ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
22 yıldır köy okullarına renk veriyorlar
22 yıldır köy okullarına renk veriyorlar
Farklı devletlerce kullanılan paralardan koleksiyon yapıyor
Farklı devletlerce kullanılan paralardan koleksiyon yapıyor
Dede yadigarı mesleği sürdürüyorlar
Dede yadigarı mesleği sürdürüyorlar
Kadın akademisyen motosikletiyle dünyayı geziyor
Kadın akademisyen motosikletiyle dünyayı geziyor
Jacob Collier, 26. İstanbul Caz Festivali'nin son gününde sahne aldı
Jacob Collier, 26. İstanbul Caz Festivali'nin son gününde sahne aldı

Mustafa YILDIZ

FARKLI DÜŞÜNMEK NORMAL AMA HAZIMSIZLIĞIMIZ ANORMAL
4 Nisan 2019 Perşembe

İnsanoğlu birlikte yaşadığı ve aynı ortamı paylaştığı hemcinsleri ile gerek güncel, sosyal ve siyasal olaylar hususunda olsun, gerekse tarihi olayları sorgulama ve değerlendirmeler de olsun, görüş ve yorumlarını yaparken kişiden kişiye farklı görüşlerin ortaya çıktığını görürüz. Tarih boyu bu fikri ayrılıkları hep yaşanmış, daima aykırı düşünenler hep olmuş ve hiçbir dönemde de yapılan yorum ve ileri sürülen düşüncelerde birlik ve ittifakın sağlandığı da görülmemiştir. Yani farklı tonlarda düşünme, aykırı fikirler serdetme insanlık tarihi ile beraber vardır, var olmaya da devam edecektir.

Fikir ve düşünce aykırılığı sadece “Ötekiler”den kaynaklı olmaz , aynı pencereden baktığını iddia edenler arasında da cereyan eder. Sadece insana has olan farklı düşünce sergileyebilme, kıyas yapma, sorgulama, tahlil etme gibi kabiliyetler, aynı zamanda ona verilmiş ve onu diğer mahluklar içinde farklı ve üstün kılan “Meziyetler” olarak görülmelidir.

Zira onun haricinde hiçbir “Mahluk” sorgulama yapmaz/yapamazken, insana düşünmesi/sorgulama yapması için “Tefekkür etme”yi ibadet sayar ve “Yaradan”ı ayrıcalıklı olarak hasseten onu düşünmeye teşvik eder.Mesela, “Allah’ın” sıfatları ile tabiatta-kainatta bulunan canlılar hakkında bilgiler veren bazı “Kur’an” ayetleri, izahları yaptıktan sonra; “Düşünmez misiniz?”, “Tefekkür etmez misiniz?”, “Akletmez misiniz?” diye dikkat çekerek bitirir.Önemine binaen de birçok yerde ısrarla tekrar eder. Bazen toplulukları bazen de bireysel olarak inananları muhatap kabul ederek düşünmeye, tefekkür etmeye davet ve teşvik eder.

Doğal olarak düşünen her insanda onunla Rab’bi arasında sanal bir dünyası oluşur. Oluşan/oluşacak sanal dünya da pek tabii olarak vakıf olduğu bilgi birikimine paralel olarak şekillenir. Dolayısıyla her insanın tasavvur dünyası oluşurken birbirinden farklı şekillerde olur/olacaktır.

İnsan hafızası yüklendiği/depoladığı bilgilerin bir kısmını eğitim yoluyla okuyarak elde ederken, bir kısmını da sözlü olarak, görerek, yaşayarak tecrübe yoluyla elde eder.Aynı süreçler takip edilse bile, aynı kaynaklardan beslenilse dahi öğrenilen/öğretilen bilgi aynı olsa da, insanda ete-kemiğe bürünürken maalesef farklı şekiller tezahür eder. Çünkü, insanın düşünce dünyası tefekküre yolculuk yaparken farklı yollardan geçeceği için, gördükleri/görecekleri de farklı olur.Bu nedenle insanlar günlük olayları yorumlarken, gördükleri hakkında fikirler beyan ederken farklı şeyleri dile getirmeleri/söylemeleri gayet normal ve “Fıtrat”ın gereği olarak kabül edilmelidir.

Yani, birlikte aynı tabloya baktığımız halde bize, “Gördüklerini anlat” dense, farlı şeyler anlatırız. Bu kaçınılmazdır.

Ayrıca kişinin ailesi, çevresi, gördüğü eğitim, ekonomik standartları, yaşadığı coğrafya, iklim şartları, nüfus yoğunluğu v.s.gibi faktörler de kişinin kimlik ve kişiliğinin oluşmasına tesir eden önemli faktörlerdir.Hemen hemen her kişi için bu seyir farklı farklı yaşanacağı göz önüne alındığında yorum ve okumaların farklı olması gayet normal kabül edilmelidir.

“Düşün”, “Tefekkür et!” hitabı inanmış her insanı muhatap aldığına göre, düşünen/tefekkür eden her insanın da penceresinden görünenler farklı olacağına göre, varılacak sonuçlarda ve iddia edilen görüşlerde ihtilafın olması da gayet olağan kabul edilmelidir.

Keza, insanın tasavvur dünyası;bilgi yükleme aynı yapılsa dahi, insandan insana ayrıca kavrama ve algılama da farklı olacağına göre olayları/hayatı okuma ve yorumlamanın da farklı olması, aykırı düşünenlerin çıkması “Olması gereken” olarak kabul edilmelidir.”Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?” (Zümer:9) ifadesi, insanın bilgi üzerinden tasnif edidiği bizzat “Rab”bimiz tarafından yapıldığının kanıtı olarak anlaşılmalıdır.

“Düşünme” ve “Tefekkür etme” insana “Varlıkları ve olayları tahlil etme” vasfı sağlarken, “Akletme”de yapılan tahliller sonucu kişinin hangi kanaata vardığını, bir nevi kendini “Test etmesi”, “Rota”sını çizmesidir” diyebiliriz.Bir başka deyişle; kalbin düşünce süzgecinden geçirerek inandıklarında “Mütmain” olması, “Huzur” bulması halidir.İşte kişinin sağlıklı olarak takip edeceği bu yolla elde edeceği “İnanç” o zaman kendine ait olan “İnanç” olmuş olur.”Akil” olmanın gereği de budur zaten.

Üsttelik, farklı düşünme aynı zamanda bir zenginlik olarak da görülmelidir. Zira bizim görmedik/göremediklerimizi, duymadık/duyamadıklamızı başka gözler vasıtasıyla görüyor/öğreniyor olmamızı kazanım olarak görmemiz gerekmez mi? 

Bu konunun dile getirilmesini önemsiyoruz, çünkü; son günlerde ülkemiz genelinde farklı düşüncelere karşı bir hazımsızlık ve bağnazlığın körüklendiği, birbirimize tahammül etmediğimiz/edemediğimizi, hatta birbirini dinleme lütfunda bulunanların bile peşin hükümlerle birbirlerini dinlediklerini görüyor ve şahit oluyoruz.Bu görüntü “Medeni ve Demokrat toplum” oluşturma ümidi/umudu olanları hayallerinden uzaklaştırır.

Bu hal toplumun ekseriyeti tarafından bir korku ortamı varmış gibi bir algıya dönüşürse şayet, bu sefer “Bildiklerini konuşma!, düşündüklerini söyleme!” gibi bir prensip yaygınlaşır.Toplum bu algı yöntemleriyle yaşamaya devam ederse şayet, zamanla topyekün ürkekleşir, kapalı bir toplum olmaya başlar.Çünkü korkan düşüncesini ifşa etmez/edemez dolayısıyla riyakar/ikiyüzlü davranır/davranmak zorunda kalır.Ya da arkada konuşarak “Gıybet etmek” yolunu tercih eder.İşte o zaman toplumu “İfsat” etme, “Yozlaştırma” başlamış olur.

”Şayet sen sert ve katı olsaydın etrafındakiler dağılıp giderdi.” (Ali-İmran:159) ikazı da bize “İnsan, ancak rahat ve huzurlu olduğu ortamda verimli olur/olabilir” şeklinde de yorumlanabilir.Korku;yeni fikirlerin çıkmasına da engel olur, verimi de düşürür, stok yapmayı teşvik eder, para-sermaye bile ürkerse ülkeyi terk eder, ekonomi olumsuz etkilenir.Kısacası korku/endişe toplumda daima istikrarı bozar, güven ortamını zedeler.

 

Anlatmaya çalıştığımız şudur, “Tek tip insan”, “Robot insan” yetiştirmek mümkün değildir.Öyleyse, bireysel sınırlar ihlal edilmedikçe, hakaret ve tahkir olmadıkça, terör teşvik edilmedikçe, ihanet söz konusu değilse her türlü düşünce hoş görülmeli hatta teşvik edilmelidir. Özellikle siyasetçilerin ayrıştıran, ötekileştiren, dışlayan, nezaketten uzak ve kaba olarak kullandıkları “Dil” ve “Üslup” ile takip ettikleri “Usul”u bir an önce terk etmeleri gerekir.

Çünkü;düşünceler rahatlıkla ifade edildiği zaman gelişmenin önü açılır, güzel fikirlerin ortaya çıkması da sağlanmış olur.Esenlik ve barış toplumun sağlığı açısından da önemli yer tutar.Korku ise psikolojik olarak toplumu sürekli gerer.Stresli/gergin olan da negatif duygularla dolar.Sağlıklı düşünemez, en ufak bir tahrikte de alevlenebilir.

Gerek insan ve gerekse toplumun zaman zaman “Deşarj” olması, içinde birikenleri özgürce dışa aktarması rahatlaması açısından gerekli bir durumdur. Buna izin vermez de aksine toplumu sürekli gerer ve “Şarj” ederseniz, o toplum fertlerinden yeteri kadar verimde alınmaz/alınamaz.

Yapılan mahalli seçimleri birde bu gözle okumalı, suçlamalar yerine “Ben nerde hata yaptım/yapıyorum” denmelidir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SOĞUK MEDENİYET FİNLANDİYA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
UMUT, DOLAYLI VERGİLERDE…
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
KUTSAL MÜCADELE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BAL, BADEM, BALIK VE DATÇA
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPACAK ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
S-400’LER GELDİ, MÜTTEFİKİMİZ(!) ABD NE YAPACAK?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAL PARALARDA YENİ DÖNEM
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
DÜNYA'YI OLUMLU ETKİLEYENLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜRK DERİCİLİK SEKTÖRÜ HIZLA İLERLİYOR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
DOĞAYA DÖNÜŞ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YOLA DEVAM ETMEK
Esra SARI
Esra SARI
“NE EKERSEN, ONU BİÇERSİN ”
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GÜNÜMÜZDE OLUŞAN SEÇMEN PROFİLLERİ
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYAYI ATEŞE VEREN, CEHENNEME KAPI AÇAN TAMAH (AÇGÖZLÜLÜK) ÜZERİNE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva