ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Uzunçayır Baraj Gölü'nde görsel şölen
Uzunçayır Baraj Gölü'nde görsel şölen
Öğrencileri Necmettin Öğretmeni unutmadı
Öğrencileri Necmettin Öğretmeni unutmadı
Gölbaşı Tabiat Parkı'nda sonbahar
Gölbaşı Tabiat Parkı'nda sonbahar
Yenimahalle’de teraziler denetleniyor
Yenimahalle’de teraziler denetleniyor
Altındağ her mevsim güzel
Altındağ her mevsim güzel

Hüseyin ALPASLAN

ABD İSTİHBARATI’NIN TÜRKİYE YAPILANMASI VE FAALİYETLERİ-I
19 Kasım 2020 Perşembe

Türkiye; İkinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla beraber yabancı ajanların istihbarat savaşları yaşadığı ülkelerden birisi olmuştur. Balkanlar’a, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere ve Sovyetler Birliği’ne yapılacak operasyonlara yataklık edecek konumda bulunan İstanbul’da; İngiliz Dış İstihbarat Servisi’nin (MI6) dost isimli Siyonist ajanları ile İngiltere adına çalışan Türk ajanları önemli bir yere sahiptiler. İstanbul yalnız İngilizlerin değil, Nazilerin de yaşamsal kaynağıydı ve azımsanmayacak derecede Nazi ajanı da faaliyet gösteriyordu.

1939 yılında, ABD’nin Ankara’daki Büyükelçiliği’nde ve İstanbul’da bulunan Konsolosluğu’nda toplamda 6 diplomat ve görevli mevcutken, 1941 yılında bu sayı 33 kişiye çıkmıştır. İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıl olan 1939’da “ABD Dış İstihbarat Servisi Stratejik Hizmetler Dairesi’nin” (OSS) Başkanı olan William Donavan; Ortadoğu ve Türkiye çalışmalarından sonra, Türkiye’yi; Balkanlar, Ortadoğu ve Sovyetlere olan coğrafi yakınlığı ve bağları sebebiyle, Amerikan Dış İstihbarat Servisi için önemli bir çalışma alanı olarak belirlemiştir.

İkinci Dünya Savaşı’nda ABD’nin, Türkiye’yi İstihbarat faaliyetlerinde önemli bir üs olarak belirlemesinden sonra, Türkiye’de güçlü bir istihbarat yapısı oluşturmak için çalışmalarına hız verdiğini görmekteyiz. Bu kapsamda; İstanbul’da İstiklal caddesinde bulunan, ABD Savaş Enformasyon Bürosu’nda (OWI); 20 Amerikalı ve 100 Türk vatandaşı görevli olarak çalışmaya başlamıştır. Bu büronun ilk görevi ABD’nin manipüle ettiği haberleri Türk basınına sızdırmaktır. Savaş sırasında OWI tarafından Türkiye’de bulunan yün, krom ve afyon satın alınarak Almanların eline geçmesi önlenmiştir. Savaş devam ederken depoladıkları oldukça önemli miktarda bulunan bu malları savaş bitiminde piyasaya sürmüşlerdir.

ABD İstihbaratı; savaş sırasında, Türkiye’de, Amerikan hayat tarzına uyan dergilerin dağıtımını yapmış, Hollywood filmlerinin izlenmesi için sinema salonları kiralamıştır. ABD tarafından, Türk Hükumet üyelerine; 1 adet Mercedes Benz, 13 adet Packard ve 2 adet Studebaker marka otomobiller verilmiştir. ABD İstihbaratı, Türkiye’de güçlü bir istihbaratın temellerini atmak için bir taraftan da İngiliz, Türk, Siyonist, Çek ve Yugoslav İstihbarat servisleriyle ilişkiler kurmuştur.

Türkiye; İkinci Dünya Savaşı’ndan uzak durmayı başararak, savaşın ekonomik ve sosyal felaketlerinden kurtulmuştur. Ancak, İkinci Dünya Savaşı ile birlikte İstihbarat örgütlerinin cirit attığı Türkiye’de; ABD İstihbarat örgütü güçlü bir şekilde filizlenmiştir. ABD’nin OSS isimli İstihbarat örgütü savaştan sonra kaldırılarak yerine CIA (Merkezi Haber alma Teşkilatı) 1947 yılında kurulmuştur. CIA; mensuplarının eğitimi ve kullandıkları yöntemlerle bir Gestapo örgütü gibi dünya istihbarat savaşlarında yer almaya başlamış ve ABD’li iş adamı ve petrol tekelcisi Rockfeller ile yakın ilişkiler içerisine girmiştir.

“Soğuk savaş” terimini somutlaştırarak, Sovyet olmayan ülkelerde, Sovyet karşıtı bir kuşak oluşturan ABD; Başkan Truman döneminde fiiliyata dönüştürdüğü politikalarla kendi ekseninde topladığı ülkeleri CIA projesi ile kontrol altında tutmuştur. Marshall yardımları ile pratiğe döktükleri soğuk savaşta; hedefledikleri ülkelerin siyasi yapılarını kendi inşa ettikleri sistem üzerinden denetlemişlerdir. Özellikle Batı Almanya’da, bütün partiler ve siyasi liderler CIA’dan gizli yollardan maaş almışlardır. İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD; batı Avrupa’da bütün ülkelerin sistemlerine etkili bir şekilde nüfuz etmiş ve ekonomik yardımlarla bu ülkeleri kalkındırmıştır. Avrupa’da biten ekonomiler yeniden ayağa kalkarken Türkiye ekonomisi aynı gelişmeyi gösterememiştir.

Amerikan İstihbaratının, Türkiye’de yapılanmasına kolaylık sağlayan ikili anlaşmaların yapıldığı tarihler İnönü dönemine rastlamaktadır. ABD ile yapılan açık ve gizli birçok anlaşma ile ABD istihbaratının Türkiye’de rahatça faaliyet göstermesinin yolu açılmıştır. Türkiye’de bulunan Ortodoks Patrikliğine Ekümenik statü kazandırarak, mezhep nüfuzu üzerinden Rusya’da bulunan Ortodoksları Komünizme karşı örgütlemek isteyen CIA, Fener Patriği seçilen Maksimos’u, Sovyet yanlısı olduğu gerekçesiyle istifa ettirerek, Türk vatandaşlığına geçirdiği Athenagoras’ı Fener Rum Patriği yapmıştır. 1949’da ABD Başkanı’nın özel uçağıyla Türkiye’ye gelen CIA güdümlü Athenagoras, Truman’ın mektubunu İnönü’ye vererek, “Ben Truman doktrininin dini bölümünü teşkil etmekteyim” demiştir.

 Bir CIA projesi olan ve “Fulbright Antlaşması” olarak da bilinen, 27 Aralık 1949 tarihinde Türkiye ve ABD Hükumetleri arasında yapılan, “Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki” anlaşma sonucunda; Türkiye’de eğitimin ABD’nin çıkarları ve istekleri doğrultusunda şekillendirilmesinin temeli atılmıştır. İnönü döneminde; ABD ile temeli atılan ilişkilerin seyri ve takip edilen politikalar, Demokrat Parti (DP) iktidarı döneminde aynı minvalde devam etmiştir. DP’nin 3’üncü iktidarında, ABD ile zıt politikalar izlemeye başlamasından sonra 27 Mayıs darbesi meydana gelmiştir. 27 Mayıs darbesinin meydana geldiği 1960 yılında Türk istihbaratçıları ile CIA ajanları kol kola çalışıyorlar ve birçok Türk istihbaratçısının maaşları CIA tarafından ödeniyordu. Yassıada mahkemesinde görülen davalarda CIA ile Türk istihbaratının çarpık ve teslimiyetçi ilişkileri mahkeme kayıtlarına geçmiştir.

Türkiye’ye, İnönü döneminde yerleşmeye başlayan CIA; Türkiye’nin NATO (Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü)’ya 18 Şubat 1952 tarihinde üye olmasından sonra tamamen kök salmıştır. ABD istihbaratının İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra; yeni durumu ve izlenecek politikaları belirleme adına düzenlediği raporlarında “dünyayı yönetmek ve kontrol etmek için Türkiye ve Ortadoğu kilittir” tespiti dikkat çekicidir.

Türkiye’yi müttefik olarak yanına çeken ABD için; CIA’nın Türkiye’de örgütlenmesinin yanında, güçlü Türk Ordusu’nun kontrol altında tutulması da zaruret olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, 20’nci yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devleti’nde etkin olan Almanların sistemi örnek alınarak, Amerika’da Türk Subay ve Astsubaylar eğitilmeye başlanmıştır. Aynı bağlamda ilişkiler Türkiye’nin NATO bünyesinde Kore’ye asker göndermesi ile devam etmiştir. Bu dönemde Türkiye; CENTO (Merkezi Antlaşma Teşkilatı, önceki ismi Bağdat Paktı, ‘1955-1959’) gibi güvenlik ve savunma örgütleri ile Dünya Bankasına (1947) üye olmuştur.

 İkinci Dünya Savaşı ile başlayan süreçte, gittikçe artan ivmelenmeyle, önce İnönü sonra Menderes döneminde, ABD’ye çok geniş imtiyazlar tanıyan, bazıları meclis onayından geçmeyen 55 ikili anlaşma yapılmıştır. ABD; Türkiye’yi, Sovyetler Birliği ile mücadele merkezi haline getirmiş ve son tahlilde Türkiye’de askeri ve lojistik üsler (1955 Adana’da İncirlik üssü, 1957 Amerikan güdümlü füze üssü, 1959 balistik füze üssü)) kurmuştur.

İran’da,1951 yılında iktidara geçen Muhammet Musaddık’ın, ülkesinde bulunan İngiliz petrol tesislerini millileştirmesinin ardından; Musaddık’a, darbe yapılması, Irak ve Lübnan’da karışıklık çıkartılması ve Mısır’ın sosyalist politikalarının kontrol altına alınması yönünde CIA tarafından yapılacak operasyonlarda Türkiye’nin üs olarak kullanılmasına karar veren ABD; faaliyetlerini icra etmek için Londra’da yapılacak toplantıya Türkiye’yi de çağırmıştır. ABD, İngiltere ve Türkiye ekseninde yapılan ve konusu Ortadoğu olan toplantıdan sonra; 6. Filo, 15 gemilik bir deniz gücü ile İstanbul’a gelmiştir, CIA’nın güdümündeki Gladio (Latince kılıç anlamını taşımakta olup, ABD ve İngiliz gizli servislerinin operasyonlarında kullandıkları kontrgerilla örgütlenmesi) uzantılarının operasyonları ve çıkartılan darbelerle; 1952 ve 1953 yıllarında Çekoslovakya, Macaristan, İran ve Mısır’da iktidarların değişmesi sağlanmıştır. Mısır’da ve İran’da ülke kaynaklarını millileştirme ve Sovyetlere yakınlaşma siyasetleri böylece cezalandırılmıştır.

“DP iktidarının ikinci dönemindeki ABD-Türkiye ilişkilerini” yazdığı kitapta anlatan Amiral Sezai Orkunt, o dönemi şöyle değerlendirmiştir; “1955-1960 yılları, Sovyetler Birliği’nin Türkiye’yi havadan aşarak Ortadoğu’ya girdiği, Komünizmin, Araplarda Milliyetçilik ile Sosyalizmi kuvvetlendirerek Türkiye için tehdit oluşturmakta olduğu bir dönemdir.  ABD ise Türkiye, Pakistan ve İran’a Komünizmin yıkıcı faaliyetlerine karşı koruma garantisi vermiştir.” ABD, “Eisonhower Doktrini” ile Türkiye’ye garantiler veriyor, ancak; kendisi de tehlikeli bir şekilde, Türkiye’nin iç ve dış politikada egemenliğine ortak olacak derecede istila hareketine devam ediyordu. Aynı dönemde, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in çıkarları ister uygun olsun ister olmasın, Ortadoğu’da meydana gelecek her türlü değişim, oluşum ve karmaşada askeri ve siyasi gücünü kullanmak için Türkiye’nin önemini doğrular tarzda değerlendirmeler yaparak; üs kurmaya ve kontrgerilla yapısını oluşturmaya devam etmiştir.

ABD İstihbaratının Türkiye’ye yerleşmesi ve MAH (Milli Emniyet Hizmeti Riyaseti ‘1926-1965’ Türk İstihbarat Örgütü) ile kol kola çalışmaya başlamasından sonra; MAH’ın Türkiye’de bulunan sol örgütler ve siyasi oluşumların merkezlerine girdiğini görmekteyiz. ABD ve İngilizlerin hükumetler düzeyinde yaptıkları girişimler neticesinde; siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatlarına sokulan ajanlar vasıtasıyla adeta bir cadı avı başlatılarak komünistler tutuklanmıştır.

ABD’nin, Ortadoğu’yu, deniz ticaret yolunu ve Balkanlar’ı kontrol altında tutmak için Akdeniz’de yerleşmeye başlaması en çok müttefiki İngiltere’yi rahatsız etmiştir. Doğu Akdeniz’i kontrol altında tutmak için Kıbrıs’ın önemini iyi bilen ABD İstihbaratı, Kıbrıs’ta İngiliz hakimiyetini zayıflatmak maksadıyla karışıklık çıkmasını istemiştir. Çünkü sorun varsa çözüm masasında ABD olacak ve İngilizleri sıkıştırarak Akdeniz’de bir şekilde hakimiyet tesis edecektir. İşte bu amaç için propaganda ve manipülasyona başlayan ABD’nin maaşlı kalemleri gazetelerde Türkleri ve Rumları kışkırtmaya yönelik yazılara başlamışlardır. Amaç; İstanbul’da bulunan Rumlara karşı Türkleri kışkırtarak, Ada’da bulunan ve tetikte duran faşist Rumların, Kıbrıs Türklerine saldırılarına ve zulümlerine devam etmesini ve kaos yaşanmasını sağlamaktır. Bu amaca yönelik olarak 1955 yılının Eylül ayının başlarında gazeteler bombayı patlatan haberi manşetlerine taşımışlardır. İstanbul halkı gazetelerde “Atatürk’ün Selanik’te bulunan evinin bombalandığı” haberlerini okumuştur. Atatürk sevgisinin ve hassasiyetinin bu şekilde manipüle edilmesi üzerine, içinde ajanların bulunduğu Türklerin; Rum ve Gayrimüslim vatandaşların yaşadığı semtlerde başlayan eylemleri, tahrip ve yağmaya dönüşmüştür. 6-7 Eylül olaylarının sonucunda; 73 Kilise, 1 havra, 3 Manastır, 5583 iş yeri, ev ve dükkân tahrip edilmiş, olaylar esnasında 3 kişi ölmüş, 30 kişi yaralanmıştır.

Sevgili okurlar, yazımız, haftaya; 1960 ve sonrası yapılan darbelerde ve Türk siyasi yaşamının belirlenmesinde, ABD İstihbaratının rolü ve etkilerinin anlatıldığı İkinci bölümle DEVAM EDECEK…

________________:

Hüseyin ALPASLAN

Tarihçi-Yazar

alpasker.84@hotmail.com

Kaynaklar     ;

1.Erdal ŞİMŞEK; “Türkiye’de İstihbaratçılık ve MİT”, Kumsaati yayınları, 2004, İstanbul.

2.Sezai ORKUNT; “Türkiye-ABD Askeri İlişkileri”, Milliyet Yayınları, 1978, İstanbul.

3.Cengiz ÖZAKINCI; “Türkiye’nin Siyasi İntiharı Yeni-Osmanlı Tuzağı”, Otopsi Yayınları, 2005, İstanbul.

4.Erol ERTURAN; “Ulusal Bağımsızlığı Tehdit Eden Misyonerlik”, Serbest yazılar, 2005, Kırıkkale.

5.Sinan MEYDAN; “Yankee Go Home ‘Türkiye’ye Yönelik Amerikan Tehditleri’”, Sözcü Gazetesi, 14 Ekim 2019.

Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
E-TİCARETTE REKOR AYI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
PANDEMİ ÇOCUKLARIN GELECEĞİNİ ETKİLİYOR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DAĞLIK KARABAĞ DA KURTARILABİLECEK Mİ?
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
BESLENME YETERLİLİĞİ, GIDA GÜVENLİĞİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ÇOCUK YAŞTA VE ERKEN EVLİLİKLER TOPLUMSAL BİR SORUN
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
CUMHURİYET KADINLARI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
ESKİ NORMAL
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
YENİ YENİ VİRÜSLER Mİ?
Esra SARI
Esra SARI
2021 YILI GEL ARTIK
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
HEDEF: "KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ"
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BALIKÇILIK
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
HAKKINIZI ARAYIN!
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TOPLUMSAL SORUN: UYUŞTURUCU
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
SALGINDA KENDİNİZİ GELİŞTİRİN VE MUTLU OLUN
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
TURİZMDE KAYIPLAR BÜYÜK
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
ABD İSTİHBARATI’NIN TÜRKİYE YAPILANMASI VE FAALİYETLERİ-I
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
MODERN İNSANIN FITRAT DAİRESİ DIŞINA ÇIKMASI HALLERİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
İNSAN-DİN İLİŞKİSİ VIII (KANDİL GECELERİNE DAİR)
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva