ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Vestel 603 yeni işçi istihdam edecek
Vestel 603 yeni işçi istihdam edecek
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Afrin’de terör saldırısı önlendi
Afrin’de terör saldırısı önlendi
Artvin'de bir köyde yangın çıktı
Artvin'de bir köyde yangın çıktı
Meclis 'Başkan'ını seçiyor
Meclis 'Başkan'ını seçiyor

Mustafa YILDIZ

HİKMET ARAYIŞI
11 Haziran 2020 Perşembe

Yazan veya konuşan her insan duygu ve düşüncelerini ifade ederken, farkında olmadan bildiği ve inandığı gerçeklerini dile getirir.Adeta kişi düşünce bazında beklentilerinden, içinde bulunduğu ruh halinden kesitler sunar diyebiliriz.Duyguları, dünya görüşü, yetiştiği ortam ve aldığı eğitim mutlaka tahlil ve yorumlamalarına etki eder, katkı sağlar.Yani kişi, herhangi bir mevzu ile ilgli görüş serdederken aslında kendi gerçeklerini de katarak karşıya aktarmaya çalışır.

Her türlü düşünce ve görüşün oluşmasında mutlaka hakikattan, doğru ve gerçeklerden nüvelerin de bulunması elbette mümkündür.Ancak, gerçeğin tamamını, hakikatın bütününü şu görüş ifade eder denilmemelidir. Deniyorsa şayet çok iddialı ve tarafgirlik yapılmış olunur. Buna mukabil herhangi bir görüşü toptan yanlış saymak, redetmek de doğru bir davranış değildir. Zaten insanın beyni bilginin tamamını istesede depolamasına hacmi yetmez. Bilindiği gibi, insan ihtisas yaptığı kendi branşında bile mevzunun tamamına vakıf olması imkan dahilinde değildir. Yani insan istesede ilmen mükemmel olmaz/olamaz da. Bu nedenle insanın ortaya koyacağı/koyduğu bireysel görüş ve düşüncelerin de hatasız ve kusursuz olması düşünülmemelidir. İnsanda eksiklerin olması normal olandır ve insan olduğunun ispatıdır. Zira, kemal (noksansız) sıfatı, mükemmellik yalnız yaratıcı olan Allah’a aittir.

İnsanın mükemmel olma ideali ve arzularına ulaşma isteği hedefini gerçekleştirmek için, gayesi ve görevi “Hikmet”i aramak olmalıdır.Hikmet’in çok çeşitli tanımları yapılmıştır. En yaygın tanımlar; “İçinde bilmediğimiz şeyleri barındıran”, “Allah’ın bizce anlaşılmayan muradı”, “Bilgelik” ve “Mutlak doğrular” vs. gibi ittifak sağlanamayan tanımları yapılmıştır. Biz burda “Mutlak doğrular” tanımını ele alacagız.

Bilimin de görevi; gerçeği ve doğruyu bularak gün yüzüne çıkarmak ve insanlığın yararına sunmaktır. Bu yönüyle sanki hikmet ile bilim biribirinin aynı gibi anlaşılabilir. Hikmetin de gayesi doğru ve gerçeği keşfetme, hakikatı bilme ve bulma gibi işlev içeriyor olması hususunda benzerlik gösterse de, bilimsel doğrularla hikmetin değindiği doğrular arasında nüans farkı vardır. Mesela, top oynama kastıyla sokaktaki bir engele ayakla vurarak kenara itilen bir cisim ile aynı cismi birine zarar verebilir niyetiyle alıp kenara koyma arasındaki görünmeyen, ancak dağlar kadar farkın olması gibi.

Bilimsel doğrular ve gerçekler, anın imkanlarıyla labaratuvar ortamlarında ortaya çıkarlar. İmkanlar elverdikçe, daha ileri boyutlarda araştırmalar yapıldıkça, daha önceden kabül görmüş bilimsel verilerin, ya biraz daha hacimleri genişletilir veya yeni tanımlamalar ve tarifler ile daraltılarak yeniden yürürlüğe girebilirler. Mesela, Japonya’nın Hiroşima kentine atom bombası atılmadan önce “Maddenin en küçük parçası atomdur. Parçalanamaz, bölünemez.” diye teoriler tercih edilirken, Atom bombası fiilen kullanılınca, Atomun da parçalanabileceği ve içinde başka maddelerin olduğu ortaya çıktı.

Keza, 1976 yılında dünyada ilk defa yapılan açık kalp ameliyatı öncesi tıp camiasında “Kalp durunca, hayatta durur.” teorisi savunuluyordu. Ama ameliyattan sonra “Ölüm” olayı daha ileri boyutlarda değerlendirilmeye başlandı.Tez’in karşıtı olan Anti tez kavramları Hipotezler ile desteklenerek bir eksiklik giderilirken, siyah-beyaz savunmaları “Gri” tonlamayla hacmi daha da genişletildi. Kaynar suda mikropların öleceği iddiası yerini, eksi derecelerde yani “Don” olayının gerçekleştiği ortamlarda daha çok mikrobun ölebileceği kabül görmeye başladı. Bu ve bunlara benzer birçok örnekleri verebileceğimiz bilimsel doğru ve gerçeklerin zamanla nasıl değişebilme ihtimallerinin olabileceğini gösterir.

Ancak, “Hikmet” dediğmiz şeyler ise; “Dün doğruydular, bugün de doğru ve gerçek olarak kabül ediliyorlar, yarında doğru ve gerçek olan/olacak şeylerdir.” Mesela, “Sakın annene ve babana öf bile deme”, “Yalan söyleme”, “Komşuna, akrabana, fakire, yolda kalmışa ihsanda bulun”, “Kimseye haksızlık etme”, “Kimsenin arkasında konuşma”, “Kimseye kötü söz söyleme” vs. örneklerden de anlaşılacağı gibi bu tutum ve davranışlar dün de doğru idiler bu günde doğrudurlar ve yarında doğru olarak kabül edilecekler. Kısacası, bir yönüyle hikmeti, her halükarda ve her ortamda kabül edilen “Değişmez doğrular” diye de tarif edebiliriz.

Bilimsel doğrular aksi ispatlanmayıncaya kadar doğru olarak kabül görürken, hikmetler ise her zaman doğru, her yerde geçerli ve herkesin yararına olduğundan, daima gerçeğimiz olarak her zaman tazeliğini korurlar. Bilim, eşyanın ve olayların görünen tarafını inceleyerek karar verirken, hikmet ise, olgulara ruh boyutunu da katarak kararlar verir. Bilimsel doğrular bir yönüyle yüzeysel kalırken, hikmetin doğruları daha derinlemesine boyutlar taşır.

Bir bakıma hikmete, “Allah’ın insan tarafından henüz bilmediği fayda ve yararların saklı olduğu tabiat ayetleridir” de diyebiliriz.Bu hakikatlar insanlığın ortak malı sayıldığından, “Hikmet mü’minin yitiğidir, bulduğu yerde alsın.” denilmeside bundan dolayı olsa gerek.

Yanılmamak, ileriki zamanlarda kararlarımızda eksik kalmaması ve sürekli yanılmaların yaşanmaması adına “Hikmet”i aramalı ve değişmez gerçeği bulmaya çalışılmalıdır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSAN HAYATININ UCUZ OLDUĞU YERDE TEK BİR SUÇLU YOKTUR
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
BİLİM İNSANININ NAMUSU
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
OKULLARIN AÇILMASI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
OKEYE DÖRDÜNCÜ!..
Esra SARI
Esra SARI
ANKARA’DAKİ VAKA SAYISI ARTTI
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
SEFER TASINA TEKRAR MERHABA
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
NATO, FRANSA, TÜRKİYE VE LİBYA
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
GÜNEŞ PANELİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
GÖBEKLİTEPE VE NİCELERİ
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
İNEK ŞABAN
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
BİR VAROLUŞ SORUNU OLARAK “HOŞGÖRÜ”
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
TURİZM SEKTÖRÜNÜN EN ZOR YILI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ONLİNE HAYAT
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
TOPARLANMANIN V HALİ
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
CUMHURİYET, DEMOKRASİ VE SİYASİ PARTİLER-1
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
EMPERYALİZMİN TÜRK KORKUSU
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
MUTLULUK İLE İLGİLİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
HİKMET ARAYIŞI
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva