ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Gri Liste'de aranan terörist etkisiz hale getirildi
Gri Liste'de aranan terörist etkisiz hale getirildi
İşsizlik oranı yüzde 14 oldu
İşsizlik oranı yüzde 14 oldu
A milli takım EURO 2020'de
A milli takım EURO 2020'de
ABD'nin boşalttığı üslere Rusya yerleşti
ABD'nin boşalttığı üslere Rusya yerleşti
KKTC'nin 36. kuruluş yıl dönümü kutlanıyor
KKTC'nin 36. kuruluş yıl dönümü kutlanıyor

Mustafa YILDIZ

CEMİYET İLE CEMAAT ARASINDAKİ FARK
5 Eylül 2019 Perşembe

Aynı tabloda olmalarına rağmen, fertlerin bir araya gelmesinden oluşan, birlikte çeşitli ortak menfaatlerde buluşma ortamı sağlayan, aynı kültürü paylaşan ve aynı coğrafyada, aynı topraklarda yaşayan toplum (Cemiyet) ile aynı duygu ve düşüncelerle aynı his ve heyecanı taşıyan, aynı değer ve dramları ortak payda kabul eden/edebilen, müşterek hedefleri olan bireylerin bir araya gelerek meydana getirdiği/oluşturduğu topluluk (Cemaat) arasında fark vardır. 

Şöyle ki toplum içinde insanlar; “Menfaat araçlarıyla birbirine bağlı/bağlanmış veya benzer saiklerle birbirinden ayrılmış, birbirlerini tanımayan isimsiz birer toplumun üyeleri” iken, toplulukta ise insanlar; “Müşterek düşünce ve fikir ile karşılıklı itimatla yekvücut olmuş/olmaya çalışan birbirlerine bağlı kardeşler, dostlar” olarak yerini alırlar.

İnsanlar toplumun içine/içinde doğarlar zira tercih hakları da yoktur, olamaz da. Ancak, topluluğu (Cemaati) insan kendi tercihi ve iradesini devreye koyarak arar bulur.Toplumda hayatını sürdürmek bir nevi mecburiyetten kaynaklanırken, toplulukta ise isteyerek, rızaya dayalı olarak yapılan tercihler gönüllülük esasına binaen yapılır.

Toplumdaki her birey konumunu kendi çıkar ve menfaatini koruma ve kollama ile sınırlandırırken, toplulukta kardeşlik/yarenlik duyguları daha baskın olduğundan yeterli derecede olmasa da adalet ve paylaşım daha fazla öne çıkar.

Kişi zaman zaman toplum içinde kendini yalnız, korumasız/savunmasız hissederken, topluluğa mensubiyet duygularıyla bağlı olan kişi kendini aileden saydığından daha fazla güvende ve emniyette hisseder. 

İçinde yaşadığınız toplumla müşterek bir bağınız ya çalıştığınız işyerinizdir, ya da bindiğiniz bir toplu taşıma aracı veya topluca kutlanan eğlence mekanlarıdır. Sinema, tiyatro veya maç izleme için paylaşılan stadyumlar vs. gibi ortamlardır.Ama sınırlı olan bu sürenin sona ermesiyle yabancı birer bireyler gibi herkes hanesine geri döner.

Oysa toplulukta kollektif emeklerle hedeflenen gayeye ulaşma çabası içine girildiğinden, kişi kendini sürekli takipte ve otokontrol altında hisseder. Fiziki ayrılıklar olsa da, ruhsal birliktelikleri devam eder.

Toplumda her birey şahsi yeteneklerini kullanırken karşılığında maddi bir menfaat beklentisi içine girer/girebilirken, toplulukta elde edilen çıkar ve menfaatler paylaşım esasına göre ve topluluk yararına kullandırılır.

Ayrıca, kişinin toplumda heva ve hevesini tatmin, arzularını gerçekleştirme isteği; bireyin sarf edeceği eforla ve karşılaşacağı meşakkatleri kendi emeğiyle üstesinden gelmesinden geçerken, toplulukta yardımlaşma ve paylaşım söz konusu olduğundan, kişi daha az enerji sarf ederek beklentilerine daha çabuk ulaşabilmektedir.

Bütün dinlerin gayesi insanları toplum haline getirmek, bireyi ve mensubu olduğu topluluğu da (Cemaati) toplumla özdeşleştirmek ve birliği (Vahdet) sağlamak/oluşturmaktır. Bir yönüyle dinler; “Her şeyin toplum için” olmasını ister.Bireysel algı “Her şey benim ve topluluğum için”e dönüşürse şayet artık birlik ve beraberliği (Vahdeti) oluşturmanın ütopya haline döneceğini bilir.

Felsefik Entelektüel söylemle söylersek şayet dinlerin maksadı; “Heterojen toplum” değil, “Homojen toplum” oluşturmaktır.

İnsan tabiatı gereği arzuladığı dünyevi ni’metlere ulaşma isteği bazen karşı koyulamaz derecede artış gösterebilir. Bu istek ve arzular topluluk içine dahil olmakla daha kolay ve mümkün hale gelme ihtimalinin yüksek olması, kişileri Sivil Toplum Kuruluşu ismi altında topluluklar kurmaya sevk eder/ediyor.

Geçmişte de var olan/olmuş yönetimin ulaşmadığı/ulaşamadığı, eksik kalan, gözden kaçan toplumsal hizmetleri sadece bu boşluğu doldurmak, sevap kazanmak ve hayır duası almak için kurulan STK’lar, (Hilful Fudul gibi) birere araçlar iken, maalesef günümüzde kuruluşları itibariyle legal olan, ancak bir araya geliş niyetleri ile yaptıkları faaliyetlere bakılınca, adeta çıkar ve menfaatin amacı haline dönüştüklerini söylemek mümkün. İstisnalar mutlaka vardır. 

Bunu da sadece insan tabiatı gereği görmek veya sadece böyle yorumlamak ya safdillik olur, ya da bazı şeylerin üstünü örtmek anlamı çıkar. Çünkü toplumda bu kadar yaygın hale gelmesi mevcut iktidarların tarih boyu iktidarda kalma adına bir nevi bilinçli olarak menfaat ve çıkarcı şebeke guruplarının sesini kısmada kullanmak için açık bıraktıkları kapı ve adeta sistem haline getirdikleri bir metod olarak pratikte uyguladıkları politik gerçeklik olduğunu görebiliyoruz artık.Üstelik iktidarlar tarafından bırakın bu konularda önlem almayı, bilakis sadakatleri oranında teşvik bile edildiklerini söyleyebiliriz.

Menfaat devşirme, ihale takip etme, bürokrasiyi kontrol altında tutma STK’lara devredilirse veya toplumda böyle bir algının oluşumuna zenin açılırsa şayet, bu sefer imkanları paylaşma dar çerçeveye indirgenir ve zamanla STK’ların içinde bile zorunlu olarak sayı azaltılarak çeteleşmeler başlar. Yani “İnsan insanın kurdu” olur. Bugün de yaşanan, yöneliş, gidişat sanki bu yöndedir.

Bu oluşumlara zemin hazırlama, zirveye gitme yolu budur diye yapılan/yapılacak teşvik ve yönlendirmeler, ehliyet ve liyakat prensibinin ortadan kalkmasına, adalet terazisinin bozulmasına, toplumsal homurdanmaların başlamasına, kopmaların ayrılıkların yaşanmasına yol açması kaçınılmaz olur/olacaktır da.

“Sen onları birlikte sanırsın, oysa kalpleri darmadağınıktır.” (Haşr:14) ayetinin muhatabı müşrikler iken, aynı akıbet bugün inanan kesimler arasında da görülmektedir.

Peki çözüm nedir? diye soru soranlar elbette olacaktır. Bu yazının konusu olmadığından şu kadarını söylemeyle kifayet edelim. Öncelikle inanan insanlar böyle bir sorunun ve daha başka sorunların da var olduğunu görüp kabul etseler/edebilseler, sorunların yarısını zaten çözmüş oluyorlar. En azından ”Böyle bir tehlike var!” dendiğinde pencereden aşağıya bakarak hani nerde? denilirse şayet. Demek ki “Konuşmaya gerek kalmamıştır.” O zaman zaten baştan kaybetmişiz demektir.

Anlatımlarımızdan ümitsizlik, yılgınlık anlamı çıkmamalıdır. “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk olsun.” (Al-i İmran:104) hükmü yalnız başımıza kalsak da yapmamız gerekeni en güzel şekilde özetlemektedir.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
GELECEK VE GENÇLİK
Hatice Karataş
Hatice Karataş
SAYGI, ÖZLEM VE MİNNETLE
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HALKI CİDDİ ANLAMDA YANILTACAK MARKALAR TESCİL EDİLEMEZLER
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
FALCILIK VE ASTROLOJİ
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
ISPANAK SUÇSUZ ÜRETİCİ MAĞDUR
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
MERKÜR GEÇİŞİYLE BAŞIMIZ DERTTE
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
TÜSİAD YENİ VERGİLERE NEDEN KARŞI?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OTOMOTİV SEKTÖRÜNDE HAREKET
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
10 KASIM
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YÜZ YILLIK ENERJİ KORİDORU PLANI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
İMALAT SANAYİ
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
SONSUZLUĞUNDA
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE YEDİĞİNİ BİLEN VAR MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SPORDA, SANATTA, YÖNETİMDE KADINLARA NE KADAR İHTİYACIMIZ VARMIŞ
Esra SARI
Esra SARI
ORGAN BAĞIŞI KONUSUNDA DAHA BİLİNÇLİ OLMAK GEREK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
“MONREO DOKTRİNİ” VE “1830 KIZILDERİLİ TEHCİR YASASI”
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
FUTBOL DEDİĞİN
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEFİSLER YASASI (KUL DÜZELMEDEN, ALLAH DÜZELTMEZ.)
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ 2
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva