ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR








Bilinen en eski hayvan fosili bulundu
Bilinen en eski hayvan fosili bulundu
Her unutuyorum diyen kişi alzaymır değildir
Her unutuyorum diyen kişi alzaymır değildir
Ispanak ve zenfecil hastalık tespitinde kullanılacak
Ispanak ve zenfecil hastalık tespitinde kullanılacak
Egzersiz felç şiddetini azaltıyor
Egzersiz felç şiddetini azaltıyor
Üniversite hayallerine belediye desteğiyle kavuştular
Üniversite hayallerine belediye desteğiyle kavuştular
HABERLER>RÖPORTAJ
29 Mayıs 2018 Salı - 07:40

Ürettiğiniz şeyin ne kadar satacağını düşünmezsiniz

Kafka Oteli kitabının Yazarı İlhan Deliktaş ile bir araya gelerek yazarlık mesleği, ‘Kafka Oteli’ romanı ve sanata dair keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Zevkli ve yararlı bu söyleşiyi sizlerle paylaşıyoruz.

Ürettiğiniz şeyin ne kadar satacağını düşünmezsiniz

ESRA SARI

Söyleşiye en sevdiği yazar olan Paul Auster’in sözleriyle başlayan İlhan Deliktaş, “Kitabı bitireli on yıl geçti, o zamandan bu yana başka tasarılar, düşünceler ve kitaplarla uğraştım. Buna karşın, iki ay kadar önce kitapların asla son bulmadığını, bir öykünün yazarsız da sürüp gidebileceğini öğrendim. Yazarken ürettiğiniz şeyin ne kadar satacağını düşünmezsiniz. İçinizde o şeyi yapmaya sizi zorlayan kuvvetli bir arzu belirir.” diye belirtti. Yazar İlhan Deliktaş ile ilk kitabı “Kafka Oteli” üzerine keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

 Öncelikle, klasik soruyla başlayalım. Kimdir İlhan Deliktaş, kısaca kendinizden ve geçmişinizden bahsedebilir misiniz?
Yanıt vermesi en güç soruyla başladınız. Kendim dediğim şeyi anlatabilirim. Hayatını kütüphanelerde geçiren bir yazarım. Mevsimin en sıcak günlerinde insanlar rehavete kapılmışken günlerce güneş görmeden bir odada kapalı kalıp okuyan biriyim. 1983 Sivas doğumluyum. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Tiyatro Bölümü’nün bir alt dalı olan Dramatik Yazarlık Anasanat Dalı’nda öğrenim gördüm. Şehre bakınca insanlar yalnızca şimdiki zamanı görüyor, ben tarihi ve olasılıkları görüyorum. Dünyanın kayıt makinasıyım. 

 Peki, yazarlığa nasıl başladınız, kitabınızı nasıl yayımlattınız?
Bu çok sihirli bir soru. Zamanla anladım ki yazarlığa henüz okuma yazma bilmiyorken başladım. Bir yazar dünyaya nasıl bakar, ondan nasıl büyülenirse ve onda nasıl gizemler görürse ben de görüyordum. Çocukluk dönemimizden ve düşlerimizden söz ediyorum. Harika bahçesi olan bir evde doğup büyüdüm. Ağaçların, çiçeklerin ve otların arasında kaybolup bazen ilkel çağların yenilmez savaşçısı bazen gezegenimizden ayrılan bir geminin kaptanı oluyordum. Okumayı öğrendiğimde Jules Verne ile tanıştım. Bilinen dünyanın sınırlarını aşan insanları takip ettim.
Üniversite öğrencisiyken bir roman yazma fikrim vardı. Aslında daha lisedeyken bile günün birinde bir roman yazmayı düşlüyordum. Dramatik Yazarlık derslerimize giren Turgut Özakman’ın her sözünü ve sakınmadan anlattığı her deneyimini hafızamda tuttum ve yazarken rastladığım her sıkıntıda faydasını gördüm. 
Çoğu yazar gibi yalnızca yazmaya odaklanmıştım. Kitap bittikten sonra yayımlatmanın güçlükleri hakkında duyduğum şeyler yüzünden korktum. Rahmetli Turgut Hoca’nın kitapları Bilgi Yayınevi aracılığıyla okurla buluşuyordu. Bu yayınevini kuran rahmetli Tevfik Küflü Ankaralı yazarlar İstanbul’a gidip çile çekmesin diye düşünmüş. Nur içinde yatsın gözümü karartıp Bilgi Yayınevi’ne yolladım dosyamı. Editörüm Biray Üstüner’i çalışkanlığı, nezaketi, keskin zekası ve hakkaniyetiyle överdi Turgut Hoca. Benim için bu yayınevinden kabul görmek bir “Türk Edebiyatı” geleneğine eklemlenmek anlamını taşıyordu. Edebiyatımıza yön veren yazar ve şairlerin yolunun geçtiği bu yayınevi benim Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nden sonraki okulum oldu. 

 Peki, neden öykü veya şiir değil roman yazarlığı?
Kendimi bildim bileli öykü yazarım. DTCF’de okuduğum yıllarda yazarlık hocası nüktedan bir biçimde “sana öyküyü yasaklıyorum” demişti. Diyalog yazarı olmak başka şey, diyalog kullanmadan yazmak başka şeydir. Esas işimiz tiyatro oyunu yazmak olduğundan sahiden epey bir süre yazdığım öyküleri gizlemiş ve bu türün inceliklerini öğrenmek için uğraşmıştım. Üstelik öykü yazdığım yıllarda şimdilerde öykü yazarı olarak ünlenen bazı tanıdıklarım “öykünün geleceği yok, kimse öykü yayımlamıyor” deyip duruyordu. Yazarken ürettiğiniz şeyin ne kadar satacağını düşünmezsiniz. İçinizde o şeyi yapmaya sizi zorlayan kuvvetli bir arzu belirir. 
Bazen yazdığınız şey kendi türünü belirler. Uzun zaman önce bir öykü yazıyordum ve yazdığım şeyin senaryo olmak istediği hissine kapıldım. Sahiden görsel bir dille çok daha etkin biçimde ifade edilebildiğini o şeyi senaryo olarak yazmaya başladığımda fark ettim. 
Şiir, bambaşka bir konudur ve bu çağda yazılabilecek bir şey değildir. Ben romanlarla büyüdüm ve roman yazmak istedim. Bu insan zekâsının, analitik düşüncesinin ve duygusunun saflaştırılmasıyla ortaya konulan bir tür ve kendimi ait hissettiğim yer. Bana göre şiir herkesin bulaşmaması gereken bir tür, kitapçılar o safta yer bulmak için çabalayan bohem zırvalarla dolu. 
Türk şiirinin göğe bakmaktan boynu tutuldu. Rahmetli şiirinin okumayan düşünmeyen ve kendi hislerine bile sahip olmayan bir alt kültür tarafından duvarlara yazıldığını görseydi üzülürdü.

 Yazar olmanıza etki eden faktörler var mı? 
Evreni anlamaya dair kayıtsız bir merak duygusuyla insan olmanın sınırlarının çatışması beni yazmaya itti. Kendi uyumsuzluğumu bir mahsule çevirmek istedim. Gerçek uyumsuzlar toplumumuzda, aramızdalar ve asla bununla şov yapmıyorlar. Ben başkalarının gözleri, kulakları ve üzerinde yaşadığımız toprağı yoklayan elleri olmak istiyorum. Bu yüzden yazıyorum.

 Yeni bir roman projesi var mı, varsa projeden bahsedebilir misiniz?
Bir roman daha bitirdim ancak yayıncıma teslim etmedim. Bir süre yazdığım şeyden uzaklaştıktan sonra tekrar okumak için tutuyorum. Masamın üzerindeki vicdan azabım. O kağıt destesini elime alıp içinde yazan şeye sanki bir yabancının cümleleriymiş gibi yaklaşana kadar bekleyeceğim.
Şimdi başka bir kitap yazıyorum. Modernizmin içinde kaybolan insanlar hakkında. Tv’den öğüt dinleyip deha numarası yaparak sosyal görevlerini sürdüren, silinen insanların dünyasında sahiden düşünmeyi becerebilen birinin çilesi hakkında. 

 Çiçeği burnunda bir yazar olarak, edebiyat dünyasında gördüğünüz bariz bir sorun nedir? Bu soruna ne gibi bir çözüm önerisi sunulabilir?
Pek çiçeği burnunda sayılmam. Uzun yıllardır yazıyorum ancak yayımlatma cesareti bulmam zaman aldı. Edebiyat dünyasının hiç bir sorunu yok. Yayıncılık dünyasının sorunu var. Okuru kandıran, onun vaktini çalan ve ona hiçbir şey sunmayan, acıyı öven, göklere çıkaran, melankoli kusan kitapların edebiyatla uzaktan yakından ilgisi yok. Edebiyat dünyası az sayıda nitelikli kitabıyla yaşıyor. İnsanların neyin nitelikli olduğunu anlayıp anlayamaması problemini çözecek eleştirmen yetiştirmiyor ülkemiz. 
Son yılların çok satan yazarlarının büyükçe bir bölümünün toplatılıp bir kütüphaneye kapatılması ve doğru düzgün eserler okutulması gerekiyor. Elbette bu mümkün değil fakat mümkün olsaydı kendi yazdıkları şeylerden utanır ve onları yayımlatma cesareti buldukları için yaşamları boyunca kamu hizmetine razı olurlardı. 
Çözüm, Türkiye Yayıncılar Birliği’nin oradan buradan türeyen yayınevlerine ve niteliği düşük kitaplara bir puanlama sistemiyle yaklaşmasıdır. 

 Senaryo yazıyor musunuz? Yazıyorsanız roman ve senaryo arasındaki farklar nelerdir?
Senaryo yazmıştım daha önce. Okulda bunun dersini de alıyoruz. Dünyada senaryo alanındaki en yetkin insanların kitaplarını da okudum. Yabancı dilde okuyabiliyor olmanın olumlu yanlarından biri de bu. Senaryo görsel anlatıma dayalı bir metin türüdür. Görüntüyle anlatılabilecek şeyleri balya balya cümle kurarak anlatmazsınız. Görüntüyle bir dil oluşturur o dilin cümlelerini kurarsınız. Söz gelimi kadraj da bir kelebeğin kanat çırptığını gösterecek cümleleri yazarsınız, arkasından yazdığınız görüntü sarı küçük yapraklı çiçeklerin ve yabani otların bulunduğu bir dağ başında çiçeklerin rüzgârda kıpırdanmasıdır, ardından şehirde kalabalık bir kafede oturan bir hanımefendinin rüzgârda saçlarının dağılmasını ve onun ürpermesini, ürpermiş teninin kabarıklığını, açık olan bir haber kanalında tsunami görüntüsünü peş peşe senaryo tekniğine uygun biçimde yazdığınızda  insanlar, bir kelebeğin kanat çırpmasının başka bir kıtada bir kasırgaya yol açabilecek ölçekte etkili olabileceğini düşünür. Birbirini takip eden görüntülerle bir anlam üretilebilir. Senaryoda diyaloglar vardır ve gerçek yaşamdaki gibi insanlar birbirini keser, birbirinin cümlesinin üzerine konuşur vs. dinamiktir senaryo.
Buna karşın roman bir insanın zihninde o insanın bu filmi çekebilmesi için ona gösterdiğiniz manzaralardır. Roman karakteri daima derindir. Senaryoda ancak bir filme dönüştükten sonra eklenmiş müzik vb. destek unsurları olmadan verilebilecek bir duyguyu roman bir sayfanın içinde okuruna sunar.
Senaryo yazarsanız elinizdeki kemikleri bir yönetmene verip “bundan bir insan yap” demeniz gerekir ancak roman yazarsanız o insanın etini de kemiğini ve ruhunu da siz imal edersiniz.

 Sevdiğiniz yazarlar, okumaktan hoşlandığınız kitaplar var mı?
Saymakla bitmez ama akla ilk gelenleri  Ahmet Hamdi Tanpınar, Orhan Pamuk, Paul Auster, Fernand Braudel, John F. Guilmartin, Gombrich sayılabilir. 

‘Aklı elli yıl ileride ruhu elli yıl geride bir uyumsuz’

 Yayınlattığınız ilk roman ‘Kafka Oteli’ nasıl bir kitap,  biraz anlatır mısınız?
Kafka Oteli, Ankara’da geçen büyülü gerçekçilik türünde bir romandır. Gerçek edebiyat okurları için yazdım. K isimli karakterin yazgısının diğer insanların yaşamlarıyla görünmeyen ipliklerle bağlı olduğunu anlattım. K, hem bir dedektif hem bir filozof hem de sıradan biri. Aklı elli yıl ileride ruhu elli yıl geride bir uyumsuz. Günün birinde Kafka Oteli’nin Tanpınar kitaplarının yanında kendine yer bulabileceğine inanıyorum. Çünkü; Kafka Oteli, Tanpınar’ın, Pamuk’un romanlarının akrabasıdır. 

 Ülkemizde sanat ve edebiyat hakkındaki düşünceleriniz nelerdir?  Bu konuda ve son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı? 
Kitap okumak bizi ‘birey’ yapar. Televizyon izlemek ‘kabile’ yapar. Aynı anda milyonlarca insanın yasak bir ayini gerçekleştirmesi gibi tv’den yayılan mavi ışığın altında kendilerinden geçmesini korkutucu buluyorum. Bu insanların gene kendileri gibi olanlar için ürettiği metinlerin yazılıp yayıldığı çağımızda bu çemberi kıracak kitaplar yazılmalı ve okunmalı. Herkesin okuduklarını okuyan, herkes gibi düşünür.

Etiketler:
 
İyi deneyim sunan firmalar tercih ediliyor
 
Ankara'da şiddetli yağış hayatı olumsuz etkiledi
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Kitaplarım kitap yazdıran türden!
Gazetemiz yazarlarından Dursun Erkılıç’ın 8. eseri olan “İçimiz Dışımız ...
ANKARA’NIN PATRONLARI DENİZ UZAL
Bu haftaki konuğumuz AYŞATUR firmasının Ankara Şube Müdürü, turizm uzmanı ...
Yenilenebilir enerjide Devlet desteği şart
Türkiye’nin ultraviyolesinin yenilenebilir enerji için çok uygun olduğunu ...
 
Herkes için demokrasi anlayışı
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal’ın 24 Haziran Erken Seçimi hakkında görüşlerini aldık.
Devlet destekleri için danışmanlık
Danışmanlık hizmeti veren Arvensis Danışmanlık’ın Genel Müdürü Tuba Akdoğan'la ...
ANKARA’NIN PATRONLARI ALPER ALKAN
Köşemize bu hafta başarılı bir Diş Hekimi olan Alper ALKAN’ı konuk ediyoruz. ...
 
Herkesin Projesi: Şehit Kütüphaneleri
Hiçbir kurum veya kuruluşla bağlantısı olmadığı gibi hiç kimseye de ait ...
40 metrekareden 40 ülkeye ihracat
Üniversiteden mezun olduktan sonra birçok şirkette çalışan ve daha sonra ...
Ankara itfaiyesi yangınlara hazır
Ankara İtfaiyesi Eğitim Amiri Yasin Tahir Karaca, Ankara’da 2017 yılında ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Gülçin KARLI
Gülçin KARLI
BÜTÜN MESELE ANLAMAK İSTEMEK!
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
İKİ GARİP ÖZELLEŞTİRME HİKAYESİ
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
HAKİKATİ MAZİDE ARAMAK
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
MODERN KÖLELİK SİSTEMİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
YENİ AKIMLAR
R Bülend KIRMACI
R Bülend KIRMACI
YENİDEN MERHABA!
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
MİSAFİRLİKTEN VATANDAŞLIĞA SURİYELİLER
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
GELİRİN YAKLAŞIK YARISI KİRA VE GIDAYA
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
TRAFİK KÜLTÜRÜ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
ÖNCELİK KİRLETMEMEKTE
Halil YATAR
Halil YATAR
HER ŞEYE ZAM
Esra SARI
Esra SARI
EKONOMİK PROBLEMLER HAYATIMIZI STRESE SOKUYOR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
BUĞDAYIN İYİ YETİŞMESİNE ENGEL, ZARARLI OTLAR DEĞİL, ÇİFTÇİNİN İHMALİDİR
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
YENİDEN "MİSAK-I İKTİSAT"
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
HER TÜRK ASKER DOĞAR
Nesrin ÖZOĞLU
Nesrin ÖZOĞLU
NE OLACAK BU TURİSTLERİN HALİ!
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva