ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
22 yıldır köy okullarına renk veriyorlar
22 yıldır köy okullarına renk veriyorlar
Farklı devletlerce kullanılan paralardan koleksiyon yapıyor
Farklı devletlerce kullanılan paralardan koleksiyon yapıyor
Dede yadigarı mesleği sürdürüyorlar
Dede yadigarı mesleği sürdürüyorlar
Kadın akademisyen motosikletiyle dünyayı geziyor
Kadın akademisyen motosikletiyle dünyayı geziyor
Jacob Collier, 26. İstanbul Caz Festivali'nin son gününde sahne aldı
Jacob Collier, 26. İstanbul Caz Festivali'nin son gününde sahne aldı
HABERLER>ÖZEL HABER
14 Mayıs 2019 Salı - 07:47

Zigana Doğa Okulu'ndan ziyaret

Zigana Doğa Okulu, Ekolojik Duyarlılık Projesi kapsamında Ankara Üniversitesi bünyesinde bulunan ANK Herbaryum’u ziyaret etti ve herbaryum tarihi hakkında Ankara Üniversitesi Herbaryum sorumlusu öğretim görevlisi Tuğrul Körüklü ve öğretim üyesi Prof. Dr. Mecit Vural bilgiler verdi.

Zigana Doğa Okulu ndan ziyaret

HALİL YATAR

Ziyaret sırasında emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Mecit Vural ve Herbaryum uzmanı öğretim görevlisi Tuğrul Körüklü herbaryum tarihi ve bitkiler hakkında bilgiler verdi. Ülkemiz bio çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir ülke. Öyle ki kıta Avrupası’nda bulunan bitki sayısı kadar sınırlarımız içerisinde bitki bulunduruyoruz. Bu bitkilerin ise yaklaşık 4 bini endemik. Bir başka örnek verecek olursak sadece Ankara’da yetişen bitki sayısı İngiltere’nin tamamında yetişen bitki sayısıyla eşit durumda. Türkiye’nin en büyük herbaryumu olan Herbaryum Ank, 200 bin Çiçekli Bitki Örneği ve 15 bin Mantar Karayosunu, Liken Örneklerini bünyesinde bulunduruyor. Ülkemizde ANK Herbaryum haricinde 50 tane daha herbaryum bulunuyor. Ancak bizleri bekleyen bir tehlike var. Türkiye’de ki endemik bitkilerin yarısı kaybolmaya yüz tutmuş ve tehlikeli sınıfta yer alıyor. 

“Herbaryumun hikayesi 1933’te yüksek ziraat mektebinde başlıyor”
Ziyaret esnasında herbaryum sorumlusu öğretim görevlisi Tuğrul Körüklü bitkilerin korunma yöntemleri ve ANK Herbaryum hakkında bilgiler verdi. Körüklü, “Okulumuzun hem Ankara taşı dediğimiz andezit taşından yapılan binaları hem de bahçesi sit alanı olarak tescil edildi. Binalarımız daha da eski, 1943 yılı Sedat Hakkı Eldem yapısıdır. Yani Anıtkabir’in baş mimarı tarafından yapıldı. Fakültenin ilk kuruluşundan beri yüksek ziraat mektebinde görev alan Hikmet Birand’ın çabalarıyla 1972 yılında da müstakil herbaryum binası olarak burası hizmete girdi. 

Herbaryumun hikayesi 1933’te yüksek ziraat mektebinde başlıyor. Daha sonra yüksek ziraat mektebinden ziraat fakültesine, oradan da fen fakültesinin kuruluşuyla birlikte Ankara Üniversitesi bünyesine giriyor. Aslında herbaryum Ankara Üniversitesi’nden daha eski bir kurum. 

Kuruluşunda Hikmet Birand hocamız var ancak o yıllarda davet edilen Alman profesörlerin de etkisi büyük. 1956 yılında bir eser yayınlıyorlar. Herbaryum da 6 bin- 7 bin bitki var. Türkiye bitkilerinin demirbaş listesi diyorlar. Ondan sonra hocalar topladıkları bitkilerle koleksiyonu geliştiriyorlar. Günümüzde 200 bini bulan bitki koleksiyonu ile Türkiye’nin en büyük herbaryumu, burada muhafaza ediliyor. Türkiye’nin bio çeşitliliği çok zengin, bitki bio çeşitliliği de çok zengin diyen Körüklü,  “Ne kadar yazılsa, çizilse de hafızası burada saklanıyor. Bunca bitki zenginliğimizin ispatını burada bir şekilde sağlıyoruz.

Herbaryumun belli bir düzeni var. Bu düzene bitki sistematiği dalında bitkiler hangi çalışmayla veya sistemle yapıldıysa o şekilde ayarlanıyor ve dolaplara yerleştiriliyor. Büyük herbaryumlarda alfabetik sıralama sistemi de kullanılıyor. Burada ilkelden gelişmişe doğru bir akrabalık ilişkisi var ve herbaryum burada ki 556 çelik dolap içerisinde bu sistemle sıralanmış. Buna filogenetik sıralama deniyor. Yani en yakın akraba familyalar birbirini ardışık takip ediyor, en yakın cinsler birbirini takip ediyor. 

Bu şekilde bir diziliş söz konusu. Bu sistem 1900’lü yılların başlarının sistemi. Günümüzde teknoloji de ilerledi, biyolojideki ilerlemelerle de moleküler seviyelerde ayrımlar yapılıyor. Ancak hala geçerli olan bu sistemi de kullanıyoruz” ifadelerinde bulundu.

“İlk bitki koleksiyonları İtalya’da 1500’lü yıllarda başlıyor”
Herbaryumun ne olduğuna ve ilk herbaryumun tarihine kısaca değinen Körüklü, “Herbaryum hem kurutulmuş bitki örneklerinin saklandığı yer manasına geliyor hem de koleksiyon anlamı taşıyor. Bu kurutulmuş örnekler bitki presi adını verdiğimiz, yaklaşık 1700’lü yıllardan bu yana pekte değişmeyen gereçlerle toplanıyor. Aynı zamanda dolaplarımızın içindeki bitkileri hangi boyutlarda toplayacağımızın da bir çerçevesini çiziyor. Bu boyutların dışına çıkmayan bitki örneklerini pres içerisinde basınç altında kurutuyoruz.

Daha sonra herbaryum örneklerini oluşturuyoruz. Herbaryum kartonu aşağı yukarı A3 boyutundadır. Pres altında basınçla kurutulmuş ama çürütülmemiş örnekler teşhis için bilime yüz yıllar boyunca hizmet edebiliyor. Dünyada bu şekilde kurutulmuş ilk bitki koleksiyonları İtalya’da 1500’lü yıllarda başlıyor. Türkiye’de ise Osmanlı İmparatorluğu zamanlarında 1850’lerde bir herbaryum var. Herbaryumun başlıca misyonu bitkinin doğru ve yegane adının konduğu yer olmasıdır. Tohum konusunda tohum gen bankalarımız var. Onlar tohumu uygun şekilde toplayıp saklayarak o şekilde muhafaza ediyorlar.

Bizim burada böyle bir görevimiz yok. Topladığımız örneklerin yaşına bağlı olarak tohum verimsiz hale gelmiş olabiliyor. Bizde sadece bu örnek ismiyle beraber, adresi, etiket bilgileri hayati bir önem taşıyor. Toplayan insanlar ölse bile antika değeri de olabiliyor. Tüm Türkiye’ye ait o bitkiler nerede toplandıysa sizde coğrafi, ekolojik birçok bilgi veren etiket bilgilerini korumuş oluyorsunuz. Herbaryumun amacında tohumu veya bir genetik kaynağı materyal olarak kullanmak yok.

Ancak yeni örneklerden bazen çalışmalar için yaprak veya tohum örneği alınabiliyor. Bitkiler rejitasyon dönemi dediğimiz yani bitkinin en iyi durumda olduğu dönemlerde toplanıyor. Genellikle istenile; bitkinin üzerinde hem çiçeğin hem tohumun yer almasıdır. Çok erken ya da geç toplamalar kötü örneklerdir, çünkü tanımlamaları zor oluyor. Sizin için tanımlamada ne gerekiyorsa bitkinin o şartlara uygun olması işinizi çok kolaylaştırır. Tabi ki bu her zaman mümkün olmuyor. Çünkü bazen buna çiçekler de izin vermiyor.” dedi.

“Ankara’da yetişen 2 bin 500 bitki var”
Türkiye’de neredeyse Avrupa kıtasındaki bitki çeşitliliği kadar bitki çeşitliliği olduğunu sadece Ankara’da 2500 civarında bitki olduğunun ve bunun 3/1 kadarının endemik bitki türü olduğunun altını çizen Körüklü, “Türkiye de ilk flora listelerini maalesef yabancılar hazırlamış. Ancak onlar bu listeyi hazırlamasalardı bugün bu bilgilere de sahip olamayacaktık. Tüm Türkiye’de tür olarak 9 bin 753 tane bitki var. Bu rakam kıta Avrupa’sı florasıyla başa baş giden bir rakam oluyor. 

Sadece Türkiye botanik açıdan büyük bir kıtayla boy ölçüşebilecek kadar zengin. Sadece İngiltere’de yetişen 2 bin 400 bitki, sadece Ankara’da yetişen 2 bin 500 bitki var. Bir ülke kadar bitki sadece Ankara’da ve bozkırın ortasında yetişiyor. Türkiye florası çok zengin. Bitkiler üçte bir oranında özgün yani yaklaşık 12 bin bitkinin 4 bini endemik.

Herbaryumun bir kütüphanesi var. Koleksiyon belirli bir sıralama içerisinde dizili, iki kattan oluşuyor. Türkiye’de bu hacimde başka bir herbaryum yok ama çoğu üniversitede yaklaşık 50 tane herbaryum var. 
Dünyada çok büyük herbaryumlar var. Bunların en büyüğü Paris Herbaryumu. Ondan sonra İngiltere, Amerika, Rusya gelir. Bu ülkeler dünya bitkilerini toplarlar. Bizde ise kendi bitkilerimizi milli herbaryum haline getirip doğa tarihi gibi tanıttığımız yeni yeni oluşumlar oluyor. 

Dünyada herbaryum 1500’lü yıllarda başlamış. Çok eskiden beri dünyada bunu yapıyorlar ve dünyaya hakimler. Bizde bu kadar zenginlik içerisinde biraz geç kalmış olmakla beraber bu işlerle uğraşmaya devam ediyoruz. Bitkiler yatay vaziyette kurutulmuş ve kartonlara yapıştırılmış şekilde saklanıyor. Dosyalar halinde muhafaza ediliyor. Bitkiyi uygun şartlarda saklamanız gerekiyor. Isıyı ve nemi sabit tutmanız lazım. Tropik yerlerde herbaryum yapılmaz böceklenir, küflenir. Eskiden korumak için civa, metil alkol gibi ağır metaller kullanılırmış ancak bu maddeler insanlara da zarar verdiği için vazgeçilmiş. Günümüzde bitki tam kuruduktan sonra derin dondurucularda bekletiliyor. Üzerinde herhangi bir parazit ya da yumurta varsa onlar öldürüldükten sonra koleksiyona giriyor. Ankara hava durumu olarak herbaryum için çok uygun bir şehir. Aynı herbaryumu Antalya’da yapsak ciddi sıkıntılar çekebiliriz.” ifadesinde bulundu.

“2500 yaşında bitki örneği var”
Dünya üzerindeki en eski bitki örneğine de örnek veren Körüklü, “Herbaryumun sık sık taşınması şekilde yıpranmalara neden olabiliyor ancak bitki yok olsa bile etiket bilgileri duruyor. Bitkileri yeniden de toplayabilirsiniz ancak bazı antika değeri taşıyan bitkileri çok iyi muhafaza etmeniz gerekiyor. 1800’lerden kalmış bitki örneklerini bir daha yerine koymak mümkün değil. Dünyada en eski örnek İsa’dan önce 550 yılında toplanmış. Mısır’da piramitin içinden çıkan bir bitki İngiltere’de korunuyor. 2500 yaşında bitki örneği var. 
Burada muhafaza edilen herbaryum kağıdına yapışmış 200 bin civarında bitki bulunuyor. 3’te bir oranında da endemik diyebiliriz. Bazı bitkiler nadirdir, bazılarından bir kaç örnek vardır. Türkiye’de Keban Barajı civarında, Erzincan ve çevresinde 100 yıldır toplanmamış bitki olduğu tespit edildi.” söyleminde bulundu.

“Planlı yapılmıyor”
Hidroelektrik santrallerin (HES), çeşitli projelerin, ÇED raporlarının doğadaki bitkilerin yok olmasına neden olduğunu vurgulayan Vural, “Olumlu verilen ÇED raporlarının olumsuz etkilerini yaşıyoruz. Gerçeği yansıtmayan raporlar veriliyor. Millet endemik lafından korkuyor. ÇED raporuna bakıyorsunuz bölgede endemik bitki yok diyor, sonra bir görüyorsunuz 8- 10 tane endemik bitki var ve bunlar tehlike sınıfında. Bu raporları veren kişilere ceza veremiyorsunuz ama bu raporu yazanların belirlenip, kara listeye alınması ve bir daha rapor yazmaması sağlanmalı. Mera olarak kullanacağımız alanlar daralıyor. Otlaklar bitiyor. Bir daha o canlıların dünyaya gelmesi mümkün değil. Bir alanda fabrika mı kuracaksınız, tarla mı açacaksınız buna bir kurul tarafından karar verilmeli. Ancak bizde herkes her şeyi çok iyi biliyor. Planlı yapılmıyor” ifadelerinde bulundu

“Sadece Ankara’da 90 bitki kaybolmaya yüz tutmuş durumda”
Vural bitkilerin diğer canlıların yaşamını devam ettirmesi için temel parça olduğunu vurgulayarak bitkilerin yok olmayla karşı karşıya kaldığına dikkat çekti. Vural, “Yakın gelecekte bitkilerin yok olmasının zararını göreceğiz. Asırlardır bize emanet edilen yaşamları yok ediyoruz. Türkiye’deki endemik bitkilerin neredeyse yarısı kaybolmaya yüz tutmuş tehlike sınıfında bulunuyor. Ankara’dan örnek verilecek olursak 90 bitki kaybolmaya yüz tutmuş tehlike sınıfında ve yaklaşık 30 tanesi kritik derecede” diye konuştu.

Etiketler:
 
Tarımda teknoloji kullanımı mesajı
 
Sistinozis Türkiye'de sık görülen bir hastalık
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Başarılı gazeteciler ödüllendirildi
“Yılın Başarılı Gazetecileri 2018 Ödülleri” kapsamında düzenlenen törende, ...
Vatandaşın tercihi ıspanak…
Uzmanlar sağlıklı bir beslenme için iftarda muhakkak sebze yenmesi gerektiğini ...
Ramazan ayında nasıl beslenmeli?
Ramazan ayında nasıl beslenmeliyiz? Herkes oruç tutabilir mi? Risk gruplarında ...
 
Dericilik yok olmaz
Tamamen el yapımı deri ürünlerle, geleneksel deri işleme sanatını sürdüren ...
Kıdem tazminatı taslağı bize ulaşmadı
‘Kıdem tazminatı taslağı bize ulaşmadı’ açıklamasında bulunan Toruntay, ...
Atık malzemelerden tasarım lamba yapıyor
Ceviz, çam, köknar ağaçları gibi malzemelerden sadece lamba tasarımları ...
 
Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan değişimler konuşuldu
Türk-Amerikan ilişkilerinin kırılma noktaları ve bu ilişkide meydana gelen ...
Titiz berber iş başında
Ordu'nun Ünye ilçesinde yaşayan berber ustası Yaşar Kargoğlu müşterilerini hijyenik tıraş ediyor.
Anneler günü için çiçekler hazır
“Her anne bir çiçek hak eder” diyen Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası Başkanı ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
SOĞUK MEDENİYET FİNLANDİYA
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
UMUT, DOLAYLI VERGİLERDE…
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
KUTSAL MÜCADELE
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
BAL, BADEM, BALIK VE DATÇA
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
ÜNİVERSİTE TERCİHİ YAPACAK ÖĞRENCİLERE ÖNERİLER
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
S-400’LER GELDİ, MÜTTEFİKİMİZ(!) ABD NE YAPACAK?
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SANAL PARALARDA YENİ DÖNEM
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
DÜNYA'YI OLUMLU ETKİLEYENLER
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜRK DERİCİLİK SEKTÖRÜ HIZLA İLERLİYOR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
DOĞAYA DÖNÜŞ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
YOLA DEVAM ETMEK
Esra SARI
Esra SARI
“NE EKERSEN, ONU BİÇERSİN ”
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GÜNÜMÜZDE OLUŞAN SEÇMEN PROFİLLERİ
Halil YATAR
Halil YATAR
YAZ SONUNDA GELDİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
DÜNYAYI ATEŞE VEREN, CEHENNEME KAPI AÇAN TAMAH (AÇGÖZLÜLÜK) ÜZERİNE
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
KAYIKÇI DEĞİL "MEKTUP KAVGASI"
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva