ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Kır düğünü işletmelerinde yoğunluk
Kır düğünü işletmelerinde yoğunluk
Kan bağışçılarına özel araçla ulaşım
Kan bağışçılarına özel araçla ulaşım
Sokakları 'sanatıyla' renklendiriyor
Sokakları 'sanatıyla' renklendiriyor
Kuş cenneti yavru flamingolarla şenlendi
Kuş cenneti yavru flamingolarla şenlendi
Dünyada 13 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
Dünyada 13 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Ömer AĞAÇLI

İKİ DÜNYA GÖRÜŞÜ VE İNSANIN TRAJİK DURUMU
6 Nisan 2020 Pazartesi

İnsanın hayat serüveni kültür bağlamında, dünya görüşü denilen algılama ve buna göre yaşama çerçevesine dayalı olarak gerçekleşir. “Dünya Görüşü”, insanın maddi, manevi, varlık ve varoluş telakkisidir. Biraz daha açarsak; dünya görüşü, insanda varlığın zihinde yansıyan imajıdır. İnsanın bulunduğu konumdan, durumdan gerçekliği algıladıkları, telakkileridir.

Her insan ve toplum sonuçta sahip olduğu dünya  görüşüne göre yaşar. Bilgi denilen şey de varolanların zihinde temsil ettiği, zihin tasaavvurlarıdır. Yaşam denilen gerçeklik, insan zihninde ortaya çıkanlardan ibarettir.

Zihniyet, insanın varolanlar karşısındaki anlayış tarzı, bu anlayışa göre varlık karşısındaki vaziyet alış halidir. Şu bir gerçektir ki düşünme biçimini sağlayan zihniyettir. Zihniyet bir tür paradigmadır. Paradigma farkında bile olmadığımız manevi gözlüklerimizdir. Her insanın mutlaka bir manevi gözlüğü vardır. Eşyaya o gözlükle bakar. Paradigmalar, kültürü de oluşturan şeydir. Kültür, insanın varolanlar hakkındaki edindiği bilgilerin tezahürüdür. Paradigmalar, hayatı, varoluşu anlamlandırmak için bir araçtır. Ve insan hayatında çok önemli bir işleve sahiptir.

Makalenin asıl konusu iki dünya görüşüdür. Bu iki dünya görüşü aslında iki paradigmadır. Paradigmalar, zihni oluşuklardır. İnsan zihni bütünlük içindedir. Sağlıklı bir zihinde inanma, bilme, sorgulama, şüphe etme aktları bulunur. Zihin aktlarından bir eksik olursa zihinde bütünlük sağlanamaz, zihinsel parçalanma ortaya çıkar. Parçalı bir zihinsel ortamda insan da dengeyi sağlayamaz.

Varlık arkedir. Varolanlar ise herşeyin genel adıdır. Varolanları ortaya çıkartan mutlak varlık olan Allah’tır. Varlık varolan herşeyin özüdür. Varolanlar, maddi, manevi, zihinsel ve duygusal ruhsal olanlardır. İnsan hayatında en önemli sorun kaynağı, varlık ve varoluşu doğru kavramasıdır. Varlık ve varoluşun mahiyeti doğru kavramadan insan zihinsel bütünlüğe ulaşamaz. İnsan doğası bunu zorunlu kılar. Bu bağlamda bilme, sevme ve inanma aktları birlikte olmak zorundadır. Bu aktların biriyle hayat yürümez, eksik kalır, zihinsel bütünlük bozulur.

Gelelim insanlık tarihine... İnsanlığın tarihsel yürüyüşünde, bu tarihi yürüyüşü başlatan vahiydir. Yani Allah’ın insanlığa desteği, inayetidir. İlk İnsanın peygamber olması bunun delilidir. Çünkü hareketi, oluşu sağlayan, hayatı sağlayan Allah’ın nurudur. Allah’ın nuru beşeriyete inmeseydi insanlık adım atamazdı. Nur ise bilen bir şeydir. 

Bu nedenle nurun diğer ismi akıldır. Bu akılla peygamberler vasıtasıyla beşeriyete hayat ve ilim gelmiş, ruhsal oluşumlara neden olmuştur. Her Peygamber insanlığa ruhsal bir destektir. Allah’ın insanlarla ilşikisi peygamberler vasıtasıyla olmuştur. İnsanlığın tarihsel yürüyüşü ; ruhtan bedene, manadan maddeye, akıldan beş duyulara doğru olduğunu söyleyebiliriz. Bu yürüyüşte iki tip insan ortaya çıkarmıştır. Ruh ve mananın öncelik kazandığı; beden ve maddenin öncelik kazandığı iki tip insan...Kısaca ruh merkezli insan ve madde merkezli insan..

Beşeri hayat, kültür ve medeniyetle gerçekleşir. Kültür ve medeniyeti üreten elbette insandır. Kültür ve medeniyet, varlık ve varoluş karşısındaki algı ve pratiklerle insanın tavırları ortaya çıkartır. Hakikatin üç konusu vardır. Tanrı, insan ve evren (varoluş) . Tanrı konusunda bize vahiy kaynaklı din bildirir. Evren ve insana ilişkin bilgiler de bilimin, sanatın, felsefenin konularıdır. Kültür din, bilim, felsefe ve sanatın bileşkesidir. Bu bileşkede hangi bilgi türü ağırlıklı ise kültür onun rengine bürünür. Toplumlar arasındaki kültür farklılığı bu yüzdendir. 

Medeniyette kültür gibi aynı kanunlara tabidir. Medeniyeti tanımlayacak olursak Sayın Yasin Ceylan’ın tanımını alırsak; Sayın Ceylan “Kendine mensup insanlara kuşatıcı, her yönüyle bir yaşam için gerekli zihinsel değerler ve bedensel pratikler sunan, onların hayata belli bir perspektiften bakmalarını ve anlam vermelerini sağlayan bir varoluş biçimidir.’’ 

“Şu kadar ki kültür ve medeniyet, beşeriyetin varoluş biçimidir, yaşam modelidir, yaşam biçimidir. Burada şunu da söyleyelim, insan zaman ve mekan tabidir. İnsanın hem kendisi hem de düşündükleri, ilgilendikleri şeyler hep zaman, mekan kapsamındadır.’’ Tarihin bize gösterdiği gerçek şudur: İnsan zihni, kültürel evrimle her zaman ve mekanda belli konularla ilgilenmiştir. Bütün bu sözlerden sonra asıl konumuz, iki dünya görüşü ve bunların çatışması ve bu çatışmalarda yaşanan gerginlikler ve insanlara bu gerginlilerin yansıması konusudur...

İnsanlık tarihinde en radikal, köklü kırılma dönemi 16. Yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan Rönesans, Reform ve Aydınlanma dönemi diye tesmiye edilen modern dönemdir. Yani batı modernite dönemi..

Batı Modernitesi konusu şimdiye kadar çeşitli disiplinlerde ele alınmış ve kritik edilmiştir. Ben de kendi anladığıma göre bu konuyu şöyle değerlendirmek istiyorum. Bir kere aydınlanma çağı tarihsel bir süreçtir. Geçmişten aldığı dayanakları eleştirmiş, karşı çıktığı  ilkeler üzerine bina edilen bir bakış açısı, varlık ve varoluş anlayışı, dünya görüşüdür. Kısaca modernite batı düşünce sisteminin bir ürünüdür.

Modernite orta çağa hakim olan yerleşik bilgi yapısı olan kilise öğretilerine karşı bir tavırdır. İnsanın yüzünün Tanrı’dan, onun yaratıığı tabiata dönüştür. Bu dönüşe katkı sağlayanların başında Descartes’tir. Descartes, evreni ve evrendeki madde boyutunun bilinebileceğini, mekanik bilimin ancak bu yönü izah edebileceğini söyleyerek kartezyan felsefeyi kurmuştur. Kartezyen felsefe, insan, madde ilişkisine dayanır ki sonuçta varlıkta ontolojik bir parçalanmayı getirmiştir. 

Modernitenin temeli modern bilim anlayışına dayanır ki, duyu organlarımızla algılayamadığımız ve teste tabi tutamadığımız her türlü bilgi bilinemeyen bilgidir. Bilinemeyen bilgi de hiç bir işe yaramayan bilgidir.

Bilgi yapılarında gerçekleştirilen gelişmeler batıda insana yeni bir zihniyet yapısı kazandırmıştır. Bu zihniyet yapısı, bilgiye yaklaşımı da dönüştürmüş, felsefe, din metafizik olarak değerlendirilerek onlara kapılar kapatılmıştır. Batı, kilise öğretilerini reddederek dinin özünde bulunan değişmez değerleri de reddederek, hakikati, varlığı, beş duyu ile algılanabilenlere indirgemiştir. Gerçekliği sadece görünenlerden ibaret saymıştır.

 Modernizm, varlığı insan aklı ile sınırlamış, tekelleştirmiştir. Modernizm üst bilgi formlarını reddetmiştir. Modern batı düşüncesi bilgi aracı olan hem vahyi hem de ilhamı reddetmiştir. Yani modern insan göksel olana başkaldırmıştır. Modern insan aşkınlığın tüm ilkelerini reddederek kendine kendi imgesine göre bir bir dünya kurmuştur.

İnsan merkezli dünya görüşü olarak kabul edilen modernizm konusunda Değerli İlahiyatçı Saban Ali Düzgün’ün sözlerini aktarmadan geçmek istemiyorum. Sayın Düzgün “ Modernizm din ve metafizik içinde kendini ifade eden aklın, bilim, ahlak, sanat ve politika gibi daha çoğaltılabilecek alanlarda bağımsız davranmaya başlamasını ifade eder. Bu durum da aydınlanmayla başlar. Bunun temelinde bir yandan eşyanın algılanmasına Tanrıyı aracı kılıp, Tanrı’yı gaye varlık olmaktan çıkartıp, bunun yerine eşyayı yerleştiren Descartes’i, diğer taraftan da metafiziği bilginin konusu olmaktan çıkartıp, bilginin yeğane alanını dış varlık alanı olarak tesbit eden İmmanuel Kant’ı görmek mümkündür.” diyor.

Sayın Düzgün diyor ki: “İnsan eşyayı ve kozmoso keşfettikçe kendini kaybetti. Dış dünyayı keşfettikçe bozgına uğradı.”

TANRI MERKEZLİ DÜNYA GÖRÜŞÜ: “ Tanrı Merkezli Dünya Görüşü”ne gelince, karşımıza din çıkar.. Allah’ın mesajı, peygamberler vasıtasıyla, birbirini tamamlayarak insanlığa inmiştir. Ve bu mesaj, Son Peygamber Hz. Muhammed  ile tamamlanmıştır. Allah’ın mesajı, tanrı merkezli dünya görüşüne de kaynaklık etmektedir. Nedir Allah’ın mesajı?...

Allah’ın mesajı, yaratılış amacı ve gayesi bağlamında ortaya çıkanlardan ibarettir. Yaratılış amacı ve gayesi, hakk’ın bizzat bilinmesidir. Hakk’ın bilinmesi O’na kulluk ve ibadet edilmesiyle gerçekleştirilecek ilahi varoluş ve tecrübelerdir. Her Peygamberin vahyinin özü, Allah’ın birliği ve ondan başka değer verilecek, tapılacak ilah olmadığıdır ki, bunun adı tevhiddir. Tevhid öyle bir anlam zenginliğine sahip ilahi formüldür ki Allah’tan başka her şeyi izafi hale getirmektedir. Yaratılmış olan her şey insana hizmet için yaratılmıştır. İnsan kendisi için yaratılanları araç olarak kabul etmeli ve sadece Allah’a kulluk etmelidir. Bu bağlamda insan, dünya hayatında kendi fıtratına göre yaşamak ve tercihler yapmakta serbest bırakılmıştır. Kur’an’daki ahlak hükümleri fıtrat sınırlarıdır. 

Bu sınırların dışı günah alanıdır. Dünya hayatı ve onun düzeni sadece insanın iman hayatı yaşayabilmesi için zorunlu ve aynı zamanda araçlardan ibarettir. Dünya hayatının kurulması için din ilkeler va’z eder ve bunu insana bırakır. İnsan zamana ve mekana göre dünya işlerini kendi kuracak ve yaşayacaktır. Siyasi, ekonomik ve kültürel sistemleri insan kendi üretecektir.

Her iki dünya görüşünün genel özelliklerini aklımın erdiğince açıklamaya çalıştım. Şimdi bu iki dünya görüşünün  genel değerlendirmesini yapmak istiyorum. Burada ilk önce söylenmesi gereken husus, her iki dünya görüşünün inşaa ettiği insan tipi birbirinden tamamen farklı olduğudur.

İlahi vahiy Kur’an, varolan herşeyde Allah’ın sanatı ve kudretini görebilen bir zihin inşaa ederek, nerede olursanız olun Allah’ın varlığını hissetmenizi ve onu hayatınızın her anına dahil etmenizi ister. ( Caner Taslaman)

İnsan merkezli dünya görüşünde ise ilahi olanın bilinci ve onun koyduğu değerler yoktur. Allah merkezli dünya görüşünde insan iki boyutlu, iki dünyalıdır. İnsan merkezli dünya görüşünde insan tek boyutlu, tek dünyalıdır. İki dünyalı insan tipi ile tek dünyalı insan tipinin, bakış açısı, yaşam modeli, değerler ve normları tamamen farklıdır. Değerler sistemi farklı olunca insanların düşünce ve eylemleri de farklı oluyor. 

Çünkü değerler sistemi, insanların düşünce ve eylemlerini esasa bağlar. Değerler varoluştan gelir. Yani Allah’tan gelir. İnsan kendi ahlaki değerler koyamaz. Ahlakı aklın önüne koyan vahiydir. İnsan kendi aklı ve tecrübesiyle ahlakı bulamaz. Nefsi, aklına perde olur.

Dinin koyduğu değerlerden uzaklaşmak insanı içgüdüsel, hayvani doğallıklara teslim eder. İnsan nefs ile başedemez. Yani imandan kopuk eylem, insanı hayvanlaştırır. Eğer iman olmazsa, insan masivadan yakasını kurtaramaz. Bütün biyolojik, psikolojik, sosyal şartlanmalardan, ruhunu  ve aklını kurtaramaz.

Tek boyutlu, madde insan merkezli dünya görüşünün merkezinde bilim vardır. Bilim, doğayı ve doğadaki nesneleri inceleyerek ulaştığı sonuçlarla tüm  varlığa bir anlam veremez. İnsan hayatına bir amaç tesbit edemez. Bilim, insanın doğa ile girdiği ilişkisinden elde ettiği bilgidir. Bu bilgi sadece insanı, doğa ile olan ilişkisinde yönlendirir. İnsanın diğer insanlarla olan ilişkilerinde rehber olamaz. Mutluluğun temininde rehber olamaz.( Yasin Ceylan) Bilimin, eylemlerin tek yol göstericisi olduğu savı kabul edilemez. Bilim, varoluşu, her türlü gerçeği kavramlara indirgemiştir. Yani insanı, tek boyutlu, onu kavramsal düşünce boyutuna indirmiştir. Bilim, her türlü gerçeği kavramlara indirgeyerek, eşyayı ve insanları bu kavramlara göre manipüle etmekte araç haline getirmiştir. Kavramlar aracılığı ile tabiatın efendileri ve sahipleri olma sahte bilincini üretmiştir. Mülkün sahibi Allah’tır ve onun mülkünde kimsenin söz hakkı yoktur. 

İnsan merkezli dünya görüşünde, hakikat ve bilgi yalnızca bilimin metotlarının ortaya koyduğu şeylerden ibaret sayılmıştır. Bu da bilgi alanını sınırlandırılması anlamına gelir. Realite dünyası bilimin sınırlarını aşkındır. Bu dünya görüşünde ruh, akıl ve hatta din olarak insanın hiçbir yeri yoktur. İnsan hayatının amacı, hayata anlam katan yüce boyutlar yok sayılmıştır. Aşk, sanatsal yaratış, iman yok sayılmıştır.

Bu dünya görüşünde, dünyevi ve fani olan, aciz insanın her şeyin merkezine getirilmesi, onun trajik sonunu da hazırlamıştır. Varlığın merkezine Allah’ın yerine insanın oturtulması insana şirk hallerin de yolunu açmıştır. Diğer deyişle her türlü aşkın ilkenin yok kabul edilmesi, yerine fani insanın sadece sınırlı bilgileriyle sınırlanmış aklın merkeze konulması, insanın yeryüzüne yapışıp kalmasına neden olmuştur. Oysa hakikatte bilginin yeri ve kabı insan aklı değil, üst düzeydeki ilahi akıldır. Mutlak bilgi, insanın cüzi aklına değil insan üstü bir gerçeklik düzeyine sahip, insan zihnini aydınlatan, destekleyen ilahi akla dayanır.

Kültür ve medeniyeti yaratan anahtar kavram ‘‘mana” dır. Bir uygarlığa hükmeden dünya görüşü; bilim, felsefe, sanat ve din olmak üzere dört ayak üzerine kurulabilir. Allah’a dayanmayan bir uygarlığı düşünemiyorum. Allah’sız bir kültür ve medeniyet insanlığın sonunu getirir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
'NORMAL'LEŞİRKEN
Esra SARI
Esra SARI
MUTFAKTAKİ YANGIN KONTROLDEN ÇIKTI
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
BİLGİ TÜKETİMİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SOSYALLEŞMEYE VE DIŞARIDA YEMEYE NE KADAR MERAKLIYMIŞIZ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SOSYAL DURUMLAR!
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN VAROLUŞSAL, TEOLOJİK TEMELLERİ
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
ELEKTRONİK İMZA HAKKINDA NE BİLİYORUZ?
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
BATILILAŞMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE TARİHSEL YANSIMALARI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KREDİ ÇÖZÜM MÜ?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
İNSANİ GELİŞMİŞLİK VE TÜRKİYE
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OYUN ŞİMDİ BAŞLIYOR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
LİBYA VE DOĞU AKDENİZ’DE SON DURUM
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
YÜZYILLARDIR DEĞİŞMEYEN SORUN
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZAMANIN İÇİNDEN GEÇERKEN
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SÜREKLİ HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN YORGUN DÜŞMEK
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
AVM’SİZ YAŞAYAMAYANLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SURİYE'DEKİ CİHATÇILAR İLE ESAD MİLİSLERİNİN LİBYA'YA KONUŞLANDIRILMASI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SAVUNULANI TEMSİL ÇOK ÖNEMLİ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva