş/söylenememiş, konuşulmayan/konuşulmamış bazı sorunların üstleri örtülerek, halının altına süpürülerek yıllarca toplumdan gizlenmesi sahi ülkeye bu güne kadar ne kazandırdı? 

Meşru zeminde ve yasal çerçevede yazılmış, halkın istifadesine sunulmak üzere halka servis edilen/edilmiş yazılı kaynaklardan yararlanmanın, belge göstermenin kime ne zararı olabilir ki?

Oysa erbabı bilir ki, dünyanın neresinde olursa olsun ortaya çıkan herhangi bir olay durup dururken, kendiliğinden ve tesadüfen ortaya çıkmaz. O olayın mutlaka bir başlangıç noktası ve bir hazırlık merhalesi mutlaka olmuştur. Bu nedenle olayların çıkış sebeplerini günümüze kadar taşıyıp getiren damarların neler olduğunu görmeden/bilmeden sağlıklı çözümler üretmenin son derece zor olacağı da bilinmesi gerekir. 

Zira o günlerde kendi pencerelerinden bakarak sorun çözenlerin buldukları çözümler bu gün pekala yeterli de olmayabilir. Bu bir kusur değil ki, bilakis gayet doğal seyirdir. Tarihi süreçler de böyle seyrediyor zaten. Bugünkü koşullarda, daha geniş perspektiften bakarak çareler sunmakta tabii olarak kabul edilmeli ve alınganlık yapılmamalıdır. Bugünkü imkanlarla yeniden önerilen çözümler niye sakıncalı olsun ki. Beki bugün de çözüm olarak sunulan kimi tedbirler de bir zaman sonra onlarda yetersiz kalabilir. Bu günleri eleştirmeyelim diye insan ve toplumun hayat akışını dondurmanın, bilgiyi sabitlemenin, akışı yavaşlatmanın kime ne faydası olabilir? Doğrusu anlamak mümkün değil.

İnsan hayatı ve toplumların devamı geriye doğru işlemez, aksine düşünce bazında kendilerini yenileyerek, tecrübeleriyle hatalarını aza indirerek ileriye doğru akarlar. İnsanı ve dolayısıyla toplumu düşünce bazında belli bir yerde, belli bazı şahısların görüşleriyle sabitlerseniz şayet, hayatın akışını dondurmuş olursunuz ki, bu da kabul edilir bir şey değildir.

-------------------------------------------------

Mustafa YILDIZ/ANKARA

[1]-Nahl Suresi: 125.Ayet.

[2]-İsra suresi: 23.Ayet.

[3]-Yalan söyleyen tarih utansın.

[4]-2 Eylül 2021 tarihli Wikipedi sayfası

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
İŞ İNSANI FESİH ZEKİ MERT’İN BAŞARISI…
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
İTTİHAT VE TERAKKİ ÜYELERİNİN YARGILANMALARI-VII
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YENİ ZAMLAR VE BÜTÇE
Murat BALCI
Murat BALCI
EYT’YE SIRA GELSİN ARTIK
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BUĞDAY TÜFEĞE KARŞI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
BASIN SANATI SERGİSİ VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
DOĞAL OLANI KORUYAMADIĞIMIZDA…
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
FİNLANDİYA VE İSVEÇ'İN OLASI NATO ÜYELİĞİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
NİHAYETİNDE BİR DÖRT DUVAR
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
HAYAL OLDU
Esra SARI
Esra SARI
NE OLACAK HALİMİZ?
Nesrin YARIM ÖZOĞLU
Nesrin YARIM ÖZOĞLU
SONUNDA AVRUPA BİRİNCİSİYİZ
Nimet KÜLTEKİN
Nimet KÜLTEKİN
MEVSİM GEÇİŞLERİNDE BESLENME
Kadriye CİRİTCİ
Kadriye CİRİTCİ
BAYRAM GELMİŞ HOŞ GELMİŞ
Merve ŞAFAK ERGÜN
Merve ŞAFAK ERGÜN
'SU İÇSEM YARIYOR!'
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
“İNSAN BİLGİ İLİŞKİSİ”
Burak BALCI
Burak BALCI
NÜKLEER SAVAŞI ÖNLEDİ, EMEKLİ EDİLDİ, SESSİZCE ÖLDÜ!
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
HEZEYAN
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DİN İLE YOLLARIMIZI YİTİRDİK
Bekir ATACAN
Bekir ATACAN
FRANSA’YA KARŞI ÇOK FRANSIZ MI KALIYORUZ?
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZITLIKLAR
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOMOFOBİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
DAHA MUTLU HİSSETMENİZ İÇİN
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
FERGANA VADİSİ’NDEN TÜRK BİRLİĞİNE
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
ÜLKENİN KALKINMASINDA SİVİL TOPLUM KURULUŞLARININ ÖNEMİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Sağlık Yasam
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva