ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Türkiye'deki koronavirüs salgınında son durum
Dışişleri Bakanlığından Irak'a PKK tepkisi
Dışişleri Bakanlığından Irak'a PKK tepkisi
Bakan Akar ve TSK komuta kademesi Bakü'de
Bakan Akar ve TSK komuta kademesi Bakü'de
İsrail'den Gazze'deki bir okula füze saldırısı
İsrail'den Gazze'deki bir okula füze saldırısı
Türkiye, Lübnan'da sağlık sektörünün yaralarını sarıyor
Türkiye, Lübnan'da sağlık sektörünün yaralarını sarıyor

Hüseyin ALPASLAN

BİLİM İNSANININ NAMUSU
7 Temmuz 2020 Salı

Namus sözcüğünün kökeni “nomos” tan geliyor. Antik Yunan ve Roma döneminde kurucu yasa anlamına gelen nomos, toplumun davranışlarını belirleyen kuralları ve uyulması gerekli zorunlulukları düzenliyor. Antik Yunanda daha çok bilim insanları için kullanılan nomos kavramı; bilim insanının topluma pozitif ve somut gerçekleri erkin gücünden çekinmeden ve menfaat gözetmeksizin anlatması şeklinde tanımlanmıştır. Bilim insanının nomosu; doğrular uğrunda gerekirse canıyla, malıyla bedel ödemelidir olarak anlaşılmış ve hazmedilmiştir.

Sevgili okurlar, naçizane namuslu bir tarihçi olma yolunda gayret sarf ederken, televizyonda tarihi konuları ele alan programları gördüğümde ilgimi çekmesini ve kulak kabartmamı doğal görürüsünüz. 

Dün akşam tesadüfen bir kanalda dört konuklu bir programda iki tarihçi profesörün güncel konular ışığında tarihte yer alan bazı olayları konuştuklarına şahit oldum. 

Akademik unvanlarını nasıl aldıklarını bilemediğim bu sözde tarihçiler sürekli olarak bel altı ve arkadan dolaşan sözleriyle Atatürk’ün dış politikalarını küçük görerek Cumhuriyet dönemini itibarsızlaştırma çabasındaydılar. Anlattıkları konularda argümanlarının söylentiye dayalı olduğunu, belge ve bilginin hiçe sayıldığını görünce bilim insanlarının “nokta kadar menfaat için virgül kadar eğilerek” namuslarını nasıl ayaklar altına aldıklarını üzülerek izledim. 

Bu şahısların program boyunca 1934 ve sonraki yıllardan bahsederken bile Atatürk ismini ağızlarına almaktan imtina ettiklerini ve sadece Mustafa Kemal ismini ağızlarının kenarı ile söylediklerini, Türkiye’nin o dönemde güçsüz ve aciz olduğu, Atatürk’ün güçlü ülkelerin dayatmalarına karşı politika izlediği gibi tamamen asılsız iftiralarını yüzsüzlükle sergilediklerini gördüm. Her devirde esen rüzgâra göre savrulan, çıkarları için bukalemun gibi kılık değiştiren bu çıkarcı insanlara bilim insanının namusunu nasıl kirlettiklerini söylemek için bu yazıyı yazmaya karar verdim. 

Yazımın bundan sonraki bölümünde bilim insanının namusunu korumak için nasıl bedeller ödendiğinin tarihi sürecini somut örnekleriyle anlatacağım;

Yazının icat edilmesinden önceki çağlardan, günümüze, homo erectustan, homo sapiense (düşünen insan) kadar, insanlar karanlıkla, aydınlığın çatışmasını yaşamıştır. Karanlıktan beslenen kişi, kişiler, zümreler, sınıflar ve egemen erkler aydınlığı hep reddetme yolunu seçmişlerdir.

 Türkiye’nin aydınlığa çıkma mücadelesi II. Osman’a kadar gitmektedir. Ancak o günden bu zamana karanlıktan beslenenlerin, aydınlığa karşı kin, nefret ve zalimliklerini sergilediklerine tarih daima tanıklık etmiştir.

 Karanlıktan beslenenler ile namusunu korumak için canını hiçe sayan bilim insanlarının mücadelesinin somut örneklerini hep birlikte görelim;

*Antik çağın en önemli filozof ve matematikçilerinden Pisagor; kurduğu okulda öğrencilerine ders anlatırken, tanrılarımıza karşı çıkıyor iddiasında bulunan yobazlar tarafından, öğrencileriyle ve eserlerinin büyük bir kısmı ile beraber yakılarak öldürülmüştür.

* Galileo; Klasik mekaniğin temelini atmıştır.1642 yılında dünya dönüyor iddiası, kilisenin öğretilerine aykırı bulunarak idam cezasına çarptırılmış ve idama giderken şu sözü söylemiştir; “Dünya yine de dönüyor.”

*Copernic; Astronominin kurucu babası sayılır, hipotez ve teorileri nedeniyle kilise tarafından aforoz edilerek engizisyona gönderilmiştir.

*Antoine Lavoisier; Modern kimyanın temelini atan bilim insanıdır. Kilise yobazları tarafından giyotinde idam edilmiştir.

*İskenderiyeli Hypatia; Günümüzde bile kadının toplumdaki yeri sorgulanırken, öğrencilerine doğayı; mantık, matematik ve deney ile cesurca anlatmaya çalışmıştır. Onun, özellikle de bir kadının, pozitif bilimlere dayanarak, doğayı öğretmesi zamanın piskoposunu rahatsız etmiş, beslendiği öğretinin değersizleşmesine ve yanlışlığının anlaşılmasına müsaade etmeyerek, Tanrı adına Hypatia’nın ölüm emrini vermiştir. Hypatia sokaklarda sürüklenerek ve taşlanarak ölen bilim şehitlerine katılmıştır…

*Socrates; Felsefenin kurucusu, insanlara sorular sorarak, ironi yaparak onların düşüncelerini sorgulamaya çalışmıştır. Ancak Atinalı gençlerin aklını karıştırmak, devletin tanrılarına inanmamak suçlarından idam cezasına çaptırılmıştır.

*Takiyuddin; 1575 yılında İstanbul’da tophane sırtlarında rasathane (gözlemevi) kuran zamanın en büyük gökbilimci ve matematikçilerindendir. Gökyüzünde gözlemler yapıyordu. Gözlem, teknik ve hesaplamalarla ile ekilip tik ve ekvator düzlemi arasındaki açıyı bugünün değerlerine çok yakın olarak hesaplamıştır. Aynı binada 16 kişilik bir çalışma ekibi ve zengin bir kütüphanesi de bulunmaktaydı. Ancak; Şeyhülislam Kadı zade Ahmet Şemsettin’in, devrin padişahı III. Murat’a, Takiyuddin ve gözlemevi ile ilgili şer-i açıdan yaptığı değerlendirmesi şöyledir; “ Yıldızların gözlemlenmesi felaket getirir, göklerin sırlarını örten perdeyi kaldırmak, Allah’ın sırlarını ifşa etmek hadsizlik ve uğursuzluktur”. Şeyhülislam’ın bu değerlendirmesi üzerine, padişahın fermanı ile; 1580 yılında Osmanlı donanması, Takiyuddin Rasathanesini içindeki aletlerle beraber bombalayarak yok etmiştir.

Sonuç olarak; İmtiyazları ve çıkarları elden giden din tüccarlığı yaparak yüzyıllarca Anadolu halkının saf inançlarını sömüren bugün bilim insanı kılığında karşımıza çıkan bu güruh; namusunu koruyan bilim insanına, pozitif bilime, yeniliklere, çağdaş uygarlığa hep karşı olmuştur. Bunlara karşı devrim yapmak isteyen II. Osman’ı (Genç Osman), III. Selim’i hunharca öldürenler kim ise; bugün Mustafa Kemal Atatürk’ün devrimlerine karşı hazımsızlık içinde kıvrananlar, iftira ve salyalarını akıtanlar da aynı yobazlar, aynı namussuzlardır.

Sağlıcakla kalın…

Hüseyin ALPASLAN; Tarihçi- Yazar. alpasker.84@hotmail.com

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
Toplam 2 yorum var, 2 adet görüntüleniyor. Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 
Kamil Sarıcı 7 Temmuz 2020 Salı  09:11

Gerçekten çok doğru saptamalar

Yorumu oyla      0      0  
Garip GÜMÜŞ 7 Temmuz 2020 Salı  08:34

Her bir bireyin okuyup irdelemesi gereken bu yazıyı keyifle okudum. Fikrimiz hür vicdanımız hür olsun. Teşekkürler.

Yorumu oyla      0      0  
FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
PİYASALARIN SEYRİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN DİN İLİŞKİSİ IV
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
KURULUŞUNDAN II. MEŞRUTİYET’E KADAR İTTİHAT VE TERAKKİ CEMİYETİ
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
HER ŞERDE BİR HAYIR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
İYİ NİYETLİ HAREKETLER KARŞI TARAFI CESARETLENDİRMEMELİ
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
SOSYAL MEDYANIN ESİR ALDIĞI ÇOCUKLAR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YIKINTILARIN İÇİNDEKİ UMUT
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
NEDEN BU HALDEYİZ?
Esra SARI
Esra SARI
TÜRKİYE’DE ÇOCUK YETİŞTİREMEME SORUNSALI
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
ALTIN UÇUŞTA
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
OTOMOTİV ENDÜSTRİSİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
TURİZMİN LEZZETLİ HALİ
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
VAROLUŞ VE BENLİK
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
HER ŞEYİMİZ DAHA BÜYÜK OLSUN..
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
YENİ MEDYA
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
VARLIK VE VAROLUŞ KARŞISINDA DOĞRU DÜŞÜNEMEME SORUNLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
“BÜYÜK EKONOMİ”
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
MISIR SİLAHLI KUVVETLERİ: ESNAFAT-I ASKERİYE
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva