ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
3 PKK'lı terörist sınır kapısında teslim oldu
3 PKK'lı terörist sınır kapısında teslim oldu
Hac ön kayıtlarında son 3 gün
Hac ön kayıtlarında son 3 gün
'Roman açılımı' Resmi Gazete'de
'Roman açılımı' Resmi Gazete'de
Irak kuzeyinde PKK’ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Irak kuzeyinde PKK’ya ait silah ve mühimmat ele geçirildi
Kastamonu'da trafik kazası: 3 ölü, 2 yaralı
Kastamonu'da trafik kazası: 3 ölü, 2 yaralı

R Bülend KIRMACI

GÜÇLER AYRIMI- SİSTEMİN 4 TEKERİ
27 Kasım 2019 Çarşamba

Her sistemde bir iktidar vardır, ancak demokraside, muhalefet de vardır deyişi doğrudur. Bunun gibi hemen her sistemde yasama, yürütme, yargı ve basın bulunur ve ancak gerçek güçler ayrımı demokraside vardır, denebilir. Ülkemiz bir süredir “Cumhurbaşkanlığı sistemi” ile yönetilmektedir. Tüm yetkiler tek adamda toplanmakta, takım oyunu güçleşmektedir. Öte yandan sisteme bu gücü veren seçim sistemi siyasal partilerin seçim sonrası değil seçim öncesi kümelenmelerine neden olmaktadır. Yani, ittifakların önünü sözgelimi sandıkta kapatan sistem, gerçekte bloklaşmaların hatta cepheleşmelerin önünü açmakta ve adeta kendi kendisini çiğnetmektedir. Oysa siyasal güç dağılımını, toplumda karşılık bulan partiler, fikirler ve kadroları belirler. Yapılması gereken, güçlendirilmiş parlamenter sistemi aramaktır. Bu yolda partiler yasası demokratikleşir, siyasetin finansmanı saydamlaşırsa; güçler ayrımının bir unsuru olan Yürütme’nin oluşumu ve Yasamanın sürdürülebilirliği de doğallaşacaktır.

İşleyen sistem Gelişen demokrasi

Öte yandan Yargı’nın da kendi mesleki teminatları, bağımsızlığı ve güvencesi içinde liyakata dayalı şekilde oluşması, güçler ayrımının bu önemli unsurunu da sistemde en doğal haliyle “var” edecektir. Geriye basın kalmaktadır! Medya sahipliği ile ticari faaliyetlerin ayrışması, gazetecilerin sendikalaşmaları, gazetecilik okullarının ihya edilmesi ve anti-demokratik tüm mevzuatın ayıklanması, medyanın halkın söyleyen dili olarak sistemde yerini almasına ve demokrasiye daha çok katkı yapmasına olanak sağlayacaktır. Sistemin dört tekerinden söz ettim: Yasama, Yürütme, Yargı ve Basın! Dengeleme ve denetleme üzerine bu dört teker birbiriyle sürtüşmeden demokrasi arabasına yol aldırırlarsa bundan en fazla kazançlı çıkan toplum olur; Türkiye, çağdaş uygarlığın üzerine çıkma hedefini yeniden keşfeder. Tabii son sözü hemen söyleyelim: Demokrasi ve güçler ayrımı bir eğitim işidir.

Güçler ayrımında Hukuk

Yıllar önce Milliyet’teki bloğumda yazdığım gibi; “Adalet mülkün temelidir!” sözündeki “mülk” bence, aynı zamanda yaşamın ta kendisi ve bu sözün tümü ise, bir arada ve yaşamın devamlılığını sağlayan ana etmenlerden birisinin anlatımıdır. Bu söz, yaşama yansıdığı kadar bizi uygar bir toplum yapar. O toplumlar da güven içinde geleceğe bakar. Anayasal düzenlerde, hukuk sistemi, vatandaş-toplum-devlet ilişkilerinin kamusal alan ya da kamusal alan dışılığına bakmaksızın vaaz edilen kurallarla işler. Kanun koyucu gücünü halktan alır. Katılımın kanalları, kurumları açık ve akışkansa; öngörülebilir şekil ve şartlarda halkın iradesi, yasal alanda sürekliliğe ve/veya değişikliğe, temsilcileri aracılığıyla yansıyorsa; o rejim, daha çok demokrasidir. Demokrasi ise sosyal, kültürel, siyasal, hatta ekonomik alanda genel geçer ölçünlere dayalı olmak kadar hukuk alanının da işleyişiyle kıvama gelir, olgunlaşır, gelişir. Hukuk bu anlamda sistemlerin tümünü etkileyen ve çok yerde belirleyen bir değerler kümesidir. Hukukun normatif ve doğal yönelimleriyle özgürlükçü, katılımcı demokrasinin güvencesi olması; o yolundan çıkarsa, ona yol göstermesi, düzeltici işleviyle, hakkaniyet duygusunu ayakta tutması ve en negatif olasılıkla çok şey yıkıma uğrasa bile her şeyin yeniden onarılmasını sağlamaya elverişli bir zemini oluşturması esastır.

Anayasa Mahkemesi ve Senato

Dar tanımıyla, “Yasama, Yürütme, Yargı güçler dengeliliği” içinde bağımsız yargıya atfedilen önem bundandır. Yargıya içtihat yönünü gösterecek, idareyi denetleyecek, iktisadi kurumları denetleyecek, Hükümete, anayasanın dibacesi açısından ışık tutacak kurumlar; Yargıtay, Danıştay, Sayıştay ve Anayasa Mahkemesi, sistemin işleyişinde yaşamsal önemdeki kurumlardır… Gerçekten Türkiye, Anayasa Mahkemesi deneyiminden -kimi yakınmalara karşın- kazançlı çıkmıştır. Daha yerinde olacak bir anlatımla, ekonomik, siyasal ve dış politik çevrimlerin üzerine abandığı buhranlı dönemleri en az hasar ve kusurla atlatmada, hukuksal kurumsal işleyişine de bel bağlamış ve dayanmıştır. Doğrusunu yapmıştır. O arada, siyasetin yönetemezliği dönemlerinde Senato gibi bir yapılanma dile getirilse de, Anayasa Mahkemesinin bunun yerini aldığını söylemek yanlıştır. İkisi farklıdır. İlke olarak toplumun kurumları bir diğeri ile karşı karşıya getirilmemeli o arada vatandaş devlete ezdirilmemeli ancak devlet de eleştiri pahasına istiskal edilmelidir. Bu yüzyılda aradığımız şey çağdaş kurumsallaşma ve yapılanma olmalıdır.

Kulu ezmeyelim ama Devlete de sövmeyelim

Yasama (ve de Yürütüme) ve Yargının doğal oluşumu denge ve denetime en büyük katkıdır. Demokratik sistemde… Dolanlı yolları tıkayacak, art niyetleri sönümleyecek ve bir tür öz-yıkıcılığı engelleyecek olan ise, (toplumsal-tarihsel) geleneklerdir… Şükür ki, Türkiye devlet ve toplum geleneğinde kul da ezilmez devlete de sövülmez. İş şimdi odur ki, sırtını devlete yaslayarak rant elde edeni ve kamu gücünü kişisel çıkarı için kullanıp vatandaşını rencide edeni yasalar içinde etkisizleştirmek ve bunun siyasetin yükümü/ödevi olduğunu bilmektir. Tüm bunlarla birlikte 21.yy’nın ortaklaştırdığı, “demokrasi, barış, özgürlükler” idealine katkı sağlayan bir yasal çevrim için sürekli yenilenme ve dengeli bir değişim bizim gibi Anadolu devrimini gerçekleştirmiş soylu bir uygarlığın sahiplerine güç gelmemelidir. Bu anlamda kendi halimize bırakılsak gelmez de. Meğer ki, 20.yy anlayışları ve yapıları tasfiye edile! Ancak kapsamlı ve yerli yerinde bir yenilenme için iki ana etmenden söz edilebilir: Birincisi, güvenlik kavramının ekonomik güvenlik boyutuyla güçlendirilmesi (geliri, geçimi, sosyal güvencesiyle yarının toplumunun inşaa edilmesi) ikincisi demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla özümsenmesi ki, ulusal-hukuksal deneyimin özünde uluslararası alanda sağlanan gelişmelerin de dikkate alınarak bunların iç hukukumuza uyumu…

Özgürlüğü arayan basın önce kendisi özgür olmalı

Günümüz Türkiye’sinde medyanın yeterince bağımsız ve özgür davranamadığından yakınılmaktadır. Güçler ayrımı tartışılırken, “Dördüncü kuvvet” güçten düşmektedir. Gündemin denetimi yitirilmeye başlanınca, toplum adına denetimin etkisi de azalmaktadır. Oysa, düşünce özgür değilse hiçbir şey ve o arada sermaye de özgür değildir. “Medya sermayesi” maalesef bir ölçüde boyun eğmişliği çağrıştırıyor,  yazıya-çiziye yansıyor. Acı olan da bu... Oysa basın-yayın özgürlüğü yeterince korunabilse; her şey yıkılsa bile, bir gün, yeniden kurulabilir. Sonuç olarak medyanın özgürlüğü kendisi başta bütün bir toplumun özgürlüğüyle ilgilidir. İletişim ortamı (medya) çeşitlense de, medyanın atom çekirdeği makalelerdir... Elektronik ya da basılı ortamda gazetelerdir, haberdir, kitaplardır. Buna karşılık, gazeteyi de -siyasette olduğu gibi- büyük ölçüde halk finanse etmiyor; edemiyor... Medyada patronaj eksenli maddi bağımlılık üzerinden özgürlüğün kısıtlanması gerçekten çok düşündürücüdür. Bu soruna mutlaka çözüm bulunmalı, o arada özgürlüğü arayan gazetecilerin özgürlüğü tam olarak tesis edilmeli; sendikalaşma ve meslek dayanışmasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Öte yandan, sosyal medya ise bir büyük demokratik halk platformudur; antik çağların idealizmini içeren, idealist çağların doğrudan demokrasi düşünü yansıtan bir düzlemdir... İşte düşünce özgürlüğünü bu alanlarda da korumak, esirgemek, geliştirmek ve güçlendirmek gerekmektedir. Zorunludur. Kaybettiğimizi kaybettiğimiz yerde aramak işlevsizdir. Fakat yeni kazanım alanımızı; internet özgürlüğünü gözümüz gibi esirgemek, düşünce özgürlüğü açısından da yaşamsaldır... Nihayet “4. Vites” önemlidir; Basının, medyanın, dördüncü kuvvet olarak sisteme katkı yapması bizi arzu ettiğimiz demokratik gelişme ve hatta ekonomik kalkınma düzeyine eriştirecek en büyük unsurdur.

Sonuç olarak: Dünden sonra yarından önce yapılabilecek en olumlu katkı halkımızın beklenti, özlem ve duygularını dikkate almak, gelenekten geleceğe Türkiye’nin modern devlet-çağdaş toplum serüvenine harç koymaktır… Güçler ayrımına dayalı, güçlendirilmiş parlamenter sistem ihya edilmelidir. İnsancıl sosyal anlayışın, dengeli, denetimli, gelişmeci, ilerlemeci, kalkınmacı bir demokrasi eliyle daha da saygın bir Türkiye’yi kurmasına; özcesi güzel zamanlara ihtiyacımız; ekmek ve suya ihtiyacımız kadardır

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
KÜRESEL YAVAŞLAMA
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
AVRUPA VE ABD NATO’DAN VAZGEÇEBİLİR Mİ?
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
ULUSAL TEKNOLOJİ GÜÇLÜ SANAYİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
HAYVANSAL ÜRETİM
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KAHRAMAN BAKKAL SÜPERMARKETE KARŞI
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
KENDİNE YABANCILAŞAN İNSAN
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
GÜZEL ATLAR ÜLKESİNİ GÖRMEYEN VAR MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSAN HAKLARI
Esra SARI
Esra SARI
BİZ, ACABA 'YÜZEN ÖRDEK SENDROMU'NA MI YAKALANDIK?
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
AB(D)’NİN ''LİBYA'' ISRARI
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ASGARİ ÜCRETTE BEKLENTİ AÇ KALMAMAK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
ENGELLER ENGEL DEĞİL
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TÜRK KADINI
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYA 'ŞİRKİSTAN'A DÖNDÜ...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
KADIN CİNAYETLERİ VE KADINA SAYGI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
DÜŞÜNCE ÜRETMEYE FIRSAT VERİLMELİ
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
DOĞRU BESLENME DEPRESYONU AZALTABİLİR
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
AMAN DİKKAT!
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva