ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Musul'da feribot battı: 40 ölü
Musul'da feribot battı: 40 ölü
Suveyş kentinde yakıt deposunda patlama
Suveyş kentinde yakıt deposunda patlama
5 yeni hizmet
5 yeni hizmet
343 kural ihlaline ceza uygulandı
343 kural ihlaline ceza uygulandı
Tarım işçilerinin çocukları için 'mobil sınıf'
Tarım işçilerinin çocukları için 'mobil sınıf'
HABERLER>ÖZEL HABER
6 Mart 2019 Çarşamba - 07:46

Yazarımız kitabı ile ilgili bilgiler verdi

Yazarımız İsmail Cingöz ile ‘Türkiye Suriye İlişkilerinin Dönüşümü: Arap Baharı ve Hatay Faktörü’ isimli kitabı ve kitap fuarı hakkında konuştuk.

Yazarımız kitabı ile ilgili bilgiler verdi

HALİL YATAR
 
BULTÜRK Ankara Temsilcisi, Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı, gazetemizin yazarı olan İsmail Cingöz ile ‘Türkiye Suriye İlişkilerinin Dönüşümü: Arap Baharı ve Hatay Faktörü’ isimli kitabı ve kitap fuarı ile ilgili konuştuk. İsmail Cingöz, 13. Ankara Kitap Fuar’ında imza günü düzenledi. Cingöz, hem vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği kitap fuarı ile ilgili görüşlerini hem de kitabıyla ilgili bilgileri gazetemize aktardı. Cingöz, bu tarz fuarların sayısının daha da artması gerektiğini ve insanları okumaya teşvik edecek etkinliklerin artması gerektiğini vurguladı. Cingöz, “Başkent Ankara’da böyle bir fuarın düzenlenmesi elbette ki çok güzel. Fakat yıl içerisinde en az 4 defa bu tür kitap fuarlarının olması gerekir. Başkent Ankara’ya da bu yakışır. Yazarların ve okurların sık sık bir araya getirilmesi önemli.” ifadelerine yer verdi.
Kitabı okuyanların da Hatay’ın ne kadar önemli olduğunu göreceklerini ifade eden Cingöz, “Hatay’ın Türkiye’ye katılma sürecini ele alarak, Türkiye – Suriye ilişkilerinin dönüşümlerini göreceğiz. Bunun dışında, 2000’lere kadar biz Suriye ile düşman kardeşler olarak yaşamışız. 1957’de savaşın eşiğine gelmişiz. Kitabın içerisinde ‘1957 Krizi’ de anlatılıyor. Ama 2000’den sonra oğul Esad ile ilişkileri toparlamaya başlamışız. Ancak, ‘Arap Baharı’yla her şey bozuluyor. Dolayısıyla okuyucu tüm bu bilgileri ve gelişmeleri kronolojik olarak kitapta bulabilecek. Bunun yanında Hatay’ın ne kadar önemli olduğu görülecek.” dedi.

“Bu tarz fuarlar artmalı”
İsmail Cingöz kitap fuarının hem okuyucu açısından hem de yazar açısından çok olumlu olduğunu ifade etti. Fuarların sayısının artması gerektiğinin altını çizen Cingöz, “Başkent Ankara’da böyle bir fuarın düzenlenmesi elbette ki çok güzel. Fakat yıl içerisinde en az 4 defa bu tür kitap fuarlarının olması gerekir. Başkent Ankara’ya da bu yakışır. Yazarların ve okurların sık sık bir araya getirilmesi önemli. Her türden kitapları bu fuarda bulmak mümkün. Güncel olarak; felsefe, tarih, karikatür, araştırma, macera kitaplarının ve piyasada satışları kalmamış olan kitapların da sahaflar vasıtasıyla her türlü okuyucuya toplu ulaştırılması, bir stantta bulamadığınız kitabı bir sonraki stantta bulmanız önemli. Bu fuarların okuyucuya büyük bir hizmet sunduğunu düşünüyorum. 
Yazarların bu tür fuarlarda, imza günlerinde okuyucuyla bir araya gelmeleri ve okuyucuların yazarlara sorularını sorabilmesi ve etkileşime girmesinin hem okuyucu açısından hem de yazar açısından çok önemli olduğu kanısındayım. Bu vesileyle yazar okuyucularını, okuyucular da yazarları tanıma fırsatı bulabiliyor.” diye konuştu.

“Fuarlar yazarlar açışından çok önemli”
Fuarların yazarların kendini ve eserlerini tanıtması açısından çok önemli olduğunu ifade eden Cingöz, ayrıca etkileşim sayesinde daha fazla da motive olduklarını ifade ederek şunları söyledi; “Fuar yazarlar için çok önemli. Kitabını okuyuculara direk anlatma ve tanıtma fırsatı bulabiliyorsun. Bazı okuyucular eser hakkındaki sorularını bize sorabilme fırsatı buluyor. Biz de kitapların hangi hislerle yazıldığını anlatabiliyoruz. Fuarlar sayesinde yazarlar da kendilerini tanıtma ve anlatma fırsatı buluyor. Geniş yelpazeli okuyucu gruplarına ulaşmış oluyoruz. Fuara katılımın oldukça yoğun olduğunu gözlemledim. Fakat Başkent Ankara için daha fazla vatandaşın katılması gerektiğini düşünüyorum. Evet Congresium için katılım çok iyi fakat Başkent için bence yeterli düzeyde değil. 5 milyonluk şehir için az. Öğrencilerin servislerle kitap fuarına getirildiğini gördüm. Bu çok hoşuma gitti. Gençlerin kitaplarla bir araya gelmeleri, gençlerin okuma aşklarını arttırması açısından çok güzel. Fakat ilçelerden ve köylerden gerek öğrencilerin gerekse vatandaşların fuara katılabilmesi lazım. Bunun için belediyelerin ve sivil toplum kuruluşlarının öğrencileri ve vatandaşları bu fuarlara getirmeleri için bütçe ayırmaları gerektiğini düşünüyorum.”

“Araştırmalarımı geniş kitlelere ulaştırmak istedim”
Kitap yazmaya nasıl karar verdiğini aktaran Cingöz bilginin paylaşıldıkça değerleneceğini belirterek, “Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında mastır çalışması yaparken Ortadoğu üzerine özellikle yoğunlaştım. Ortadoğu tarihi üzerine araştırmalar yaptım. Bu araştırmalarımın daha geniş kitlelere ulaşabilmesi amacıyla araştırımı kitaba dönüştürmeye karar verdim. Derlediğim onca bilginin sadece bende kalmamasını istemedim. Bilgileri kitlelere kitap halinde ulaştırarak Ortadoğu’nun genel tarihini, dününü ve bugününü, Hatay faktörünün, Hatay’ın anavatana katılmasının Türkiye için ne kadar önemli olduğunu anlatmak için yazdım.” ifadelerini kullandı. 

“İlgi ve alaka beni gururlandırdı”
İmza gününün oldukça verimli geçtiğini söyleyen Cingöz ilginin yeni kitap hazırlıklarının da önünü açtığına değinerek şu cümleleri aktardı: “Finlandiya’dan, Azerbaycan’dan kitabıma talepler geldi. Bu talepleri görmek beni hem gururlandırdı hem de yeni kitaplar yazmak için motive etti diyebilirim. Fuara katılan farklı kitlelerden insanların kitabıma ilgi gösterdiğini bizzat görmek çalışmalarımın boşa gitmediğini de göstermiş oldu. Bazı dostlarımın ve sivil toplum kuruluşlarının da standımıza gelerek destek verdiğini görmek beni ayrıca sevindirdi. Sizlerin vasıtasıyla standımıza gelen herkese ayrı ayrı teşekkür ediyorum.”

“Hatay’ın ne kadar önemli olduğu görülecek”
Okuyucunun bu kitapta, Türk tarihinin başlangıcını bulacağını aktaran Cingöz kitabı ile ilgili bilgiler verdi. Cingöz, “Suriye’de 11. yüzyıldan itibaren kesintisiz bir Türk varlığı var. Ortadoğu coğrafyasında Türk varlığının 11. yüzyıldan daha önce başladığını ama kesintisiz olarak 11. yüzyıldan itibaren Türklerin bu coğrafyada olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla okuyucu kitapta, son bin yıllık Türk varlığından günümüze kadar, Suriye coğrafyasını inceleme imkânı bulacak. Daha sonra Hatay üzerinden Hatay’ın Türkiye’ye katılış sürecine bakacağız. Ve Hatay’ın Türkiye’ye katılma sürecini ele alarak, Türkiye – Suriye ilişkilerinin dönüşümlerini göreceğiz. Bunun dışında, 2000’lere kadar biz Suriye ile düşman kardeşler olarak yaşamışız. 1957’de savaşın eşiğine gelmişiz. Kitabın içerisinde ‘1957 Krizi’ de anlatılıyor. Ama 2000’den sonra oğul Esad ile ilişkileri toparlamaya başlamışız. Ancak, ‘Arap Baharı’yla her şey bozuluyor. Dolayısıyla okuyucu tüm bu bilgileri ve gelişmeleri kronolojik olarak kitapta bulabilecek. Bunun yanında Hatay’ın ne kadar önemli olduğu görülecek.
Hatay’ın ekonomik yönden önemine bakacak olursak, coğrafya olarak Türkiye’nin Ortadoğu’ya açılması için kilit nokta. Ortadoğu’ya kara yoluyla açılan ticari yollar buradan geçiyor. Kara yolunu kapattığımız zaman, deniz yoluyla olan ulaşım ticari olarak da sekteye uğruyor. Ve pahalı hale geliyor. Hatay’ın demografik ve etnik yapısı da çok önemli. Araplar, Kürtler, Ermeniler, Ezidiler ve bir de mezhepler var. Bu nedenle de kardeşçe yaşayan bir kozmopolit nüfus var. Hatay 1939’da Türkiye’ye katılırken, nüfusun hepsi Türkiye’ye katılım kararı almış. Oy birliği ile Türkiye’ye katılım kararı var. Herkesin kardeşçe yaşadığı bir yer. Bu açıdan önemli. Hristiyanlar için de kilit nokta. Hristiyanlara ilk ‘Hristiyan’ ismi burada verilmiş. Üç dinin bir arada bulunmasından dolayı önemli. Üç dinin barış içerisinde yaşadığı bir şehir. Dolayısıyla Hatay’ın bu özellikleri nedeniyle Hatay’da karışıklık çıkarmak isteyenler, mezhepsel karışıklık yaratmaya çalışıyor. Fakat halk, karışıklıklara meydan vermiyor. Hatay, büyük Kürdistan’ın, büyük İsrail’in kurulması, İsrail’in güvenliği gibi amaçlarla da karışıklık yaşanmasının istenildiği bir bölge. Hatay, Kürdistan hedefiyle Akdeniz’e açılma kapısı olarak görülüyor. Bu amaçlarla da herkes için önemli bir bölge haline geliyor.” şeklinde konuştu.

“Hatay, Suriye’nin de bırakmak istemediği bir yer”
Suriye’de Hatay’ı bırakmak istemiyor diyen Cingöz, “1918 Mondros Mütarekesi ile Türkiye oradan çekildiğinde, biz orayı Fransızlara teslim ettiğimizde, bölgeyi fiilen 1946’ya kadar Fransa, ‘manda yönetim’ şeklinde yönetti. Ve Fransa oradan çekilirken, Suriye’ye bağımsızlığını verirken, Suriye yönetimiyle bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşmada yer alan; ‘Mandater Fransa Devleti’nin bu dönemde imzaladığı bütün anlaşmaları Suriye Hükümeti kabul eder’ cümlesi önemli. Bunu Suriye imzalıyor. Biz Hatay’ın Türkiye’ye devrini Fransa ile imzaladık. Dolayısıyla Suriye, Hatay’ın Türkiye’ye devrini o maddeyi imzalayarak mecburen kabul etmiş oluyor.
Uluslararası hukuk açısından hiçbir boşluk yok. Ama sonra Suriye yönetimi ‘Siz bizi kandırdınız’ diyor. Yani, Hatay Suriye’nin bırakmak istemediği bir yer. Çalışmayı oluştururken yaptığım incelemelerde, basının taraflılığı söz konusuydu. Hükümet tarafında olan basın farklı, muhalif tarafta olan basın farklı yazıyordu. Yani bir şeyler cımbızla çekiliyordu. Bu nedenle de halk biraz yanlış yönlendirilebiliyordu. Haberler ağırlıklı olarak; sınır geçişleri, Suriye’de halkın dramı, Suriyeli sığınmacılar ve olayların mezhepsel boyutları olarak işleniyor. Zaman zaman da halkı etnik ve mezhepsel boyutlarda kışkırtıcı haberlere de rastlanıyor. Bu noktada çalışmamı oluştururken hem bölgesel hem ulusal hem de uluslararası basından her görüşün olaylara bakışını yansıttım. Çalışmanın bu noktasında da objektif olmaya ve farklı görüşlere yer vermeye özen gösterdim. Ortadoğu deyip geçiyoruz. Kime göre Ortadoğu? Kimin Ortadoğu’su? Mesela birinin Ortadoğu’su Fas’tan başlıyor. Hindistan’a kadar gidiyor. Başka birinin Ortadoğu’su Mısır’dan başlıyor, İran’a kadar gidiyor. Yani, herkesin Ortadoğu’su farklı. Aslında kimin siyasi hedefi farklıysa, Ortadoğu’su da farklı. Bu nedenle, ‘Ortadoğu neresi?’, ‘Kime göre Ortadoğu?’, ‘Kimin Ortadoğu’su?’ diyoruz.” şeklinde konuştu.

“Suriye’nin Arap yönetimlerinden farklı bir yönetimi var”
Suriye’nin Arap yönetimlerinden farklı bir yönetimi olduğunu ifade eden Cingöz, “Suriye, Arap yönetimi içerisinde laik yönetimle yönetilen tek devlet. Yönetim şeklinin en yakın olduğu ülke de Türkiye. Bölge, Doğu Akdeniz bölgesine sınır. Doğu Akdeniz bölgesinin de zengin doğalgaz yatakları olduğu biliniyor. Bunun dışında İsrail güvenliği, hem Amerika Birleşik Devletleri hem de Avrupa Birliği ülkeleri için önemli. O nedenle onlar, Suriye’yi asla bırakmıyorlar. Ayrıca, Arap Baharı ile birlikte terör örgütleri tarafından ‘vekâlet savaşları’ diye bir şey ortaya çıkarıldı. Emperyalist devletler, birbirleriyle mücadelelerini doğrudan yapmak yerine, bunu kendi finanse ettikleri örgütlerle gerçekleştirirdi. Her devlet, kendi örgütünü sahaya sürdü ve birbirleriyle savaştı. Suriye, Ortadoğu’nun ve İsrail’in güvenliğinin kilit noktası olması açısından ve Doğu Akdeniz bölgesinin yer altı kaynaklarına hâkim olunabilecek bir coğrafya olması bakımından önem taşıyor.” dedi.

“Birde Suriye’deki Türklerin sorunu var”
‘Hatay’ın Türkiye’ye Katılışı Sonrasında Suriye ile İlişkilerde Yaşanan Sorunlar’ başlığı altında, ‘1957 Krizi’, ‘Su Sorunu’, ‘PKK Sorunu’ ve ‘Suriye Türklerinin Sorunları’ konuların kitapta ele alındığını aktaran Cingöz, “Su sorunundan bahsedecek olursak, Türkiye’den Asi Nehri hariç bütün nehirler Suriye’ye doğru akıyor. Her ne kadar bugün Dicle, Fırat, Asi nehirleri öne çıkmış olsa da daha fazla su Suriye’ye akıyor. Suriye diyor ki; “Bu sular uluslararası sulardır. Türkiye bizim suyumuzu kesmez” diyor. Bununla birlikte GAP Projesi’nin ortaya çıkmasıyla, Türkiye’nin güçleneceğini düşünen devletler de bu projenin engellenmesi için Suriye’yi kışkırtma amacı taşıyor. Dolayısıyla su sorununu bu açılardan genel bir perspektifle ele alıyorum. Bunun dışında, Suriye’deki Türklerin sorunu var. Fransa ile Ankara Hükümeti arasında imzalanan 1921 Ankara Antlaşması ile belirlenen sınırın öbür tarafında kalan ve Türkmen olarak tanımlanan Türk varlığı, Suriye Türkleri ya da Suriye Türkmenleri olarak anılır. Suriye’nin hemen hemen her yerinde Türkmen nüfusu bulunur. Bizim Doğu – Batı bloklarında yer almış olmamızdan ve ilgilenememiş olmamamızdan dolayı oradaki Türklerin bize bir kırgınlıkları var. Ve Türkiye’den beklentileri var. Şu son dönemde de o Türkler, Türkiye’nin Suriye’ye gönderdiği yardımlar konusunda da bir ayrıcalık beklentisi içinde.
Bir de oradaki Türkler, Bayır-Bucak Türkleri olarak geçiyor. Farklı bir Türk’müş gibi algılanıyor, ancak öyle değil. Ayrı bir ırk değiller, tamamen Türklerdir. Yaşadıkları coğrafyadan dolayı isimleri Bayır-Bucak olmuştur. Dolayısıyla tüm bu sorunları kitapta daha geniş bir şekilde ele alarak anlatmaya çalıştım.” diyerek sözlerini tamamladı.

Etiketler:
 
Oyuncak müzesi keşfedilmeyi bekliyor
 
Bu yıl iki Nobel Edebiyat Ödülü verilecek
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Oyuncak müzesi keşfedilmeyi bekliyor
Ankara, Türkiye’nin en önemli müzelerinden birine ev sahipliği yapıyor. ...
“Ucuz ve hızlı internete erişim temel insan hakkıdır”
Geçtiğimiz günlerde EMO ve BMO tarafından ortak gerçekleştirilen basın ...
UZDER ‘Kamu yararına dernek’ statüsü talep ediyor
Uzmanlar Derneği (UZDER), Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği ve Türkiye ...
 
İnternette son iki yılda 1 dakika içerisinde neler oldu?
Ticari Hayat Gazetesi olarak, 2017 ve 2018 yıllarını içeren ve Cumulus ...
Tam daire alma zamanı
“Piyasanın durgunluğundan yararlanmalıyız. Tam daire sahibi olunacak zaman” ...
Koleksiyonerler antika kilim tercih etti
Ankara’da antika halı ve kilim müzayedesi düzenleyen halı eksperi Mehmet ...
 
BELMEK ara dönem sergisi yoğun ilgi gördü
BELMEK Sincan ve Yenimahalle Bölgeleri Zafer Çarşısında ara dönem sergisini ...
Doğal mucize: Limon
Son günlerde Rusya’ya ihracatla gündemde olan limon Türk mutfağının vazgeçilmezleri ...
İŞ MAKİNELERİ ÜRETİCİLERİ GÖZÜNÜ ÇİN’E DİKTİ
İMDER Yönetim Kurulu Başkanı Merih Özgen: “Çin, Türk firmaları için önemli ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Halil YATAR
Halil YATAR
21 MART DÜNYA DOWN SENDROMU FARKINDALIK GÜNÜ
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
GÜZELLİK TİCARETİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
GEÇMİŞ KÜLTÜR DİN OLMUŞ ( ORTA ÇAĞ DİNDARLIĞI )
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
SEÇİMLERDE SÖYLEMLER DEĞİŞSE DE ÇIKAN SONUÇLAR AYNI OLUYOR
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
YABANCILAR NEDEN TÜRKİYE'DEN KONUT ALIYOR?
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
TOPLUMSAL CİNSİYETÇİLİK
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
YAŞLANIYORUZ
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SEÇİMLER VE KADIN ADAYLAR
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
YENİ ZELANDA KATLİAMI VE TÜRK DÜŞMANLIĞI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TÜKETİCİ OLARAK HAKLARIMIZI ÖĞRENMELİYİZ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ALIM GÜCÜ DÜŞÜYOR MU?
Esra SARI
Esra SARI
TÜRKİYE’NİN SORUNU MARKALAŞAMAMA
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
BEKÂ
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva