ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








FETÖ'nün aranan muhasebecisi yakalandı
FETÖ'nün aranan muhasebecisi yakalandı
ASKİ ilk adımı attı
ASKİ ilk adımı attı
TSK Münbiç'te 64'üncü devriye görevinde
TSK Münbiç'te 64'üncü devriye görevinde
Zübeyde Hanım Nikah Salonu’nda ilk “evet”
Zübeyde Hanım Nikah Salonu’nda ilk “evet”
Çankaya Belediyesi Müzik Atölyesi açıldı
Çankaya Belediyesi Müzik Atölyesi açıldı

İsmail CİNGÖZ

BATI TRAKYA TÜRKLERİ VE DEVAM EDEN SORUNLAR
13 Haziran 2018 Çarşamba

15 Temmuz darbe girişimine katılan ve başarısızlık karşısında yakalanacağını anlayınca Yunanistan’a sığınan askerlerin Yunan adli makamlarınca tahliye edilerek Türkiye’ye iade edilmemeleri karşısında Türkiye’nin tepkisi sert olmuştur. Türkiye-Yunanistan arasında ikili olarak ve ayrıca AB ile 2006 yılında imzalanan “Göçmenler ve Geri Kabul Anlaşması” olmasına rağmen Yunanistan’ın bu tutumu karşısında Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu tarafından yapılan açıklama ile iki ülke arasında var olan anlaşmanın tek taraflı olarak durdurduğunu açıklamıştır.
Yunanistan’ın bu olumsuz tutumu karşısında, yüzyıllara dayalı sorunlu ilişkilere ve Yunanistan/Batı Trakya’da var olan Türk nüfusunun halen süregelen sıkıntı ve sorunlarına göz atmak, bu vesileyle dikkat çekmek faydalı olacaktır.


Bilinenin aksine Türkler Balkanlara Osmanlı Devleti ile gelmemişlerdir. Türklerin Batı Trakya bölgesindeki varlıkları M.Ö. II. yüzyılda bir Türk boyu olan İskitlerin (Sakalar) Batı kolunun Orta Asya’dan başlattıkları ilk göçlerle başlamıştır. Daha sonra Hun, Avar, Peçenek ve Kuman/Kıpçak Türk boylarının göçleri XI. Yüzyıla kadar dalgalar halinde devam etmiştir[1]. Bu göçlerde Bulgar, Oğuz ve Ogur/Utrugur Türklerinden de yer alanların olduğu bilinmektedir. Daha sonra ise yaşanan yoğun Slav göçleri ile zamanla Hıristiyanlaşarak, dillerini terk ederek Slavlaşmışlar, Türklüklerini ve benliklerini kaybederek asimile olmuşlardır.


Türklerin Anadolu üzerinden Balkanlara geçişleri ise üç farklı şekilde olmuştur. İlk olarak; 1065 yılında Konya bölgesine gelen yaklaşık 55-60 Bin Müslüman Yörük-Türkmen, Bizans tarafından Dedeağaç, Kavala ve Selanik üzerinden deniz yolu ile getirilerek Batı Trakya, Rodoplar ve Makedonya bölgelerine iskân edilmişlerdir[2]. İkincisi 1341’de Bizans İmparatoru III. Andranikus’un ölmesi üzerine yaşanan taht mücadelesinde Aydınoğlu Umur Bey’in Kantakuzen’e yardım için donanmayla Rumeli’ye geçmesi ile olmuştur[3].

Üçüncüsü ise Osmanlı Döneminde Orhan Gazi’nin oğlu Şehzade Süleyman Paşa’nın 1352’de Gelibolu Yarımadasına geçişi ile olmuş ve bir yıl içerisinde Tekirdağ bölgesi fethedilmiştir. Sultan I. Murad döneminde düzenli ordularla yürütülen fetihler ile 1361’de Edirne, 1362’de Filibe, 1364’de Stara Zagora (Zağra) ele geçirilmiştir. Yıldırım Bayezid’in 1395’de Bulgarların o zamanki başkenti Tırnova’yı ele geçirmesiyle Bulgaristan’ın fethi tamamlanmış[4] ve bölge 559 yıl adalet ve hoşgörü ile yönetilmiştir.


Osmanlı Devleti döneminde Türk kültürüne ait önemli eserlerin inşa edilmesi bölgede bulunan Hıristiyan halkın kültürünü de etkilemiştir. Sadece cami ve medreseler inşa edilmemiş, imara da önem verilerek; çeşitli kategorilerde 15.787 mimari eser Balkanlara inşa edilmiştir[5].


Osmanlı Devleti’nin Balkanlara fetih hareketlerinde daha önceki Karadeniz üzerinden gelmiş olan Türk kavimlerinin bir kısmının yardımcı ve faydalı oldukları görülmüştür. XI. Yüzyıldan itibaren bölgeye yerleşmiş ve XIV. Yüzyıldan itibaren İslâmiyet’e girmeye başlamış olan Kuman/Kıpçak Türklerine bu yardımlarından dolayı Slav dilinde yardımcı anlamına gelen “Pomaga” sıfatı verilmiş ve bu tarihten itibaren de “Pomak Türkleri” denilmeye başlanmıştır[6]. Pomakların gönüllü olarak İslamiyet’i benimsemeleri ve zamanla İslâm dinine geçmeleri XVIII. Yüzyılın ortalarına kadar devam etmiştir[7].


Osmanlı Devleti idaresi altında bulunan tebaanın asimile edilmesine çalışmamış, gayri Müslimleri İslâm’a, Türk olmayanları Türkleştirme gayreti içerisinde olmamıştır. Osmanlı Devleti fethettiği Hıristiyan ülkelerin toplum yapısına, dini inanç ve ritüelleri ile genel yönetim biçimine müdahale etmemiştir.


Osmanlı Devleti 1299 yılında Söğüt’te bir Uç Beyliği’nden devletleşmeye geçişi ile birlikte fetih bilincinden hareketle sürekli büyümüştür. Bu büyüme başlangıçta Bizans
İmparatorluğu yönünde olmakla birlikte zamanla üç kıtaya yayılmış, bir Cihan İmparatorluğu olmuştur. Fakat Kanuni’nin 7 Eylül 1566’da Zigetvar Kuşatması esnasında vefatından sonra yükselme devrinin de sona erdiği ve duraklama dönemi başlamıştır.
1683 yılına gelindiğinde IV. Mehmet döneminde Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında Viyana II. Defa kuşatılmış fakat Osmanlı ordusu bu savaşı kaybetmiş ve tarihin akışı değişmiştir. Bu yenilgi ile birlikte başlayan toprak kayıpları 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşından (93 Harbi) sonra çok daha vahim hal almaya başlamıştır.


1789 Fransız İhtilali’nin etkisiyle Osmanlı’da ilk isyan hareketi 1808’de Sırplardan gelmiştir Fakat Osmanlı Devleti’nden ilk olarak bağımsızlığını elde edenler 1830’da Yunanlılar olmuştur. Ardından diğer azınlıklarda da bağımsızlık fikirlerinin canlanmasına vesile olmuştur.
Osmanlı Devleti’nden bağımsızlığını elde eden devletlerden Bulgaristan, Sırbistan, Yunanistan ve Karadağ Krallıkları bir araya gelerek 8 Ekim 1912-30 Mayıs 1913 tarihleri arasında Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiler ve Osmanlı’ya karşı galip gelerek Balkan topraklarını Edirne ve Kırklareli’ye kadar ele geçirdiler.


Yaşanan I. Balkan Savaşı sonrasında Osmanlı’dan elde ettikleri toprak paylaşımında en karlı Bulgaristan’ın çıkmasından müttefikleri ve komşuları memnun olmamıştır. Bu düşüncelerle Sırbistan, Yunanistan, Karadağ ve Romanya Bulgaristan’a savaş ilan ettiler. 16 Haziran-10 Ağustos 1913 tarihleri arasında yaşanan savaşta Osmanlı Devleti de kaybettiği toprakların bir kısmını kurtarabilmek amacıyla savaşa dâhil olarak Bulgaristan’a savaş ilan etmiş ve Edirne ile Kırklareli’yi kurtarmıştır.


II. Balkan Savaşı devam ederken Osmanlı Devleti’nin bu savaşa katılmaması yönünde telkinlerde bulunan Batılı Devletler, Osmanlı’nın savaşa dahil olması ve Edirne ile Kırklareli’nin geri alınması karşısında Meriç Nehri’nin batısına geçilmeyeceği taahhüdü istemişlerdir. Bu isteği kabul eden Osmanlı yönetimine karşılık o zaman Yarbay olan Enver Paşa, Edirne’den ordu içerisinden bir grubu Kuşçubaşı Eşref komutasında Ortaköy üzerinden Batı Trakya’ya girmeleri emrini vermiştir. Bu birlik Koşukavak, Mestanlı, Kırcaali, Gümülcine ve İskeçe bölgelerini Dedeağaç hariç ele geçirerek[8] 31 Ağustos 1913’te Garbi Trakya Hükümet-i Muvakkatesi adıyla ilk Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğu açıklanmıştır.


Tarihte Türk kelimesi ile kurulan ilk Cumhuriyeti Yunanistan ve Bulgaristan tarafından tanınmış, kendi bayrağı, milli marşı, askeri ve devlet idari teşkilatlanmasını tamamlamayı başarmıştır. Yasalarını yapmış, adli teşkilatını ve bütçesini oluşturmuş, pul ve pasaport uygulamasına geçmiştir.
Osmanlı Devleti tarafından Bulgaristan’a bırakılması kabul edilen Batı Trakya, 30 Ekim 1913’te Bulgaristan tarafından tamamen işgal edilmiştir. “Batı Trakya Geçici Hükümeti” mücadelesine tek başına 3 aydan fazla direnememiş ve Batılı Devletlerin baskısına dayanamayan Osmanlı’nın da telkinleri ile kendisini feshetmek zorunda kalmıştır.


Bu arada Şubat 1914’te Londra’da İtalya’nın Ege adalarında Meis hariç işgali altında bulunan adaları kendisinde, İmroz, Bozcaada haricindeki diğer Ege adaları da Yunanistan’a kaldığı hususlarını içeren esaslar tespit edilmiştir[9]. Bu hususların tespiti yapılırken Birinci Dünya Savaşı, ardından Millî Mücadele dönemi başlamış ve Lozan Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti yeni bir devlet olarak ortaya çıkmıştır.


1923 Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Yunanistan’a kalırken bölgede 129.120 Müslüman Türk olduğunu açıklamıştır. Ayrıca bu bölgede “Türkçe Konuşan Yunanlılar” olarak kabul edilen yerli Ortodoks Hıristiyan Gagavuz Türkleri ile Lozan Antlaşması kapsamında Türkiye’den mübadele gereği gönderilen Ortodoks Hıristiyan Türkler de vardır[10].
1950’lerde başlayan Kıbrıs sorunları Yunanistan’daki Türkleri doğrudan etkilemiş, Yunanistan’ın sistematik bir şekilde Türk kimliğini reddetme politikasını uygulamaya koymuştur. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ise iki ülke ilişkilerini kopma noktasına getirirken, baskılara dayanamayan birçok Türk aile kitlesel olarak Türkiye’ye göç etmek durumunda kalmıştır.


Günümüzde Yunanistan Batı Trakya Bölgesinde, Dedeağaç, İskeçe ve Gümülcine illerinde yaklaşık 150 bin Müslüman-Türk Azınlık yaşamaktadır]11]. Fakat Yunanistan Türk azınlığını, Lozan Antlaşması hükümlerine göre “Müslüman Azınlık” olduklarını beyan ederek, Türklüklerini reddetmekte, daha sonra imzalanan göç anlaşması ve uluslararası raporlarda geçen “Türk Irkından Azınlık” ibarelerini hiçe saymaktadır.
Yunanistan ile Osmanlı Devleti ve Türkiye arasında birçok antlaşma ile Müslüman ve Türk azınlığın hukuki durumları güvence altına alınmıştır. Fakat uygulamaları ile Müslüman-Türk azınlığın haklarını Yunanistan’ın defalarca ihlal etmekten çekinmediği görülmektedir. Antlaşma ve sözleşmeler ile Yunanistan Türklerin başta canları ve malları olmak üzere sosyal ve siyasi tüm haklarını güvence altına almaktadır.


Ayrıca Batı Trakya Müslüman Türklerinin idari, hukuki, eğitim ve öğretim hakları bakımından özerkliğe sahip oldukları görülmektedir. Bugün AB üyesi Yunanistan bu hakları uygulamamakta direniyor olsa da Lozan Antlaşması kapsamında mütekabiliyet çerçevesinde Türkiye’yi de bu bölge Türkleri üzerinde hak sahibi yapmaktadır[12]. Dolayısı ile Yunanistan AB yasalarını bahane ederek kısıtlamaya gitme hakkına sahip değildir. Fakat 1938 tarih ve 1366 sayılı kanun ile Batı Trakya Türklerinin gayrimenkul ve toprak alımlarının yasaklandığı ve kamulaştırılan mallarını geri alamadıkları görülmektedir.

Sonuç olarak;
Yunanistan’ın 1956 ve 1967 yıllarında yine Türk azınlığa baskıları davam ederken, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın faturasını da yine soydaşlarımıza kesmiş ve devam eden baskılarını daha da arttırmıştır. Yunanistan’ın Türk azınlığa karşı uygulamış olduğu her türlü baskı ve hukuksuzluğa karşılık olarak Türkiye’de bulunan Rum azınlıklara da misli ile uygulanacağını açıklamış olsa da 1971 yılında kapatılan Heybeliada Ruhban Okulunun kapatılması haricinde uluslararası kamuoyu baskıları nedenleriyle hiçbirine karşılık verilmemiştir.
Lozan Antlaşması’nın “Yunanistan’daki Müslüman Azınlık” ibaresi nedeniyle Yunanistan, bünyesinde Türk azınlık bulunmadığını ileri sürmekte ve Türk ibareli dernek ve sivil toplum kuruluşlarına müsaade etmemektedir.


1955 tarih ve 3370 sayılı vatandaşlık yasası kapsamında çeşitli bahanelerle Yunanistan vatandaşlığından çıkartılmış olan 60 bin Türk’e vatandaşlık haklarının geri verilmemesi ve Türk Vakıflarının denetim sorunları hala devam etmektedir. Ayrıca devam eden bazı sorunları şu başlıklar altında toplayabiliriz;
-Din ve Vicdan Özgürlüğü Konularında Yaşanan Sorunlar,
-Vakıflar Meselesinde Yaşanan Sorunlar,
-Eğitim ve Öğrenim Özgürlüğünde Yaşanan Sorunlar,
-Selanik Özel Pedagoji Akademisi Sorunu,
-1981 Yılından Beri AB Üyesi Olan Yunanistan’da, Yunanistan Uyruklu Batı Trakya Müslüman Türklerinin Doğup Büyüdükleri Bölgelerinde ve Yunanistan’ın Diğer Bölgelerinde Kamu Hizmetlerinde İstihdam Edilmemeleri Sorunları,
-Yunanistan Uyruğundan Çıkarılan ve Uyruksuz Kalanlar, Yani Haymatloslar Sorunu,
-Taşınmaz Mülk Edinmede İzin Sistemi Sorunları,
-Siyasi Katılım ve Temsilde Yaşanan Sorunlar,
-Örgütlenme Özgürlüğünde Yaşanan Sorunlar.
Ayrıca sıcak gündem olarak; Kıbrıs, Ege Kıt’a Sahanlığı ve Ege Adaları ile son yıllarda Yunanistan’ın Türk karasuları içerisinde kalan adaları işgali gibi çözüm bekleyen sorunlar bulunmaktadır. Karar alıcı mekanizmaların bu hususları dikkatle takip etmeleri ve sorunların Batı Trakya Türkleri ile Türkiye lehine çözebilmenin yolları mutlaka alternatifleriyle birlikte her an güncellenerek hazır bulundurulmalıdır.

İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.Sc. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi.
NOT: Bu makale yazar tarafından 12 Mart 2016 tarihinde Ankara Batı Trakya Türk Birliği Derneği’nde “Balkanlar’ın Dünü ve Bugünü” Konulu Seminerinden güncellenerek kaleme alınmıştır.
[1] ATUN, Ata; (2009) Batı Trakya’daki Planlı Türk Soykırımı, (Erişim), http://www.academicjournal.info/pdf/01.31.09-Bati-Trakyadaki-Planli-Turk-Soykirimi.pdf, 25.09.2015.
TOKSÖZ, İlhan; (2011) Batı Trakya Türk Topluluğunun Rodoplardaki Buluşma Noktası: Seçek Yaylası Tarihi Seçek Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinlikleri, Millî Folklor, S. 91, (Erişim), http://www.millifolklor.com.
[2] NEVREZOVA, Aydzhan; (2006) Bulgar Yönetiminde Azınlıklar (1878–2004), Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı, Master Tezi, Ankara.
[3] TOKSÖZ, İlhan; (2011) a.g.m.
[4] KONUKMAN, R. Ercüment; (1990) Tarihi Belgeler Işığında Büyük Göç ve Anavatan (Nedenleri, Boyutları, Sonuçları), Hazırlayan: Kutlay Doğan, Türk Basın Birliği Ankara Temsilcisi, Ankara.
[5] TİKİCİ, Mehmet, KARATEPE, Selma, ERDEM, Orhan; (2008), Balkanlarda Türk Kültürü: Osmanlı Sonrası Kosova’da Yaşayan Türklerin Kültürel Özellikleri ve Türkiye İle İlişkileri Üzerine Bir Değerlendirme, 24.04.2008, Tekirdağ, 1.Uluslararası Balkanlarda Tarih ve Kültür Kongresi.
[6] NEVREZOVA, Aydzhan; (2006) a.g.t.
[7] KOYUNCU, Aşkın; (2013) Balkan Savaşları Sırasında Pomakların Zorla Tanassur Edilmesi (1912-1913), OTAM, Bahar 2013, S.33, ss.139-196. [8] ÖZLEM, Kader; (t.y.) Batı Trakya Türk Cumhuriyeti, (Erişim), http://balgoc.org.tr/email/batitrakya.doc, 28.12.2015.
[9] ATUN, Ata; (2009) a.g.m.
[10] CİN, Turgay; (2009) Batı Trakya Türklerinin Hukuki Statüsü Sorunları ve Avrupa Birliği, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 11, S. 1, ss. 147-179.
[11] HASAN, Barış; (2012) Balkanlarda Türk Azınlıklar ve Türkiye’nin Politikaları, Batı Trakya Online, 18.10.2012.
[12] CİN, Turgay; (2009) a.g.m.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
DİJİTAL ÇAĞ RAPORUNA DİKKAT!
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
İNŞAAT SEKTÖRÜ DESTEK BEKLİYOR
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
BENCİLLİĞİN GÖZÜ PERDELİDİR
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
INSTAGRAM OLMASAYDI…
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
TOPLUMUN RUH SAĞLIĞI TAMAMEN BOZULDU!
Halil YATAR
Halil YATAR
HAVA MI KASVETLİ BİZLER Mİ?
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
BAŞLARKEN
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YALNIZLIK ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAYİ ÜRETİMİ VE ÜÇÜNCÜ ÇEYREK BEKLENTİLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
ABD-ÇİN MÜCADELESİ VE DOĞU TÜRKİSTAN SORUNU
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
TAKIM OYUNU
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
HAZRETİ MUHAMMED’İN ÜNİVERSİTESİ
Esra SARI
Esra SARI
BİRTAKIM KÜÇÜK ÖNLEMLER BİZİ GRİPTEN KORUR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva