ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Maduro'dan sınırdaki konteynerleri artırma kararı
Maduro'dan sınırdaki konteynerleri artırma kararı
Merkez Bankası repo ihalelerine ara verdi
Merkez Bankası repo ihalelerine ara verdi
Bu fosiller 11 milyon yıl öncesine ait
Bu fosiller 11 milyon yıl öncesine ait
Suikast timinin müebbet hapis cezaları onandı
Suikast timinin müebbet hapis cezaları onandı
''Golan Tepeleri işgali meşrulaştırılamaz''
''Golan Tepeleri işgali meşrulaştırılamaz''

İsmail CİNGÖZ

CEZAYİR OLAYLARI YENİ BİR ARAP BAHARI (!) GETİRİR Mİ?
13 Mart 2019 Çarşamba

18 Nisan 2019 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimleri yapılacak olan Cezayir’de 14 aday[1] ile birlikte Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın da 5. kez aday olmasının ardından başlayan protesto olaylarının ülke geneline yayılması karşısında bazı kesimlerin bu olayları “Yeni bir Arap Baharı mı başlıyor?” şeklinde yorumladığı görülmektedir.

1999’dan bu yana 4 dönem üst üste seçimleri kazanmış olan 82 yaşındaki Buteflika’yı geçmiş dönemlerindeki dış politikalarında ve Amerikan emperyalizmine karşı dik duruşu nedeniyle başarılı bulanlar[2] olsa da kısmi felç nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm olmasına rağmen tekrar aday olmasını özellikle gençler tepkiyle karşılamaktadır. Yapılan gösterilere polisin sert müdahalesi nedeniyle çok sayıda yaralanma hadiseleri olduğunu duyuran uluslararası basın yayın kuruluşları incelendiğinde Fransa’nın sessiz kalması, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) ise protestocuları destekler tarzda açıklamaları dikkatli gözlerden kaçmamaktadır. 

Coğrafi konumu ile Kuzey Afrika’nın Akdeniz bölgesinde stratejik öneme sahip olan Cezayir’de bürokrasinin genel olarak Buteflika tarafında yer almasına rağmen halkın yoğun protestolarının devam ettiği bir zamanda Cenevre’de tedavi görmekte olan Abdulaziz Buteflika’nın ülkesine dönmesi önemlidir. Şimdilik halk gösterileri halinde devam eden olayların, 2010’da Tunus’ta başlayan ve evrilerek sirayet ettiği ülkelerde iç savaşa dönüşmesi de olasılıklar arasındadır. Fakat bu safhadan sonra siyasal İslamcıların hareketinin yükselişe geçmesi ihtimali veya ordunun alacağı tutumun ne olacağı beklenmelidir. Cezayir Genelkurmay Başkanı General Gaed Salah’ın “kaos durumuna müsamaha gösterilmeyeceği ve ordunun halk ile aynı bakış açısına sahip olduğu” açıklamaları dikkate alınacak olursa Buteflika’nın ordunun desteğini kaybetmeye başladığı görülmektedir.

Cezayir halkının aleyhindeki gösterileri ve ordunun tutumu karşısında daha fazla direnemeyeceğini anlayan Buteflika adaylıktan çekildiğini ve seçimleri de ertelediğini duyurmuştur. Ayrıca Buteflika’nın Ahmed Uyahya başkanlığındaki mevcut hükümeti feshedilerek, diyalog konferansı düzenlenmesi yönünde bir karar alması olayları yatıştırabilmenin yollarını aradığı şeklinde değerlendirilebilir.

Tarihi çok eskilere giden ve tarihi süreç içerisinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapan Cezayir ile Türkiye’nin köklü bir dostluk ve kültür tarihi vardır. Bu nedenle Cezayir’de cereyan edecek olaylar Türkiye açısından önemlidir. Zira 1516-1830 yılları arasında Osmanlı Devleti’ne dahil olan Cezayir ile Türkiye’nin gönül bağı olması normaldir. Zira Türk hakimiyetiyle birlikte önemli oranda Türk nüfusun yerleştiği Cezayir’de mevcut nüfusun çoğunlukla bu coğrafyaya göç eden Türklerin torunları olduğu hatırda tutulmalıdır.

Türk idaresinden Fransız sömürge idaresine geçmesinden, 1962’de elde ettiği bağımsızlık sürecine kadar geçen 132 yıl içerisinde yaşadığı “soykırım ve tecavüzler” başta olmak üzere acılarla dolu Cezayir tarihini unutanlar için tekrar hatırlatılmalıdır. 
Afrika’nın kuzey bölgelerinde 1513’ten itibaren başlayan Türk hakimiyeti 1516’da Cezayir, 1574’te de Tunus’un Oruç Reis ile kardeşi Hızır (Hayrettin) Reis tarafından alınmasıyla başlamıştır. Böylece Yavuz Sultan Selim’in 1517’de Ridaniye Zaferi ile Memluk Türk Devleti’ni tarih sahnesinden kaldırmasıyla topraklarına dahil etmiş olduğu Mısır ile birleşmiş ve bölge tamamen Türk kontrolüne geçmiştir. Fakat Osmanlı Devleti’nin zayıflamaya başlamasıyla birlikte Fransa’nın Cezayir’i ele geçirme emellerinin ortaya çıktığı görülmektedir. 

Fransa’nın Cezayir’i ilk işgal girişimleri 1827’de başlamıştır. Bu arada 20 Ekim 1827 tarihinde Osmanlı ve Mısır donanmaları ile Fransız, İngiliz ve Rus donanmaları arasında yaşanan Navarin Savaşı’nı Osmanlı’nın kaybetmesi ve donanmasının yok olmasıyla Cezayir savunmasız kalmıştır. 1828’de başlayan Osmanlı-Rus Savaşı da Fransa’nın beklediği fırsat olmuştur. 14 Haziran-7 Temmuz 1830’da Cezayir’i işgal harekâtı ile Osmanlı’dan ele geçiren Fransa’ya karşı başlayan halk isyanı 1847’ye kadar devam etmiştir. 
Fransa’nın 1870’ten itibaren sıkıyönetim şeklinde ihdas ettiği idare sistemine karşı 1871 yılında Cezayir halkı tekrar isyan etmiştir. Ayaklanmalar kanlı bir şekilde bastırılmış olsa da 1881 yılında üçüncü büyük ayaklanma yaşanmıştır. Cezayir’in stratejik önemini kavrayan Fransa, bu toprakları kaybetmemek için ayaklanmaları yine kanlı bir şekilde bastırmıştır.

Cezayir’i elinde tutabilmek için Avrupa’dan göçü teşvik ederek nüfus yapısını, Fransızcayı zorunlu ilan ederek dil yapısını değiştirmeye çalışan Fransa’nın[3] halkın kimliğini ve benliğini yok etmeye çalıştığı görülmektedir. 
İkinci Dünya Savaşı döneminde Fransız ordusunda görev alarak Nazi Almanyasına karşı savaşan Cezayirliler, savaşın ardından bağımsızlık talebiyle gösteriler başlatmış olsalar da sömürgeci Fransız askerlerinin silahlarıyla susturulmaya çalışılmışlardır. Günlerce süren katliamda; köyler, kasabalar bombalamalarla yerle bir edilmiş, evlerinden alınan masum Cezayirliler kadın, çocuk, yaşlı, genç denilmeksizin kurşuna dizilmişler ve nihayetinde 45 bin kişi hayatını kaybetmiş[4], binlerce kadına Fransız askerlerince tecavüz edilmiştir.

Özgürlük ateşi dinmeyen Cezayirliler 1 Kasım 1954 yılında tekrar ayaklanmış ve Fransız askerleriyle çatışmaya başlamışlardır. Yaklaşık 1,5 milyon kişinin hayatını kaybettiği çatışmalar 19 Mart 1962’ye kadar devam etmiş ve nihayet Cezayir bağımsızlığını elde edebilmiştir. Fakat bağımsızlık kolay elde edilememiştir. Toplama kamplarında işkenceler, toplu infazlar, kimyasal saldırılar, havadan ve karadan bombardıman, ırza ve namusa saldırılar dahil olmak üzere her türlü acımasız saldırı yöntemini kullanan Fransa’nın kirli tarihi sömürge altına aldığı bütün coğrafyalarda da aynı suçlar ile doludur ve dünya kamuoyu tarafından pekâlâ bilinmektedir.

Sonuç olarak;
Türkiye’nin Cezayir ile ortak bir tarihi geçmişi vardır. Cezayir başta olmak üzere Kuzey Afrika coğrafyasında yaklaşık 350 yıl süren Türk hakimiyeti Batı’nın emperyalist zihniyetinde olmamıştır. 
Türkiye’yi sözde Ermeni soykırımı yapmakla suçlayan Fransa’nın Afrika ülkeleri başta olmak üzere sömürgesi altına aldığı bütün coğrafyalarda uyguladığı soykırımlar, tecavüzler ve daha akla hayale gelmedik işkenceler tarihte yerini almıştır ve acı bir şekilde orta yerde durmaktadır. Fransa, Cezayir başta olmak üzere hiçbir ülkeden resmi olarak özür dilemeye ve suçlamaları kabul etmeye yanaşmamaktadır. Fakat bu Fransız tarihinin temiz olduğu anlamına gelmemektedir. 

Arap Baharı’nın ardından yaşanan Cezayir olayları gösteriyor ki bölgede kartlar yeniden karılmaktadır. Fransa’nın eski sömürgesinde yaşanan olaylara sessiz kalması, ABD’nin ise göstericileri desteklemesi bu coğrafyada yeni hareketlenmeler olabileceğinin bir emaresi olarak okunabilir. Buradan hareketle Türkiye karar alıcı mekanizmaları gelişmeleri çok iyi takip etmeli ve yaklaşmakta olan yerel seçimler arifesinde dış politikalarında hata yapmamalıdır. 

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi
[1] Hürriyet; “Cezayir’de Cumhurbaşkanlığı Adaylığı İçin 15 Başvuru”, 04.03.2019
[2] Onur Sinan GÖZALTAN; “Cezayir’de Yeni Bir Arap Baharı mı Başlıyor?”, Ulusal Kanal, 06.03.2019.
[3] TRT Haber; “Cezayir’in 132 Yıllık Fransız Zulmünden Kurtulduğu Gün”, 04 Temmuz 2018.
[4] Müzeyyen Feyza GÜRSU; “FRANSA’NIN SÖMÜRÜ, SOYKIRIM VE KATLİAM TARİHİ”, Yeni Söz, 19 Kasım 2015

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Halil YATAR
Halil YATAR
21 MART DÜNYA DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
GÜZELLİK TİCARETİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
GEÇMİŞ KÜLTÜR DİN OLMUŞ (ORTA ÇAĞ DİNDARLIĞI)
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SEÇİMLERDE SÖYLEMLER DEĞİŞSE DE ÇIKAN SONUÇLAR AYNI OLUYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YABANCILAR NEDEN TÜRKİYE'DEN KONUT ALIYOR?
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
TOPLUMSAL CİNSİYETÇİLİK
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
YAŞLANIYORUZ
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SEÇİMLER VE KADIN ADAYLAR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE TÜRK DÜŞMANLIĞI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜKETİCİ OLARAK HAKLARIMIZI ÖĞRENMELİYİZ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ALIM GÜCÜ DÜŞÜYOR MU?
Esra SARI
Esra SARI
TÜRKİYE’NİN SORUNU MARKALAŞAMAMA
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
BEKÂ
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva