ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Erbil'de Türk diplomatlara saldırı: 1 diplomat şehit oldu
Erbil'de Türk diplomatlara saldırı: 1 diplomat şehit oldu
Bu paralar dilencinin üzerinden çıktı
Bu paralar dilencinin üzerinden çıktı
YKS sonuçları açıklandı
YKS sonuçları açıklandı
Ünlü et lokantasının sahibine FETÖ'den 5 yıl hapis
Ünlü et lokantasının sahibine FETÖ'den 5 yıl hapis
Irak, Erbil'deki silahlı saldırıyı kınadı
Irak, Erbil'deki silahlı saldırıyı kınadı

İsmail CİNGÖZ

DOĞU AKDENİZ VE KIBRIS ÜZERİNDEN BÜYÜK İSRAİL'E GİDEN YOL
10 Temmuz 2019 Çarşamba

Takip etmenin bile zor olduğu şekilde dünya gündemi her gün hatta bazı günler saat başı değişiyor. Dünya gündemini etkileyen olayların ana merkezi veya önemli bir kesimi Ortadoğu ve/veya Doğu Akdeniz Bölgesi’nde geçmektedir. Böyle olunca jeopolitik konumu nedeniyle Türkiye bu gündem maddelerinden bir şekilde etkilenmektedir. Türkiye’yi etkileyen olaylar doğal olarak İsrail, Mısır ve Yunanistan’ı da etkilerken, iş dönüp dolaşıp bu ülkelerin Türkiye’nin ekonomik ve politik çıkarları aleyhine olacak şekilde ortak hareket etmelerine varmaktadır.

Konu dünya gündemi olunca doğal olarak Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Rusya ve yükselen güç Çin de olaylara dahil olarak gelişmeleri kendi lehlerine kanalize ettikleri ve bölge ülkeleri üzerinde nüfuzlarını arttırma gayretine girdikleri görülmektedir. Olaylara göre safını ve tutumunu değiştiren Avrupa Birliği ise gelişmelere göre genel olarak Türkiye’nin karşısında yer alan kesimde görülmektedir.

Ortadoğu’da ve Doğu Akdeniz’de yaşanan her olayın bir şekilde “Büyük İsrail” hedefine doğru atılan bir adım olduğunu anlamak için müneccime ihtiyaç olmadığı bir gerçektir. Bu gün adına “emperyalizm” denilen ve büyük devletlerin yayılmacılık ile kendi çıkarları için diğer devletlerin kaynaklarından yararlanma, onları baskı altına alma politikalarının da geri planlarındaki asıl amaçlarının “Büyük İsrail” yolunda ilerlemeyi hedeflediği bilinmelidir. 

PKK terör örgütünün 35 yılı aşan bir süredir Türkiye’nin Doğu ve Güney Doğu bölgelerinde masum halkı sindirerek göçe zorlamasının, kadın, çocuk demeden masum halkı katletmesinin, başta asker ve polis olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin memurlarına karşı yürüttüğü silahlı terör faaliyetlerinin nihai hedefinin Büyük İsrail’in inşa edilmesine hizmet ettiği ortadadır. 2010 yılından itibaren bütün Ortadoğu ülkelerini etkileyen ve halen iç savaş halinde Suriye’de devam eden “Arap Baharı” olaylarının da Tevrat’ta geçen Arz-ı Mevt/Vaat Edilmiş Topraklar üzerinde devam ettiği ortadadır. 

1877-1878 (93 Harbi) Osmanlı-Rus Savaşı’nda ağır bir yenilgi alan Osmanlı Devleti İngilizlerin desteğini alabilmek istemiştir. Padişah II. Abdülhamid tarafından 1878’de Kıbrıs İngiltere’ye kiralanmıştır. Bu ve bu zamana kadar yaşanan siyasi olayların bile “Büyük İsrail” hedefine doğru bir şekilde eklemlendiği görülmektedir. Zira Doğu Akdeniz’de ve Kıbrıs açıklarında doğalgaz ve petrol yataklarının tespit edilmesinden sonra yaşanan münhasır alan mücadelelerinde bütün tarafların İsrail ile birlikte hareket ediyor olması da bunu göstermektedir. Olay bu açıdan önem arz etmektedir. Dolayısı ile Musevilerin 2000 yıllık rüyalarının 1948’de İsrail Devleti ile vücut bulması göz önünde bulundurulursa yılmadan “Arz-ı Mevt” hedefine yüründüğü unutulmamalıdır. 

18. yüzyılın sonlarında, zayıflamış Osmanlı’dan Filistin topraklarının kopartılarak İsrail’in kurulmasına çalışıldığı bilinmektedir. Bu dönemde Siyasi Siyonizm’in kurucusu olarak ortaya çıkan Theodor Herzl, Temmuz 1902’de bu hareketin finansörlerinden olan Lord Rothschild’e “Kıbrıs’ı düzene sokmalıyız, üzerine gitmeliyiz ve bir gün kuvvetle almalıyız. Kıbrıs’tan Müslümanlar gider, Rumlar iyi bir fiyata topraklarını satar, Atina’ya veya Girit’e göç eder. Filistin Yahudiler için çok küçük, bu nedenle Filistin‘e yakın bir yer sağlamamız gerekiyor. Filistin’e Kıbrıs ve El Ariş de dahil edilmelidir” diyerek[1] Kıbrıs’ın da kurulacak İsrail Devleti için önemine dikkat çekmiştir.

Kıbrıs üzerinde Türkler ile Rumlar arasında yıllardır süren mücadele açık olarak yürütülürken, İsrail 2000 yılından sonra münhasır alanlar üzerinden mücadeleye dahil olmuştur. Bu arada Ada üzerinde Türkler ile devam eden mücadelenin; doğalgaz ve petrol rezervlerinin tespit edilmesinin ardından mücadele sahasının bir de Akdeniz’e genişlemesi üzerine askeri ve ekonomik olarak tek başına Türkiye ile baş edemeyeceğini bilen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) büyük şirketlere lisans vererek Batı ülkelerini yanına çekmeyi başarmıştır. Uluslararası anlaşmaların yok sayılarak Türkiye’nin münhasır ekonomik sahalarını da kapsayacak şekilde imzalanmış olması Türkiye’yi çok taraflı bir mücadelenin içine sürüklemiştir. Bu ülkelerden birisi de kuşkusuz İsrail’dir. 

Helenizm ideolojisi doğrultusunda Türkiye’ye karşı yüzyıllardır Yunanistan ve Kıbrıs Rum Kesimini kayıtsız şartsız destekleyen Batı, Doğu Akdeniz’de yaşanan gelişmelerde de aynı tutumunu sürdürmektedir. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’ndan sonra defalarca gerçekleşen Barış Görüşmeleri(!) Kıbrıs Türkleri’nin adeta yok hükmünde kabul edilmelerinden dolayı bir türlü sonuçlanamamışken, münhasır ekonomik sahaları üzerinden başlayan yeni sorunlar nedeniyle iyice çıkmaza girmiştir. İsrail, Mısır, Yunanistan, Fransa ve İtalya ile doğalgaz - petrol sondajı ve münhasır alan konularında anlaşma imzalamış olan GKRY’nin diğer destekçileri ise açıktan ABD, dolaylı olarak da Rusya’dır. 

Filistin toprakları üzerinde İsrail Devleti’nin kurulabilmesi için Osmanlı Devleti’nin varlığını engel olarak gören Siyon Hareketi, 1948 yılında İsrail’in kurulmasının ardından nihai olarak Büyük İsrail’i de hedeflemiştir. Elbette bu sürecin bugünden yarına hemen olmayacağını Siyonizm’in üst aklı da bilmektedir. Fakat Büyük İsrail’e giden yolda ilk olarak enerji üzerinden Türkiye’nin çökertilmesi[2] gerektiğine inanan Siyon Hareketi’nin bu yolda planlar yaptığı değerlendirilmektedir. 

Sonuç Olarak;
Yaşananlar üzerinden yapılan değerlendirmeler göz önüne alındığında Doğu Akdeniz ve Ortadoğu coğrafyası tarihte olmadığı kadar asker ve silah yığınağına sahne olmaktadır. Başta bölge ülkeleri ve emperyalist destekçileri Türkiye’ye karşı birleşmişlerdir. Hiç olmadığı kadar yalnız kalmış olan Türkiye buna rağmen ekonomik ve siyasi haklarını korumak için savaşı dahi göze aldığını ortaya koymuştur. Türkiye karar alıcı mekanizmaları olası her duruma karşı hazırlıklarını tamamlamalıdır. 

Emperyalist devletlerin en büyüğü ve İsrail ile Yunanistan’ın sonsuz destekçisi olan ABD; 1950’den itibaren stratejik ortak(!) ve dost(!) olmasına rağmen; Irak, Suriye, Yunanistan, Bulgaristan ve Romanya üzerinden ve Doğu Akdeniz’de konuşlandırdığı donanmaları ile Türkiye’yi kuşatmaktadır. Ayrıca Vekalet Savaşı yöntemiyle ABD; PKK terör örgütünün Suriye’de faaliyet yürüten PYD/YPG/SGD kolunu, Irak’ın Kuzeyinde IKYB’yi ağır silahlarla teçhiz etmektedir. Çünkü İsrail’in güvenliği ABD için olmazsa olmazlardandır. Ayrıca Doğu Akdeniz’de tespit edilen ve çıkartılacak kaynaklardan aslan payını almak isteyeceği muhakkaktır. Bu nedenle Türkiye’nin yeni Askerlik Kanunu’ndan dolayı boşalan kışlalarını nitelikli ve kalifiye askerlerle donatması sağlanmalıdır.

Türkiye’nin 1963’te hedeflediği Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin gerçekleşmeyeceği anlaşılmıştır. 1974’ten beri süregelen Kıbrıs görüşmelerinden elde edilmek istenileni “Federalizm” ile sonuçlandırmanın da mümkün olmadığı GKRY’nin bütün Ada adına AB üyesi yapılması ile ortaya çıkmıştır. Dolayısı ile Türkiye reel politikalar üreterek bu durumu ivedilikle ortaya koymalı ve kendine bir yol haritası belirlemelidir. Türkiye kararlılığını göstermek adına BM nezdinde yapılacak olan görüşmelere; “Başarılı olmayacağına inanıldığı için görüşmelerin askıya alındığı” ilan edilerek; “Eşit ve egemen iki kesimli ülke hedefli olarak planlanan görüşmelere katılınabileceği” deklare edilmelidir.

Türkiye haricinde bağımsızlığı tanınmamış olmasına rağmen “Defakto” olarak varlığını sürdüren KKTC ile sürdürülen ilişkilerde revizyona gidilmelidir. Askeri yapılanma ve deniz üslerinin kurulması gibi projeler geliştirilerek caydırıcılık kazandırılabilecek olan KKTC ile siyasi olarak da ilişkilerde yeni bir evreye geçilerek ileri aşamada Hatay’ın 1939’da Türkiye’ye katılımının sağlandığı örneğinde olduğu gibi bir duruma da yönetim ve Kıbrıs Türkleri olarak hazırlıklı olunmalıdır.

Türkiye Akdeniz’de, Kıbrıs açıklarında uluslararası hukuk kuralları kapsamında münhasır ekonomik yetki alanlarını belirleyerek mütekabiliyet çerçevesinde ilan etmeli ve taviz vermeden uygulamalıdır. Bu kapsamda sismik arama ve sondaj gemilerini bahse konu tartışmalı sahalara göndererek, tespit edeceği doğalgaz ve petrol yataklarında üretimin kısa zamanda başlayabilmesi için uluslararası büyük şirketlerle anlaşmalar imzalayarak karşı hamlesini yapmalıdır. Fakat bu şirketlerin de Büyük İsrail yolunda hareket eden Siyon Hareketi içerisinde olabilecekleri varsayılabileceğinden dolayı Türkiye’nin zorlu mücadelelere karşı her türlü hazırlıklı olması gerekmektedir.
       
İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.

[1] Volkan; “Siyonizm’in Kurucusu Herzl’in Talimatı; Kıbrıs’ı Mutlaka Alınız”, 01.06.2018.
[2] Kanal 24 TV; “Kayıt Dışı”, 22.06.2019.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
S-400’LER GELDİ, MÜTTEFİKİMİZ(!) ABD NE YAPACAK?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAL PARALARDA YENİ DÖNEM
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
DÜNYA'YI OLUMLU ETKİLEYENLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜRK DERİCİLİK SEKTÖRÜ HIZLA İLERLİYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
15 TEMMUZ'UN ARDINDAN...
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
DOĞAYA DÖNÜŞ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YOLA DEVAM ETMEK
Esra SARI
Esra SARI
“NE EKERSEN, ONU BİÇERSİN ”
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
DELİRDİK Mİ BİZ?
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
DOĞRUSUYLA YANLIŞIYLA SOSYAL MEDYA
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GÜNÜMÜZDE OLUŞAN SEÇMEN PROFİLLERİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
MERKÜR RETROSU
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYAYI ATEŞE VEREN, CEHENNEME KAPI AÇAN TAMAH (AÇGÖZLÜLÜK) ÜZERİNE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva