ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Bakan Çavuşoğlu Suriye'de siyasi çözümü işaret etti
Bakan Çavuşoğlu Suriye'de siyasi çözümü işaret etti
3 ilde toplam 7 terörist etkisiz hale getirildi
3 ilde toplam 7 terörist etkisiz hale getirildi
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 59 uzman yardımcısı alıyor
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı 59 uzman yardımcısı alıyor
Lüks otomobille sigara kaçakçılığı
Lüks otomobille sigara kaçakçılığı
8 yılda 4 bin 800 doktor adayına ışık tutan kadavra toprağa verildi
8 yılda 4 bin 800 doktor adayına ışık tutan kadavra toprağa verildi

Ömer AĞAÇLI

AKLIN “ MURDAR” OLMASI AKIL TUTULMASI
21 Haziran 2019 Cuma

Aklın murdar olması konusunu Kur’an’daki Yunus Suresi 100. ayetten aldım.. Yunus 100. ayette “ Allah, pisliği, huzursuzluğu, azabı akıllarını kullanmayanların üzerine kor.” denilmektedir.
Kur’an daha başlarda 2/242. ayette “ Allah, akıllarınızı kullanmanız için size ayetlerini ( işaretlerini, ilkelerini) böyle açıklamaktadır.” diye vahyin insan aklına düşünmesi için yol gösterdiğini söylemektedir.

Evet! Vahiy ( ilahi akıl) insan aklına yol göstermekte, ve aklın doğru hükümler verebilmesi için onu eğitmekte ve desteklemekte, diye düşünüyorum. Öte yandan aklın işleyişini engelleyen içsel ve dışsal tüm faktörleri de önüne koyuyor ve insanın bunlarla mücadele ederek aklın körleşmesini önlemeye çalışıyor. Oysa insanlar genelde olağanüstü mucizelere inanarak, kör bir imanla, tembel tembel yaşamayı tercih ederler. Anladığım o ki Kur’an mucize taleplerini reddetmekte ve sürekli aklı işletmeyi emretmektedir.

Aklın işlemesi, aklın özgürleşmesine bağlıdır. İslam kelimesinin din alanındaki tam karşılığı özgür olma halidir. Özgürlük, içimizden ve dışımızdan gelen ve bizi köleleştirici emirlere hayır diyebilme gücüdür. ( Ali Osman Gündoğan’dan alıntı)
O halde aklın ve özgürlüklerin önündeki engeller nedir? Modern bilim paradigmasına göre düşünen materyalist kafalar, Zaman zaman AKLIN VE ÖZGÜRLÜKLERİN ÖNÜNDEKİ ENGELİN DİN OLDUĞUNU söylüyorlar.

Biz de bunun üzerine aklı murdar eden husular üzerinde kimi şeyler söylemeye çalışacağız.
Aklın murdar olmasına bağnazlık ismi verilir. Bağnazlık, insanın gerçekte olmayan şeylere inatla taraftar olması halidir. Bu da insanın böyle bir hal üzere olmasıdır. İnsanın gerçek olanla gerçek olmayanı birbirinden ayırtedememesidir. Zihinsel sefalet içine düşmesi ve gerçekte olmayanları öne çıkartıp, bunlara inatla bağlanması ve dolaysıyla gerçek olanı inkara yönelmesidir. NECATİ ÖNER MERHUM bu konuda “ İnsanı tam tanımama, onun yaratılmışlar arasındaki yerini, durumunu, gücünü, yetkisini tam ve yetkin olarak bilmemekten ortaya çıkan, bütün zihin illetleri...” demiştir.

Gazali’nin bağnazlığa savaş açtığı biliniyor. “ İTİKATTA ORTA YOL” adlı eserinde bu konudaki sözleri açıktır. Ona göre bağnazlığın kaynağı insanın iç dünyasına, zihni ve kalbine yerleşmiş batıl bilgilerdir. Hazret diyor ki “Bağnaz kimselerin sorunu aklın önündeki delilleri bilmemekten ve bilgi noksanlığından ileri gelmez. Bu kimseler batıl şeyleri bile bile benimsemişlerdir. Bağnazlığın tedavisi çok zordur, uğraştırıcıdır. Müzminleşmiş hastalıklar gibi zordur.

Çünkü bilgi yetersizliğinden kaynaklanan yanlış hükümler verilebilir, bunlar mazur görülebilir, fakat gerçeklere karşı gösterilen bağnazlık ve bundan ileri gelen inat ve saplantı ise hiç bir mazerete sığınamaz”.

İnsanın varoluş karşısındaki durumu ele alındığında onun kültür üreten bir varlık olduğunu söyleyebiliriz. İnsan varoluşu kültür vasıtasıyla hisseder, yaşar. Dünyada her şey beşeridir. Bilgi denilen kavram insanın varolanları tanıması ve onlar hakkında hüküm vermesidir. İnsanın varolanları tanıma çabası bilgi türlerini ortaya çıkarır. Bilgi türleri kültür unsurlarıdır. Sonuçta insan, edindiği bilgi türlerine dayanarak davranış ve fiiller sergiler. İnsan edindiği bilggi türlerine göre zihnini şekillendirir, zihniyet ortaya çıkar. Zihniyet ise insanın maddi, manevi halini belirler. İNSAN KAFASININ İÇİNDEKİ ZİHNİYETTEN İBARETTİR. Bağnazlık denilen kavram da zihnin bir halinden başka bir şey değildir.

Burada açıklamaya çalıştığımız zihnin hallerinin nasıl belirlendiğidir. İnsanın zihin halleri onun ruh halleriyle ilişkilidir. Zihin halleri, ruh halleri ve idrak arasında doğrudan ilişkiler vardır. Akıl kavramının özü ruhtur. Akıl, ruhun bilme yetisidir. İnsan hangi ruh halinde ise onun zihninin hali değişir. Sonuçta algılar da ona göre olur.

Ruhun mahiyetini bilmek mümkün değildir. Din alanında ruhun mahiyeti hakkında yani onun ne olduğuna ilişkin bir şey söylemek zordur ve hatta imkansızdır. Sadece ruhun Allah katından olduğu söyleniyor. Ruh konusunu araştıranlar da ruhun hallerinden söz edebiliyor. Ve ruhun arınmışlık derecelerine göre haller gösterdiğini söylüyorlar. Ruhsal yönden arınmış, saf duruma gelmiş kimselerin idraklerinin yüce ve yüksek olduğu bir gerçektir. Nitekim peygamberler ruhen arınmış oldukları için onların idrakleri yüce ve yüksektir ve bu nedenle Allah’ın mesajını alabilecek durumda olmuşlardır. Kutsal metinlere bakınız, hemen hemen hepsinde insanın ruhen yücelmesine sürekli vurgu vardır.

Gelelim nefs kavramına, nefs ruhun bir halidir. Nefs kelime olarak hayvan anlamındadır. Bu bağlamda nefs, hayvani ruh haline tekabül eder. Hayvani ruh halleri ruhun en düşük düzeydeki halleridir. İnsanın ruhen ya da nefsen arınması deyimi, hayvani ruh hallerinden , içgüdü ve dürtülerden yakayı kurtarmasıdır.

Bağnazlık denilen hal de aslında insanın içinde bulunduğu düşük nefs seviyesinde ortaya çıkmaktadır. Yani idraksizlik işte bu sebeplerden ileri gelmektedir.

Gazali bağnazlığın insan zihninde ve kalbinde yerleşmiş batıl şeylerden ileri geldiğini söyler. Bu sözü şöyle açmak istiyorum: Evet insan çevresinin mahsulüdür. İnsan çevresinin ruh hali içinde onun etkisindedir. İnsanın asıl anlayamadığı budur. Bu halin farkında bile değildir. Bilgi, bilinç çevrenin ruh haline göre ortaya çıkar ki bu bilgiler kültürü oluşturur. İnsanın zihnine çevre yükler yani kültür. Düşük seviyelerdeki muhitlerde yetişenlerin bir türlü kafalarını ve kalplerini toparlayamaması bu yüzdendir.

Bağnazlık elbette sağlıklı bir hal değildir, marazi bir haldir. Bağnazlıkta deliliğin bütün araz ve belirtileri vardır. Bunların içinde en baskını da inattır. Bağnazlık inatı türetir ve sonra inatla el ele vererek diğer rezillikler ortaya çıkar. Bağnazlıkla inat birleşince aklın ve ilmin reddettiği bütün çirkinlikler, tutumlar, saplantılar, ölçüsüzlükler üremeye başlar.

Bağnazlık kavramı bizim kültürümüzde ve diğer kültürlerde genelde din alanıyla ilişkilendirilir. Bu çok yanlış bir hükümdür. Oysa beşeri tüm alanlarda bağnazlık boy gösterir. Yani her alanın bağnazı vardır. Din alanı sadece bu alanlardan biridir.

Şimdi ayaklarımızı yere indirelim ve bağnazlığın pratik hayattaki tezahürlerini ortaya koymaya çalışalım.

KÜFÜR BAĞNAZLIĞI: İnanç alanında ortaya çıkan bir bağnazlıktır. Dini doğru kavrayamama yani dini akıl dışı yorumlama, anlama bağnazlığdır ki günümüze çok önemli hale gelmiştir. Küfür bağnazlığı ayrı bir çalışma konusudur. Burada ortaya konacak bir konu değildir.

MEZHEP BAĞNAZLIĞI:Aynı dine inanan insanların Allah’ın mesajını farklı yorumlama sonucu ortaya çıkan bir bağnazlık türüdür. Mezhepler sonuç olarak birer beşeri anlayışlar, yorumlardır. Başlangıçta bir kimsenin veya bir gurubun yorumu olarak ortaya çıkmıştır. Bunlar birer yorum değil de mutlak doğru olanlar gibi görmek son derece yanlış durumlardır.. Mezhepleri din gibi ilahi kaynaklı görmek tarihte ne acılar yaşatmıştır.

İtikatlar alanında yaşanan bağnazlıkların yanı sıra son yüzyılların eseri olan ideoljiler ortaya çıkmış, insanlar bu ‘ideloji’ denilen deli gömleğini giyerek ne acılar yaşamış ve yaşatmıştır. Modern zamanlar aynı zamanda ideolojilerin çarpıştıkları bir dünyadır. İdeolojiler insanın fikir ürünü olan düşünce şablonlarıdır. Fikir ise gerçekliği olmayan düşüncelerdir. Bu nedenle bilimle çatışır. Bilim, kendi den bağımsız bir obje ile ilgilidir. Fikir ise kendi objesini yaratır. Bu obje de varoluşta yoktur. Tümüyle insan zihninin ürünüdür, zihnin ürettiği müphem şeydir.

IRK, AİLE, SOY SOP BAĞNAZLIĞI: İnsanlık tarihi kadar eski bir illet olan bir bağnazlık kaynağı da kendi ırkını, kendi soy ve ailesini üstün görme ve diğerlerini hor ve hakir görme marazi durumudur. Büyük İslam Sufisi İbni Arabi bu konuda çok ciddi sözler söylemiştir: “ İnsanlar temsil bakımından eşittirler. Babaları Adem, anneleri Havva’dır. Eğer insanlar soyları ile övüneceklerse o zaman çamur ve suyla övünsünler. Soyla övünmek fazilet zannediliyor. Fakat asıl fazilet ilim sahibi olmaktır. Her insanın değeri ilim ve hizmetle ortaya çıkar. Salih amel, hizmettir.” demiştir.

MESLEK BAĞNAZLIĞI: Bir de meslek bağnazlığı vardır ki hepimiz bunun bir marazi hal olduğunun farkında bile değiliz. Aynı mesleği edinenler kendi çıkarlarına uygun olarak birlikte nefsani tutumlar gösterirler. Böyle gurupların içindeki insan zamanla akıl yönünden vasat bir düzeye iner ve aklı zamanla donuklaşır.

CEMAAT BAĞNAZLIĞI: Cemaat bağnazlığı denilince akla hemen din alanı gelir. Cemaatin oluşmasında din kavramı kullanıldığı için bu tür yapılar ilahi guruplar gibi gözükebilir. Fakat dış görünüşe aldanmadan iç dünyalarına bakınca hiç de dinle ilgisi olmadaıklarını görürsünüz. Hayal ve halüsünasyon dolu hurafe dünyası olduklarını görürsünüz. Bunlar din motifi kullanan kimselerin bir topluluğudur. Bu tür cemaatvari ilişkilerde zaten intisap etmişlerin zihin halleri mitik zihniyet halleridir. Bu kimseler böyle yapılara dahil olduklarında zihni kognisyonları öyle şablonlaşır ki, sanki bu insanların akılları tatile gitmiş gibidir. Tarihe bakınız, cemaatlerden yetişmiş bir tane ne alim ne arif ne de kamil bulabilirsiniz. Şu kadar ki bağnazlık nefsin akla hükmetmesiyle ortaya çıkmaktadır.

Bağnazlık din alanında şeytanlarla dostluk etmekle ortaya çıkıyor. Bağnazlık aklın perdesidir.
Kur’an şu ayetlerle insanları ikaz etmektedir:
58/19: “ Şeytan onları kuşatmış, onlara Allah’ı anmayı unutturmuştur. Onlar şeytanın hizbi( dostları) dirler.”
4/119: “ Kim Allah’ın yerine şeytanı dost tutarsa, kesinlikle ziyandadır.”

Son sözler olarak şunları söylemek mümkündür. Akıl, manevi bir cevherdir. Akıl, ruhtur. Ruh ilahi alemdendir. Ve Allah’a en yakın mertebededir. Ahlak ruhun fıtratıdır. İnsan ahlaki değerlere göre yaşamazsa aklı işlemez. Zihin diğer kuvvetlerin vehim, hayal kuvvetlerinin etkisinde kalır. İnsan ruhunu nefsin elinden almadan aklı işlemez. İnsanlığın hala anlayamadığı hakikat budur. Değerli Nevzat Tarhan diyor ki: “ Bencil insanlarda zihinsel körlük vardır, realite körlüğü, kendi hatalarını bile göremez.” Aklın murdar olması, yani kör olması nefsin bütün illetlerinden insanın yakayı kurtaramamasıdır.

Nefsin bütün huyları aklı perdeleyen perdelerdir. Nefsten kurtulmak sadece din yoluyla olur. İnsan dini hesaba katmadan nefsiyle baş edemez. Din, nefsi terbiye ederek insanın manevi boyutunu ortaya çıkartır. Özgürlük aslında akıl alanında başlar. Asıl özgürlük, insanın nefsinden kurtulmasıdır. İçsel özgürlüğü sağlamadan dışsal özgürlük sağlanamaz. Dışarıdan gelen tarih, toplum, tabiat, gelenek, kültür unsurlarıyla mücadele etmeden, onların zincirlerinden kurtulmadan akıl çalışmaz. Dış faktörler insanın tabi olduğu sürülerdir. Ve her biri akla vurulmuş pranga ve zindanlardır. İnsanlar, kültürel şartlanmalar ve geleneklerle kör düğüm olmuş durumdadır.

Dinden manevi destek almadan bunları kırmak zordur. GÖRÜLDÜĞÜ GİBİ AKLIN VE ÖZGÜRLÜKLERİN ÖNÜNDEKİ ENGEL DİN DEĞİL, DİNDEN DESTEK ALMAMAKTIR. YUNUS EMRE NE DEMİŞ: “ NEFSTİR SENİ YOLDA KOYAN, YOLDA KALIR NEFSE UYAN.” NEFS DİNLE YENİLİR, GERİSİ HAYAL VE AVUNTUDUR.
HAYATTA EN ACI ŞEY, BİR İNSANIN PROBLEMİN KENDİNDEN KAYNAKLANDIĞINI FARK EDEMEMESİDİR...

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
MERKEZİ BÜTÇE KANUNU
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NEDEN İADE EDİYORUZ?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
SINAV BASKISI BAŞARISIZLIĞIN NEDENİ
Esra SARI
Esra SARI
KREDİ KARTI KULLANIMI ÇIĞ GİBİ BÜYÜYOR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
PEKİ, ŞİMDİ MÜNBİÇ'TE NE OLACAK
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
BÜTÇE HEDEFLERİ ÜZERİNE
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
DÜŞÜNCE DÜNYAMIZ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
NEFSİN KÖTÜ HUYLARININ HAMMADDESİ “HASETLİK” ÜZERİNE
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
KİTAP PATENTLENEBİLİR Mİ?
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
“GENÇLER İŞ BEĞENMİYOR”
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
ROMEO VE JULİET
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
JİLET GİBİ DEĞİŞİM
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
TÜRKLÜĞÜNÜ UNUTMAYAN MACARİSTAN VE BARIŞ PINARI HAREKATI
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
GENEL VE GÜNDEM
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
EHLİYET, LİYAKAT VE ADALET
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN-DÜŞÜNCE İLİŞKİSİ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
MEVSİM GEÇİŞLERİNE DİKKAT
Halil YATAR
Halil YATAR
ANKARA'NIN BAŞKANLARI UMUT VERİYOR
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva