ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








Erdoğan'dan suç duyurusu
Erdoğan'dan suç duyurusu
KKTC'de mültecileri taşıyan tekne battı
KKTC'de mültecileri taşıyan tekne battı
Orgeneral Güler'den göreve başlama mesajı
Orgeneral Güler'den göreve başlama mesajı
Şehit olan özel harekatçı son yolculuğuna uğurlandı
Şehit olan özel harekatçı son yolculuğuna uğurlandı
Van'da şehit polis için tören düzenlendi
Van'da şehit polis için tören düzenlendi

İsmail CİNGÖZ

DÜNYA PETROL PİYASASININ ŞAH DAMARI HÜRMÜZ BOĞAZI
11 Temmuz 2018 Çarşamba

İran ile BM Güvenlik Konseyinin daimî üyeleri olan ve P5+1 ülkeleri olarak adlandırılan; Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa ile Almanya’nın yanı sıra Avrupa Birliği arasında yaklaşık üç yıl süren müzakerelerden sonra Temmuz 2015’te “İran Nükleer Antlaşması” olarak adlandırılan Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) imzalanmıştı. Fakat 8 Mayıs 2018’de Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın bu antlaşmadan çekildiğini açıklaması ile önümüzdeki sürecin İran için zor bir dönemin başlayacağına işaret etmiştir.


Başkan Trump’ın bu açıklaması ile ABD tarafından aşamalı olarak İran’a yaptırım uygulanmaya başlamıştır. Bu kapsamda ABD’nin müttefiklerinden İran’ın petrol ihracatının engellenmesine ilişkin çağrısı ile 6 Ağustos 2018’den itibaren aşamalı olarak petrol alımını azaltmalarını ve nihayet 4 Kasım 2018’den itibaren de tamamen durdurmalarını istemesinin ardından Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun “İran’a karşı tarihin en ağır yaptırımlarını uygulayacağız” sözleri yaşanacak krizin ne derece büyük olacağına işaret etmektedir. Zira ABD’nin bu çıkışına İran’ın “Hürmüz Boğazı’nı kapatırız” açıklaması ile karşılık vermesi önümüzdeki dönemde Körfez’de tansiyonu daha da yükselteceği muhakkaktır.


Sürecin bu aşamaya gelmemesi için çok uğraşan ve Avrupa liderleriyle sık sık bir araya gelen İran devlet adamları istedikleri desteği göremediler. Çünkü Avrupa devletleri İran için ABD’yi karşılarına alabilme cesareti gösterememişlerdir. Zira mevcut ekonomik ilişkileri buna müsaade etmemektedir. Neticede 6 Temmuz 2018’de Viyana’da bir araya gelen Rusya, Çin, Fransa, Almanya ve İran dışişleri bakanları ile İngiltere Dışişleri Bakan Yardımcısının da katılımıyla yapılan KOEP Ortak Bakanlar Zirvesi İran’ın istediği doğrultuda kararlar alamadan dağılmıştır. 
Oysa ki toplantıya katılan bakanların başlangıçtaki iyi niyet beyan ve söylemleri ABD’ye karşı somut irade ortaya koymaları için yeterli olmamıştır. ABD’nin yaptırım kararı açıklamasıyla birlikte İran piyasasından çekilmeye başlayan Avrupa şirketlerine bu zirvenin ardından yenileri eklenmeye başladığı görülmektedir. 


Bunlar yaşanırken Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un “ABD’nin İran’a yönelttiği ambargo tehdidinin kabul edilemez olduğunu” açıklamasına benzer şekilde Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi de İran’ı destekleyen açıklamaları İran açısından önemli olmakla birlikte ekonomik açıdan yeterli olmayacaktır. Fakat Tahran-Moskova-Pekin ittifakı ile İran’ın baskıyı kırarak dengelemeye çalışacağı söylenebilir.


Önümüzdeki dönemde dünyanın büyük bir petrol krizi ile karşı karşıya kalacağı bir döneme doğru gidilmektedir. Bu eksen doğrultusunda süreç dünya petrol piyasasının şah damarı konumunda olan Hürmüz Boğazını krizin merkezine taşıması kaçınılmaz olacağı muhakkaktır. Çünkü Kuveyt, Irak, İran, Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar tarafından ABD, Batı Avrupa ve Çin’e ihraç edilen Ortadoğu petrollerinin yaklaşık yarısı, Katar doğalgazının neredeyse tamamı başta olmak üzere dünya sıvılaştırılmış gaz (LNG) ihracatının da 2/3’ü Hürmüz Boğazından deniz yoluyla geçmektedir.


Bu kadar önemli bir enerji nakil güzergahının İran tarafından kapatılması demek hem en büyük koz hem de en hassas yumuşak karına sahip olmak olduğu unutulmamalıdır. Zira deniz yolunun kapatılmasından sadece enerji ithal eden ülkeler değil bütün dünyanın etkilenmesi kaçınılmaz olacak ve bir anda dünya kamuoyunun ortak düşmanı/hedefi olmakla karşı karşıya kalınacaktır. Bunu çok iyi bilen İran geçmişte defalarca bu tehdidi yapmış olsa da henüz Hürmüz Boğazı’nı kapatmayı tercih etmemiştir.


Bu zamana kadar hayata geçirilmemiş olsa da İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması halinde ne gibi sonuçları olacaktır? Sadece konumu itibariyle bile değerlendirilse ne kadar önemli olduğu ortadadır. Ortadoğu petrol ve doğalgaz üreticilerinin Amerika, Avrupa, Asya ve Pasifik pazarlarına bağlantısını sağlayan adeta şah damarı durumundadır. Dolayısı ile dünya petrol piyasasına karşı olumsuz etkisi nedeniyle petrol fiyatlarının fırlamasına neden olacağı muhakkaktır. Bu durum İran’a karşı büyük bir uluslararası baskıya sebep olacağı kadar ABD’ye de baskı unsuru olabilecektir. 


Umman Körfezi ile Basra Körfezi’nin arasında yer alan, Kuzeyinde İran, Güneyinde Umman kıyıları bulunan ve 21 mil genişliğe sahip Hürmüz Boğazı kara sularının; İran’ın 1959’da, Umman’ın 1972 de 12 mile çıkartılması nedeniyle daha önce uygulanan uluslararası su yolu kalmamıştır. Bu uygulamalarla boğaz iki ülke karasuları haline gelmiştir. Dolayısı ile İran’ın her ne kadar kendi karasularını kapatıyor görüntüsü sergiliyor olsa da boğazın deniz ulaşımına kapatılmasını ne İran’ın ne de ABD’nin göze alamayacağı değerlendirilmektedir.


Peki o halde ABD ne yapmaya çalışıyor diye bir soru kaçınılmaz olmaktadır. ABD’nin Ortadoğu politikalarının yegâne gayesi ve odak noktasında olmazsa olmaz konu İsrail’in güvenliğidir. Bu nedenle ABD ve İsrail ortak müdahale ile İran’da rejim değişikliği hedeflemektedir. Çünkü büyük petrol ve doğalgaz yataklarından elde ettiği gelirler ile Rusya ve Çin’in de desteğini almak suretiyle bölgesel bir güç olarak İsrail için büyük bir tehdit unsuru olarak Ortadoğu’da yerini almaktadır. 
İran’da bir rejim değişikliği veya gücünü bertaraf edebilmek için kara harekâtını göze alması neredeyse imkânsız olan ABD muhtemel fiili bir müdahaleyi ancak hava harekatıyla ve rejim muhalifi kesimler ile beşinci kol harekâtı yapmayı tercih edecektir. Zira çok geniş bir coğrafi alana sahip olan İran yüzyıllara varan tarihi geçmişinden gelen birikimiyle, yönetime olan hakimiyetiyle muhtemel kara harekâtına imkân tanımayacaktır. ABD tarafından Fars ve Azeri olarak ikiye bölebilmek için destekleyeceği muhalif hareketler ise daha öncekilerde olduğu gibi İran rejimi tarafından çok sert yöntemlerle bastırılacaktır. 


Uluslararası bir müdahale için Birleşmiş Milletlerden karar alabilme olasılığı neredeyse imkânsız olan ABD, Rusya ve Çin’in vetosuyla karşılaşacaktır. Çünkü bu zamana kadar nükleer silah üretmeye çalıştığına dair somut bir kanıt bulunmamasına rağmen İran’ı tehdit olarak gören ABD, nükleer silaha sahip olan İsrail’in bu durumunu yok saydığı ortadadır. 
İran’ın nükleer silaha sahip olmadığını ve yakın gelecekte de nükleer silaha sahip olamayacağını çok iyi bilen ABD ve İsrail’in en büyük korkusu ise İran tarafından geliştirilen ve büyük oranda yerli üretim ile üretmeye başladığı balistik füzeleridir. Çünkü İran bir şekilde saldırıya maruz kalması halinde sahip olduğu bu balistik füzeleri ateşlemekten çekinmeyecek ve ilk hedef olarak İsrail’i seçecektir.


İsrail tarafından gizlice Fransa ile birlikte Necef’te yaptığı ve 1964 yılında faaliyete geçirmiş olduğu nükleer santrali vurabilme kapasitesine sahip olan İran’ı bir bahane ile vurmayı hedefleyen ABD, İran balistik füze fabrikalarını imha etmeyi de hedeflemektedir. Hava harekatlarıyla bu fabrikaları vurabileceğini bilen ABD İran’ın hata yapmasını beklemekte, hatta hata yapmaya zorlamaktadır. Bu kapsamda İran’ın en büyük hatası da Hürmüz Boğazı’nı kapatmak olacaktır. Böyle olması halinde uluslararası etkisi bilinen bir sonuç nedeniyle ABD haklı bir gerekçe ortaya sürebilecektir. 
Bu aşamada İran’ın hata yapma lüksü yoktur. Fakat İran’ın hata yapmaması için Rusya ve Çin daha fazla ve daha açıktan desteklerini sergilemek zorundadır. Çünkü İran ABD’nin beklediği bahaneyi verecek olursa ABD uluslararası bir koalisyonla askeri olarak İran’a karşı harekete geçmeyi mutlaka zorlayacaktır. Dolayısı ile İran’ın son ana kadar Hürmüz Boğazı’nı kapatma olasılığının olmadığı değerlendirilmektedir.


İran-ABD krizinden kaynaklı ortaya çıkacak olumsuzluklar başta olmak üzere İran’da meydana gelecek bir istikrarsızlık durumunda olumsuz yönde en fazla etkilenecek bölge ülkesinin Türkiye olacağı da unutulmamalıdır. Bu nedenle Türkiye karar alıcı mekanizmaları tarafından gelişmeler çok iyi takip edilmeli, yanlış hamleye sebep olabilecek duygusal hareketlerden şiddetle kaçınılmalı, zamansız çıkışlar yaparak geri dönülmesi zor hatalar yapmamalıdır.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 1 yorum var, 1 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
mustafa aksoy 12 Temmuz 2018 Perşembe  01:51

selam üstadım ufacık bir bilgilendirmede benden size dağarcığınızda bulunması dileği ile .. 5 yıldır süren işid ile mücadelede unutulmamalıdırki, işid'in musulu ele geçirdikten sonra musul,telafer,rakka güzergahından tır tankerler ile türkiye üzerinden limanlarımıza yanaşan gemiler ile israil,abd,ingiltere kendilerine 8 yıl yetecek 100 milyonlarca varillik ham petrol stokladılar .sizce stoklanan bu büyük meblağ hürmüz krizi çıktığında ve varili 400 dolarlara çıkacağı tahmin edilen petrol'ün getirirsi kimlere yarayacaktır?? siz bu saydığım ülkeler'den biri olsanız hürmüz boğazının kapatılması için iranı sabote etmezmisiniz?? )))) yazılarını okuyupda zevk aldığım ender kalemlerdensiz kaleminize sağlık saygılarımla

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
DOĞRU KELİMELERLE BÜYÜMELİ KIZ ÇOCUKLARI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SURİYELİLER TÜRKİYE'DE KALICI GİBİ!
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
İRAN’IN MUHTEMEL GELECEĞİ VE GÜNEY AZERBAYCAN
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
YUMUŞAK İNİŞ
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
ŞAMPİYON
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
DÜNYA TEFECİLERE ÇALIŞIYOR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
KADIN OLMAK ZORDUR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İSLAM’IN, BİR İSMİ NİTELEYEN BASİT SIFATA İNDİRGENMESİNİN NEDENLERİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BİZE NE OLDU? -1
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
EN ZOR OKUDUĞUM KİTAP
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
YENİDEN BAŞLAYANLARA
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SEÇİMLER VE EKONOMİMİZİN DIŞARIDAN GÖRÜNÜMÜ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Esra SARI
Esra SARI
İŞÇİ MUTSUZ, İŞVEREN ŞÜPHELİ!
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
ÜST GEÇİT HAKKIMIZ AMA KULLANIR MIYIZ BİLEMEM!
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Halil YATAR
Halil YATAR
YENİ NESİL NASIL YETİŞİYOR?
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva