ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Sağlık bütçesinin dörtte biri diyabete harcanıyor
Sağlık bütçesinin dörtte biri diyabete harcanıyor
Çeşme Marina’nın yeni misafiri Akdeniz foku
Çeşme Marina’nın yeni misafiri Akdeniz foku
Almanya'dan gelip köye yerleşti
Almanya'dan gelip köye yerleşti
Oğlu vefat edince hayatını 'özel' çocuklara adadı
Oğlu vefat edince hayatını 'özel' çocuklara adadı
Yenimahalle Belediyesi dış denetime hazır
Yenimahalle Belediyesi dış denetime hazır

R Bülend KIRMACI

GÜÇLÜ DEVLET VE GÜÇLÜ EKONOMİ
23 Ekim 2019 Çarşamba

Barış Pınarı Harekatı yürürken az sayıdaki dostumuzu ama büyük düşmanlarımızı bir kez daha tanıdık. Ekonomimizi mahvedeceklermiş. Nasıl yapacaklar? Herhalde, dövizle oynayıp, borçlarımız vesilesiyle baskı yapıp, uluslararası alanda bankalarımızın saygınlığını azaltmaya çalışıp, “Türkiye’ye yatırım yapılmaz, hatta turistik ziyaret açısından bile güvenli olmayan bir yerdir” algısını yayarak… Doğaldır, düşmanlık yapmak isteyen her şeyi düşünebilir… Önemli olan onun düşmanlığını deyim yerindeyse “elinde patlatmak” ve ‘at oynatabileceği’ alan bırakmamaktır. Bu nasıl olacak? Güç’le! Nasıl bir güçle? Hem fiziki (ordu), hem iktisadi, hem de bilgi ve sanatsal (yumuşak) güçle… Güçlü devlet, tüm oyunları bozar; kendisi oyun kurucu olarak sahaya çıkar.

Devletin güçlenmesi

Şimdi bir anlamda sahadayız. Sınırlarımızın yamacında bir “terör devleti” kurulmaması için meşru olarak vatan savunmasındayız. Dahası, Türkiye, nice tehditlere pabuç bırakmaksızın, yalnız kendi toprak bütünlüğü için değil, komşusu Suriye’nin de toprak bütünlüğüne saygı temelinde hareket etmektedir. Bu hareketin, harekatın başarıya ulaşması elbette Devletimizin gücüne bağlıdır. “Devletin gücü” ise (bir yerde) ekonominin gücüyle ilintilidir. Ekonominin güçlü olması; sanayinin, katma değer üretiminin, teknolojinin ve tüm bunlar kadar halk kesimlerinin ekonomik açıdan güçlü olması demektir. O nedenle ekonomiyi hiçbir zaman ihmal etmeden yürümek zorundayız. Milli birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuzun ve söz konusu harekatın tam olarak başarısının her şeyden öncelikli olduğu gerçeği bir yana, yapıcı eleştirilerimizi ve çözüm yollarını paylaşmak da görevimizdir.

Üretken yatırımlar

Ancak ekonomide işler henüz istediğimiz gibi gitmemektedir. Yıllardır yeterince üretken yatırımlar; fabrikalar, atölyeler, işlikler açılmamış, yeni üretim tesisleri kurulmamıştır. Buna karşılık, köprü, otoyol, tüp geçit yatırımları yapılmıştır, bunlar da önemlidir, ancak ekonomi sanayi olarak okunursa; bu alanda eksiklerimiz çoktur. Dahası, TELEKOM; TEKEL ve TÜPRAŞ başta, şeker fabrikaları en son örnek olduğu gibi, birçok kamu kuruluşu elden çıkarılmıştır. Bunun sonucu daha az etkili sanayi, giderek artan işsizlik ve büyüyen dış borçtur. Bu tablo devletin de halkın da güçlenmesine engeldir. Çünkü güçlü devlet demek, geliriyle, geçimiyle, güçlü halk kesimleri demektir. Üstelik tasarruf oranı ve kıvamında da yeterince özen gösterildiği söylenemez. Savurganlık kertesinde kamuya yapılan satın-alımlar, arabaydı, uçaktı derken, bütçedeki kara delikler büyümektedir. Hayat pahalılığı el yakan, aile bütçelerini tarumar eden düzeydedir.

Değirmenin iki taşı

Temel mal ve hizmetlere yapılan zamlar (“fiyat düzenlemeleri”) hayat standardını geriletmektedir. Vatandaş, üstte kamunun altta harç, vergi yoluyla belediyelerin, mal ve hizmetlere yönelik fiyat artışları karşısında, bir benzetmeyle, değirmenin iki taşı arasında bir darı tanesi gibi ezilmektedir. Bu duruma son vermenin tek yolu üretim ekonomisine yönelmek, kamu yatırımlarını artırmak, özellikle tarım ve enerji alanlarında milli politikalar izlemektir. Bu temel tespitler hayatın bir dayatmasıdır, siyaseti bile aşan, açık ve yalın gerekler ve gerçeklerdir. Öyle olursa bütçemiz denkleşir, çarşılar şenlenir, hayat güzelleşir ve devlet de yurttaş da giderek daha da güçlenir.

Peki durum nasıldır?

Dolar ve Euro karşısında Türk Lirası’nın yeterince dengeli seyir izleyemediği ve Türkiye’nin risk katsayısının (CDS) hızla yükseldiği kaydedilmektedir. Kamu borçlanma ihtiyacının tırmanmasıyla, Hazine’nin büyüyen açıklarıyla; gerçek büyümeye ayrılabilecek kaynakların azaldığı bilinmektedir. Dövizin artışı domino etkisiyle tarımda, enerjide daha pahalı girdi demektir; daha pahalı girdinin, işletmelerin ve vatandaşın gelirlerinde azalma demek olacağı ise aşikardır; acı bir gerçektir. Bir yansıtmaya göre; bu Ağustos ayında imalat sanayinde görülen düşüşün, önümüzdeki son çeyrekte de gözlemleneceği ifade edilmektedir. Gerçekten sanayi yüzde 3,3 alt sektörler ise yüzde 16 düşüş göstermektedir.

İşsizliği aşmalıyız

Öte yandan, mevsim etkisinden arındırılmış ve iş aramaktan vazgeçenleri içermeyen bir hesaplamaya göre bile;  işsizlik oranı 2019-Temmuz ayı itibarıyla yüzde 14,3 olurken, işsiz sayısı son 12 ayda 1,2 milyon dolayında artmış ve 4,7 milyona yaklaşmıştır. Ve en dramatik olarak; 2020 yılında geri ödenecek iç borç miktarı tahminen 300 Milyar TL’ye ulaşmış olup, dış borç kimine göre 450 kimine göre 500 milyar dolara dayanmış durumdadır. Evet güçlü olmak zorunda olduğumuz bir coğrafya ve tarihin sahipleriyiz. Gücümüzü artırmanın yolu ise yatırımdan, sanayileşmeden, üretimden, istihdamdan, teknolojiden ve eğitimden geçiyor.

Daha kaliteli bir yaşam

Yalnız bizde değil dünyanın her yerinde kimi gelişmeler var… Bu gelişmelerin tümü sadece emperyalist devletlerden kaynaklanmıyor aynı zamanda yoksulluğun yarı çapının giderek genişlediği dünyanın değişik mutfaklarından, yurttaşlarından kaynaklanıyor; iletişim çağının etkisiyle herkes “daha iyi ve kaliteli bir yaşam” ister hale geliyor ve buna engel olan düzen giderek sorgulanıyor. Ulus-devletlerin önemi azalmıyor, artıyor. Sendikalar gereksiz değil, amacına uygun faaliyet gösterirlerse gerçekten gerekli kurumlar olarak görülür hale geliyor.. Eğitimin önemi ve eşitlikçi işlevi giderek daha iyi anlaşılıyor ve talep ediliyor. Belki de yeni bir çağa gidiyoruz. Bu çağa en iyisi kendimiz olarak gitmektedir. En son yaşadığımız olaylar ve olgular da en çok kendimize güvenmemiz gereğinin altını çizmektedir. Güçlü bir devletin güçlü toplumunu oluşturmak zorundayız. Sanayileşmeden alacağımız güç ve güvenle de; ekonomik, sosyal, siyasal, askeri, teknolojik hatta kültürel açıdan kalkınmamızı çok daha etkili aşamalara taşıyabiliriz.

Her koşulda sanayileşmek

Türkiye, her koşulda her zaman ekonomisini geliştirmek için, sanayi üretim katsayısını ve katma değerini artırmak zorundadır. Üretken sanayi yatırımları desteklenmeli, teknolojiye aktarılan fonlar artırılmalı, yenilenebilir milli enerji kaynaklarına yatırım yapılmalı, o arada geliri, geçimiyle çalışanlara ve emeklilere daha insanca bir yaşamı kurmalıyız. Akıl yoluyla kardeşçe çalışmaktan sonra söylemeye hakkımız olan şey de şudur: Yazgımızı iyi yazmış olsun Yaradan!

 

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
ISPANAK SUÇSUZ ÜRETİCİ MAĞDUR
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
MERKÜR GEÇİŞİYLE BAŞIMIZ DERTTE
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TÜSİAD YENİ VERGİLERE NEDEN KARŞI?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE HAREKET
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
10 KASIM
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YÜZ YILLIK ENERJİ KORİDORU PLANI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
İMALAT SANAYİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
SONSUZLUĞUNDA
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE YEDİĞİNİ BİLEN VAR MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SPORDA, SANATTA, YÖNETİMDE KADINLARA NE KADAR İHTİYACIMIZ VARMIŞ
Esra SARI
Esra SARI
ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA DAHA BİLİNÇLİ OLMAK GEREK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
“MONREO DOKTRİNİ” VE “1830 KIZILDERİLİ TEHCİR YASASI”
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
FUTBOL DEDİĞİN
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
HÜRRİYET KARTALI
Hatice Karataş
Hatice Karataş
GAZETECİLİKTE DİJİTAL DÖNÜŞÜM
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇAKALLARLA DANSA RAĞMEN İYİ OLMAYI SEÇMEK
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEFİSLER YASASI (KUL DÜZELMEDEN, ALLAH DÜZELTMEZ.)
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
ALDATICI REKLAMLARA KARŞI TÜKETİCİLER NE YAPABİLİR?
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ 2
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva