ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
İşsizlik arttı
İşsizlik arttı
'İşgal kuvvetleri Mescidi Aksa'yı yıkmak istiyor'
'İşgal kuvvetleri Mescidi Aksa'yı yıkmak istiyor'
Dünya'da Kovid-19 vaka sayısı 20 milyonu aştı
Dünya'da Kovid-19 vaka sayısı 20 milyonu aştı
Arap ülkelerinde Kovid-19 vakaları arttı
Arap ülkelerinde Kovid-19 vakaları arttı

R.Bülend KIRMACI

CUMHURİYET, DEMOKRASİ VE SİYASİ PARTİLER-1
1 Temmuz 2020 Çarşamba

Saltanat, Hilafet yok; Halkın Meclisi var!

Cumhuriyet’imiz devrimle kurulmuştur. TBMM, halkın Meclisi’dir. TBMM’nin halkın Meclisi olmasını, saltanatın kaldırılması doğrudan, “Hilafetin yok sayılması” dolaylı olarak etkilemiştir: “Halkın Meclisi” Kral’la da, Padişah’la da yetkisini paylaşmaz; bu nedenle rejimimiz, monarşiye dayanmaz; yetkisini halktan alan Meclis, bu yetkisini kimseyle paylaşmaz… 60 Anayasasından sonra bir dönem tatbik edilen Senato da (geçici tatbik olan “Tabii üyelik” kısmı hariç) halk tarafından belirlenmiştir.

 Bunları şunun için yazıyorum: Cumhuriyet toprağı üzerinde, demokrasiyi yeşertmek için uygun bir zemine sahibiz. Bunu, cephelerden gelen demokrat olan Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e borçluyuz. Gerçekten, Müslümanlığı yaşayışımızda nasıl ki aracı kabul edilmezse, benzetme yerindeyse, idarenin, yönetimin belirlenmesinde de aracı kabul edilememektedir.

Cumhuriyet ve demokrasimiz

Cumhuriyet’in, eğitim, kadın-erkek eşitliği, köyden başlayan kalkınma, tarım reformu gibi uygulamaları ve -birkaç “çok partili”- denemesiyle geliştirdiği kurumsallaşma ve deneyim demokrasiye uygun koşulların sağlanmasına yöneliktir.

 Gerek bu deneyim, gerek geleneklerimiz, bize özgü olan, bize ait olan; tercüme değil telif olan Cumhuriyet’imiz ve onun açtığı yoldan ulaşılan demokrasimize uygundur. Parti siyasetinin, 19. yüzyıla geri götürülerek, Tanzimat Fermanı ve Meşrutiyet dönemlerinden başlanarak okunması da mümkün olmakla birlikte, bizim halk tipi modele konu olan demokrasimizi, seçimli parti siyaseti bağlamına odaklanarak ve 1946’yı temel alarak değerlendirmemiz, içinde bulunduğumuz sorunların çözümüne odaklanmada kolaylık sağlayacaktır.

Partiler ve demokrasi

Değişen seçim sistemlerine ilişkin tartışmalar bir yana, parti siyasetine ilişkin başlangıçta birkaç cümle söylemek gerekirse; siyasi partiler yasasında gerçek anlamda bir demokratikleştirme noktasından uzak olduğumuzu hatırlamak gerekecektir. Siyasi Partiler Kanunu’nun parti içi demokrasiye katkı sağlamadığının en temel göstergelerinden biri de; parti içi seçim süreçleridir.

Sonuçta kendi içinde demokrasiyi işletemeyen partilerin, ülkenin demokrasisine ne kadar katkı yapacakları ve genel seçim sistemine ilişkin kaygan zeminin istikrara kavuşturulması açısından ne denli etkili olabilecekleri süren giden bir tartışma konusudur. Yazımda hiçbir siyasi partinin adını belirtmeyeceğim. Esasa dönük yazmaya çalışacağım; ancak yazımdaki düşünceleri güçlendirmek için verdiğim örneklerin hepsinin yaşanmış gerçeklikler olduğunun bilinmesini rica ediyorum.

Türkiye’ye Türkiye’den sesleniyorum!

Türkiye’ye Türkiye’den sesleniyorum! Düşünün ki, “ülkeye demokrasiyi getirmekle” haklı olarak övünen bir parti, 2000’li yılların başında bir Tüzük değişikliği yapıyor ve “Genel Başkanlığa adaylık için belirli sayıda delegenin oylarının hem de açıkça alınması ve Divan’a yani Kurultay’ı yöneten geçici görev organına ibraz edilmesini zorunlu” kılıyor.

Bu başlı başına “açık oy, gizli tasnifi” çağrıştıran bir uygulama olarak belirdi. Öte yandan pratiği çok tartışmalı olan delegelik sistemi, o partinin il/ilçe başarımından, yani illerde aldığı oy oranından çok, klasik anlamda her ilden belli sayıda delegenin Kurultay’a katılımı şeklinde belirleniyor… Bu durum “geçmişin cezalandırılması” olduğu gibi geleceğe dair bütün motivasyonun da kırılması anlamına geliyor; çünkü çalışan örgüt ile yatan örgüt aynı kertede değer görüyor.

Bu eleştiriler geneldir, hemen tüm siyasi partiler için de az çok geçerlidir. Yine genel bir eleştiri aktif üyelik kavramı temelinde yapılabilir. Evet belli partilerin (özellikle iktidarda olan veya iktidara geliveren partilerin) nüfusa oranla belli sayıda üyeleri vardır ancak, bu, siyasete katılım anlamında bir ferahlığı getirmemektedir.

Parti üyesine oranla “aktif üye” demek; toplantılara katılan, aidatını düzenli ödeyen, parti görevlerini yerine getiren ve denetleyen üye demektir. İşte bu oran hem genel nüfusa göre yeterli değildir hem de partilerin kendi içlerinde toplam üyeleri ile yapılacak bir oranlamada aktif üyelerin varlığı çağdaş demokrasilere göre, yüz-güldürücü değildir.

Türkiye gibi bir ülkede, aktif üye yetersizliğinin en büyük nedeni, gençlerin aktif siyasete katılım yönündeki isteksizlikleridir. Buna neden olan başlıca unsurlar; geçmişte yaşanılan darbeler, yolsuzluklar ve kayırmaca ortamıdır.

 Aktif üyenin siyaset üzerinde yol açtığı bu yetersizlik, parti dışında ama siyasetin içindeki demokratik kitle örgütleri tarafından bir ölçüde kapatılmaktadır. İçinde bulunduğumuz iletişim çağında, kuşkusuz, kitle örgütlerinin demokrasi açısından değeri ve önemi siyasi partilerden az değildir.

Program, Tüzük, Uygulama Standartları ve Kadro/Örgüt

Siyasi Partiler; program, tüzük, örgüt, söylem, uygulama standartları ve yönetim kadrolarından oluşan bir bütündür. Bir siyasi partinin programı, o partinin anayasasıdır. Bu nedenle geçenlerde basına da yansıdığı gibi parti programları, hele ki, köklü partilerin programları çok dikkatle, özenle ve sadakatle ele alınacak temel metinlerdir.

Öyle ki, temel değerleri açısından programdan sapan herkes; ister üye ister genel başkan olsun; haklı olarak, disiplin mekanizmasıyla ve “ihraç faslıyla” değerlendirilmeye de hazır olmayı göze almış sayılır. Bu doğrudan demokraside bile böyledir ve en “gelişmiş” demokrasiler açısından bile partilere başka seçenek bırakmayan bir momenttir.

 Programlar da tümüyle ve elbet değişmez değildir ancak bunun zamanı, zemini, kapsamı, içeriği, mekanizması çok saydam bir şekilde belirlenmek gerekir. Siyasi partiler seçimli kurultaylarında program değişikliği dayatmamalıdır...

Program, Anayasadır; özel olarak Kurultay yapmak gerekir
Tam tersine, başlı başına ‘program kurultayları’ yapmalı ve temel değişiklikleri kamuoyuyla paylaşarak, tüm üyelerinin oylarına arz etmelidirler.

Yoksa üye ile yönetimin, Halk ile Partinin bağı kopar. Siyasi partiler, yerel ve genel seçimlerde mutlak iktidar hedefine odaklanmak için mutlaka bir büyüme stratejisi belirlemelidir. Parti, söylem ve eylemiyle öncelikler ekseninden saparsa ve kadrosu itibariyle temsil ettiği değerlerin hilafına bir takım kişilerle dolarsa; önce oy, sonra güven kaybeder.

Öyleyse, Türkiye’nin gereksinmelerine ve dünyanın gerçeklerine uygun siyasetleri, halkın diliyle üreten partiler; uygulama standartları ve metinlerinde, kadroları ve ilçelere varıncaya kadar yönetim kademelerinde doğrultu tutarlığını sergileyen partiler, kendilerine de, ülkeye de, demokrasiye de katkı yapabilirler. Nihayet, partiler kuşkusuz öğrenen canlı organlardır. Gelişmeye açık olmalıdırlar.

Evet, bu iki bölümlük yazı dizisinin ilk bölümünde, Cumhuriyet’imiz, demokrasimiz, siyasi partiler ve siyasi partilerin, program, tüzük, kadro, uygulama standartları olarak toplumdaki karşılığı ve çağımız partilerinin örgütlenme nitelikleri hakkında kimi düşüncelerimi paylaşmaya çalıştım… Yazı dizisinin ikinci bölümde, daha çok merkez sol siyaset üzerinden bir okumayla, günümüzün siyasi partilerinin düşünsel yapılanması ve toplumla etkileşim bakımında olası sonuçları üzerinde duracağım.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Esra SARI
Esra SARI
TÜRKİYE’DE ÇOCUK YETİŞTİREMEME SORUNSALI
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
ALTIN UÇUŞTA
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
TURİZMİN LEZZETLİ HALİ
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
VAROLUŞ VE BENLİK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
ERZURUM KONGRESİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HER ŞEYİMİZ DAHA BÜYÜK OLSUN..
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
YENİ MEDYA
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ III
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TURİZMDE SON DURUM
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
ÜÇ SORU ÜÇ CEVAP
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
İSTANBUL SÖZLEŞMESİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
HİBRİT SAVAŞ VE TÜRKİYE
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
YAŞAMAK BAYRAMDIR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GENÇLER UMUDU NEDEN YURT DIŞINDA ARIYOR?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
VARLIK VE VAROLUŞ KARŞISINDA DOĞRU DÜŞÜNEMEME SORUNLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
“BÜYÜK EKONOMİ”
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
MISIR SİLAHLI KUVVETLERİ: ESNAFAT-I ASKERİYE
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva