ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Ramazan yarın başlayacak
Ramazan yarın başlayacak
Mısır: Türkiye ile ilişkileri geliştirmek istiyoruz
Mısır: Türkiye ile ilişkileri geliştirmek istiyoruz
Çekya'da Dışişleri Bakanı görevden alındı
Çekya'da Dışişleri Bakanı görevden alındı
Ülkelere göre oruç tutma süreleri
Ülkelere göre oruç tutma süreleri

Mustafa YILDIZ

İNSAN DİN İLİŞKİSİ XII (İYİNİN VE KÖTÜNÜN TESPİTİ)
25 Şubat 2021 Perşembe

Her insan nihai hedef olarak iyi olanı, güzel gördüğünü, doğru bildiğini, faydalı sandığı şeyleri önce kendi için arzu eder. Zararlı saydığı, kötü gördüğü ve yanlış bildiğini de hiç kimse kendine reva görmez.Fıtrata monte edilmiş bu arzu ve istekler insanoğlunun yaşadığı her yerde, her mekanda ve aklı başında olan her insanın değişmezleri ve arzu ettiği şeyleridir. Hatta, ilkel saydığımız, dünyevi imkanlarla buluşmamış/buluşamamış insanlarda bile, en az her insan kadar bu taleplerin onların da arzu ve beklentileri arasında yer aldığını da herkesin bilmesi gerekir.

Peki, acaba, sosyal hayatı tanzim eden, kural belirleyen, toplum tarafından iyi veya kötü diye adlandırılan bu kavramları kim, nasıl belirliyor? ya da iyi-kötü tabirleri kime göre, neye göre belirleniyor? diye bir soruyu kendimize sorabiliriz.Uzaktan bakıldığında insanların var olan kuralları benimsedikleri, uyum sağladıkları zannedilir. Adeta toplum kendi içinde anlaşan homojen bir toplummuş gibi görünür. Fakat yakından bakılınca ve kullanılan kavramları da somut hale getirdiğimizde o zaman neyin iyi, neyin de kötü olduğunu, aralarında çok büyük anlayış farkları bulunduğunu daha iyi görürüz. O zaman anlıyoruz ki, meğer bu kuralların inançlara, örf ve geleneklere, hatta yörelere göre değiştiği, hatta bazen aynı inanç sahipleri arasında bile iyi veya kötü sayılan şeylerde aralarında bariz ayrışmaların olduğunu fark ederiz.

Bu kavramların sözlük anlamlarına bakacak olursak şayet: ‘‘Uygun ve istenilen nitelikleri taşıyan, nitelikçe beğenilecek düzeyde olan, yarar sağlayan, kazançlı, yararlı, faydalı olan şeyler iyi”, ”Güzel olmayan, tehlikeli, zararlı olan, sevimsiz, işe yaramaz olan şeyler de kötü” şeklinde tanım ve tariflerin yapıldığını görürüz.

Batı felsefesinin kabul ettiği iyi ve kötünün ortak ölçütü de kabaca şöyledir; ‘‘Ahlâk felsefesinde yapılan/yapılması uygun görülen, önerilen davranışlara iyi, yapılması yasaklanmış, ahlakın uygun görmediği eylemlere ise kötü” denir.Bu genel tanımın yanı sıra kimileri de, yapılan bir eylemin sonucu fiili olarak toplumun lehine sonuçlanmışsa demek ki iyi, yapılan bir eylemin sonucu toplumun aleyhine sonuçlanmışsa şayet o davranışta demek ki kötüdür, şeklinde tarif edilmiştir. Bir başka tarif ve tanım da şöyledir; ‘‘Ahlâki bakımdan olumlu bir anlam taşıyan şeyler iyi, insanda olumsuz bir çağrışım uyandıran şeyler de kötüdür” şeklinde yapılmıştır.

Bazı batılı felsefecilerinin bireysel olarak yaptığı iyi-kötü ölçütü/değerlendirmeleri de şöyledir. Kant’a göre: ‘‘İnsan için ahlâk yasasına uygun davranmak, ödev duygusu ile hareket etmek ve daima iyiyi istemek iyidir. Ödev duygusu taşımadan ve iyiyi istemeden yapılan eylemler de kötüdür.” 

Aristoteles’e göre: ‘‘İnsan daima ölçülü olmalıdır. Orta yol tercih edilmeli, kararlı ve dengeli olunmalıdır.Orta yolu amaçlayan eylemler iyi, aşırı uçlardaki eylemler de kötüdür.”

Platon’a göre: ‘‘İnsan eylemlerini belirleyen bizim dışımızda olan ezeli ve ebedi idealardır. En yüksek iyi, iyi ideasına uygun olandır. Kötü ise bu ideadan payını almamış eylemlerdir.”

Sokrates’e göre ise: ‘‘En yüksek seviyedeki iyi bilgece yaşamaktır.Bunun yolu da bilmektir. İnsan bilerek hata yapmaz. Bilmek bize doğru seçimler yapmayı sağlar.” 

Bentham’a göre de: ‘‘En yüksek iyi faydalı olandır.İnsanın faydasını ölçü alan eylemler iyi, bunu sağlamayanlar da kötüdür.” 

Epikür’e göre de: ‘‘İnsanın amacı mutluluktur. İnsana mutluluk veren şey iyi, acı veren şeyler de kötüdür.” şeklinde farklı tanımlamalar yapılmıştır. Görüleceği gibi, yapılan tanımlarda bir ittifakın sağlanamadığını görebiliyoruz.

İslam bilim insanlarına göre yapılan/yapılmş iyi-kötü tarifi ise kısaca; ‘‘Allâh’ın hoş gördüğü şeyler iyi, Allâh’ın hoş görmediği şeyler de kötüdür” şeklinde olmuştur. Ancak, batılı felsefeciler gibi olaylar siyah-beyaz şeklinde değil de, İslâm bilim insanları daha toleranslı davranarak kimi davranışları örf veya geleneklerden gelen, İslâm inancına aykırı düşmeyen, aklın ve ilmin de onayladığı, insanların güzel gördüğü, hatta yörelere göre farlılıklar da arz eden/edebilen kimi davranışları bile, iyi veya kötü olarak adlandırıp ahlâki kural olarak kabul etmişlerdir.

Bu tarif ve tanımlamalar yapılmasına rağmen yine de bu konular insanların hafızasını hep meşkul etmiş, kimi İslâm bilim insanı bireysel olarak müsamahakâr davranarak insanın hareket etme alanını alabildiğince geniş tutmuştur. Bazı Müslüman bilim insanları arasında genel kabul gören görüşte; ‘‘Mutlak iyi veya mutlak kötü olan şeyler, Kur’an’da ismen belirtilen şeylerdir” diyerek mevzuyu dar alanda tutanlar da olmuştur. Halbuki bunların dışında kalan günümüzün bazı ilahiyatçı bilim insanı da mükellefe iyi ve kötüyü seçme hakkı tanıyarak zaman ve şartlara göre işi akla havale etmeyi daha doğru görmüşlerdir. Aklın kendisine havale edilmiş olmasını, şartlara uygun hareket etme/edebilme hakkı olduğunu, insanın aklını kullanarak kendisine çıkış yolları bulması gerektiğini ve bazı sorumlulukları da üstlenmesi gerektiğini göstermesi içindir, diye kanaat kullanmışlardır.

İslâm dininde iyi veya kötü diye tanımlanmış fiillerin bazısı da değişmez metinlere dayalı olarak ismen belirlenirken, bazısı da İslâm bilim insanları tarafından kıyas yapılmak suretiyle tespitleri yapılmıştır. Kur’an’da açıkça kötü olarak tespiti yapılan şeylerin dışında kalan ve iyi-kötü diye isimlendirilen şeyler, genelde ilahiyatçılar arasında daima ihtilaflı olmuştur. Hatta; Kur’an’da belirtilen kimi ahlaki kuralların sınırını çizmenin kimi zaman insandan insana değişebildiği de vakidir. Zira,“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” diyen peygamberin(a.s) mesajı Müslümanların önünde bir hedef olarak gösterilmesi, hangi davranış biçiminin güzel ahlâk olduğuna dair bir tespit yapmanın da son derece önemli olduğunu göstermektedir.

Mesela;”…..onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırlarsa onlara öf bile deme!” Onları azarlama! ikisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.”[İsrâ:23] ayetinde geçen güzel söz söylemedeki maksat anne babayı memnun etmek, gönlünü hoş tutmak olduğuna göre, bunu ayarlamakta tamamen kişinin inisiyatifine bırakılmıştır. Çünkü her anne ve babanın sevdiği, gönlünün hoş tutulacağı sözler farklı olabileceğinden, kişi, anne ve babasının gönlünü hoş tutacak şeyleri kendi içtihadı ile kendi tespit etmelidir.

Ancak, farklı inanç sahibi bireylerden oluşmuş/oluşan toplumlarda birlikte yaşama adına iyi ve kötünün ölçüsünü kim nasıl belirleyecek? derseniz şayet, burda bir tek inanca dayalı kural koymanın toplumsal barışı zedeleme ihtimali söz konusu olabileceğinden, müşterek kurallar koyma, inançlara dayalı olmaktan ziyade, insan olma hasletleri öne çıkartılarak asgari müştereklerde kabul gören/görmüş kuralların tespiti öne çıkarılmalıdır.

Mesela, Robin Hood’un bizdeki adı eşkıyadır, şakidir, bağidir.Ama Avrupa’daki namı; eşit bölüşümü sağlamayan sisteme karşı bir başkaldırıdır ve Robin Hood bir kahramandır. Rahibe Teresa’nın bizdeki yaşam tarzının tanımı da farklıdır ama Avrupa’da ve dünyadaki namı ise iyilik meleğidir. Demek ki bir şeyin iyi veya kötü olduğunun ölçütü; inançlara göre, örflere, geleneklere ve yörelere göre değişebiliyor.Çünkü iyiyi ve kötüyü bir standarta oturtarak tanımlamak oldukça zordur.

Medine’de ilk yazılı metin sayılan ve toplumsal barışı sağlama adına, çeşitli farklı inanç gruplarının müştereken yaptıkları mini bir sözleşme olan Medine sözleşmesi günümüz Müslümanlarına da örneklik teşkil etmelidir. Demek ki birlikte yaşamanın zeminini oluşturmanın hiç bir mahsuru olmadığını artık herkesin kabul etmesi gerekir. Ayrıştırmanın suçunu da bir şekilde inançlara yüklemenin de gereği yoktur. Bu hususlarda inananlara çare bulma, çözüm sunma da entelektüellerin görevleri olduğu da unutulmamalıdır.

Hülasa, herkesin doğrusu ve yanlışı, iyi ve kötü algısı görüldüğü gibi değişebiliyor. İşte, burda insanlık için adaleti temin etmek, barışı sağlamak için çözüm olarak devreye son tahlilde Müslüman entelektüellerin de girmesi gerekiyor.İsmi barış olan İslâm dini mensupları devreye girmeden de dünyaya huzurun gelmesi de oldukça zor görünüyor.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
TALAT PAŞA’NIN KATİLİ TEİLERİAN’IN HEYKELİ, BİR İTİRAF VE GERÇEKLER
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
ÇAY TİRYAKİSİYİZ AMA
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ZOOM YORGUNLUĞU
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SOSYAL MEDYADAKİ GÜZELLİK ALGISI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KOD ADI: 29
Esra SARI
Esra SARI
GERÇEKTEN MUTLU MUYUZ?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TOPLUM ÜZERİNE
Murat BALCI
Murat BALCI
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUĞUNUZA YABANCI DİL ÖĞRETME ÖNERİLERİ
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
VEFA ÖDÜLLERİ
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
MUSUL’DAN FERAGAT VE SULH DİPLOMASİSİ-III
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
DEĞİŞEN TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
EKONOMİ TEZLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
KIRIM VE DONBAS KRİZİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
BİONTECH Mİ SİNOVAC MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GENÇLER AZ DA OLSA UMUT BEKLİYOR
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
AYDINLIĞA AÇILAN EN BÜYÜK PENCERE
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
MODERN İNSAN ALLAH’A AİT ŞEYLERİ KENDİNİN ZANNEDİYOR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GELECEĞE DAİR FİKRİ BİR EGZERSİZ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva