ANA SAYFA GÜNDEM EKONOMİ ŞİRKETLER ÖZEL HABER ANKARA RÖPORTAJ SAĞLIK VİDEOLAR
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Türkiye'nin Kovid-19'la mücadelesinde son durum
Trakya'da kar yağışı etkili oluyor
Trakya'da kar yağışı etkili oluyor
Batman'da 'torbacı' operasyonu: 10 gözaltı
Batman'da 'torbacı' operasyonu: 10 gözaltı
İtalyanlar aşıyı salgınından çıkışın tek yolu olarak görüyor
İtalyanlar aşıyı salgınından çıkışın tek yolu olarak görüyor
Doğu Anadolu'da soğuk hava hakim
Doğu Anadolu'da soğuk hava hakim
HABERLER>ÖZEL HABER
5 Ağustos 2020 Çarşamba - 07:04

Ticari kaygıyı nasıl yönetiriz?

Ticari kaygı ile başa çıkmanın yolları hakkında bilgi veren Profesyonel Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı İlhan Koç, ticari kaygıyı yönetmede sivil toplum kuruluşların rolüne dikkat çekerek “Birlikte hareket etmek ve farkındalık oluşturmak kaygı yönetimi için iyi bir fırsattır.” dedi.

Ticari kaygıyı nasıl yönetiriz?

HATİCE KARATAŞ

Birçok insanın yaşadığı sorunlardan biri olan kaygı, sağlık, eğitim ve ticaret gibi hayatın birçok alanına etki ediyor ve zaman zaman olumsuz sonuçlara yol açabiliyor. Bu nedenle kaygıyı doğru yönetmek büyük önem taşıyor. Ticari alanda kaygı yönetimi konusunda Ticari Hayat Gazetesi’nin sorularını yanıtlayan Profesyonel Yaşam Koçu ve NLP Uzmanı İlhan Koç, ticari kaygıyı doğru yönetebilmek için birlikte hareket etmenin ve farkındalık yaratmanın önemli olduğunu söyledi.

Öncelikle kaygı nedir? Nasıl ortaya çıkar? Bundan bahsedebilir misiniz?

Kaygı, vücudun alarm sistemidir. Yani kaygı kişiye bir sorun olduğunu bildiriyor, haber veriyor. Eğer kaygı size doğru yerde haber veriyorsa sorun yok demektir. Ancak sürekli alarm bozukluğu gibi aynı şeyi oluşturuyorsa ve tekrarlıyorsa kaygı oluşturur. Kaygı, insanın kendini anlamlandıran, kendinin uyarılarını fark ettiren gelişim alanı oluşturuyor. Farklılık, beynimizin yeniden dizayn oluşturmasıdır. Bu nedenle beynimiz için daha işlevseldir. Kaygıyı ele alırken beyni de düşünmek gerekiyor. Beynin temel yaklaşımı şudur; bir işi değişik yapıyorsan beyin yeniden üretir. Standardın dışında bir şey yapmak bizi geliştirir. Her zaman sağ elinizle yemek yiyorsanız sol elinizle yediğiniz zaman beyin farklı çalışır. 

“Pandemi süreci gibi dönemler beynin çok işine yaşayan bir süreçlerdir”

Pandemi süreci gibi dönemler beynin çok işine yaşayan bir süreçlerdir. Şu ana kadar ben neyi görmedim? Diye yeni alternatifler üretir. Yani finansal alanda yeni yatırımlar, yeni gelişmeler, farklı davranış biçimleri geliştirir. Örneğin; Bir yıl önce online eğitimi hiç kimseye anlatamazken bugün online eğitimin ne kadar gerekli olabileceğini, online olarak da eğitimin alınabildiğini gördük. Özellikle yaygın eğitimde, lise ve üniversite grubunda veya yaşam boyu alanda nasıl değerlendirebileceğimizi öğrendik.

Unutmayalım beynimizde tüm sorunları çözebilecek yeterliliğe sahip bir yapı mevcuttur. Beynimizin plastisize özelliği onun farklı durumlar için uyumlanabilmesidir. Ve bu dünyadaki hızlı değişim zihnin açılma alanlarını oluşturuyor.

Özel olarak ele alacak olursak ticari alandaki kaygıyı nasıl yönetiriz?

Ticari anlamda kaygı, yıllardır yaptığımız işlerde ticari kalıpların dışına çıkmayı, yeni ticari fırsatlar oluşturmayı sağlar. Bu süreçte kendi kalıbında devam eden, şikâyetin olmadığı başarılı bir firma yeni bir sistem geliştirmekte zorlanabilir. Bunun için AR-GE çalışmaları yapması gerekebilir ama içinde bulunduğumuz bu süreç beynimizi alternatif üretmeye ve gelişmeye hazır duruma getiriyor. Bu da AR-GE çalışmaları için fırsat oluşturuyor ve bu çalışmalara katkı sağlıyor. Buradan baktığınızda ekonomik daralmaya rağmen yeni alternatifler, dünyaya uyumlanabilme ve yenilenme için size fırsat oluşturabilir. Bu nedenle kaygıyı yönetmek demek yeni alanları iyi kontrol edebilmek farklı fırsatları değerlendirebilmek demektir.

“Ticari kaygının nedenleri; belirsizlik, plansızlık, değişim ve yenilenmeye karşı direnç”

Ticari kaygının nedenleri nelerdir?

Ticari kaygının nedenlerini belirsizlik, plansızlık, değişim ve yenilenmeye karşı direnç olarak özetleyebiliriz. Ticari kaygının bir kısmı kişisel özelliklerimizden kaynaklanabilir. Örneğin; mükemmeliyetçi bir insan için belirsizlik yüksek kaygı oluşturabilir. Panik ve afet gibi durumlarda insan bilinçaltı düzeyde güvenlik moduna geçer bu da olumsuz düşünce, bilgi ve haberlere daha fazla yoğunlaşma oluşturabilir. Bunu bilmek kaygıyı yönetmek için önceliklerimiz arasındadır. Kaygı değişim ve gelişim için iyi bir fırsat olabilir. Belirli bir düzeydeki kaygı bize alarm, yeni plan ve yeni zihinsel haritalar oluşturmak için erken uyarı sistemidir.

“Kalıplaşmış ve keskin düşünceleri olan insanlar bu süreci yönetmekte zorlanabilirler”

Kimler kaygıyı daha iyi yönetebilir? 

Kalıplaşmış ve keskin düşünceleri olan insanlar bu süreci yönetmekte zorlanabilirler. Oysa değişime açık, alternatifleri seven ve alışılmış ticari düşünceler dışında alternatif yöntemleri benimseyebilen insanlar sorun odaklı değil çözüm odaklı olurlar. Problem varsa bilinçaltımız da, zihnimiz de, kaygı da çözüm alanı oluşturur. Kaygı yeni yönler sunuyor. Normalde alışılagelmiş davranışların dışına çıkarak pazarlama açısından, sunum açısından hitap etme açısından yeni alternatif oluşturma, yeni fırsatlar oluşturabilme, yeni yöntemler geliştirebilme alanı oluşturuyor. Örneğin; Firmalara dijital ağı kullanmak gibi yeni fırsatlar oluşturuyor. Bu anlamda çok iyi bir şey. Olaya pozitif taraftan bakmak gerekiyor. 

“Kaygı geleceği yönlendiriyorsa pozitif duygudur” 

Kaygı duyan kişinin unutmaması gereken bir şey var. Hayat devam edecektir. Nehri aradığımız yerde değil nehrin yönünün nereye aktığını bulursak biz o nehirde beslenebiliriz, ticari kazanabiliriz, kendimizi ifade edebiliriz. Eğer biz eski nehir yatağını düşünürsek kaygı alarm verecektir. Biz yeni nehir yatağının neresi olacağını, ticari hayatın nereye akacağını fark ettiğimiz an kaygı azalacaktır. Çünkü beynimize gelecekle ilgili yön göstermemiz gerekiyor. Kaygı geleceği yönlendiriyorsa pozitif duygudur ama geçmişte bırakıp geleceğe götürmüyorsa işte burada artık kaygı sorunu oluşmaya başlıyor. O zaman psikolojinin gördüğü kaygı bozukluğuna doğru gitmeye başlıyoruz. 

“Kaygıyı yönetirken farklı farklı alanlara bölmemiz gerekir”

Onun için bir kişi kişisel hayatında kaygı duymayabilir ama ticari kaygı duyabilir. Bir alanla ilgili kaygı duyabilir, akademik anlamda eğitimle ilgili kaygı duyabilir. O zaman bizim kaygıyı yönetirken farklı farklı alanlara bölmemiz gerekir. Eğitimle ilgili kaygı düzeyimiz nedir? Ticari alanda kaygı düzeyimiz nedir? Sağlıkla ilgili kaygı düzeyi nedir? Bir insan ticari anlamda kaygı duyarken sağlığı ile ilgili hiç kaygı duymayabilir. Başka bir insanda ticari anlamda hiç kaygı duymazken yaşam şartlarıyla ilgili kaygı duyabilir. Bizim öncelikle çevremizdeki insanların kaygıya nereden baktığını bilmemiz lazım.

“Kişilerin ve kurumların STK’lar tarafından bilgilendirilmesi gerekiyor”

Kaygının hangi alanda ortaya çıktığını anlamak için ne yapmak gerekir?

İlk önce bu durumu tespit edeceğiz. Sonrasında kaygıyı oluşturan korkuları neler? Bu korkuları tespit edeceğiz. Bilimsel araştırmalar genellikle gerçekliğin dışında bir korku oluşturduğumuzu ifade ediyor. Bu nedenle korkuların gerçekliğini fark etmek önem kazanıyor. Bu korku ve kaygıların gerçekliğinin tespit edilmesi, kişinin ve ticari kuruluşların sivil toplum kuruluşları (STK) gibi kurumlar tarafından bilgilendirilmesi, bu konuda muhtemel durumlar ve çözüm haritaları oluşturmak büyük önem ifade etmektedir. Bu korkuların A,B ve C planını, korku olmadan netleştirmemiz gerekiyor. Eğer çocuğunuzla sınav öncesinde konuştuğunuzda kaygıyı azaltamazsınız, kaygıyı artırırsınız ama sınavdan sonra ders hayatıyla ilgili bilgiler anlattığınızda, hayallerini konuştuğunuzda kaygılar orada dağılır. Kaygıyı oluşturan şey aynı olay etrafında sürekli odaklanmaktır. Negatif duygu yüklenmektir. Ticari hayatınızda hangi alanlar size negatif duygu yüklüyor? Buna ne kadar değer vermeliyiz? Bu negatif duyguyu oluşturan alan dışında bir alana yönelmek gerekiyor. Bunu yaptığımız zaman kaygı burada azalır. Kaygıyı 1 ile 10 arasında değerlendirdiğimizde eğer bir kişi kaygıyı 7-8 düzeyinde hissediyorsa mutlaka bir uzmanla görüşmesi gerekiyor. 

“STK’lar firma ve sektörün duygusal dayanıklılığını artırmaktadır”

STK’ların ticari kaygıyı yönetmedeki rolü ve önemi nedir? 

Orta düzey ve küçük işletme ve firmaların kurumsal anlamda STK’larla birlikte süreci yönetmeleri gerekir. STK’lar firma ve sektörün duygusal dayanıklılığını artırmaktadır. Birlikte hareket etmek ve farkındalık oluşturmak kaygı yönetimi için iyi bir fırsattır. İnsanlar grup halinde ikna ve grubun eğilimine uymaya çok yatkındır. Duygusal dayanıklılık grup halinde çok daha yüksek olabilmektedir. Grup, çözüm odaklı bir tutum sergilediğinde birey ve işletme de benzer tutum gerçekleştirmektedirler. 

“Bilinçaltı genel olan bir duyguyu rahatlatır”

STK’lar bu dönemde etkin olmak durumundalar çünkü bir firma tek başına çok yüksek kaygı taşıyabilir ancak; 20 kişi bir araya geldiğinde, STK’lar sektörün önündeki resmi netleştirdiğinde, B ve C planlarından bahsedebildiğinde, balık kılçığı gibi farklı tekniklerle bunlar insanlara anlatıldığında kaygı düzeyi azalacaktır. Kaygı yükseldikçe insanlar içine daha fazla yükselirler oysaki siz aynı kaygıyı 20 kişinin yaşadığını fark ettirdiğiniz an kaygıda azalma olur. Bilinçaltı genel olan bir duyguyu rahatlatır. Bu anlamda STK’ların, ticari hayatla ilgilenen insanlara bu kaygıyı azaltmaları için destek olması gerekiyor. Onlara kaygı eğitimi vermesi gerekmiyor ama A, B ve C planı şeklinde olabilecek ihtimaller içerisinden yeni düşünen yaklaşımları öne sürmesi gerekiyor. STK’ların çözüm önerileri ve fırsatları dile getirmesi bu kaygıyı azaltır. Gerek eğitimler anlamında gerek yenilenme anlamında gerekse işle ilgili motivasyon alanında ciddi destek olması gerekiyor.

“İşinize motive olursanız kaygınız azalır ama motive olamıyorsanız kaygı büyüyecektir”

Kaygı yönetiminde motivasyon önemli midir?

Ticari kaygı yönetimde Proaktif olmak ve eylem planı üzerine yoğunlaşmak kaygının azalmasını sağlar. Zihin boşluk kabul edemez. Siz zihni pozitif eylem ile doldurursanız kaygı ve olumsuz duygular azalır. Ticari canlılık ve risk alma olumlu bir durum oluşturur. İşinize motive olursanız kaygınız azalır ama motive olamıyorsanız, kaygıyla ilgileniyorsanız kaygı büyüyecektir. Kovid-19 sürecinde işini rölantiye alan insanlar daha büyük kaygı duydu. İşine devam eden insanların kaygı düzeyi daha az oldu. Bunun sebebi de şöyle; insan meşgul oldukça kaygılarını unutur. Kendi işiyle ilgilenmek, üretmek yeni bir şey geliştirmek insandaki gelişimi oluşturur. Oysaki işi stabil hale getirmek, işten geri durmak ticari kapasiteyi kapatmak ve sadece finansal değerleri artırmak kişiyi daha da zor durumda bırakabiliyor. Eğer hareket varsa bu hareketlenme ticari anlamda kaygı oluştursa da uzun vadede katkı sağlayabilir. Bunun için krizi, kaygıyı yönetmek ve bu süreci yönetmek gerekiyorsa işin içerisinde ticari akışımızı devam ettirmemiz gerekiyor. Alış devam ettiği müddetçe bizim çıkışa, iyi olmaya yaklaşma ihtimalimiz çok daha yüksek. 

“Eğer siz ticareti büyütmek istiyorsanız, beklerken olumlamaya giremezsiniz”

Alternatif planlar geliştirmek ticari kaygıyı yönetmeye nasıl katkı sağlar?

B ve C planı gibi yeni alternatifler üretmek önemli. Uzun süre bekleme durumunda olmak kaygıyı artırabilir. Ticari plan ve programsızlık kaygı kontrolünde olumsuzluk oluşturur. Onun yerine kısa süreli eylem planları oluşturulabilir. Stratejik plan bugün daha çok anlam kazanıyor. Kontrolsüz bir şeyi bekleyemezsiniz. Ticari hayatta belirsiz bir şey için beklentiye girdiğiniz zaman beyin olumlu çalışmaz. Kesinlikle olumsuz alanla ilgilenir. Eğer siz ticareti büyütmek istiyorsanız, beklerken olumlamaya giremezsiniz. Ticari hayatta kişinin, çözüm odaklı mı çalışıyoruz? Sorun odaklı mı çalışıyoruz? Diye bu iki soruyu sorması lazım. İş hayatıyla ilgili çözüm odaklıysam neler yapacağımı sorarım. Bizim duygusal ve mental dayanıklılığımızın olması gerekiyor. Mental dayanıklılığımızı ne oluşturur? Zihin geleceği pozitif görürse ona doğru akış gerçekleştirir. Siz sürekli olumsuz gördüğünüzde o duyguda yüklenmeye başlarsınız. Duygusal akışta, günlük enerjiniz pozitif olduğunuzda güne başlama katsayınızı değiştirirsiniz. Bu anlık enerji üretir. Arabanın marş motoru gibidir. Duygularımız anlık enerji üretmek için bize çok gereklidir ama uzun süreli enerjiler için zihinsel tasarımlarımızın olması gerekiyor. O zaman kişi hayatında gerçekleştirmek istediği noktalara ulaşabilirse zihnin daha da rahatladığını görebilir.

 
'Hipertansiyona karşı dans edin'
 
Dev adamlar Altındağ’da yetişiyor
YORUMLAR
 Onay bekleyen 1 yorum var.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER
Coffee Rost işletmesini açarak patron oldu
Uzun yıllardır hizmet sektöründe çalışan Barista Hakan Gürses, ‘üçüncü ...
Tiyatro ve Karikatür birbirine benzer
Karikatür Atölyesinin Kurucusu Emre Yılmaz’ın “Konuşarak Çiziyoruz” adlı ...
Keratokonus hastalığında erken tanı çok önemli
Erken yaşlarda sıklıkla görülen keratokonus hastalığında erken tanının ...
 
Sağlıklı et için pişirme yöntemine dikkat!
Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Diyetisyenlerinden Zehra ...
Ulus’ta bayram hareketliliği var ama esnaf mutsuz
Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Başkentlilerin alışveriş adreslerinden ...
Çeyrek altın bin liraya kadar yükselecek
Son günlerde altın fiyatlarında yaşanan yükselişin yıl sonuna kadar devam ...
 
Kurban Bayramı baharatçıların yüzünü güldürmedi
Meşhur Baharat’ın sahibi Fatih Kaya, Kurban Bayramı öncesi baharat satışlarının ...
Ücretsiz yolcu taşımada keyfi kullanımların önüne geçilmeli
‘Şehiriçi Toplu Taşıma Kanunu Çalıştayı’nda konuşan Tüm Özel Halk Otobüsleri ...
Pandemi sürecinde üretime odaklandım
Takı tasarımı ve imalatı yapan Osman Furkan Mergen, pandemi sürecinde ...
 
TİCARİ HAYAT GAZETESİ
ARŞİV
ÇOK OKUNANLAR
YAZARLAR
Mert Can DUMAN
Mert Can DUMAN
SALGININ KAZANANI
Hatice KARATAŞ
Hatice KARATAŞ
ESNAFIN DURUMU
İsmail CİNGÖZ
İsmail CİNGÖZ
DIŞ POLİTİKADA TAVİZ OLMAZ
Prof.Dr. Esat ARSLAN
Prof.Dr. Esat ARSLAN
ULUSLARARASILAŞTIRILMAYA ADAY: 61'İNCİ İSTANBUL İSTİKŞAFİ GÖRÜŞMESİ
Seda TOLMAÇ
Seda TOLMAÇ
TÜRKİYE, ORMAN ALANLARI KONUSUNDA POTANSİYELİNİN ALTINDA
Hatice TOPÇU
Hatice TOPÇU
NESİNİ SÖYLEYİM
Bünyamin ALTINTAŞ
Bünyamin ALTINTAŞ
DUVARA TOSLAMAK
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
Nesrin Yarım ÖZOĞLU
YEME-İÇME SEKTÖRÜ
Halit Aydıngöz
Halit Aydıngöz
VERGİ REKORTMENLERİ NEDEN İSMİNİ GİZLER?
Büşra ÇİNKAYA
Büşra ÇİNKAYA
HER ŞEYİN FAZLASI ZARAR
Arda ÇELİK
Arda ÇELİK
ÇOK MU ZOR?
Ömer AĞAÇLI
Ömer AĞAÇLI
KUR’AN SÜRÜ PSİKOLOJİSİNDEN İNSANI KURTARMAYA ÇALIŞIYOR
Şira Yıldız ASAN
Şira Yıldız ASAN
ERKEĞİN ÖZ GÜVENİ
Esra SARI
Esra SARI
BAKAMAYACAĞINIZ HAYVANI, SAHİPLENMEYİN!
Hüseyin ALPASLAN
Hüseyin ALPASLAN
KARADENİZ’İN KUZEYİNDE YAŞAMIŞ KADİM TÜRK KAVİMLERİ-1
Oğuzhan SARI
Oğuzhan SARI
ÇÖZÜM, TEMİZ ENERJİ
Mustafa YILDIZ
Mustafa YILDIZ
YERLİ VE MİLLİ DİN ANLAYIŞI
R.Bülend KIRMACI
R.Bülend KIRMACI
YENİ YIL YAZISI
Duran AKKAYA
Duran AKKAYA
BİSİKLET KÜLTÜRÜ
Ceyhun Özgür
Ceyhun Özgür
ÇALIŞAN EMEKLİNİN MAAŞINDA KESİNTİ OLUR MU?
Ayşe Aybike Yılmaz
Ayşe Aybike Yılmaz
VEJETARYEN BESLENMESİ
Burcu ŞEN
Burcu ŞEN
NE KUTLADIĞIMIZI BİLİYOR MUYUZ?
Av. Zeynep YETİŞGİN
Av. Zeynep YETİŞGİN
HATIR İÇİN YOLCU ALIMINDA ARAÇ İŞLETENİN SORUMLULUĞU
Gülçin KARLI İPEK
Gülçin KARLI İPEK
İLKLERİN KADINI SABİHA RIFAT GÜRAYMAN
Hicret TÜRKMAN
Hicret TÜRKMAN
KOMŞULUK ÖLMESİN
Hasan AKGÜL
Hasan AKGÜL
YEREL SEÇİMLER İÇİN BİR DEĞERLENDİRME
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
Ceren Tuğçe ÖZDEMİR
ENDİŞE VERİCİ!
Gamze Nur ERGİL
Gamze Nur ERGİL
BABA’YA İTHAFEN
Dursun ERKILIÇ
Dursun ERKILIÇ
LİBAS
Fatma Sena YAMAN
Fatma Sena YAMAN
SEVİNCİ ŞÜKÜR, ÜZÜNTÜSÜ SABIR
Serkan KUMDAKÇI
Serkan KUMDAKÇI
SEYRE DEVAM
Can Berk KANAT
Can Berk KANAT
DİŞİYİ KİŞİ YAPALIM!
Esra  YAZDIÇ DEMİR
Esra YAZDIÇ DEMİR
ŞALVARIYLA KÜRSÜYE ÇIKIYOR, AKADEMİSYENLERİN YAPAMADIĞINI YAPIYOR
Şahap YILMAZ
Şahap YILMAZ
İŞ PLANI NEDEN ÖNEMLİ?
Ali Asker DEMİRHAN
Ali Asker DEMİRHAN
YENİ TORBA KANUN TASARISININ VERGİ HÜKÜMLERİ
Mehmet GÖKTÜRK
Mehmet GÖKTÜRK
GERÇEĞİ HAKARET SAYMAK!
Abdurrahman SAĞKAYA
Abdurrahman SAĞKAYA
DEVLET HİZMET SATIN ALMALI
Oktay TAŞ
Oktay TAŞ
İŞİMİZ FİYAKA!
Cihangir TÜRKMEN
Cihangir TÜRKMEN
İHTİYAÇLARIM VE REFERANDUM
İsmet ORHAN
İsmet ORHAN
ÜÇ MUAMMADA... İLKLER NELER OLUYOR?
Sedat ERİŞ
Sedat ERİŞ
HALKIN BİLİNÇALTINDAKİ SORULAR-4
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA TİCARİ HAYAT
Ana Sayfa Gündem Ekonomi Şirketler Özel Haber Ankara Röportaj Sağlık
KünyeHakkımızda KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva