ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Kır düğünü işletmelerinde yoğunluk
Kır düğünü işletmelerinde yoğunluk
Kan bağışçılarına özel araçla ulaşım
Kan bağışçılarına özel araçla ulaşım
Sokakları 'sanatıyla' renklendiriyor
Sokakları 'sanatıyla' renklendiriyor
Kuş cenneti yavru flamingolarla şenlendi
Kuş cenneti yavru flamingolarla şenlendi
Dünyada 13 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
Dünyada 13 milyon tür yok olma tehlikesiyle karşı karşıya

Hüseyin ALPASLAN

BİR KAHRAMANLIK DESTANI: ON BİRİNCİ BÖLÜK
21 Mayıs 2020 Perşembe

Osmanlı İmparatorluğu, 28 Temmuz 1914 yılında başlayan Birinci Dünya Savaşı’nın ilk zamanlarında tarafsızlığını ilan etmiştir. Uzlaşma Devletleri ile ittifak yapma çabaları; 1908 yılında İngiltere-Rusya arasında yapılan Reval görüşmeleri ile başlayan ve sonrasında Fransa’nın dahil olduğu, Osmanlı topraklarını paylaşma amaçlarından dolayı mümkün olmamıştır. Osmanlı Devleti’nin tarafsızlığını devam ettirme çabaları sonuç vermemiş, özellikle Almanya ile yaptığı görüşmeler neticesinde İttifak Devletleri’ne dahil olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Osmanlı İmparatorluğu sınırlarının genişliği nedeniyle uzak mesafelerde açılan cephelerinin durumu; savaşın uzaması nedeniyle şartların zorlaşmasına ve sorunlara yol açmıştır. Saldırı ve savunma planlarının yapıldığı farklı birçok cephe oluşmuştur. Osmanlı Devleti; Suriye, Filistin-Sina, Kanal ve Irak cepheleri, Ermenilere karşı iç cephe, Boğazlar ve Çanakkale Cephesi, Galiçya, Dobruca ve Makedonya Cepheleri, Hicaz, Arabistan Cephesi ve Kafkas Cephelerinde[1] ikmallerini tamamlamakta zorlanarak savaşmıştır.

Savaşın başlarında Mısır’da bulunan İngiliz askeri birlikleri Süveyş yolunu tutma ve Türk birlikleri ile arasına 150 kilometrelik Sina Çölünü bırakma planına sadık kalmıştır.

 Ancak 1915 yılının ilk aylarından itibaren bu plandan vazgeçerek Sina Yarımadası’nın kuzeyinde bulunan su yolunun ilerisine yayılmaya başladılar. Bölgede savaşın ilk zamanlarında yaşanan boşluktan ve diğer cephelerde Osmanlı Devleti’nin sıkışık durumundan istifade etmek isteyen İngilizler, Filistin ve Sina’da üstünlük sağlayarak hakimiyet alanlarını genişletmek için harekete geçmişlerdir[2].

İngilizlerin; Mısır, Filistin ve Sina Cephesi’nde gelişen ve değişen savaş stratejisi üzerine Osmanlı Devleti biraz gecikmeli de olsa 1915 yılının ocak ayında Filistin-Sina Cephesi’ni açmıştır. 4’üncü Ordu Komutasında bulunan 22’nci Kolordu’ya ait birlikler 1917 yılında Filistin’in güneyinde bulunan Gazze Muharebelerinde yer almışlardır. Gazze Muharebelerinin tam ortasında savaşan birliklerden birisi de 32’nci Alay’ın 11’inci bölüğüdür…

Sevgili okurlar, Falih Rıfkı Atay’ın Zeytindağı adlı eserinde Gazze Muharebelerine katılan 11’nci bölüğün kahramanlarından bir askerimizin destansı anılarını[3], aslına ve özüne sadık kalmak kaydıyla hikayeye uyarlayarak sizlere anlatmak istedim. Şimdi hikayemize başlayabiliriz;

1916;

Çanakkale Cephesi’nde, düşmana geçit vermeyen Türk askerleri; Aralık 1915 tarihinde İngiliz, Fransız ve ANZAK (Avustralya ve Yeni Zelanda Kolordusu/Australian and New Zealand Army Corps) birliklerinin Çanakkale’den ayrılması üzerine başka bir cepheye doğru trenle yolculuk halindeydiler. Irak’ta bulunan 6’ncı Ordu birliklerinden takviye edilen askerler de cehennem vadisini geçerek Kudüs’e doğru yol alan trenin yolcuları arasında bulunuyorlardı.

Sıcaktan hamama dönen kompartımanda yanında oturan Yahudi yolcu, bir yıl sonra İngiliz Dışişleri Bakanı’nın yayınlayacağı, Filistin’de Yahudilere milli bir yurt kurulmasını isteyen bildiriden haberi varmışçasına hararetle Siyonizm’i anlatıyordu. Şam’dan beri süren bu heyecanlı ve mağrur anlatım, çölün Filistin’den ayrıldığı hatta kadar devam etmişti.

Dayanamayarak sözü başka konulara getirdi ve hiç ihtimal vermediği sözlere kayıtsız kaldığını tavırlarıyla gösterdi. Bahriye Nazırı Cemal Paşa’nın Suriye Cephesi’nde bulunan 4’üncü Ordu Komutanlığı’na atanmasından sonra İstanbul’dan ayrılırken söylediği, “Mısır’ı İngilizlerden geri almadan dönersem …” sözlerindeki inancının aynısını taşıyordu.

Ancak itikadına sımsıkı bağlı olan Yahudi ona dönerek “Bu toprakları kimse bizim kadar sevemez, bizim kadar kimse kalkındıramaz, siz buğday ekersiniz, biz kanımızı ve kemiklerimizi gömüyoruz” gibi konuşmalar yapmaya devam ediyordu.

 Ne güneşin bunaltan sıcağı ne de kızıl saçlı bembeyaz yüzlü genç Yahudi’nin uzun anlatımları azalmamıştı. Bir ara vardıkları bir istasyonda hem serinlemek hem de başını dinleme imkanı bulmuştu. Birkaç saat sonra İstasyondan hareket eden trenle Sina Cephesi’nin karargahına, oradan Sina İstasyonuna vardılar.

1917

Nisan ayının ilk günleri, Birinci Gazze Muharebelerinin sonlarına doğru gittiği cephede trenden inmesiyle top seslerini duymuştu. Bir asker, İngilizler” Gazze’ye ateş ediyor” dedi…

Filistin’in güneyinde bulunan Gazze Cephesi’nde kurulmuş subay ve erlerin çadırlarında İngiliz Tayyarelerinin açtığı delikleri, cephanelikleri, ahır çadırlarını, Türk Tayyare Bölüğü’nün cesur pilotlarını görerek siperlere doğru varmıştı. Siperlerde sessiz bir şekilde hatıralara dalmış neferlerin akıllarına ölümü getirmedikleri gibi bir kanaate varmıştı.

Çölde bulunan Mitralyözleriyle hücum eden süvari müfrezlerine karşı savaşanlar ve demiryoluna kadar gidip su borularına bomba atanlar bu kahramanlardı ve ölümü elbette akıllarına getirmezlerdi. Hatta Gazze Savaşları’nın en şiddetli geçtiği günlerde arkadaşına mektup yazan bir asker söyle diyordu, “Bilsen Gazze’de ne kadar rahatım. Savaş zamanında cephede yaşamaktan başka teselli olmadığına inanıyorum.”

Artık savaşın içindeydi, Türk çocuğunun alışkın olmadığı bir şey değildi…

On birinci bölüğün önünde Gazze’nin kısa dağlarına hakim külahı andırır bir tepe vardı. Mantartepe’nin altında bulunan Arap mezarlarının altından sekiz tünel açan cesur Türk askerleri tünelleri geçerek Mantartepe’yi top ateşi altına almışlardı. Tepeyi ele geçirme mücadelesi devam ediyor, İngilizler karadan ve denizden korkunç atışlarla ortalığı cehennem yerine çeviriyordu.

 Toz toprak ve dumanlar içerisinde bulunan mezarlardan ölülerin fırlayan kemikleri yanına kadar gelmişti. Yıkılan toprak tünellerde can haykırışlarıyla menfezleri tırnaklarıyla açmaya çalışan neferlere yardım etmişti. Mantartepe’yi terk eden İngilizler, Türk birliğinin tepeden ayrılmasından sonra rüzgar sesine, çalı kıpırtısına bile ateş ederek akıl almaz cephane harcamışlardı.

Nisan ayının on dokuzuncu günü İkinci Gazze Muharebelerinin üçüncü günü On birinci bölüğün siperlerinin arkasında bulunan bir mevziiye giren bomba bataryası düşman hücumlarını kırdı. Bomba atışlarının topun ağzından çıkarak artan bir hızla göğe yükselip ağırlaştıktan sonra tekrar çoğalan bir hızla düşmanın üzerine inişini ve Gazze topraklarını sarsmasını hayranlıkla ve gururla izliyordu.

İkinci Gazze Muharebelerinin üstünde üç ay geçmiş Ekim 1917 tarihinde başlayan Üçüncü Gazze Muharebeleri Türk tarafı için yıkıcı olmuştu. On birinci bölük siperlerine doğru gelen bombayı havada gören gözleri irileşmiş, ön siperlerin yok olacağını düşünerek nefesi tıkanmıştı.

Zavallı askerler bu durumun farkına varamamışlar kayıtsız bekliyorlardı. Bomba siperin önünde yumuşak toprak üstüne düştü ve yalnızca toz kalktı. Bombanın tapası sağlam kalmış, ateş almamıştı. Yerinden fırladı koşarak yerden aldığı bombayı omuzlayarak bataryaya götürdü.

Gazze’de ve özellikle Mantartepe’de savaş tüm şiddeti ve acımasızlığıyla bir ay daha sürmüştü. On birinci bölüğün kahramanları kendinden çok üstün düşman güçlerine kahramanca direnmişti. On birinci bölüğün şanlı bir neferi olmaktan kıvanç duyuyordu.

Sonuç;

Muharebenin son günlerinde Mantartepe; “İngiliz saldırılarında On birinci bölüğün kan ve kemiği üzerine birleşen cephenin kahramanlığının timsali haline gelmiştir.”

Filistin ve Sina Cephesi’nde İngilizlerin asker, silah ve cephanesinin, Türk tarafının iki katına çıkması ve Türk Ordularının verdiği kayıplarla gittikçe yıpranması üzerine kahramanca yapılan savunmaya rağmen Gazze Cephesi’ndeki birlikler olduğu gibi Filistin’e çekilmiştir.

Gazze Muharebesini gören ve bilenler, cepheden ricatın son günlerine kadar yaklaşık 7 ay boyunca Mantartepe’nin altında kalan On birinci bölüğün ismini unutamazlar. Tarih böyle kahramanların isimlerini ne kadar yazar bilinmez.

Ancak, Gazze’yi görüp bilenler şöyle haykırırlar; “İşte gördüğünüz bu Gazze siperlerinin adı On birinci bölük siperi, işte bu tepenin adı “On birinci bölük bomba tepesi.” Onlar, gözlerinden akan kanlı yaşın ıslattığı toprağa bakarak On birinci bölüğün kahramanlarını gönül borcu ve şükranla anarlar. 

Son olarak: “Tarihe böyle kahramanları yazmak” sorumluluğu ile anlattığımız yazının kazandıracağı şuur Gazze şehitlerimizin ruhlarını bir nebze teselli edecektir temennisiyle…

Sağlıcakla kalın…

Hüseyin ALPASLAN; Tarihçi- Yazar. alpasker.84@hotmail.com

[1] Enver Ziya KARAL; “Osmanlı Tarihi IX. Cilt”, s. 411, Türk Tarih Kurumu,2011, Ankara

[2] Yusuf Hikmet BAYUR; “Türk İnkılabı Tarihi Cilt III Kısım III”, s.311-312, Türk Tarih Kurumu,1991, Ankara,

[3] Falih Rıfkı ATAY; “Zeytindağı”, ss.158-162, Pozitif yayınları, 2012, İstanbul.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 3 yorum var, 3 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Cemal hato 22 Mayıs 2020 Cuma  11:11

On birinci bölük yazınızı okudum inanın insan çok duygulanıyor teşekürler

Yorumu oyla      0      0  
Kamil Sarıcı 22 Mayıs 2020 Cuma  11:05

Yazarımızın ellerine sağlık.

Yorumu oyla      0      0  
Garip GÜMÜŞ 21 Mayıs 2020 Perşembe  14:28

11. Bölük ve nice kahramanları saygıyla anıyorum. Kanal cephesi hakkında bize doyurucu bilgi sunan yazarımıza tesekkurler.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
'NORMAL'LEŞİRKEN
Esra SARI
Esra SARI
MUTFAKTAKİ YANGIN KONTROLDEN ÇIKTI
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
BİLGİ TÜKETİMİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SOSYALLEŞMEYE VE DIŞARIDA YEMEYE NE KADAR MERAKLIYMIŞIZ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SOSYAL DURUMLAR!
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSANIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜN VAROLUŞSAL, TEOLOJİK TEMELLERİ
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
ELEKTRONİK İMZA HAKKINDA NE BİLİYORUZ?
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
BATILILAŞMANIN TÜRKİYE EKONOMİSİNE TARİHSEL YANSIMALARI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KREDİ ÇÖZÜM MÜ?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
İNSANİ GELİŞMİŞLİK VE TÜRKİYE
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
OYUN ŞİMDİ BAŞLIYOR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
LİBYA VE DOĞU AKDENİZ’DE SON DURUM
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
YÜZYILLARDIR DEĞİŞMEYEN SORUN
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
ZAMANIN İÇİNDEN GEÇERKEN
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SÜREKLİ HAKSIZLIĞA UĞRAMAKTAN YORGUN DÜŞMEK
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
AVM’SİZ YAŞAYAMAYANLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
SURİYE'DEKİ CİHATÇILAR İLE ESAD MİLİSLERİNİN LİBYA'YA KONUŞLANDIRILMASI
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SAVUNULANI TEMSİL ÇOK ÖNEMLİ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva