ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








Kışın ayva yemeyi ihmal etmeyin
Kışın ayva yemeyi ihmal etmeyin
Uyku apnesi 20’li yaşlara kadar indi
Uyku apnesi 20’li yaşlara kadar indi
24. İklim Konferansı uzatıldı
24. İklim Konferansı uzatıldı
İspanya Shakira'yı vergi kaçırma suçladı
İspanya Shakira'yı vergi kaçırma suçladı
Milyonlarca Yemenli Hudeyde anlaşmasını bekliyor
Milyonlarca Yemenli Hudeyde anlaşmasını bekliyor
HABERLER>ÖZEL HABER
9 Kasım 2018 Cuma - 07:57

Yazar İsmail Cingöz, Suriye'de yaşanan olayları anlattı

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Araştırmacı-Yazar İsmail Cingöz, “Suriye Olayları ve Türkiye’yi Bekleyen Riskler” konulu konferans düzenledi. Cingöz konferansta Türkiye-Suriye ilişkilerine ve Suriye’de yaşanan olayların Türkiye’ye yansımalarına değindi.

Yazar İsmail Cingöz, Suriye de yaşanan olayları anlattı

SEDA TOLMAÇ 

Ankara'daki Adana Karaisalılar Aladağlılar Pozantılılar Eğitim Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma (AKAPDER) Genel Merkezi’nde düzenlenen konferansa, dernek üyelerinin yanı sıra birçok eğitimci katıldı. 
Uluslararası İlişkiler Uzmanı İsmail Cingöz, Suriye olayları ve Türkiye’yi bekleyen riskler konusuna değinmeden önce Ortadoğu bölgesi hakkında bilgiler verdi.
Suriye ve Ortadoğu bölgesini tarihsel çıkarımlarla anlatan Cingöz, Suriye olaylarını, Türkiye- Suriye ilişkilerini, olayların Türkiye’ye yansımalarını ve süreç içerisinde Türkiye’de yaşanan gelişmeleri hatırlattı. Cingöz, konuşmasının sonunda Türkiye’yi bekleyen çeşitli risklerden de söz etti. 

Herkesin kafasında hedef ve amaçlara göre bir Ortadoğu vardır
“Öncelikle o bölgenin tarihi sürecini, demografik, etnik ve mezhepsel yapılarını iyi bilmek gerekiyor. Emperyalist devletlerin o bölgedeki hedef ve amaçlarını bilmek gerekiyor” diyen Cingöz, “Dünyanın neresinde bahsi geçse ‘İslam’ ve ‘Müslümanlar’ anlamını çağrıştıran Ortadoğu, kelime olarak Avrupa eksenidir. Fakat herkesin Ortadoğu’su kendi kafasında farklıdır. Yani Ortadoğu’yla alakalı hedefi ve amaçları değişik insanlar her zaman kafalarında değişik Ortadoğu kurarlar. Ortadoğu, nerede başlar nerede biter konusu anlatan kişiye ve anlatan kişinin hedefine göre değişmekte” diye konuştu.
 Ortadoğu kavramının Kuzey Afrika, Doğu Akdeniz ve Körfez alt-bölgelerine dâhil olan ülkelerden oluşan coğrafi bölgeyi kapsadığından söz eden Cingöz, Ortadoğu’nun orta yerinde en stratejik şekilde Suriye’nin görmekte olduğunu söyledi. 

“Ortadoğu coğrafyasına hükmetmek isteyenlerin hedefi mutlaka Suriye olmuştur” 
Şam Üniversitesi’nden bir akademisyenin “Suriye’ye hükmeden dünyaya hükmeder” sözünden yola çıkan Cingöz, “Bu sözü doğrular nitelikte son 3 bin yıla baktığınızda birçok devlet buraya hükmetmiştir. Ortadoğu coğrafyasına hükmetmek isteyen devletlerin hedefi mutlaka Suriye olmuştur” dedi. 
Cingöz, tarihsel süreçte Türklerin göç güzergahı üzerinde bulunması nedeniyle Türklerin de yoğun olarak Suriye üzerinden Anadolu’ya giriş yaptığı bir coğrafyanın görülmekte olduğunu belirtti.
“Bölgede ağırlık olarak Araplar bulunmakla birlikte Türkler, Ermeniler ve Kürtler de o coğrafyanın etnik yapısı içerisinde bulunuyor. Bu etnik yapıyla birlikte üç büyük dinin doğuş bölgesi de Ortadoğu’dur. Bu nedenle demografik yapı homojen değildir” diyen Cingöz, “Sultan Tuğrul Bey döneminde Türklerin yoğun olarak buraya göçüyle yani 11. Yüzyıldan itibaren bölgeye yoğun Türk göçleri yaşanmıştır” dedi. 
“Türk göçlerinin ilerleyen aşamasında Osmanlı devletini görmekteyiz” diyen Cingöz, “Yavuz Sultan Selim’in 23 Ağustos 1514 Çaldıran ve 18 Ağustos 1516 Mercidabık zaferleri ile Irak ve Suriye bölgelerinde başlayan Osmanlı idaresi 1918 yılına kadar; nüfuzunu arttıran bazı valilerin isyan hareketleri ve son dönemler hariç genel manada huzur ve istikrar hâkim olmuştur” diye konuştu.
Sömürge mücadelesi ile dünyadan daha fazla pay kapma yarışına giren büyük Avrupa devletlerinin 8. yüzyılın ikinci yarısında zayıflamış olan Osmanlı Devleti’ni nasıl paylaşacakları üzerine çeşitli planlar yapmaya başladıklarına dair tarihsel bilgileri hatırlatan Cingöz, Ortadoğu petrollerine göz diken emperyalist güçler, bu toprakların Osmanlı Devleti’nden kopartılarak kendi kontrollerine geçirebilmek için Birinci Dünya Savaşı devam ederken bir taraftan da Arap milliyetçiliği körüklenmiştir. Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşı’nda yenilgiyi kabul ederek 30 Ekim 1918’de Mondros Mütarekesini imzaladığı zamana kadar Musul haricinde bütün Arap toprakları İngilizler ve Fransızlar tarafından paylaşılarak işgal edilmiştir” dedi.
Arap Baharı olayları sonrası, Türkiye-Suriye arasındaki sıfır sorun eksenli hedefler alt-üst olmuştur 
Birinci Dünya Savaşı’ndan itibaren yaşanan tarihsel süreç ve anlaşmalardan günümüzde ortaya çıkan Suriye meselesi konusuna geçiş yapan Cingöz, öncelikle Suriye’nin bağımsızlığını kazanmasından sonra “Arap Baharı” olaylarının başlamasına kadar olan dönemde Türkiye ile arasında yaşanan sorunlara değindi.
Cingöz, Suriye’nin ‘Arap Baharı’ olaylarının başlamasına kadar Türkiye’yle 1957 Krizi, su sorunu, PKK sorunu ve Suriye Türkleri’nin sorunları olmak üzere çeşitli problemler yaşandığından söz etti.
Cingöz, Arap Baharı olaylarının Türkiye-Suriye ilişkilerindeki etkisini anlatarak, “Arap Baharı olayları öncesinde komşularla sıfır sorun politikası uygulama çabasına girmiş olan Türkiye, olaylara hazırlıksız yakalanmış olmanın bir sonucu olarak ve uygulamış olduğu bazı değişken politikaları nedeniyle, sıfır sorun politikalarının sonunu getirmiştir. Çünkü Eylül 2011’de Başbakan Erdoğan ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Obama’nın bir araya gelmelerinden sonra yapılan ortak açıklamada ‘Esed’e baskıda uzlaşıldığı’ açıklanmıştır. Bu açıklama ile Türkiye’nin politikalarındaki değişiklik açıkça ortaya çıkarken, sıfır sorun eksenli hedeflerini alt-üst etmiştir” ifadelerine yer verdi. 
Türkiye’nin amacı, Suriye’nin muhtemel yeniden dizayn edilme aşamasında etkin hareket etmek istemesiydi
Cingöz, Suriye’de halk olaylarının başlaması ile birlikte rejimin sert müdahalesinin yaşanmasıyla Türkiye’nin halkın yanında yer alacağını açıkladığını hatırlatarak, şöyle konuştu: “Türkiye, halkın yayında yer alacağını açıklaması ile birlikte muhaliflerin güvencesi haline gelmiştir. Türkiye’nin bu proaktif çıkışı ile iki ülke ilişkileri kopma aşamasına gelirken, Türkiye’nin amacı Tunus, Libya ve Mısır’da yaşananlar gibi rejimin kısa sürede devrileceği beklentisi ile Suriye’nin muhtemel yeniden dizayn edilme aşamasında etkin ve belirleyici güç olma hedefiyle hareket etmek istemesidir. Fakat hesap edilmeyen husus ise süreç uzadıkça Rusya, İran ve Çin faktörlerinin kabul etmediği bir rejim değişikliğinin olamayacağı ve Batı ülkelerinin Suriye hakkındaki fikirlerinde yaşanabilecek politika değişiklikleri olmuştur.”
Suriye’de meydana gelen iç savaş ve bu savaşın ardından, Türkiye’de yaşanan gelişmelere değinen Cingöz, “Türkiye-Suriye ilişkilerinin olumlu ve olumsuz her seviyesinde Hatay merkezde yer almaktadır. Yüzyıllar boyunca birçok medeniyet ve mezheplere ev sahipliği yapan Hatay, ikili ilişkileri bu yönü ile de etkilemektedir. Suriye gibi homojen olmayan yapısı Arap Baharı olaylarında Hatay’ı ve dolayısı ile Türkiye’yi diğer ülkelerden farklı etkilediği görülmektedir. Türk uçağının Akdeniz üzerinde düşürülmesi kadar 11 Şubat 2013 Cilvegözü ve 11 Mayıs 2013 Reyhanlı bombalı saldırıları, başta Kilis olmak üzere Türk topraklarına düşen havan ve top mermileri de Arap Baharı olaylarından Türkiye’nin olumsuz etkilenmesine sebep olmuştur. Çünkü bu olaylarda onlarca Türk vatandaşı hayatını kaybederken, birçok ev ve iş yerleri ile araçlar da zarar görmüştür. Zira bombalı saldırılar sonrası halkın Suriyelilere saldırması ve sığınmacılar aleyhine düzenlenen gösterilerde (eğer var ise) provokasyonların başarıya ulaştığı söylenebilir.” 
Cingöz, süreç içerisinde Türkiye ile kimi ülkeler arasındaki ilişkilerin gerilediği, Türkiye’de vatandaşlara yönelik bombalı saldırılar yaşandığını hatırlatarak, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak, sınırlarına yaklaşma tehdidi gösteren terör örgütlerinin amaç ve hedeflerine son vermek adına Şah Fırat, Fırat Kalkanı, Zeytindalı Harekatı, İdlip Planı gibi çeşitli operasyonlar gerçekleştirdiğini hatırlattı. 

Suriye’nin bölünmesi, Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri açısından aleyhinedir 
Sonuç olarak, konuyla ilgili Türkiye’yi bekleyen risklere değinen Cingöz, “ABD ile Rusya’nın anlaşamadıkları takdirde savaş duracağa benzememektedir. Bu durumun uzun vadeli olması halinde Türkiye’nin, bütünlüğünü koruma sorunu ile karşı karşıya kalabileceği değerlendirilmektedir. ABD’nin Türkiye müttefiki olmasına rağmen PYD’yi terörist olarak görmediklerini açıklaması, İncirlik üssüne alternatif arayışlarında olması, Irak’ın kuzeyinde, Lübnan ve Suriye’de üs açabileceği değerlendirilmektedir.” ifadelerine yer verdi. “Suriye’nin bölünmesi uzun vadede Türkiye’nin güvenliği ve menfaatleri açısından aleyhinedir” diyen Cingöz, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de rejimin yıkılması ile sonuçlanabilecek bir gelişme sonucu Türkiye, güneyinde radikal İslami bir iktidarın başa geçtiği yeni bir Suriye yönetimi veya bölünmüş bir Suriye’den kopan bir Kürt devleti ile karşı karşıya kalabilir. 
Suriye Kürtlerinin Irak’ta olduğu gibi bir otonomi istedikleri, sürgünde bir hükümet kurmaları, yurt dışında kongreler düzenleyerek her geçen gün daha bir organize hareket etmeleri, Suriye’den ayrılmayı düşündüklerini göstermektedir. IŞİD başta olmak üzere radikal dini grupların Suriye’deki faaliyetleri Suriye’nin kuzeyinde Kürt koridorunu oluşturmaya hizmet etmektedir. Bu koridorun nihai hedefinde Hatay’ın olduğunun anlaşılması zor değildir. Bu nedenle Suriye’de meydana gelebilecek yeni olayların bir neticesi olarak yaşanabilecek yeni bir göç dalgası ile Hatay bölgesine gelmek isteyecek Suriyeli Kürt grupların demografik yapıyı bozmasına mahal bırakılmamalıdır.” 

“Türkmen nüfusun varlığı açısından da Suriye bölünmemelidir”
Cingöz, “Türkmen nüfusun varlığı açısından da Suriye bölünmemelidir” diyerek, “Fakat Suriye’nin mevcut durumunda yapılabilecek düzenlemelerde veya yeniden inşa sürecinde her türlü yeni oluşumun yasal ve hukuksal düzenlemelerinde, Türkmenlerin hakları korunmalıdır. Bunun için Türkiye üzerine düşeni yapmalı, diğer azınlıklarla birlikte Türkmenlerin temel hak ve özgürlükleri anayasal olarak garanti altına alınması hususunda uluslararası kamuoyu oluşturmaya çalışmalı ve olası her duruma hazırlıklı olmalıdır” dedi.
Irak’ın kuzeyinde oluşacak bağımsız bir Kürt devleti, Türkiye için en büyük tehlike
 Suriye’de, Irak’ın kuzeyinde oluşacak bağımsız bir Kürt devletinin Türkiye için en büyük tehlike olduğunun unutulmaması gerektiğinden söz eden Cingöz, “Bugün Türkiye’nin güney sınırları aşağısında yer alan Kürt oluşumları için ‘Güney Kürdistan’ ibaresinin kullanılıyor olması çok önemlidir. Eğer bir oluşumun güneyi varsa kuzeyi de vardır. Buradaki kuzey, Türkiye’nin Güneydoğu ve Doğu Anadolu topraklarına işaret etmektedir” şeklinde konuştu.

Türkiye’yi bekleyen riskler…
Cingöz, Türkiye’nin geldiği ve uyguladığı politikaların bir sonucu olarak bölünme riski ile karşı karşıya olduğunu ifade ederek, “Karar alıcı mekanizmalar bunu görmelidir. Türkiye imparatorluk geleneğinden gelen bir devlet olması nedeniyle başta Osmanlı bakiyesi topraklarda kurulan devletler olmak üzere Türk-İslam dünyasının sorunlarına kayıtsız kalamamaktadır, kalma şansı da yoktur. Dış ilişkilerinde genellikle bu eksende duygusal davranabilmektedir fakat bu duygusallık ülke güvenliği ile çakışması durumunda reel politik planları da olmalıdır” değerlendirmesinde bulundu. 

Etiketler:
 
Hafta içi Ankaralıların tercihi; Kuğulu park
 
Kitap kurdu Sudanlı Halid'in hayali Erdoğan'ı görmek
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Hafta içi Ankaralıların tercihi; Kuğulu park
Ankaralılar, hafta içi AVM’ler yerine yürüyüş yapmak ve bir nebze de olsa ...
“Sorunların çözümünün zaman alacağının farkındayız”
Teknik Eğitim Vakfı Genel Başkanı Erdoğan Özen ve Yönetim Kurulu Üyeleri ...
Kadınlar bu kış keçe giyecek
Kış mevsiminin kendini iyice gösterdiği şu günlerde, neredeyse herkesin ...
 
Akıllı atık toplama sistemleri yüzde 55 tasarruf sağlıyor
Evreka Yazılım Kurucu Ortağı Mert Barutçu, geliştirdikleri akıllı atık ...
Atakule ekonomiye olan güvenin göstergesi
Atakule GYO Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdürü Mehmet Arpacı, “Bu yatırımımız ...
Kış aylarının vazgeçilmezi Kuşburnu
Ticari Hayat Gazetesi olarak okuyucularımız için ‘Kuşburnu’ meyvesinin ...
 
Halının antika sayılabilmesi için ticari olmaması lazım
Aydın Halıcılık Genel Koordinatörü, dokuma eksperi, antika halı satışı ...
Tarihsel şeylerin devam ettirilmesi kanaatindeyim
Hukukun Egemenliği Derneği Başkanı Av. Erdem Akyüz, “Andımızın tekrar ...
Kış çaylarına dikkat!
Diyetisyen Işıl Erkan özellikle kış aylarında çok tüketilen bitki çayları ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
MÜNBİÇ VE FIRAT'IN DOĞUSUNUN ÖZGÜRLEŞTİRİLMESİ
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
HATIRALARIMIZ SİLİNMESİN
Halil YATAR
Halil YATAR
KARDA EĞLENİRKEN DİKKAT EDİN
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
YENİ YILDA YENİ BİR HAYAT..
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
EN ÇOK KAZANAN 10 YOUTUBER
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
BÜYÜME ÜÇÜNCÜ ÇEYREKTE BEKLENTİLERİN ALTINDA
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
SARI YELEKLİLER VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
MONTREUX SÖZLEŞMESİ VE TÜRKİYE’NİN ÖNEMİ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
SAVUNMA SANAYİNDEKİ İHRACAT ARTTI
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
İNSAN HAKLARI EVRENSEL; İNSAN HAKLARI İHLALİ DE!
Esra SARI
Esra SARI
DÜNYA KÜÇÜLÜRKEN SORUNLAR MAALESEF KÜÇÜLMÜYOR
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
ENGELLİYE ASLA ENGEL YOK!
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
İNSANIN VAROLUŞ AMACI VE SALİH AMEL KONUSU ÜZERİNE
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
TOPLUM LAYIK OLDUĞUNU İLLAKİ BULUR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva