ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
İşsizlik arttı
İşsizlik arttı
'İşgal kuvvetleri Mescidi Aksa'yı yıkmak istiyor'
'İşgal kuvvetleri Mescidi Aksa'yı yıkmak istiyor'
Dünya'da Kovid-19 vaka sayısı 20 milyonu aştı
Dünya'da Kovid-19 vaka sayısı 20 milyonu aştı
Arap ülkelerinde Kovid-19 vakaları arttı
Arap ülkelerinde Kovid-19 vakaları arttı

Mustafa YILDIZ

İNSAN DİN İLİŞKİSİ II
30 Temmuz 2020 Perşembe

Hatırlanacağı üzere geçen yazımızda “Din”in çeşitli tarif ve tanımlarını yapmış, “Dinin insan hayatında işgal ettiği yeri ve önemi” gibi hususlarda kısaca ve özet babından imkanlar ölçüsünde sathi bilgiler vermeye çalışmıştık.

Bu yazımızda da; Dinin sosyal hayattaki fonksiyonu, yaptırım gücü ve birey üzerinde bıraktığı etkileri hakkında kısaca temas etmeye çalışacağız. Birde, bazılarının iddia ettiği gibi acaba dinlerin önerdikleri kuralların hepsi gerçekten “Dogmatik” yani tartışmasız kabul gören kurallar mıdır? Yoksa herşeyde olduğu gibi, din adına konuşulanların ve söylenenlerin tabi tutuldukları bir kriterleri yok mudur? gibi kafalarda şüphe bırakan sorulara da cevaplar bulmaya çalışacağız.

Gerek semavi olsun ve gerekse beşer ürünü olsun, yeryüzü ölçeğinde müntesipleri olan yüzlerce dinin olduğunu dile getirmiştik. Bunlardan en fazla mesubu bulunan, tanınan ve yaygın rastlanan dinler arasında; Batıda fazlaca mensubu bulunan “Hristiyanlık”, Ortadoğuda yoğunluklu olarak mensubu bulunan “İslamiyet”, İsrail’de ve siyonistlerin yoğun yaşadığı bölgelerde mensubu bulunan “Yahudilik” ile doğu dünyasında yaygın olan “Hinduizm” ile “Şintoizm” dinleridir. Bunların dışında, Afrika Kıtasında kabileler arasında yaşanan, kendine has ritüelleri olan fazlada yaygın olmayan dinler, keza Hindistan’da farklı ritüellere sahip çeşitli dinlerin de var olduğu da bilinmektedir. Ayrıca, henüz keşif edilmemiş dünyanın çeşitli bölgelerinde kendilerine has ibadet şekilleri olan, çok çeşitli dinlerin bilinmemekle beraber var oldukları tahmin edilmektedir. Bunların hepsine yazımızda yer vermek, ya da söz konusu etmek takdir edersiniz ki hacim olarak mümkün olmadığı gibi, bizim de çapımızı aşar.

Ama çok kısa olarak gerek yakın ilişkilerimiz dolayısıyla ve gerekse ticari bağlantılarımız nedeniyle en fazla hemhal olduğumuz, ismi en fazla duyulan, ülkemizde de konuşulan “Hristiyanlık”, “Yahudilik” ve mensubu olduğumuz “İslamiyet” dini hakkında yüzeysel olarak konuyu fazla teknik boyuta taşımadan, “Genel Kültür” düzeyinde içerikleri hakkında bazı bilgiler vermeye gayret edeceğiz. Hristiyanlık ve Yahudilikle başlayalım….

Hristiyanlık; Herkesin anlayacağı tabirle malum olduğu üzere bilinen tarih itibariyle, 2020 yıl önce doğan Hz.İsa (a.s) peygamberin getirdiği ilahi emirlere inandıklarını, takipçisi olduklarını iddia edenlerin mensubu oldukları dinin adıdır diye bilinmesi kanaatimce kafi ve yeterlidir.Kabaca gelişimine değinirsek şayet, son peygamber gelmeden önce o günkü toplumda okuyanı ve yazanı daha çok olan yahudi ve hristiyanlar idi. Bilgi sahibi olduklarından ahir zamanda bir peygamberin geleceğini okudukları kutsal kitaplarından biliyorlardı. Zira tevrat ve incilde son peygamberin geleceği haber veriliyordu. Hatta aralarında son peygamberin gelişinin yakın olduğuna ve bazı emareleri hakkında bilgi sahibi olan din bilginleri bile mevcut idi.

Ancak, her iki din mensuplarının beklentileri, gelecek son peygamberin mutlaka kendilerinden olacağı şeklindeydi. Her iki dinin mesupları, “Okuyan ve bilen biz olduğumuza göre gelecek peygamberin de bizim içimizden çıkması ve bize gelmesi gerekir”, diye çok büyük bir inanç ve beklenti içindeydiler.Ancak kendilerince, hem ümmi (Anasından doğmuş gibi) hem de bu yetmezmiş gibi o günkü toplumda hor ve hakir görülen bir yetime bu görevin verildiği duyulunca, tabii olarak olayı hem kabul etmediler/edemediler, hem de kibre kapılıp gururlarına yediremeyip inanmak istemediler.

Bu hazımsızlıkları yüzünden gelen ilahi emirlere inanmayıp yüz çevirdiler. Bu halleri onları marjinalleştirdi. Gelen vahiylere kulak tıkayıp inanmamakta direnmeye ısrarla devam ettiler.Bu da yetmedi, gelen vahiylere cevap yetiştirmek adına kendi yorumlarını da ilave ederek, eldeki bilinen mevcut yahudilik ve hristiyanlık söylemlerini bile sulandırıp söylenmiş orijinal dini söylemleri kişisel görüşlerini de katarak yozlaştırdılar. Adeta ilahi olmakdan ziyade, haham ve papazların bireysel yorumları şekline dönüştü dini söylemleri.

Oysa İslamiyet gelmeden önce üç dinin mensupları da bir arada kardeşçe yaşarlarken, son peygamberin gelişiyle safların arası iyice açılarak kopmalar başladı. Artık bilgi alışverişinden ziyade peygamberler arasında “Üstünlük” yarışı başlatıldı. Birbirlerini yanlışta olmakla suçlamaya başladılar. Son peygamber Hz.Muhammed’in (a.s) vefatından sonra da bu tartışmalara müslümanlar da katılarak araya yalan ve yanlış bilgileride katılarak herkes kendi peygamberini ve dinini abartarak övmeye başladı. Şöyle ki,

Yahudiler, Tevrat’ta Allah’ın yahudileri “Üstün ırk” olarak yarattığına dair ayetlerin olduğunu, “Ortadoğunun bir bölümünün kendilerine vaat edilmiş topraklar” olduğunu iddia ederek, kendileri dışındaki bütün din mensuplarından uzaklaşarak bireysel ilişkilerini kestiler ve içe kapandılar. Hatta annesi yahudi olmayanları dahi yahudi olarak kabul etmeyerek, bu günkü marjinal hale gelmelerine (Siyonizmi benimseyerek) sebep olan iddialarını dillendirmeye başladılar. Ve halen de bu iddialarını devletin resmi politikası olarak sürdürmektedirler. Bilindiği gibi zaman zaman İsrail dışında yaşayan yahudilerin bile İsrail’in politikalarını protesto ettiklerini görüyoruz. Hepsi için “Bunlar böyledir demek” doğru olmayabilir ama yahudiliğin siyasallaştığını söyleyebiliriz. Zira siyonist inanca mensup bütün yahudilerin bugün en büyük hayalleri Armagedon’un (Büyük İsrailin kurulması) gerçekleşmesidir.Hristiyanlara gelince;

Hristiyanlarda, peygamberlerini farklı bir şekilde sahiplenip kollayarak işi daha ileri boyutlara taşıdılar. Hz.İsa (a.s)’nın ateşe atılmasını, bütün insanların günahlarına kefaret olarak yorumladılar. Hz.Meryem’in babasız hamile oluşunu ve Hz.İsa’nın doğuşunu yorumlarken de, Hz.İsa’yı kimsenin erişmediği/erişemeyeceği makam olan Allah’ın oğlu olduğuna kadar çıkardılar.Bugünkü teslis inancının yerleşmesine neden oldular.(Baba, Oğul, Ruhul Kudus) Yapılan yorumlarda o kadar ileri boyutlara vardılar ki, mesela, Pavlos her ögrencisine bir incil yazmayı önerirken, 300’ü aşkın ögrencisi tarafından bir anda çokça İnciller yazıldı. M.S. 2.yüzyılda da yazanların ismiyle anılan (Markos, Yuhanna, Matta, Luka) incilleri yazıldı. İçerik olarak bazısı Aziz Petrus’un, bazısı da Pavlos’un etkisinde kalınarak yazıldı bu inciller. Çokça yazılan ve kendi aralarında da çelişkileri olan inciller arasından kiliseler birliği bu 4 (Dört) incilin kullanılmasına izin verdi.Takdir edersiniz ki, bu kadar sayıdaki insan tarafından harmanlanarak yazılan bir dinin ne kadarı ilahi din olarak kendini muhafaza edebilir ki?

İnsan ürünü oldukları okununca hemen anlaşılan eldeki mevcut bu inciller, muhteva olarak, yaptırımı olmayan, iyilik ve yardımlaşmayı öne çıkaran hasletleri ile din olmadan ziyade “Kültürel” bir boyuta dönüşmüş kitaplar gibidirler. Herhangi bir işlevi olmayan adeta bir Sivil Toplum Örgütü görünümünde olan Kilise’nin de dini ne kadar temsil ettiği/edebildiği de tartışma konusudur. İslam dinine gelince; Devam edecek.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Esra SARI
Esra SARI
TÜRKİYE’DE ÇOCUK YETİŞTİREMEME SORUNSALI
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
ALTIN UÇUŞTA
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
TURİZMİN LEZZETLİ HALİ
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
VAROLUŞ VE BENLİK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
ERZURUM KONGRESİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HER ŞEYİMİZ DAHA BÜYÜK OLSUN..
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
YENİ MEDYA
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ III
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TURİZMDE SON DURUM
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ÜÇ SORU ÜÇ CEVAP
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
HİBRİT SAVAŞ VE TÜRKİYE
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
YAŞAMAK BAYRAMDIR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GENÇLER UMUDU NEDEN YURT DIŞINDA ARIYOR?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
VARLIK VE VAROLUŞ KARŞISINDA DOĞRU DÜŞÜNEMEME SORUNLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
“BÜYÜK EKONOMİ”
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
MISIR SİLAHLI KUVVETLERİ: ESNAFAT-I ASKERİYE
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva