ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
1200 hakim ve savcı alınacak
1200 hakim ve savcı alınacak
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Rusya’da Su-30 savaş uçağı düştü
Rusya’da Su-30 savaş uçağı düştü
Benzinde 19 kuruş indirim
Benzinde 19 kuruş indirim
Erdoğan'dan şehit ailesine başsağlığı
Erdoğan'dan şehit ailesine başsağlığı

R.Bülend KIRMACI

EKONOMİDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ
12 Şubat 2020 Çarşamba

Uzun yılların yıkımını getirmiştir sıcak paraya bağımlı olmak ve derin bir yanılgıdır borsa-finans sistemiyle kalkınmayı ummak... Türkiye, genç nüfusuyla “iş arayanların”, çalışan kesimleriyle “iş güvencesine dair kaygılar” taşıyanların, tarımdan sökün veren nüfusu sanayide yer bulamayanların ve insanca bir emeklilik yaşamına dair “düşler kuramayanların” ülkesi olmaktan çıkarılmalıdır… Son haberlere bakınız! Kaybettiğimizi kaybettiğimiz yerde değil rastlantılara dayanarak, el yordamıyla arıyoruz: Yok efendim “bankacılıkta swap işlemlerinin öz kaynakların % 10’u ile sınırlı olması”, yok efendim, “İstanbul kanalı için halktan proje bazlı fon toplanması”; bunların hiç biri “esasa yönelik” değildir. Bütün bunlar, sadece üzerinde çok tartışılacak bir gündemi oluşturuyor; gelecek için hemen hiçbir umut vaat etmiyor… Oysa, sorunların temeline inmek; gençlerimize iş, emeklilerimize insanca bir yaşam sağlamak zorundayız… Bu da ancak bir bilinç sıçramasıyla, eski hatalarımızdan sıyrılmakla, tasarrufa yönelen, yatırım yapan, üreten, Dünya’da yeni gelişen pazarların dinamiklerini değerlendiren bir Türkiye oluşturulmasıyla olanaklı olur…

Devlet, özel ve 3. sektör

Öncelikle bir paradigma değişikliği gerek… Türkiye, ekonomide gelişme konusunu doğru yerden tutmalıdır. Sıcak parayla, döviz kıskacıyla, faiz manivelasıyla, borçlanma ile çevrilebilir bir dünya artık yok. Üretimle, yatırımla, istihdamla, katma değer sağlayan mallar ile rekabet var. Bu rekabet ortamında yerimizi almalıyız. 86 trilyon dolarlık dünya ekonomisinden aldığımız payı tedricen artırmalıyız. Bunun için öncelikle doğru bir ekonomi modelini ortaya koymalıyız. Katıksız piyasacılık veya otoriter devletçilik yönelimlerine ihtiyacımız yoktur. Tam tersine bizim ve dünyanın gelişmekte olan ekonomilerinin karma-ekonomi modeline gereksinmesi vardır. Devlet ve özel sektör bir arada ve üçüncü sektör diyebileceğimiz bir açıdan çalışanları da işletmelere ortak eden bir anlayışla ve yanı sıra yerel kırsal kalkınmayı da verimkar hale getirecek kooperatiflerle, ekonomimizi yeniden-kurmalıyız.

Planlı, programlı, üstünlük alanlarımızı değerlendiren ama yeni alanları da ihmal etmeyen dinamik bir iktisadi işleyişi bütün kurum ve kurallarıyla geçerli kılmalıyız. Dikkat edilirse içinde bulunduğumuz çağ ve koşullar gerçekte bu tercihi dayatıyor, adeta, zorunlu kılıyor… Kamusal yatırımların, planlı kalkınmanın, hakça bölüşüme dair düzenlemelerin çağıdır bu çağ; onu doğru okumalı, doğru anlamalı, doğru değerlendirmeliyiz… O arada özelleştirme ile varılacak liman kalmamıştır bunu da iyice kavramalıyız. Türkiye, klasik iktisadi ilişkilerini kristalize etmeden, büyük fırsatlar sunan Asya’daki gelişme potansiyeli ile kendi gizil-gücünü birleştirmeli, yeni pazarlara açılarak, ekonomisini de girişimcisini de bir anlamda daha da özgürleştirmelidir.

Öncelikler

Ekonomide önceliğimiz hiç kuşkusuz halkın refahı olmak gerekir. Refaha ulaşmanın yolu ise, hem ulusal ekonomi politikaları izlemekten (bu erekle de enerji ve tarım politikamızı tam anlamıyla “milli” çıkarlara uygun olarak temellendirmekten) hem de üretim odaklı ekonomiyi yapılandırmaktan geçmektedir. Üretim odaklı ekonomi aynı zamanda üreticiyi yani insanımızı baş tacı yapmak, o arada, ekonomik olanakları güçlü bireyler ve aileler eliyle, toplumu da güçlendirmek demektir. Önümüzdeki pratik iki gerçeği dayatmaktadır… Birincisi mevcut işleri korumalı, ikincisi, yeni iş alanları açmalıyız... İşte bu ancak tasarruf, yatırım, üretim odaklı bir ekonomi politikası tercih edilirse olanaklı olacaktır. Bir kez bu anlayış ve yapılar tercih edilirse, Türkiye, gelişmesini sürekliliğe ve süre istikrarına kavuşturmuş olacaktır. İşte o zaman dünyanın üreteceği, bölgemizin tetikleyeceği krizlerin etkisinden azami oranda sakınabiliriz, her türlü güç koşula karşılık, bir direnme, dayanma, yeniden ayağa kalkma imkanlarına kavuşabiliriz. Türkiye bu cümleden olmak üzere, sanayi ve tarımdaki atıl kapasitesini değerlendirmek, tüm üretim olanaklarını seferber etmek zorundadır. Bunun bir geçerli yolu da, ülkenin bütün üretim güçlerini uygun teknolojilerle buluşturmak, bu amaçla da araştırma ve geliştirmeye kaynak aktarmaktır.

Elbette ekonomiden konuşurken eğitimden de konuşmak, mesleki-teknik ara iş gücünü endüstri bölgelerimizde yeterli sayıda ve istenilen nitelikte istihdam etmek için, eğitimde gereken düzenlemeleri yapmak zorundayız. Nihayet şunu yenilemek isterim ki; sanayileşme ve istihdam sağlama birincil hedefimiz olmalıdır… Hammadde ve ara malı ithalatını en aza indirecek, öz-kaynaklara dayalı bir büyüme anlayışını hedefleyecek, değişim değeri yüksek mal ve meta üretimi ile dış ticaret dengesini artıya dönüştürecek, yatırımcılık esas olmalıdır.

Yatırımcı bankacılık

Yazımın başlarında “banka swap işleri” veya “projeler için kaynağın halktan toplanması” gibi uygulamaların orta ve uzun vadede derdimize derman olamayacağını, sorunların çözümünün çok daha derinlerde aranması gerektiğini belirtmiştim. Bu ve daha kapsayıcı anlamda, kamunun elinde en az bir “Devlet Yatırım Bankası” aracı mutlaka bulunmalıdır. Yatırımlara yönlendirilecek sermaye alt yapı, yeni işlerin kurulması ve teknoloji üretimine yönlendirilmelidir. Merkez Bankası sermayesiyle yönetimiyle devletin elinde olmalı, (kesinlikle Ankara’da kalmalı)  tüm ekonomi siyasetiyle uyumlu işlev görerek, piyasayı dengeleyici potansiyelinin yanı sıra “enflasyonla” mücadele açısından “silahsızlandırılmamalıdır”. Öte yandan, (bizim deneyimimizde olduğu gibi Ziraat ve Halk bankaları benzeri) çiftçinin de esnafın da “dostu” birer banka ihtisas açısından mutlaka olmalıdır, yaşatılmalıdır; güçlendirilmelidir… Yatırım ve üretim öncelikli bir ekonominin bankalar sistemi de bu önceliklere uygun olarak yapılandırılmalıdır. Bankalar kadar “müşterilerinin” de güçlü olduğu bir ekonomiyi kurmak, sürdürülebilirliğin gereğidir.

Tercihler

Nihayet, ekonomik tercihlerimizde, çalışanları ve aile kavramını güçlendirecek önlemler alınmak gerekir. Daha önce de kerelerce değindiğim gibi, çalışanların ve işçilerin hakları, çalışma yaşamında gerçek bir iş barışını sağlayacak şekilde düzenlenmelidir. Her alanda sendikal örgütlenme olanakları iyileştirilmelidir. İşsizlik sigortası fonu amacına uygun olarak kullanılmalı, kıdem tazminatının sulandırılmasına asla ama asla izin verilmemelidir. Vergisi minimuma indirilerek (kayıt-dışılığı özendirmeden) asgari ücret, insanca yaşanacak koşullarda belirlenmeli ve ayrımsız olarak uygulanmalıdır. 

Her ekonomi, her yönetim için vatandaşına iş bulmak devletin asli sorumluluğudur, bu sorumluluk ilke olarak bölünemez ve sosyal devlet açısında ihmal edilemez. Evet, istihdam devletin asli ödevi ve sorumluluğunda olmalıdır. Öte yandan tüketici hakları alabildiğine genişletilmeli ve geliştirilmelidir. Bu hakların kullanımı konusunda toplum daha çok bilinçlendirilmeli, hukuk alanındaki uzman kuruluşlar tahkim edilmelidir. Tüketici bilincinin ve tasarruf duygusun geliştirilmesi için, eğitim kurumlarından yararlanılmalıdır. O arada eğitim hizmetleri ve sağlık olanakları, vatandaşlık hakkı; dahası, “insanlık hakkı” olarak görülmelidir… 

Toplumsal sorumluluğun paylaşıldığı bir ekonomide, devlet, eğitim ve sağlık hizmetlerinin arzını ilke olarak parasız üstlenmelidir. Şurası tartışma götürmez bir zorunluluktur ki; kamu yönetimi, eğitim ve sağlık alanına daha çok yatırım yapılmalıdır. Bu alanlarda yapılacak yatırımların ülke ekonomisine de ivme katacağı çok açıktır. Tercih edilecek ekonomi modelinde, gelir dağılımını düzeltecek, gelişmenin bütünselliğine önem verecek, üretken yatırımları destekleyecek, sistemin temeline ‘insanı’ koyacak ve aile kavramına özen gösterecek bir anlayış, gerçekte ekonominin de demokrasinin de gelişmesinde en belirgin katkıları sağlayabilir…

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ÇİN İŞİ
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
KENTLERİMİZ İÇİN PROJELER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
SEVİLLA HARİTASINI REDDEDEN AB NE YAPACAK?
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YENİLENEBİLİR ENERJİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
BİTSİN BU KAVGA
Esra SARI
Esra SARI
KIŞ MEVSİMİ YAKLAŞIYOR AMAN DİKKAT !
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
TÜRKİYE’DE UZAKTAN EĞİTİM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
DOĞU AKDENİZ'İN İLK KURBANLARI: BAYIR-BUCAK TÜRKMENLERİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
ÜLKE EKONOMİLERİNDE BELİRSİZLİK SÜRÜYOR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
AŞI ÇALIŞMALARINDA SON AŞAMA, VAKALAR ARTIYOR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GÜZEL GÜNLERE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
UZAKTAN EĞİTİM SORUNU
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
“HUKUK”, “ DEVLET”, “ SİYASİ REJİM” İLİŞKİLERİ ÜZERİNE KİMİ GÖRÜŞLER
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ V
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
RUSYA İLE TÜRK CUMHURİYETLERİ’NİN ENERJİ ALANINDAKİ İLİŞKİLERİ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ENDİŞE VAR DİKKAT YOK
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
EYLÜL
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
NOSTALJİYE YOLCULUK
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva