ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Ramazan yarın başlayacak
Ramazan yarın başlayacak
Mısır: Türkiye ile ilişkileri geliştirmek istiyoruz
Mısır: Türkiye ile ilişkileri geliştirmek istiyoruz
Çekya'da Dışişleri Bakanı görevden alındı
Çekya'da Dışişleri Bakanı görevden alındı
Ülkelere göre oruç tutma süreleri
Ülkelere göre oruç tutma süreleri
HABERLER>ÖZEL HABER
4 Mart 2021 Perşembe - 07:05

Yazar Bülend Kırmacı: Atatürk ne yaptıysa halkıyla birlikte yapmıştır

“Atatürk Sen Ne Yaptın!” kitabını okuyucuyla buluşturan gazetemiz yazarlarından Bülend Kırmacı, “Atatürk ne yaptıysa halka güven vererek ve halkıyla birlikte yapmıştır ve zaman, Atatürk’ü haklı çıkartmıştır” dedi.

Yazar Bülend Kırmacı: Atatürk ne yaptıysa halkıyla birlikte yapmıştır

SEDA TOLMAÇ

Ticari Hayat Gazetemizin yazarlarından Bülend Kırmacı’nın ilk kitabı “Atatürk Sen Ne Yaptın!” raflardaki yerini aldı. Kırmacı, Atatürk devrimleri ve devrimlerin günümüzdeki önemi başta olmak üzere birçok konunun yer aldığı eserin, gençler için de bir kaynak niteliğinde olduğuna dikkati çekiyor.

Güneydoğu ekseninde terör sorunu ve çözüm yollarına dair değerlendirmelerin de yer aldığı kitabı yazma nedenini anlatan Kırmacı’yla, Atatürk ve devrimleri başta olmak üzere kitaba ilişkin pek çok konuyu konuştuk.

“Atatürk Sen Ne Yaptın!” kitabı okura ne anlatıyor? Sizi böyle bir kitap yazmaya götüren fikir neydi ve süreç nasıl gelişti?

Kitap, birbirini tamamlayan 5 bölümden oluşmaktadır. Bu beş bölümde, “Atatürk devrimi ve günümüzdeki önemi; Anayasa, seçim sistemi ve düşünce özgürlüğü temelinde kurumsal yapılarımız; Güneydoğu ekseninde terör sorunu ve çözüm yolları; Dünya siyasetindeki gelişmeler ve Türkiye’ye etkileri; Kurumsal değişim ve yenilenme ihtiyacımız” başlıklarında konular işlenmektedir. 

Arkada kalan yıllarımda yazdığım ancak güncelliğini koruduğuna inandığım makaleler, konular ve bölümler itibariyle bir araya getirilmiştir. Gerçekte bunları ayrı birer makale olarak değil -bir solukta okursanız- hiç ayrılmamış bölümler olduğu izlenimini alırsınız. Aslında okuyucuyu sıkmayan tarz da bence budur. 

Ben, kitap ve makalede yalın ve sade bir dil kullanmaya çalışıyorum. Uzun tümcelerden, abartılı benzetmelerden, kinayelerden, kaçınıyorum. Kişisel konulara, özel yaşamlara hiç girmem. Şimdiye kadar belki on bini aşkın makale yazdım. Hiçbir makalemde insanların kişilik özellikleri ve aile yaşamlarına yer vermedim. Analitik düşünürüm, önce okurum sonra yazar!

Böyle bir kitap çalışmasına beni yönlendiren en güçlü duygu, Atatürk’e olan büyük sevgim, hayranlığım ve kendisine yönelik takdir duygum oldu. Atatürk’e olan büyük sevgim ve hayranlığım zaten çocukluk yıllarımda başladı. Babamla uzun geceler boyu Atatürk’ü, Türkiye’yi, dünyayı konuşurduk. Bu da benim Atatürk sevgisiyle yetişmeme katkı sundu.

Gençlik yıllarımla birlikte gerek yazı hayatımda gerek akademik yaşamımda Atatürk’ün gerçekten Türk toplumu ve Türkiye için neler yaptığını, değerli işlere imza attığını, devrimlerini, toplumumuza kazandırdığı yenilikleri daha çok anladım ve özümsedim. Bu konuda da belli bir birikim noktasına vardığımı hissedince, böyle bir kitabı yazmaya karar verdim. 

Uzun yıllar yaptığınız çalışmalar ve bilgi birikiminizle ortaya çıkardığınız bu kitap, özellikle gençlere neler anlatacak? Onlara nasıl hitap edecek?

Atatürk, çocuk ve gençlere dünyada en büyük değeri veren ve bu konuda önde gelen liderlerden biridir. Atatürk, gençlerimizin refah ve esenlik içerisinde, çağdaş eğitimden yararlanarak iyi birer birey ve yurttaş olarak yetiştirilmelerinin temellerini atmıştır. Aynı zamanda Atatürk, eğitim alanında büyük kazanımlara imza atmış bir büyük önderdir. Dünyada çocuklara ve gençlere bayram armağan eden tek ülke olduğumuzu hatırlamamız gerekiyor. Bu anlamda Atatürk, ortaya koyduğu eserler ve yaptığı devrimlerle gençliğe güvendiğini ve eserlerini gençlere armağan ettiğini ifade etmiştir. Gençler de Atatürk’ü daha çok anlama ve kavrama noktasında mutlaka bir özen içerisindedirler. Ben bugün Türk toplumunun hiçbir düşünce ayrımı olmaksızın, özellikle gençlerinin Atatürk ile birleştiğini görmekten büyük bir mutluluk duyuyorum. Atatürk hem ulusal bir büyük değer hem de evrensel sözü olan bir liderdir. Öyle ki, kendi halkı için istediği iyiliği ve güzelliği bütün dünya halkları için de istemiştir. Mazlum milletlere yönelik yaptığı devrimlerle örnek olmuştur. 

Bu anlamda gençler, Atatürk’ü anlayabilecek ve onun yaptığı devrimleri inceleyebilecek değişik kaynaklara ihtiyaç duyabilirler ve bu kaynaklara da ulaşabilirler. Yabancı yazarlar arasında da Atatürk’e dair yazılar kaleme alan çalışmalar mevcuttur ve gençler,  Atatürk’e dair tüm bu kaynaklardan yararlanabilmelidir. Benim Atatürk’e dair kaleme aldığım bu çalışmam da gençlere kaynak sağlama açısından önemli bir yer tutacaktır. 

“Atatürk ne yaptıysa halka güven vererek ve halkıyla birlikte yapmıştır”

Bir zaman geldi Atatürk kimi çevrelerce adeta gözden düşürülmeye çalışıldı fakat böyle bir zamanın gelebileceğini yine Atatürk öngörmüştü. “Benim attığım temeller öylesine sağlamdır ve fikirlerimiz öylesine güçlüdür ki, kimilerince ne kadar inkar edilirse, o fikirler, dünyayı dolaşır gelir ve hak nezdinde yerini bulur” mealinden bir saptaması da vardır. Atatürk eşsiz dehasıyla ve öngörüsüyle burada da haklı çıkmıştır.

Bugünkü iktidarın 1. dönemi diyebileceğimiz 2000’li yılların başlarında, siyasi güce yaranmaya çalışan ve arkalarına hakşinas olmayan kimi tarikatları da alan çevreler “Atatürk’ü de adeta iki ayrı dönemde” değerlendirmeye kalktılar. Bunlara göre istiklal savaşını yapan komutan ve kurtarıcı Atatürk, “Mustafa Kemal” bir ölçüde “kabul edilebilirse” de, devleti kuran ve devrimleri yapan Atatürk, bir o kadar eleştirilmeli, hatta mahkum edilmeli idi. Bu sapkın çevrelerin dile getirdiği savların temelinde, iki ayrı Atatürk vardı. Aslında ikisine de karşıydılar. Kurtuluş savaşının Gazi Mustafa Kemal’i, Cumhuriyetin ve devrimlerin Atatürk’ü ile ayrıştırılmalıydı! Ayrıştırılmalıydı çünkü Atatürk, topraklarımızı kurtarırken en büyük desteği aldığı halkımızı, devrimleri yaparken sözüm-ona yanıltmıştı. Bu devrimler arasında en çok karşı durdukları da laikliğin getirilmesiydi. Bu köhnemiş kalpsiz çevreler, Diyanetin kurumsallaşmasının, kutsal kitabımız Kur’an’ın dilimizde anlaşılmasının karşısında, adeta din dışı dindarlık, kitap dışı Müslümanlık tasladılar. Bunların büyük yalanlarını tarih tekzip etmektedir ve etmiştir. Sonsuza kadar da edecektir. Atatürk ne yaptıysa halka güvenerek, halka güven vererek ve halkıyla birlikte yapmıştır.

“Zaman, Atatürk’ü haklı çıkardı”

Öte yanda, on bin yıllık Türk uygarlığı, Selçuklulardan Osmanlıların son dönemine kadına değer veren, onu ikinci sınıf görmeyen, dahası devlet yönetiminde bile kadına söz hakkı tanıyan temellere dayanır. Anadolu Müslümanlığı, Vahabilik ile kesin bir ayrımdadır, taban tabana zıttır; bizim inancımızı yaşayışımızın temelinde “yetmiş iki milleti bir görmek”, o arada, kadını erkek ile eşit haklarda kıymetlendirmek vardır. Bizim ilahiyatımız özgürlüğün bağımsızlığın sancağında en parlak yıldızlardandır. Bağnazlığın, mürteciliğin, vahabiliğin yoluysa, esarete ve emperyalizme uşaklığına çıkar. O arada, “Laiklik” de geleneklerimize uygundur. Örneğin, sekülerlik bir ölçüde tercümeyse, laiklik tam anlamıyla teliftir. Latin harfleri de öyle…

 Türk devletleri bugün tarihleriyle, kültürleriyle, gelenekleriyle birbirleriyle ve çağdaş dünyayla birleşmektedir. Çok şükür zaman yine Atatürk’ü haklı çıkardı fakat yakın geçmişte Atatürk’ümüzün aklı evvellerce sözüm-ona suçlandığı o günlerde, TC’nin tabelalardan indirilmesi, Andımızın yasaklanması, sonrasında açılım süreciyle ulusal birliğin aşındırılması, Atatürk’e, Türk devrimine, ulus-devletimizin kurucu değerlerine karşı kimi çevreleri alabildiğine kışkırttı. Nihayet toplum, 19 Mayıs’larda, 29 Ekim’lerde, 10 Kasım’larda sel oldu Anıtkabir’e aktı. “Bu topraklarda Mustafa Kemaller yenilmez” gerçeği dosta ve düşmana bir kez daha kanıtlandı.

İktidar da zamanla yanılgılarından arındı. Buna Ak Parti’nin ikinci dönemi diyebiliriz… 2015 sonrasında bölücü terör hendeklere gömülmeye başladı. 15 Temmuz FETÖ darbesine karşı sağ-sol demeden sağduyulu bütün bir millet birleşti. ABD emperyalizmi bu topraklarda bir kez daha yenilgiye uğratıldı. Sonrasında Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekâtlarıyla bir halk tekrar uluslaştı, bir Ulus, vatanına sahip çıktı. Vuruştukça arındık ve birbirimize sarıldık. Türkiye bu direnci bu savaşma gücünü yine Atatürk’ten aldı. 15 Temmuz hain darbe girişimi gecesinde sokaktaydım. Sabahında iktidar partisinin genel merkezinde kocaman bir Atatürk posteri asıldı. Sonuçta Atatürk’ü en az anlayan çevreler bile giderek tutumlarını gözden geçirmeye başladılar. Atatürk’e kin kusan odaklar suspus oldular çünkü iktidar partisinin terörü hendeklere gömerek başlayan bu ikinci döneminde onlara, o gerici çevrelere prim yoktu, olamazdı. Gerçekte ilginç olan bir zamanlar Atatürk’e mesafeli olanların giderek ona yaklaşması, buna karşılık aynı zamanda, Atatürk’ün temellerini attığı kurumların ondan giderek uzaklaşmasıdır. Elbette bu karmaşık süreçte “Atatürkçü maskeyle” küreselciliğe yataklık yapan fırsatçılar da türedi. 

Tarihin sarkacı sallanmakta, feleğin çarkı dönmektedir, bu sınav, bu sınama bu test hep olacaktır: Türk Milleti ve Atatürk, mazlumlar, insancıl ve hakça bir dünya isteyenler kazanacaktır.

“Atatürk, aynı zamanda büyük bir iktisatçıdır”

Atatürk’ün büyük bir asker, büyük bir stratejist, büyük bir devlet adamı, büyük bir kurucu olduğu dünyaca bilinmektedir. Onun daha çok kavranılmasını görmekten kıvanç duyduğum bir niteliği de büyük bir iktisatçı olmasıdır. Evet bence Atatürk, uygulamayla birleşmiş teori anlamında, dünyanın en büyük iktisatçısıdır! Bu tezimi temel alan yazı dizimi gazetemiz Ticari Hayat’ta kaleme almış ve sevgili okurlarımızla paylaşmıştım. Bilindiği gibi paylaşım temelli iki dünya savaşını ve emperyalizmin en karanlık yüzünü görmüş, Libya’da, Çanakkale’de, Sakarya’da yedi düvelle savaşmış Atatürk, aynı zamanda kapitalizmin buhranlar üreten yapısını da çok doğru teşhis etmiştir. Atatürk, aynı zamanda, devlet kapitalizminin özel girişimi tamamen ortadan kaldıran kapsayıcı yönünün, iktisadi açıdan yaratacağı sakıncaları da çok iyi analiz etmiştir. Gerek anayasamıza gerekse Cumhuriyet Halk Partisi programına (Atatürk’ün partisi olduğu zamanlarda) koydurduğu devletçilik çok yerinde bir kurumdur. Diğer ilkelerle beraber tamamlandığında, kalkınmayı köyden başlayan anlayışıyla, sanayileşmede, demir yolunda, ulaşımda, kamunun öncülüğünün özel sektörce de tamamlanabileceği gerçeğini vurgulayan İzmir İktisat Kongresinin pratik sonuçlarına da bakılınca, Atatürk’ün en büyük ekonomist-devlet adamı olduğu açıkça belirecektir. 

O arada bir Nazilli Basma Fabrikası gibi Sosyal Fabrika projesiyle, Sümerbank, Etibank gibi kurumlarla Atatürk, iş yaşamını besleyen, istihdam sağlayan, gerçekçi bir ekonomiden yana yenilikler getirmiştir. Var mıdır Dünya’da bir başka lider, böylesine yetkin, ufuk çizgisi derin bir başka kurucu önder? 

Uygulamada yaşama aktarılan kuram olarak Karma-Ekonomi modeli, başlı başına bir doktrin, bir disiplin, hatta iktisadi-ideolojidir. Devlet artı özel sektör, el ele her bölgede kalkınma, refah toplumunu oluşturma ve insanca bir yaşam… Bugün İskandinav ülkeleri dünyaya örnek olan gelişmişliklerini gerçekte bu uygulamaya borçlular. Öte yandan demokrasilerini geliştirmeye çalışan eski Doğu Blok’u ülkeleri karma-ekonomi modelini kendilerine uyumlandırmaya çalışmaktalar. Atatürk ekonomisiyle, hukuk düzeniyle, takvimi, alfabesi, kadın-erkek eşitliğiyle demokrasinin alt yapısını sağlayan (bu yolda ilk denemeleri de yapan) bir büyük önderdir. Ekonomi de, demokrasi de, devlet de O’nun sisteminde, insanın ve toplumun mutluluğu, barış ve refahı için organize ve seferber olur. Ben de naçizane onun karma-ekonomi modelinden ilham alarak, çağımız dünyasında, ekonomide bir üçüncü yolu önemsiyorum. Burada devlet artı özel sektör artı halk sektörü birlikte yatırım ve işletmecilik yapabilirler diyorum. Halk sektörü kavramının içine sendikalar, kooperatifler, tasarruf sandıkları, odalar, borsalar, birlikler ve hatta meslek temsilcisi kuruluşlar da girebilir, diyebiliriz. Bunu Aydınlık gazetemizde yazdım. Daha da açmaya, geliştirmeye ve de zenginleştirmeye çalışacağım. 

Ekonomik refah için Atatürk’ün üzerinde durduğu devlet ve özel sektörün bir arada olduğu karma-ekonomi modeline değiniyor ve siz bu modele “halk”ı da ekleyerek, ekonomik refahın böyle mümkün olabileceğini söylüyorsunuz. Peki, refah bir toplum için devlet, özel sektör ve halkın ele ele olacağı bir ekonomik sistem mümkün mü? Bunu mümkün kılmak için ne yapmak gerekir?

Aslında dünya, özellikle 1980 yılından sonra neoliberalizm etkisi altında kaldı ve Kıta Avrupası’nda bir zamanlar sosyal devletin liderliğini yapan ülkeler bile bu noktadan uzaklaştılar. O ülkelerde de gelir dağılımı bozuldu, işsizlik arttı ve son yaşanan koronavirüs salgınında da görüldüğü gibi yaşlılarını ve yoksullarını bir kenara iten hoyrat bir düzenin bozucu etkileri görüldü. Nihayetinde de yavaş yavaş tüm dünyada düzenin böyle sürdürülemeyeceğine ilişkin bir bilinçlenme uyanmaktadır. Salgın nedeniyle dünyada ortaya çıkan ekonomik kriz de bu bilincin uyanmasında etkili olmuştur aslında. 

Salgından önce de dünyada buhranlar yaşanmaktaydı. Ülkelerde gelir dağılımı eşitsiz, servet paylaşımı adil değildi. Bu da dünya savaşlarının ortaya çıkmasına neden olmuştu. Emperyalist devletler, savaşlarla diğer ülkelerin kaynaklarını sömürme ve elde edilen artı değerle kendi maddi olanaklarına katkıda bulunma yolunda bir seyir izledi ama artık bu anlayış tıkandı. Yeni bir dünya anlayışı, Kıta Avrupası’ndan Afrika’ya, Latin Amerika’dan Asya’ya kadar kendisini hissettirmiş durumda. 

Bunun yanında Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu gibi kuruluşlar ciddi olarak sorgulanıyor çünkü bu mekanizmaların işleyişine bakıldığında, kalkınmakta ve gelişmekte olan ülkeler aşırı faizlerle borçlandırıldı. Ödenemez bir borç tablosuyla karşı karşıya kalındı. 

Bu nedenle dünya sorunlarını aşma yolunda Atatürk’ün ekonomi politikasına bakılmalıdır çünkü dünya, ekonomik sorunlarını aşmada çözüm yolunu Atatürk’ün ekonomi politikasında bulacaktır. Dünyanın şu anda içine düştüğü buhrandan çıkış yolu, karma ekonomiyi uygulamaktan geçiyor. Karma ekonomi de devletin öncülüğünde ve özel sektörün tamamlayıcılığında bir anlayışa sahip. Bu anlayışın bende uyandırdığı ilham ile buna bir artı daha koyuyor; “devlet, özel sektör ve halk” demek istiyorum. Bu uygulama aslında mümkün olan bir uygulamadır. Yalnız büyük ölçekli değil, orta ölçekli işletmeleri de düşündüğümüz zaman bu adım, kamunun finansman kolaylıklarıyla ve kamunun bilgi kaynaklarını bu tür girişimlere aktarması ile ortaya çıkacak bir oluşum olarak okunmalıdır. 

“Atatürk, uluslararası düzende de sömürüsüz bir dünya ister”

Atatürk, hem ulusal hem evrensel bir düşünür- bir liderdir. O, refahı ve mutluluğu, barışı ve paylaşmayı yalnız kendi ulusu için değil bütün insanlık için de ister. Atatürk’ün öğretisinde, halklar için kendi evinde olduğu kadar, şu paylaştığımız gök kubbenin altında bütün uluslar için de barış ve huzur isteği vardır. Bu nedenle haksız savaşları mahkum eder, kapitalizmi ve her türlü buyurganlığı ret eder, emperyalizme cepheden karşıdır. Ulusların kendi doğal kaynaklarına sahip olmasını doğal görür. Uluslararası düzende de sömürüsüz bir dünya ister. O’nun kendi el yazısıyla yazdığı “evvela sosyalist olmalı, maddeyi anlamı” notu hatırlanınca denilebilir ki, Atatürk’te, ta öğrencilik yıllarından bu yana özgürce her bilgiye ulaşmak, ancak ulusun gereksinimleri ve dünya gerçekleri doğrultusunda en uygun olanı halk için uygulamaya koymak düşüncesi vardır. En büyük halkçıdır Atatürk. Halkın içinden mütevazı bir aileden gelmiş, Anadolu ve Rumeli kültürünün fedakarlığı, paylaşımcılığı, insan-severliğini, Allah aşkını iliklerine kadar benimsemiş bir fanidir. Ölümsüzdür. 23 Nisan’ı çocuklara adayan bir düzeni kurmuş, Millet egemenliğini baş tacı yapmış, muzaffer ordularını halkın iradesinin tecelli ettiği TBMM eliyle sevk ve idare etmiştir. Ne mutlu bize ki Yunusun Mevlana’nın Hacı Bektaş’ın hemşerisi ve Atatürk’ün yoldaşlarıyız. Onun için ne yapsak minnettarlığımızı ödeyemeyiz. Bu kitabım o minnettarlığımın naçiz bir ifadesidir. 

Kitabınızda “Güneydoğu ekseninde terör sorunu ve çözüm yolları” başlığıyla bir başka konuya da dikkati çekiyorsunuz. Kitapta bu konuyu ele almanızın nedeni nedir? Terör sorununun çözümüne dair nasıl bir değerlendirmede bulunursunuz?

Türkiye, uzun yıllardır bölücü terörün yıkıcı etkisiyle karşı karşıya kaldı. Toplumumuz büyük bedeller ödedi. Şehit acısı düşmeyen şehrimiz neredeyse yok. Bu kötülüğü bize yaptıran kim? Tetiği çeken bir el var; bunun yanında tetiği çektiren gizli eller var. Ne yazık ki bugün, PKK terör örgütü emperyalizmin bir aparatı olarak eylemlerini gerçekleştiriyor. 

Öte yandan Türkiye, terör ortamından arındıkça halkımız da nefes alabilir hale geliyor. Halktaki terör karşıtlığı ve özellikle Güneydoğu Anadolu halkının terörle arasında koyduğu mesafe, halkın terörle mücadele konusunda bilinçlenmesi ve terörün yol açtığı yıkımların farkında olması, terörle mücadelenin önemli parçalarından birini oluşturuyor.

Terörün çözümüne ilişkin en pratik yollardan biri, Türkiye’nin bugün olduğu gibi terörle olan mücadelesine kararlılıkla devam etmesi, bu mücadeleyi bütün kurumların sahiplenmesi ve terörün uluslararası desteğinin deşifre edilmesidir. Terör örgütlerine destek veren ülke yönetimleri gerekirse uluslararası yargıya taşınmalıdır. Bunun yanında terör örgütlerinin finansman kaynakları açığa çıkartılmalıdır. 

Güneydoğu Anadolu ekseninde baktığımızda, bölge halkı nefes aldıkça, yatırımlar daha çok değerlendiriliyor. Bu da terör sorununun çözümünde önemlidir. Türkiye, Güneydoğu Anadolu bölgesinde kamu üretken yatırımların dengeli dağılımını özenle sürdürmeye devam etmelidir. GAP konusunda eksik bırakılmamalı ve kamudan başlayan bir toprak ve tarım reformu uygulamaya konulmalıdır. 

 
Şiddetli çapaklanmaya dikkat
 
Boztepe ve Bademlidere’ye imar müjdesi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Bağımlılıkla mücadelede herkes için çözüm var
Eski bir madde bağımlısı olan ve bağımlılıkla mücadele etmek amacıyla ...
Çankaya Müftülüğü’nden İdlib’e 60 adet briket ev yardımı
İdlib’de son olarak yaşanan sel felaketi sonrasında binlerce insanın evsiz ...
Esnafın omzuna yük olan vergiler ötelensin
A4 Kahve’nin işletmecisi Aykut Altıntaş, bu salgın sürecinde esnafın çevre ...
 
Uzmanından “Şampuan seçimi kişinin saç tipine göre belirlenmeli” önerisi
Beslenme alışkanlıkları, mevsimsel geçişler ve stres gibi faktörlerin ...
Yumurta kabuğunu sanat eserine dönüştürüyor
Ankara’da yaşayan yumurta kabuğu oyma sanatkarı Hamit Hayran, 31 yıldır ...
Hayalinin peşinden koşup çiçek tasarımcısı oldu
Hayalindeki mesleği yapmak için üst düzey yönetici asistanlığı işini bırakan ...
 
Çocuk ve gençler salgından olumsuz etkilendi
Uzaktan eğitimin çocuklarda akademik ilgiyi azalttığını söyleyen Orta ...
Bağımlılıkla mücadelede ailenin rolü önemli
Oğlunun yaklaşık 11 yıl uyuşturucu madde kullandığını, son 1,5 yıldır ...
Şirketlerin gelecekte var olabilmelerinin anahtarı: Kurumsal yönetim
Şirketlerin gelecekte var olabilmeleri için kurumsal yönetim anlayışının ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
TALAT PAŞA’NIN KATİLİ TEİLERİAN’IN HEYKELİ, BİR İTİRAF VE GERÇEKLER
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
ÇAY TİRYAKİSİYİZ AMA
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ZOOM YORGUNLUĞU
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
SOSYAL MEDYADAKİ GÜZELLİK ALGISI
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
KOD ADI: 29
Esra SARI
Esra SARI
GERÇEKTEN MUTLU MUYUZ?
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
TOPLUM ÜZERİNE
Murat BALCI
Murat BALCI
CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLARI
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ÇOCUĞUNUZA YABANCI DİL ÖĞRETME ÖNERİLERİ
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
VEFA ÖDÜLLERİ
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
MUSUL’DAN FERAGAT VE SULH DİPLOMASİSİ-III
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
DEĞİŞEN TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
EKONOMİ TEZLERİ
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
KIRIM VE DONBAS KRİZİ
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
BİONTECH Mİ SİNOVAC MI?
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
GENÇLER AZ DA OLSA UMUT BEKLİYOR
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
AYDINLIĞA AÇILAN EN BÜYÜK PENCERE
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
MODERN İNSAN ALLAH’A AİT ŞEYLERİ KENDİNİN ZANNEDİYOR
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
GELECEĞE DAİR FİKRİ BİR EGZERSİZ
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva