ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
600 yıllık camiye çevre düzenlemesi
600 yıllık camiye çevre düzenlemesi
Sözde 'eyalet imamı' tutuklandı
Sözde 'eyalet imamı' tutuklandı
Başkent'te gecekondu yandı, anne ve çocukları zor kurtuldu
Başkent'te gecekondu yandı, anne ve çocukları zor kurtuldu
Nazlı Ilıcak 5 yıl 10 ay hapse çarptırıldı
Nazlı Ilıcak 5 yıl 10 ay hapse çarptırıldı
Uluslararası tarım bakanları zirvesi
Uluslararası tarım bakanları zirvesi

R Bülend KIRMACI

BOR ÖZELLEŞTİRİLMEMELİ
9 Ocak 2019 Çarşamba

Bor madeni rezervlerinde dünya lideriyiz. Ne zaman özelleştirme ile adı anılsa içim cızlar. Varsın özelleştirmeden yana bir eksiğimiz o olsun. Bor madeni asla ama asla özelleştirme konusu olmamalıdır. Çünkü stratejik bir stoktur gelecekte çok işimize yarayacaktır ve yedeği yoktur. Gerçekte şu özelleştirme meselesi 80’li yıllarda Anglo-Sakson ülke yönetimlerince popülerleştirildi. Bir örnek vereyim; ben İngiltere’de öğrenciyken Thatcher demiryollarını özelleştirdi. On yıllar sonra ne mi yaptılar? Geri aldılar! Pekala kamu tarafından da işletilir diye günah çıkardılar. Ne yazık ki popüler özelleştirme gün geldi yetersiz siyaset eliyle popülist söylemlere de konu oldu. Bir tür inada bindi. Bir iktisadi manivela, bir kaldıraç olarak tanıtılan bu araç, giderek “amaç” halini aldı. İşletme hakkı devri, altın hisse, varlık satışı, topyekun satış vesaire; gidenin yerine yenisinin konup konmayacağı bilinmeden ve istihdam üzerindeki olası maliyetleri pek de düşünülmeden ne var ne yok satıldı. Dahası kimi yolsuzluk söylenti ve suçlamalarına da konu oldu özelleştirme…

Özel-kamu el ele en verimli işletmelere

Böyle olacağı da besbelliydi... Yönetimde denetim, harcamada saydamlık, bütçede hesap verilebilirlik momentlerinden uzak bir ekonomi-politikte olacağı da buydu. Öyle zamanlar geldi ki, “özelleştirme idaresinin kendisi özelleştirilmelidir” yorumları bile yapıldı. Oysa Türkiye pazarın dengelenmesi, fiyat istikrarı, istihdam sağlanması, araştırma-geliştirme yatırımları ve refahın tabana yayılması açısından özel sektöre olduğu kadar kamu sektörüne de muhtaç. Rasyonel işletmeciliğin, verimli şirket yönetimlerinin mutlak anlamda özel sektörü gerektirmediği tam tersine özelde bir sürü batık olabileceği gibi kamuda da bir dolu başarı hikayesine tanıklık edildiği unutulmamalıdır. İş ve maharet, özel-kamu el ele en verimli bir işleyiş zemininde kurumlarımızı dünyayla rekabet eder hale ve kıvama getirmektir. Yani şirketleri arpalık olarak değil ekonomik aparat olarak değerlendirmek gerekir.

Karma ekonomiyi yeniden keşfetmek

Eğer mülkiyet tartışmasını bir şirketin/kuruluşun karlılığı/verimi açısından bir yana bırakabiliyorsak, aynı ve geniş anlamda, performans (başarım) açısından da herhangi bir yapının kamunun veya özel sektörün elinde olmasını da tartışma konusu olmaktan vareste tutmamız gerekmez mi? Dahası bugün Dünya, özel-kamu iş ve güç birliğinin önemini ve değerini kavramaktadır. Bu bir anlamda bizim karma ekonomi modelimize de denk gelen bir yönelimdir. İşte bu açıdan da bakacak olursak, artık doygunluk noktasını aşmış, sosyal yarar kavramından taşmış, amacı sapmış bir özelleştirme furyasından sakınmamızın gereği daha iyi anlaşılacaktır. Dahası ekonomide denge ve denetim, onarım ve ilerleme açısından özelleştirme ve hatta “yabancılaştırma”yı değil; kamunun da ekonomiye katkısı ve milli ekonomik menfaatlere öncelik konusunu ön planda tutmamızın önemi daha iyi kavranılacaktır.

7 yıl önce 7 yıl sonra hangi noktadayız?

Gelelim Bor Madenine… Bakın bundan tam yedi yıl önce neler yazmışım, ki, çoğu aynen bugün de geçerlidir: İşte “Bor Madeni ve Özelleştirme” (*) başlıklı o yazım:

“Sanayinin “tuzu” Bor madeni, “suyu” çıkan özelleştirmeden nasibini almak üzere.

Mevcut kanunda değişiklik yapılarak (1), bir fıkra ekleniyor (2)…

Oysa, Dünya rezervlerinin % 72’siyle, bu alanda lider ülkeyiz.

Bor, ulusal envanterimizde olduğu için paramız değerleniyor. İtibarımız artıyor…

Finans çevreleri kuramsal olarak, “bu ülkenin borcu var ama Bor’u da var” diyor.

Dahası, stratejik bir ürün: Yakıt pillerinden, LCD ekran için bir hammadde.

Dahası, Güneş ve Rüzgar enerjisi seçenekleri için enerji deposu.

O arada, toryum, nükleer yakıt için en az tortu bırakacak bir madde.

Bor ile beraber, hidrokarbonu ikame edecek potansiyeli var;

Bu; alternatif ve daha ucuz enerji demek…

Bir an için dışarıdaki rekabet gücümüzü bırakalım, iç pazarda enerji fiyatlarına odaklanalım:

“Özelleştirmenin” piyasayı dengeleyemediği elektrik fiyat artışlarından da anlaşılmadı mı?

TÜPRAŞ’ın satışının haklılığı -hala- nerede?

Hadi Dünya’nın en pahalı benzinini ithalata bağlıyorsunuz da, elimizdeki rezervleri “yabancılaştırmaya” açmanın mantığı nerede?

Tüm bunlara karşılık, Bor ve türevlerinin özelleştirilmesi konusunda “üretim maliyetlerini düşürmek” gerekçe olarak gösteriliyor…

Bir de, “Mülkiyet değişmeyecek” deniyor…

“Üretim maliyetleri düşecek”!! “mülkiyet değişmeyecek”!!

Oysa, her iki argüman da geçersiz…

30 yıldır Eti Maden tek kuruş borçlanmadan milyarlarca lira yatırım yapmış.

Deneyimli kadrosuyla, bir kamu iştiraki olarak, dünya pazarında %40 payı kapmış. (3)

Olanak verildiğinde tıpkı bir zamanlar KARDEMİR’de olduğu gibi ‘başarının istikrarını’ yaratmış.

Gelelim, mülkiyetin ruhsat sahibinde kalacağı savına…

Bu, olsa olsa kimya çağında simyacılık.

Gerçekten, Borun ve türevlerinin özel sektör eliyle önce taşeronlaşmaya eş-anlı olarak da “çok-uluslu şirketlere açılacağı” aşikar (4)

Yeni bir iktisadi modellemeyle mi karşı karşıyayız acaba?

Yap-İşlet-Devret (Y.İ.D.) modeli bilindik. Bu getirilene ise; İşlet-Tüket-Yok Et (İ.T.Y) modeli dense yeridir.

Daha şimdiden 5 bin ailenin geleceği belirsiz. (6)

Bor, İngiliz’in, Alman’ın elinde olsa, hadi bırakın onları Latin Amerikalıların elinde olsa onlar böyle bir şey düşünürler miydi?

Bizim de Odalarımızın haklı olarak karşı durması gibi, kamuoyu böyle bir tasarrufa izin verir miydi? (7)

Evet, piyasayı denetleyici devlet, kimi yan hizmetlerde belki özel girişimden yararlanmalı ama;

Bor, Uranyum ve Toryum (BUT) devlet eliyle işletilmeli.

Bu alanda endüstrileşmeye daha da önem verilmeli.

Hiçbir gerekçe Dünya lideri olduğumuz bu stratejik madenlerin ne hukuken ne fiilen, ne stok ve ne de üretim anlamında, kamu envanterinden çıkmasını haklı gösteremez.

Başka BUT yok. Başka Türkiye yok.”

Kaynaklar:

(1): Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulu tarafından imzalanarak 5 Mart 2012 tarihinde Başbakanlığa iletilen “Bor Tuzları, Trona ve Asfaltit Madenleri ile Nükleer Enerji Hammaddelerinin İşletilmesini, Linyit ve Demir Sahalarının Bazılarının İadesini Düzenleyen Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” Başbakan‘ın imzasıyla, 20 Mart 2012 tarihinde B.02.0.KKG.0.10/101 - 487/1319 sayılı yazıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı‘na gönderilmiştir. (TMMOB Maden M.O)

(2): Mevcut Kanunun 2. maddesine eklenen fıkrada “Bu madenlerin üretilmesi ve zenginleştirilmesi, teknik, ticari ve ekonomik sebeplerle ürünün mülkiyeti ruhsat sahibinde kalmak üzere 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümleri çerçevesinde ihale edilmek suretiyle üçüncü şahıslara gördürülebilirler. Ancak üçüncü şahıslara gördürülecek işlerin ihale süresinin üç yıldan fazla olması durumunda konuya ilişkin talepler Yüksek Planlama Kurulu tarafından karara bağlanır.” denilmektedir. (TMMOB Maden M.O)

(3): Bor rezervlerini 1978 yılından bu yana kamu adına işletmekte olan Eti Maden; bugüne kadar gerçekleştirmiş olduğu yatırımlar ile Türkiye‘nin bor teknolojisi konusundaki en deneyimli kadrosunu bünyesinde bulundurmaktadır, bor tesislerinin kurulması için gerekli mühendislik deneyimi ve tesislerin işletilmesi için gerekli üretim deneyimi açısından en iyi kadroya sahiptir, dünyadaki en büyük bor üreticisi ve en güvenilir bor ürünleri sağlayıcısıdır, bugün itibarıyla % 40 Pazar payıyla Dünya bor pazarı lideridir. (TMMOB Maden M.O)

(4): “En büyük doğal zenginliğimiz olan borun gözlerden uzak tutularak bir yasa değişikliği ile sessizce yeniden gündeme getirilmesi, ülkemizde küreselleşme ve liberalleşme rüzgarları altında özelleştirilmemiş tek alan olan Bor madenlerimizin ulusötesi tekellere devredilmesi sonucunu doğuracaktır.” (TMMOB Maden M.O)

(5): Alim Işık. MHP Kütahya MV. Dünya Gazetesi. 4 Nisan 2012. Syf:10 “Borda özelleştirmenin önü açılıyor” haber-analiz.

(6): TÜRKİYE MADEN İŞ SENDİKASI, TMMOB JEOLOJİ MÜHENDİSLERİ ODASI, PETROL İŞ SENDİKASI, TMMOB KİMYA MÜHENDİSLERİ ODASI, TÜRK ENERJİ SEN, TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI, KESK-ESM, TMMOB METALURJİ MÜHENDİSLERİ ODASI .Ortak basın açıklaması. TMMOB Maden M.O Basın Bülteni. 20 Nisan 2012.

(*): “Bor Madeni ve Özelleştirme”. Haber3.com. R.Bülend Kırmacı. 21.04.2012

Toplum Bor Madeninin Öneminin Bilincinde

Söz konusu makalem tekrar belirtmek isterim ki, büyük ölçüde geçerliliğini koruyor. Bir başka olgu makalemin kaynakçasındaki 6’ncı maddede beliriyor, ki, orada birçok sendika ve demokratik kitle örgütünün de bor madenlerine ilişkin olası bir özelleştirme girişimine haklı ve mantıklı itiraz gerekçelerine vurgu yapılıyor. Sanırım günümüzde de gündeme gelse yine aynı şekilde toplumda bir karşılık bulmayacak “bor madeninin özelleştirilmesi”… Ya da bir başka anlatımla eğer bu konu tekrar gündeme alınırsa, muhtemelen yine sendikalar ve toplumdan karşıtlıklar yükselecek. Bu insanlar da ülkemizin kalkınmasını, gelişmesini, refahın artmasını ister… Peki neden karşı çıkıyorlar? Çünkü biliyorlar ki, bor ve benzeri “kritik” maden rezervleri asla ama asla işletme hakkıydı, varlık satışıydı her neyse ne, hiçbir şekilde özelleştirmenin herhangi bir türevine ve biçimine konu olmamalıdır. Üstelik ne yerli ne yabancı hiçbir özel tüzel kişiliğe bu madenlerin en küçük kırıntısı bile verilmemelidir. Çünkü orada güçlü geleceğimiz, denk bütçemiz, güçlü paramız, azalan borçlarımız, artan refahımız, yükselen teknolojimiz, iş bulacak genç mühendislerimizin istikbali, özcesi, bütün bir Ulusun varlığı, alın-teri, umudu ve emeği yatmaktadır. Sonuç olarak; bor ve benzeri madenler asla özelleştirmeye konu olmamalı, milli portföyde kalmalıdır

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
YERLİ ÜRETİMDE BİR BAŞARI DAHA: YAPAY DERİ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
SİNEMA BİLETLERİ UCUZLAYACAK MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
HERKES KENDİ İŞİNİ YAPABİLSE...
Esra SARI
Esra SARI
TAM ANLAMIYLA YORULDUK
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
KIŞIN GİDİLECEK EN BÜYÜLÜ YERLER
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
MEYDAN OKUYAN DEVLET TERÖRİZMİ
Halil YATAR
Halil YATAR
MOTİVASYONUNUZU YÜKSEK TUTUN...
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BOL BOL TÜKETİYORUM, ÖYLEYSE VARIM!
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
TEKNOLOJİNİN TEHDİT ETTİĞİ MESLEK GRUPLARI
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OLMADIK İŞLER
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
DÜNYA YENİDEN KURULSA!
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
TÜRKİYE’Yİ HAFİFE ALANLARA YANILDIKLARI GÖSTERİLMELİDİR
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
AKLIN MAHİYETİ ÜZERİNE
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SİYASİ BİR MÜLAHAZA
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva