ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Uzunçayır Baraj Gölü'nde görsel şölen
Uzunçayır Baraj Gölü'nde görsel şölen
Öğrencileri Necmettin Öğretmeni unutmadı
Öğrencileri Necmettin Öğretmeni unutmadı
Gölbaşı Tabiat Parkı'nda sonbahar
Gölbaşı Tabiat Parkı'nda sonbahar
Yenimahalle’de teraziler denetleniyor
Yenimahalle’de teraziler denetleniyor
Altındağ her mevsim güzel
Altındağ her mevsim güzel

Mustafa YILDIZ

İNSAN-DİN İLİŞKİSİ VIII (KANDİL GECELERİNE DAİR)
5 Kasım 2020 Perşembe

Diyanet İşleri Başkanlığınca kutlanan “Kutlu Doğum Haftası” yeni ismi ile “Mevlid-i Nebi” haftasını tertipleyenlerin amacı; Peygamberi tanıtma, örnek hayatı ve kişiliği ile ilgili bilgileri hafta boyunca yapılan etkinliklerle müntesiplerine ulaştırma maksadıyla her yıl coşkuyla kutlanır. Yapılan bu etkinliklerden beklenti; Peygamber hakkında verilen/verilecek sağlıklı bilgilerle vatandaşa şuur ve bilinç kazandırma, geniş halk kitlelerine örnek alınması gereken “Numune insanı” yeni nesillere tanıtma ve bu maksada uygun hizmetleri de bir haftalık süre zarfında takipçilere verimli şekilde sunmaktır. Bu etkinliklerin ana amacı da kabaca budur diyebiliriz. Hiç şüphesiz bir hafta süren ve bu amaçlar doğrultusunda yapılan/yapılacak faaliyetlerin kuşkusuz son derece yararlı olacağı/olduğu bilinmektedir.

Sadece bu tür hizmetler değil tabi, insanlık ve toplum yararına olan, akla uygun, bilimin kabul ettiği her türlü eylem ve icraatın kuşkusuz İslam inancında yeri vardır. Hatta bu türden faaliyetler teşvik bile edilirler. Tamamıyla gönüllülük esasına dayalı bazı yararlı ve faydalı fiillerin işlendiği kimi geceler de İslamın ilk yıllarında uygulamaları olmadığı halde, daha sonraları bir örf ve gelenek olarak İslam topluluklarında hayra teşvik babından kendilerine yer bulabilmişlerdir. Müslüman toplulukları yararlı gördükleri örf ve geleneklere gösterdikleri hoşgörü ve genel kabul yaygınlaşınca, bu geceler resmi boyut kazanmaya başladı. Bu tür yararlı gelenekler toplumun kahir ekseriyeti tarafından benimsenince, bu defa toplumun bazı kesimlerinde bu geceleri ihya etme “Yapılması zaruri ibadetler”miş gibi algılar oluşturmaya başladı. Hatta, zamanla bu geceleri ihya etme kimi vatandaşlar arasında dinin bir ritüele dönüşmeye, o gecelere has bazı ibadet şekilleri de eklenince de müstakil bir ibadet gibi anlaşılma temayülü göstermeye başladı. İnsanımızda bu algının oluşması tehlike sinyalleri verince, yapılanlara itiraz etme gereği doğdu. Örneğin; Tarih boyu Müslüman halklar tarafından bir gelenek olarak kutlanan “Kandil Geceleri” devletin üst kademeleri tarafından bu gecelere iltifat edilerek resmi hüviyet kazandırılınca, halkın kandil gecelerine bakışında sapmaların gözlendiğini örnek olarak gösterebiliriz.

Kısaca kandillerin tarihi seyrini hatırlayacak olursak şayet; İlk defa M.972-975 yıllarında Şii Fatımiler tarafından peygamberin doğum günü kutlamaları yapılmıştır. Daha sonraları da Şii Eyyubiler tarafından da kutlandığı rivayet edilir. Osmanlılarda ise Kanuni Sultan Süleyman döneminde sadece saray içinde dar bir çerçevede kutlanan “Mevlit Kandili” kutlamaları, III.Murat tarafından da ilk defa resmi olarak Ayasofya Camii’nde aleni olarak kutlanmıştır. Kutlamalar da Süleyman Çelebi’nin 1409’da yazdığı Vesiletü-n Necat (Doğmak, Doğum günü, Kurtuluş vesilesi) isimli (Halk arasında mevlit olarak bilinen) mevlidi okutulmuştur. İlk zamanlar peygamberin doğum gününe has yapılan kutlamalarda okunan Mevlit, bilahare bütün kandil gecelerinde okunarak yaygınlık kazanmıştır. Bu tür gecelerde kandiller yakıldığından, halk tarafından kutlanan bütün kutsal sayılan gecelere “Kandil Gecesi” denmiştir.

İslam tarihi biraz dikkatle takip edildiğinde görüleceği gibi, Hz. Muhammed’in(a.s) doğum tarihini hiçbir İslam tarihçisi mutlak gün budur! diye belirtmemiş/belirleyememiştir. Sünni kaynaklarda 12 Rebi’ülevvel tarihi baz alınırken, Şii kaynaklarda 17 Rebi’ülevvel tarihi baz olarak alınmıştır. Hindistanlı Müslüman ilim adamı Prof. Muhammed Hamidullah’ın yaptığı araştırmalara göre de doğum tarihi 12 Rebiülevvel (17 Haziran) 569 olduğu iddia edilmiş, Mısırlı astronomi bilgini Mahmut Paşa El-Feleki’nin yaptığı hesaplara göre ise peygamberin doğum tarihi 9 Rebiülevvel(20 Nisan) 571’dir diye tahmin etmiştir. Lawrence I.Conrad takvimlerle ilgili yaptığı araştırmalarda da doğum tarih gün olarak belirtilmemiş, sadece yıl olarak 571 tarihi tahmin edilmiştir. Görüleceği gibi doğum tarihi olarak belirlenen günün tespit edilmesi bir yana, yıllarda bile bir ittifakın ve birlikteliğin olmadığı görülür.

Araplar dahi yazılı takvim kullanmadıkları dönemlerde o günlerin en önemli olayı olan “Fil Vakası”nı baz olarak alarak tarih belirlerlerdi. “Fil vakasından önce, Fil vakasından sonra” gibi. Yılların tahmini de buna göre yapılırdı. Araplar tarafından peygamberimizin Fil vakasından 3 veya 5 ay önce doğduğu yaygın olarak rivayeti edilirdi. Bu rivayet olunan tarihe yıl olarak kimi M.569’dur derken, kimi M.570’i göstermiş, bazı tarihçilerde bu tarih M.571’dir diyerek muhtelif tarihleri doğum yılı olarak kabul edenler olmuştur. Yani, Araplarda bile doğum yılı ihtilaflı olmuştur.

Ülkemizde ise 1989 yılında Türkiye Diyanet Vakfı yayın kurulu üyesi olan, aralarında Mümtaz’er Türköne, Ayvaz Gökdemir ve kurul başkanı Prof. Süleyman Hayri Bolay’ın da olduğu 6 (Altı) kişilik kurulun hazırladığı “Kutlu Doğum Haftası” bir proje olarak Türkiye Diyanet Vakfı Mütevelli Heyetine sunuldu. Proje heyet tarafından kabul gördü. Diyanet İşleri Başkanlığının da desteğiyle içinde Mevlid Kandili’nin de olduğu hafta “Kutlu Doğum Haftası” olarak ilan edilerek kutlanmaya başlandı.

Bu etkinliklerde Nur Cemaati büyük rol oynadı. İlk yıl Ankara’da ve İlahiyat Fakültesi olan İllerde kutlandı. Sonraki yıllarda da tüm yurtta yaygınlaştırıldı.

“Kutlu Doğum Haftası” ilk yıllarda Hicri takvime göre kutlanırdı. Kışa denk gelmeye başlayınca bu sefer de 20-26 Nisan tarihleri tespit edilerek sabit hale getirildi. Peygamberin doğum tarihinin sabitlenmesi hususuna o yıllarda başta Prof. Süleyman Ateş olmak üzere birçok ilahiyatçı tarafından itiraz edilmesine rağmen, ısrarla uygulamaya devam edildi. Bir müddet sonra da Fethullah Gülen’nin doğum tarihinin (27 Nisan 1941) son günüyle çakıştığını herkes fark etmeye başlayınca, 2008 yılından itibaren “Kutlu Doğum Haftası” 14-20 Nisan tarihleri arasında kutlanmasına karar verildi.

Belirlenen tarihlerin bazı tartışmaları beraberinde getirmesi sonucu 2017 yılında Prof. Ali Erbaş’ın Diyanet İşleri Başkanlığı yaptığı dönemde “Kutlu Doğum Haftası” yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, bu defa haftanın Miladi takvime göre değil, tekrar Hicri takvime göre yapılması uygun görüldü. Ve yeni adıyla “Mevlid-i Nebi Haftası” olarak kutlanması kabul edildi.

Gerek doğum tarihi ve gerekse kutlamaların yapıldığı tarihlerin sık sık değişime uğraması tespit edilen tarihlere gölge düşürerek kandil gecelerini tartışılır hale getirdi. Bu nedenle kimi İslam bilim insanı haklı olarak peygamberin doğum günü tarihinde ittifak edilmeden, ana Rahmine hulul ettiği gece olarak kutlanan Regaib Gecesi’ni konu etmeye gerek bile görmemişlerdir. Zira Regaib gecesi hakkında yapılan rivayetlerin tamamı bütün hadisçiler tarafından ittifakla kabul görmemiştir. Diğer bir kandil gecesi olan ”Berat Gecesi” ile ilgili rivayet edilen hadisler hakkında da başta Tirmizi ve hocası İmam Buhari olmak üzere, rivayet zincirini güvenilir kabul etmeyerek, bu hadislerin “Zayıf Hadis”ler olduğunu söylemişlerdir. Bu alimler tarafından yapılan bu yorumlardan cesaret alanlar kendilerince haklı olarak kandil gecelerinin sıhhat derecelerini tartışma ve sorgulama gereği duydular.

Bu gecelerin Müslüman topluluklarına sonradan girmiş bir gelenek olarak kabul edilmeleri ve geniş halk kitleleri tarafından da her yıl kutlanmaları bazı İslam Alimleri tarafından “Bid’at’-i Hasene” (yapılması iyi olan şeyler) olarak değerlendirilirken, kimileri de, “Bid’at’i Seyyie” (yapılması kötü olan şeyler) olarak görülmüştür. Bazı hassas davranan İslam Alimleri de sonradan dine giren ve “Bid’at” olarak tanımlanan her şeyin tasnif edilerek iyi olanların hoş görülmesini kabul etmek, Allah’ın bilgi eksikliğine delalet edeceği şeklinde yorumlanarak, her türlü “Bid’at”i kötü saymışlar ve “Bid’at”lere şiddetle karşı olduklarını vurgulamışlardır.

Netice olarak; 11 Ocak olan Mekke’nin Fethini 1 Ocak olarak kabul edip Noel Kutlamalarına alternatif aramakla, Kutlu Doğum Haftaları kutlamakla, yeni ibadetler/ritüeller icat etmek vs. gibi şeyler ne yazık ki geri kalmışlığımıza ve komplekslerimize çözüm olmuyor/olamıyor maalesef. Peygamber döneminde gücün, kalkınmışlığın, sanayi ve teknolojinin merkezi kabul edilen Bizans ve Roma’nın (İstanbul) hedef gösterilmesi boşuna değildi. Şayet bugün peygamber sağ olsaydı, eminiz ki yine teknoloji ve Sanayi merkezlerini hedef gösterir, “Düşmanın silahıyla silahlanın” tavsiyemi doğru anlayın! derdi. Oysa bizim uğraştığımız konulara bakar mısınız. İbadet ve taatlerimize bile siyasi zırh giydirerek çıkarlarımıza uygun hale getirmeye çalışıyoruz. Böyle davranmakla hangi sorunumuz çözüme kavuştu acaba? Bilakis bu tür davranışlarımız Bizans Papazlarının yaptığı tartışmayı hatırlatıyor bizlere. O günün şartlarında teknolojinin zirvesi yaşanırken, melekler dişi mi, erkek mi? tartışmalarını yapanları bugün adeta biz taklit ediyor gibiyiz. Bu hal üzere kalmaya devam edersek şayet yerimizde saymaya da devam ederiz.

İşin ibadet tarafına gelince, maksadımız; Hayırlı hizmet yapanları, güzel ameller işleyenleri soğutma değildir elbette. Hakkında kesin bir hüküm olmayan bir şey hakkında “Mutlak iyi” veya “Mutlak kötü” olduğunu söylemenin pek de doğru olmayacağını düşünüyoruz. Her Müslümanın şüpheli şeylerde kalbine danışarak alacağı kararların daha doğru olacağına inanıyoruz. Ancak, Kur’an’da açıkça belirtilen emirler olmadıkları halde, sonradan dine girmiş her türlü ibadet/ritüel ve benzeri şeylerin insanlık yararına ve toplumun menfaatlerine uygun oldukları sürece yapılmalarında bir sakıncanın olmadığını, ancak yapılanları dinin bir rüknü görüp inanç boyutuna taşınmalarında son derece sakıncaların olduğu/olacağı da hassaten bilinmelidir.

Kaynakça:30 Ekim 2020 Saat: 23:00’deki Wikipedia sayfasından ve TDV İslam Ansiklopedisi ilgili maddelerinden yararlanılmıştır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
E-TİCARETTE REKOR AYI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
PANDEMİ ÇOCUKLARIN GELECEĞİNİ ETKİLİYOR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DAĞLIK KARABAĞ DA KURTARILABİLECEK Mİ?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
BESLENME YETERLİLİĞİ, GIDA GÜVENLİĞİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ÇOCUK YAŞTA VE ERKEN EVLİLİKLER TOPLUMSAL BİR SORUN
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
CUMHURİYET KADINLARI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
ESKİ NORMAL
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
YENİ YENİ VİRÜSLER Mİ?
Esra SARI
Esra SARI
2021 YILI GEL ARTIK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
HEDEF: "KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ"
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BALIKÇILIK
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
HAKKINIZI ARAYIN!
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TOPLUMSAL SORUN: UYUŞTURUCU
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SALGINDA KENDİNİZİ GELİŞTİRİN VE MUTLU OLUN
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
TURİZMDE KAYIPLAR BÜYÜK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
ABD İSTİHBARATI’NIN TÜRKİYE YAPILANMASI VE FAALİYETLERİ-I
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
MODERN İNSANIN FITRAT DAİRESİ DIŞINA ÇIKMASI HALLERİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN-DİN İLİŞKİSİ VIII (KANDİL GECELERİNE DAİR)
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva